Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Özel Dosya

Tocqueville’in Kâbusu ve Sert Devletin Gölgesinde Amerikan Çözülmesi
Amerikan sivil toplum geleneğinin erozyonu ve devletin merkezileşmesi, yalnızca Washington’un siyasi dönüşümünü değil, modern batı medeniyetinin temel değerlerinin ve küresel hegemonik yapının da içsel tükenişinin de bir göstergesi durumunda.
  • 9 Ekim 2025 22:24
  • Dr. Şahin Yaman
Tocqueville’in Kâbusu ve Sert Devletin Gölgesinde Amerikan Çözülmesi

ABD’de sivil toplum ile devlet arasındaki hassas denge bozluyor. Sam Amca terapi ihtiyacında. Sistem derin bir siyasi çöküş ve despotlaşma dönemi istidadında ciddi biçimde bozuluyor. Amerikan sistemi, kurnaz tüccar diplomasisi, dramatik komedi-dram kararlar ve gazino kapitalizmini aşan, anarşik ve anomik bir ekonomi-politika yönetimi ile birleşerek ticaret politikasını silah haline getirmeyi ve ticaret savaşı terminolojisini uluslararası işbirliğinin yerine geçirmeyi normalleştiriyor; bu durum süreci hem öngörülemez hem de yüksek riskli hâle getiriyor ve jeoekonomik kaymayı hızlandırıyor. Amerikan hegemonyasının hızlı çöküşüyle birlikte, ABD-Avrupa-İsrail’in irrasyonel Orta Doğu, Rusya ve Çin politikaları Atlantik Sistemini değil tüm insanlığı çok fazla riske sokuyor.


Sonuç olarak, küresel düzen hem siyasi hem de ekonomik sacayakları itibariyle sarsılıyor. Bretton Woods Sistemine dayalı ekonomik yönetim işlevsizleşirken çok kutupluluğa doğru bir evrim trendi gözlemlenmekle birlikte henüz ortaya nasıl bir sistem çıkacağına dair pek net emareler de yok. Tüm bunların merkezinde ve tam kalbinde ise ABD ve 20. Yüzyıl ortalarından itibaren yönettiği uluslararası politik, güvenlik ve ekonomik sistem yer alıyor. Ancak asıl kırılma dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Amerikan sivil toplum geleneğinin erozyonu, bireyin kamusal alandan çekilişi ve devletin giderek merkezîleştirilmesi, sadece bir siyasi ve ekonomik sistemin değil sanki Washington’un merkezinde yer aldığı bir medeniyetin içsel tükenişinin de sosyolojik izdüşümü gibi görünüyor.


Tocqueville’in kâbusu: Yumuşak despotizmden sert devlete


Tocqueville iki yüzyıl önce, Amerika’da Demokrasi adlı siyaset biliminin en muhteşem eserlerinin birinde Amerikan demokrasisinin özgürlük, yönetimde etkinlik ve bireyin devlet karşısındaki muhtariyetinin sistemi nasıl karakterize etiğini muhteşem şekilde tahlil etmişti. Yine yazar sistemin çürüme ve dejenerasyon trend ve tehlikelerine de dikkat çekerek demokrasilerin konfor ve güvenlik arayışı içinde “yumuşak despotizme” sürüklenebileceğini öngörmüştü. Bugün bu kehanetin siyasi bir komedi dram şeklinde vücut bulmuş, gittikçe daha da dramatikleşen, cismanileşmiş halini her gün sosyal medyada canlı izlemekteyiz. Artık Tocquille’in Demokratik Amerika’sında Başkan gerçek düşmanın ülke içinde olduğundan bahsediyor ve 800 ABD’li general ve Amirale hitap ettiği konuşmasında ABD askeri gücünü Amerikan şehirlerinde iç düşmanlara karşı konuşlandırmaktan bahsediyor. Artık sivil toplumla yönetilen, bireyin devlet karşısında güçlü olduğu, anayasa yargısı ve hukuk sisteminin devlet-sivil toplum- birey dengesini Tocquille’in hayran kaldığı dinamikte bir Amerika, tarihe karışmış görünüyor. ABD bireysel özgürlüklerin hakim olduğu bir siyaset sosyolojisi zemininden, devlet despotizimi ve hatta militarist kontrolün gittikçe artacağı bir korku rejimine kayacak gibi görünüyor. Başkanın iç siyasette devleti güçlendirmesiyle kalmayıp askeri gücü birey ve topluma karşı kullanma tehdidi, kentlerde militarize polis yapılanmaları ve federal kurumların genişleyen gözetim yetkileri, sanki “devletin koruma” refleksinin toplumu kuşatan bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.


Kurumsal erozyon ve anayasal sosyoloji krizi


Tüm bu inanılması güç trendlerinin dip köklerinde yatan sebeplerin halihazırda tamamen anlaşılması çok kolay değil. Belki yüzlerce, hatta binlerce sosyal bilim araştırması gerektirecek cesamet ve karmaşıklıkta. Ancak Niall Ferguson’un Batı kurumlarında başlayan topyekun çürümenin altını çizdiği “Büyük Yozlaşma” tezi bir başlangıç noktası teşkil edebilir. Ferguson’un “Dört Kara Kutusu”ndan biri olan kurumsal erozyon, bugün ABD’nin yönetim sistemindeki çöküş, yozlaşma ve yıkımın tam merkezine oturtulabilecek, ciddiye alınması gereken bir tez. Amerikan demokrasisinin merkezinde can alıcı bir işlev ifa eden Kongre’nin tıkanması, bütçe krizlerinin rutinleşmesi, devlet birimlerinin akamete uğraması (government shut down) teknokratik kapasitenin zayıflaması ve liyakat yerine sadakate dayalı atamalar, ABD’nin tarihinin en niteliksiz siyasetçi ve bürokratlarının hakimiyetine geçmesi, siyaset yanında Amerikan cumhuriyet geleneğini de aşındırıyor. Bu durum yalnızca idari, anayasal bir tıkanıklık değil — Sam Amca’nın uluslararası sistemdeki yer ve algısını da yerle bir eden jeoekonomik bir kırılmanın da işareti. Sam Amca’nın uluslararası sistemdeki yeri ve güvenilirliği ciddi şekilde sarsılmış durumda. İlaveten Trump Yönetimi ile özdeşleşen dost düşman ayırt etmeden uygulanan gümrük vergilerinde ifadesini bulan ticaret savaşları, DTÖ ve çok taraflı sistem kurallarına aykırı çatışmacı dış ekonomik ilişkiler politikaları ile irrasyonel ve savaş jargonuna bulanmış dış politika söylem ve uygulamaları, bu çöküşü iyice öngörülemez ve riskli kılıyor.


Jeoekonomik gerçek: Batı’nın 300 yıllık üstünlüğü ve Amerika’nın içten çözülmesi


Sivil toplumun ve ferdi hakların (societas civilis) gerilediği yerlerde devlet genişler, hukukun üstünlüğü aşınmışsa despotizme dönüşür. ABD’deki bahse konu genişleme, ülkede anayasal sosyolojinin dengelerini altüst ediyor. Trump’a karşı karar veren Güney Carolina yargıcı Diane Goodstein’in ölüm tehditleri almasının ardından evinin şüpheli şekilde yanması, bu kırılganlığın çarpıcı bir örneği. Devletin kurumsal hafızası, artık bireyin güvenliğini korumak yerine kendi iç siyasal kavgalarına gömülmüş durumda. ABD hâlâ dünyanın en büyük ekonomisi, ancak artık kendi yarattığı düzenin yükünü taşıyamıyor. Bretton Woods’un kurucusu olan ülke, bugün kendi kurallarını ihlal eden bir aktöre dönüşmüş durumda. Ferguson’un Batı yozlaşma sürecini tahlil ettiği diğer kara kutu metaforlarında olduğu gibi, mali sürdürülebilirlikten toplumsal bütünlüğe kadar birçok temel sütun hızla zayıflıyor. Öte yandan BRICS güç parametreleri itibariyle Washington’u çoktan geçmiş, ayrıca Asya’nın altyapı temelli ekonomik kalkınma modeli de, ABD’nin bürokratik yorgunluğuna keskin bir tezat oluşturuyor. Aslına bakılırsa sadece ABD değil mandası altındaki Atlantik güvenlik sistemi cenderesindeki Batı da artık “sözde kural temelli düzenini’’ yönetemiyor; çünkü o kuralların dayandığı kurumlar, etik normlar, hukuk sistemi ve daha da önemlisi medeniyet temelleri bir bir çözülüyor.


Çok kutupluluğun eşiğinde ne yaptığını bilmeyen bir süper güç


ABD, hâlâ inovasyon, finansal derinlik ve askeri kapasite bakımından küresel güç olmayı sürdürüyor. Ancak bu güç artık stratejik bir vizyonla değil, reflekslerle ve kısa vadeli çıkar hesaplarıyla yönetiliyor. Korumacılığa dayalı ekonomik politikalar, ticaret savaşları terminolojisinin normalleşmesi ve uluslararası kurumlara aykırı uygulamalar, kısa vadeli siyasi kazanımlar uğruna uzun vadeli istikrarı ciddi biçimde zedeliyor. Federal hükümetin iç siyasetteki kırılganlığı, anayasal denge ve bürokratik kapasitedeki erozyon ile birleştiğinde, ABD’nin uluslararası sistemdeki güvenilirliği de sarsılıyor. Washington merkezli düzenin çözülüşü, bir hegemonun dışarıdan devrilmesiyle değil, içeriden erimesiyle ve sivil toplum ile devlet arasındaki hassas dengenin bozulmasıyla gerçekleşiyor; bu durum, çok kutuplu dünyanın eşiklerinde stratejik belirsizliği artırıyor ve küresel ekonomi ile güvenlik sisteminde zincirleme riskler yaratıyor.


Amerikan siyasi çöküşünün jeoekonomik yansımaları


ABD’de gözlemlenen çöküş yalnızca bir iç siyasi çöküşe işaret etmiyor; aynı zamanda küresel düzenin temel taşlarını toptan sarsan bir jeoekonomik kırılma hadisesi. Sivil toplum ile devlet arasındaki hassas denge bozulurken ve bireyin kamusal alandaki özerkliği azalırken, devletin giderek merkezîleştiği, hatta militarist bir gözetim refleksi kazandığı görülüyor. Amerikan yönetimi eski ince diplomatik tavırlarını tamamen bir taraf bırakmış, kurnaz ve bencil tüccar diplomasisi uygulayan, dramatik komedi-dram kararlar veren ve gazino kapitalizmini aşan, anarşik ve anomik ekonomi-politika yönetimi uygulayan bir idareye dönüşmüş durumda. Washington ticaret politikasını güvenlikçi bir dile bulamayarak ekonomi politikalarını silah haline getirmiş; ticaret savaşları terminolojisini uluslararası işbirliğinin yerine geçirerek günlük dilde kanıksatmış; normalleştirmiştir. Bu durum, ABD politika iç ve dış politika süreçlerini oldukça öngörülemez ve yüksek riskli kılarken, ABD’nin küresel liderliğinin güvenilirliğini de ciddi şekilde zedelemektedir. ABD yumuşak gücünün yerinde yeller eserken sert gücü de artık, negatif, yıkıcı ve çatışmacı seçenekler hariç küresel liderliği kaldıracak bir faktör olmaktan çıkmış görünüyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın adının Savaş Bakanlığı olarak değiştirilmesi de bu sürecin siyasal psikolojisinin bariz göstergesi gibi…


Kurumsal erozyon ve anayasal sosyolojideki tahribat, Ferguson’un “Dört Kara Kutu”sundan biri olarak tanımladığı büyük yozlaşma tezini doğrular niteliktedir. Kongre’nin tıkanması, bütçe krizlerinin rutinleşmesi, liyakat yerine sadakate dayalı atamalar ve teknokratik kapasitenin zayıflaması, Amerikan demokrasisinin merkezindeki işlevleri aşındırmakta ve bu ülkeyi içeriden çöken bir hegemon hâline getirmektedir. Trump yönetimi ile özdeşleşen dost-düşman ayrımı gözetmeyen ticaret politikaları, DTÖ ve çok taraflı sistem kurallarına aykırı dış ekonomik stratejiler ile irrasyonel savaş jargonuna bulanmış dış politika uygulamaları, ABD’nin yalnızca iç politik dengelerini değil, küresel ekonomik ve siyasi sistem üzerindeki istikrarını da tehdit ediyor. Özellikle sivil toplumun erozyonu ve bireysel hakların gerilemesi, devletin kontrol kapasitesini artırsa da toplumsal güveni aşındırmış, anayasal dengeyi bozmuş ve sert despotizme geçiş riskini yükseltmiştir. Diane Goodstein örneğinde olduğu gibi, adli kararların siyasi baskı ve tehditlerle karşılaşması, Amerikan anayasa geleneğinin kırılganlığını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. ABD hâlâ finansal derinliği, inovasyon kapasitesi ve askeri gücü ile global ölçekte bir süper güç olmayı sürdürse de bu güç artık sistematik bir vizyonla değil, refleksif ve öngörülemez bir biçimde kullanılmaktadır.


Sonuç olarak, ABD’nin içeriden başlayan çözülmesi, küresel düzeni doğrudan etkilemekte; Bretton Woods sistemine dayalı ekonomik yönetim mekanizmaları işlevsizleşirken, çok kutuplu bir dünyanın eşiğinde yeni jeoekonomik parametreler de tedricen şekillenmektedir.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Otomotivde Üreticilerin Global Gelecek Stratejileri
Otomotivde Üreticilerin Global Gelecek Stratejileri
Artan elektrikli araç satışlarına da uyumlu bir şekilde, satış noktasında krediyi de kullanarak satışı tamamlamanın müşteri memnuniyetine etkisi artık çok yüksek.
Ya Yapay Zekâyı Yanlış Geliştiriyorsak?
Ya Yapay Zekâyı Yanlış Geliştiriyorsak?
Ashish Vaswani, modern yapay zekânın önünü açan isimlerden biri. Şimdi ise dev teknoloji şirketlerinin kendilerini yeni atılımlarla kör ettiğinden endişeli.
S&P 500 Şirketlerinin 3. Çeyrek İçin Pozitif & Negatif Beklentileri #2
S&P 500 Şirketlerinin 3. Çeyrek İçin Pozitif & Negatif Beklentileri #2
S&P 500 Şirketlerinin 3. Çeyrek İçin Pozitif & Negatif Beklentileri #2
Veri Karanlığı
Veri Karanlığı
ABD’de bütçe üzerinde anlaşılamaması ve hükümetin kapanması birçok verinin açıklanmamasına yol açtı. Veri akışının durması gerçekliği ölçmeyi zorlaştırırken; merkez bankaları, yatırımcılar ve şirketler farklı tablolara bakarak karar almaya çalışıyor.
ABD’de Kapanma Krizi: Trump’ın Resti Amerika’yı Kilitledi
ABD’de Kapanma Krizi: Trump’ın Resti Amerika’yı Kilitledi
ABD’de hükümet kapanması ikinci haftasına girerken 250 binden fazla federal çalışan maaşını alamadı. Hükümetin yeniden açılması için baskının arttığı ortamda Trump yönetimi, 2019 yasasına rağmen geriye dönük ödeme garantisini reddederken, bu adımla kimi cezalandırmak, kimi korumak istiyor? Hükümetin yeniden açılması ne zaman hangi koşullarda gerçekleşecek?
Faizde Hesaplar Yeniden mi Yapılacak?
Faizde Hesaplar Yeniden mi Yapılacak?
Beklenti üstü gelen Eylül ayı enflasyon verileri TCMB’ye yönelik hesapları değiştirdi. 19 Mart sonrası dışsal şoklarla kesintiye uğrayan faiz indirim patikasında bu kez de makro gelişmelerden dolayı riskler masada. Yerli ve yabancı kurumlar yıl sonuna ilişkin politika faizi beklentilerini ortalama 200 baz puan yükselterek Merkez’in daha temkinli ilerlemesini bekliyor. Aylık bazda Ocak’tan bu yana en yüksek seviyeye çıkan Eylül ayı TÜFE verisine ilişkin gözlerin çevrildiği TCMB Başkanı Karahan da “Maraton koşarken hızınızda yol koşullarına göre farklılıklar olabilir” dedi.
Patton’dan Drone Duvarına Batı’nın Yeni Savunma Paradigması
Patton’dan Drone Duvarına Batı’nın Yeni Savunma Paradigması
Rusya’nın hızla genişleyen insansız sistem filosu, Avrupa’nın savunma planlamasında köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor.
Yapay Zekâ Çağında: Markaların Anlam Arayışı
Yapay Zekâ Çağında: Markaların Anlam Arayışı
Artık mesele, algoritmaların doğruluğundan çok, insanların duygusal denge arayışıyla ilgili.
Reform UK’in Sert Göç Politikaları Siyasi Dengeyi Sarsıyor
Reform UK’in Sert Göç Politikaları Siyasi Dengeyi Sarsıyor
Reform UK’nin göçmenlik planları, İngiltere’de siyasetin yönünü sağa kaydırıyor. Reform UK Lideri Farage’ın sert söylemleri, hem toplumsal uyumu hem de ülkenin uluslararası itibarını tehdit ediyor.
Nitelikli Eğitim İçin Harcamaların Artırılması ve Verimli Kullanılması Öncelikli
Nitelikli Eğitim İçin Harcamaların Artırılması ve Verimli Kullanılması Öncelikli
TÜSİAD ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) iş birliğiyle hazırlanan “Geleceğin Dünyasına Hazırlanırken Eğitimin Bütçesi” raporu, uluslararası karşılaştırmalar ve Türkiye’deki güncel verilerle, Türkiye’de eğitime ayrılan kaynakların artırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Raporda, Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla özellikle kamu eğitim bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı açısından ileriye doğru bir eğilim görüldüğü belirtilirken, artan bu kaynakların daha verimli kullanılması gerekliliğinin de altı çiziliyor.
OECD’ye Uyum Vergisiyle 40 Milyar TL Gelir Bekleniyor
OECD’ye Uyum Vergisiyle 40 Milyar TL Gelir Bekleniyor
Hazine ve Maliye Bakanlığı eski Hesap Uzmanı, Yeminli Mali Müşavir Erdal Aydın, OECD reformuna uyum için tebliğ taslağı yayınlanan ‘Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi’ni değerlendirdi. Aydın, düzenlemeyle çok uluslu büyük şirketlerin kârlarının en az yüzde 15’ini vergi olarak ödemesini amaçlayan tebliğle, etki analizine göre Hazine’ye 40 milyar TL ek gelir beklendiğini söyledi. Taslağa göre ilk beyannameler 31 Aralık’a kadar verilecek. Türkiye’de tebliğden etkilenecek 5 bin 450 şirket var.
Yeni Sanayi Zekâsı: Teknoloji Çağında İnsan Merkezli Üretim
Yeni Sanayi Zekâsı: Teknoloji Çağında İnsan Merkezli Üretim
Artık mesele, yalnızca sistemleri modernize etmek değil; üretimin anlamını yeniden tanımlamak, onu insanla birlikte geleceğe taşımaktır.
Endişe Zamanlarında Zihin Sağlığı
Endişe Zamanlarında Zihin Sağlığı
Ipsos’un Global Advisor araştırmasına göre üst üste üç yıldır, zihin sağlığı bireylerin yaşadığı en büyük sorun. 2018 yılından bu yana birçok ülkede bu konuda keskin bir artış var. Bugün geldiğimiz noktada, zihinsel sağlık yalnızca bireysel bir mesele değil, toplumsal bir öncelik haline gelmiş durumda.
50 cc Motosikletlere Sigorta Şartı
50 cc Motosikletlere Sigorta Şartı
Kentleşmenin hız kazanması, trafifikte araç yoğunluğunun artması ve alternatif ulaşım araçlarına yöneliş, Türkiye’de motosiklet kullanımını ciddi oranda artırdı. Özellikle 50 cc ve altı motor hacmine sahip araçlar, hem ekonomik olmaları hem de şehir içi hareketliliği kolaylaştırmaları nedeniyle yaygın biçimde tercih ediliyor. Bu kadar yaygın olmasına karşın sigorta şartı bulunmayan bu motosikletlere sigorta şartı getirildi.
ÖTV Değişikliği Otomotiv Pazarını Nasıl Etkiliyor?
ÖTV Değişikliği Otomotiv Pazarını Nasıl Etkiliyor?
ÖTV artışına rağmen otomotiv sektöründe yaşanan elektrikli araç devrimi ve tüketicilerin yeni teknolojili araçlara olan yönelimi hız kesmeden devam edecek gibi gözüküyor.
Jeep’in Çöküşünün Arkasındaki Kurumsal Hikaye
Jeep’in Çöküşünün Arkasındaki Kurumsal Hikaye
Fransız-İtalyan-Amerikan otomotiv devi tarafından yanlış yönetilen marka, kâr hırsıyla hareket eden bir CEO ve milyarder bir hanedanın gölgesi… Ve tüm bunlar Stellantis, Trump’ın ticaret savaşıyla mücadele etmeye başlamadan önce yaşandı.