Avrupa Birliği’nin (AB) ham petrolde yoğun ithalata bağımlı olması nedeniyle, Orta Doğu ve enerji krizinin otomotiv sektöründe de önemli bir etki yaratacağı kesin gözüküyor. Tüm ülkelerde yüksek petrol fiyatları, daha yüksek ulaşım maliyetlerini beraberinde getirecek. AB, Orta Doğu’dan da petrol ithal ederken, 2024 yılında Avrupa’nın petrol talebinin yaklaşık yüzde 7’sini Suudi Arabistan’ın, yaklaşık yüzde 5,7’sini de Irak’ın karşıladığı görülüyor. Genel olarak ABD, AB’nin petrol ithalatının yaklaşık yüzde 16’sını, Norveç yüzde 13,5’ini ve Kazakistan yüzde 11,5’ini karşılıyor.
Hürmüz’ün AB’ye etkisi: Avrupa petrolde ithalatçı
Avrupa’da ham petrol ithalatında, 2023 yılında Almanya yaklaşık 77 milyon ton ham petrol ithal ederken, onu yaklaşık 62 milyon tonla İspanya ve yaklaşık 61 milyon tonla İtalya izledi. Hollanda ve Fransa sırasıyla 54 milyon ton ve 46 milyon ton ile onları takip ediyor. Bu beş ülke, petrolü doğrudan Körfez’den ithal etmeseler bile AB’nin ham petrol ithalatının yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Savaş sonrası Körfez bölgesinde yaşanan aksaklıklar, Hürmüz Boğazı ve kıtanın petrol ve doğalgaz için küresel pazarlara bağımlılığı nedeniyle Avrupa ekonomilerini enerji tarafında zorluyor.
Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve dünyanın sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) yaklaşık beşte biri geçiyor. AB’nin ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 6,2’si ve sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatının yüzde 8,7’si bu boğazdan geçiyor. Orta Doğu’daki gerilimler, AB’nin Tahran ile doğrudan ticaretinin sınırlı olmasına rağmen enflasyonu ve enerji maliyetlerini artırma tehdidi oluşturuyor. Yüksek enerji fiyatlarının Avrupa’da enflasyonu artırabileceği ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği görülürken, petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmeye devam etmesi durumunda Avrupa için en önemli ekonomik sonuç; enflasyonda artış ve ekonomik büyümede düşüş olacaktır.
AB ve otomotivde ham petrol yükü
Elektrikli araçların yükselişi, Avrupa Birliği’nin enerji bağımlılığında ve ekonomik tasarruflarında önemli bir değişime işaret ediyor. 2025 yılına kadar elektrikli araçların benimsenmesi, petrol bağımlılığını azaltmada önemli bir etken haline gelirken; 2025 yılında elektrikli araçlar, AB’ye ham petrol ithalatından kaçınarak 2,9 milyar euro tasarruf sağladı. Bu tasarruf, 46 milyon varil petrol ithalatından kaçınılmasına karşılık geliyor.
Bu tasarruflara rağmen AB, 2025 yılında otomobiller için hâlâ 1 milyar varil petrol ithal etti ve bu da 67 milyar euroluk bir maliyete yol açtı. Bu durum, dönüşüm için hâlâ önemli bir alan olduğunu gösteriyor.
2025’te Avrupa yollarındaki elektrikli araç sayısı 8 milyona ulaştı ve 2024 yılında tüm sektörlerde toplam yaklaşık 250 milyar euro petrol ithalatı gerçekleşti. AB’de elektrikli araç sayısındaki artış, ulaşım emisyonlarında ve petrol talebinde yapısal bir düşüş yaratıyor. Bu değişim yalnızca iklim hedeflerine katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yabancı petrol üreticilerine sermaye çıkışını azaltarak Avrupa’nın enerji güvenliğini de artırıyor. AB yöneticileri, 2026-2035 yılları arasında 45 milyar euro petrol ithalatını azaltmayı ve elektrikli araç kullanımını artırmayı hedefliyor.
Elektrikli araçlar AB’de büyüme trendinde
AB’de elektrikli otomobil pazar payı yılbaşından 2026 Şubat sonuna kadar toplam satışların yüzde 18,8’ine ulaştı. Bu oran, bir yıl öncesine göre yüzde 15,2 artış gösterdi. Hibrit elektrikli otomobiller, yüzde 38,7 pazar payıyla tüketiciler arasında tercih edilen seçenek olmaya devam etti. Bu arada benzinli ve dizel otomobillerin toplam pazar payı, 2025’in aynı dönemine göre yüzde 38,7’den yüzde 30,6’ya düştü.
Ocak-Şubat 2026 döneminde 312 bin 369 yeni elektrikli otomobil satılırken, AB’deki en büyük dört pazardan Fransa (yüzde 38,5) ve Almanya (yüzde 26,3) güçlü bir büyüme kaydetti.
AB otomotiv üretimine etkisi
2026 yılının başlarında Hürmüz Boğazı’ndan yapılan nakliyatın aksamasının ardından, AB üreticilerinin elektrikli araç üretimi ve stratejisi; artan enerji maliyetleri, kritik mineraller için tedarik zinciri kısıtlamaları ve Çinli üreticilerden gelen yoğun rekabetle şekillenen daha karmaşık bir ortama evriliyor. Bu süreçte Avrupa üreticilerinin farklı stratejilerle öne çıkıp çıkamayacağını gözlemleyeceğimiz bir döneme giriyoruz
Yüksek petrol fiyatları üretim maliyetlerini artırırken, Çin’in nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kontrolleri Avrupalı otomobil üreticileri için kaynak sıkıntısı riski yaratıyor.
Avrupa otomobil üreticilerinin, riskleri yönetmek için doğrudan rekabetten ziyade iş birliklerine ve yerel üretime yönelerek; pil teknolojisi ve tedarik zincirlerine erişim için Çinli şirketlerle daha fazla ortaklık kurma eğiliminde olduğu görülüyor.
AB rekabette öne geçmek istiyor
AB Komisyonu’nun “Avrupa Rekabetçiliğinin Geleceği” başlıklı raporunda, Avrupa sanayisinin rekabette geri kalmamak için güçlü önlemler alması gerektiği vurgulanıyor. Bu önlemler arasında sermaye piyasası parçalanmasının azaltılması, ortak bir sanayi stratejisi oluşturulması, inovasyon için yıllık 750-800 milyar euro ek yatırım yapılması ve kuralların sadeleştirilmesi yer alıyor.
Avrupa Komisyonu’nun ortaya koyduğu en kapsamlı yanıt ise IAA programı. Bu program; otomotiv, enerji yoğun endüstriler ve yeşil teknolojiler olmak üzere üç kritik alanı hedef alıyor.
Rekabet ortamı
Avrupa elektrikli araç üreticileri, yüksek yakıt fiyatları nedeniyle elektrikli modellere yönelen pazarda önemli avantajlar elde ediyor. Zorlu bir ortamda faaliyet gösteren üreticiler, büyümeyi sürdürebilmek için tasarım ve Ar-Ge çalışmalarına daha fazla ağırlık veriyor.
Kriz, tüketicilerin petrolden uzaklaşmasını hızlandırarak elektrikli araçlara geçişi de destekledi. Bu durum, özellikle daha düşük maliyetli modeller geliştirme yarışını da beraberinde getirebilir. Yüksek benzin fiyatları nedeniyle elektrikli araçlara olan talep artarken, bu eğilim hızlı ölçeklenme kapasitesine sahip şirketler için önemli fırsatlar sunuyor.