2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) sosyal güvenlik ve çalışma hayatına ilişkin atılması planlanan çok çeşitli adımlara yer verilirken, atıl iş gücünün azaltılması, esnek çalışmanın geliştirilmesi ve istihdamın artırılması için yeni politika planları sıralandı. Bunların önemli bir kısmı daha önce dile getirilen ve programlarda yer verilen planlardı. Ancak yeni OVP'de en dikkat çeken gelişme Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'ne (TES) bu kez yer verilmemesi oldu. Uzun zamandır bu konuda düzenleme bekleniyordu ancak Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ile birleştirilerek kurulması planlanan yeni sistemde işçi ve işveren tarafından planlanan kesinti oranları için ekonomik koşulların reel sektör açısından çok uygun olmadığı fikri öne çıktı.
OKS'nin toplam büyüklüğü Ağustos sonu itibariyle 164 milyar liraya ulaşırken aynı dönemde OKS'deki katılımcı sayısı ise 7,8 milyona ulaştı. Ancak bu temel üzerine kurulacak TES için işçi ve işverenden yapılacak, bir dönem yüzde 3 olabileceği dile getirilen, kesintiler büyük önem taşıyordu. Bugünkü koşullarda TES, en azından şimdilik rafa kalkmış görünüyor.
"TES bu ortamda makul değildi"
Addendum Aktüerya Emeklilik Danışmanlık Yönetici Ortağı Ali Haydar Elveren, OVP'de TES'e yer verilmemesiyle ilgili olarak, "Ülkemizde farklı tamamlayıcı emeklilik sistemleri var. Vakıf ve sandıklar, bireysel emeklilik sistemi gibi. Zorunlu TES bu ortamda makul değil. Olması gereken kamunun yapmadığı tüm emeklilik sistemleri arasında koordinasyonu artırmak, teşvikleri, gözetim ve denetimi benzer hale getirmekti ki önceki OVP'de vakıf ve sandık kelimesi de geçmiyordu. TES'in OVP'den çıkması iyi olmuş" değerlendirmesinde bulundu.
OVP'de dikkat çeken diğer bir önemli başlık sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliği başlığı altında yer alan uzun süreli bakım sigortasının ilk kez yer almış olması. Burada, "Nüfus artış hızının düşmesinin sosyal güvenlik dengesi üzerindeki etkileri analiz edilerek bakım ekonomisini güçlendirmeye yönelik uzun dönemli bakım sigortasının altyapısı oluşturulacaktır" deniyor.
2025 yılı için 65 ve üzeri nüfusun 9.5 milyon kişi olması ve toplam nüfus içindeki oranının yüzde 11'e çıkması bekleniyor. TÜİK'in bu konuda yaptığı yakın gelecek projeksiyonlarına bakıldığında da bu yüzde 11'lik oran 2030 yılında yüzde 13.5'e, 2050'de yüzde 23.1'e çıkacak. 2075 yılında her 3 kişiden birinin yaşlı olması bekleniyor.
Uzun dönemli bakım sigortaları konusunda dünyada farklı uygulamalar söz konusu:
Almanya
Almanya'da bakım sigortası sağlık sigortası kuruluşuyla yürütülen zorunlu bir sigorta olarak uygulanıyor. Yasal sağlık sigortası (GKV) kullanan herkes, ek bir başvuruya gerek kalmadan otomatik olarak sosyal bakım sigortasına dahil oluyor. Bakım sigortası sağlık sigortası sözleşmesiyle birlikte düzenleniyor. Bakım sigortası, örneğin yaşlandığınızda bakım ve yardıma ihtiyaç duyduğunuzda size destek oluyor.
Almanya'da bakım sigortasının primi yüzde 3,6 oranında uygulanıyor ve brüt maaştan kesiliyor. Hem çalışan hem de işvereniniz bu tutara katkıda bulunuyor. Her iki taraf da yüzde 1,8 oranında prim ödüyor. 23 yaşın üzerindeyseniz ve çocuğunuz yoksa, ek olarak yüzde 0,6 oranında prim ödemeniz isteniyor. Birden fazla çocuğu olan üyeler için prim oranı daha düşük uygulanıyor.
Japonya
Japonya'da uzun süreli bakım sigortası Nisan 2000'de hayata geçirilmiş. Bakım sigortası sağlık sigortasından ayrı olarak zorunlu bir sosyal sigorta sistemi olarak uygulanıyor. 65 yaş ve üzerindeki tüm bireyler ile 40-64 yaş arasındaki sigortalılar bakım sigortası primi ödüyor. Prim miktarları kişinin ve hanehalkının gelir düzeyine göre belirleniyor. Hizmetlerden faydalanabilmek için 65 yaş üstü olmak veya 40-64 yaş arasında belirli yaşlılık hastalıklarına (demans vb.) yakalanmış olmak gerekir.
Evde bakım, gündüz bakım merkezleri ve kurumsal bakım (huzurevi/bakım evi) hizmetleri sunuyor. Hizmet maliyetinin bir kısmı sigortadan karşılanırken, kullanıcılar gelir durumlarına göre genellikle yüzde 10 ile yüzde 20 arasında katılım payı ödüyor.
Bugünkü koşullarda pahalı bir ürün olur
Ali Haydar Elveren, Türkiye'de uzun dönem bakım sigortasının ek emeklilik maaşından daha pahalı bir ürün olacağını ve sorun çözmeyeceği için sınırlı kalacağını savundu.
Geçmişte bireysel sağlık sigortası hesabı gibi farklı tasarımlar yaptığını hatırlatan Elveren, "Yaygın erişilebilir bir ürün olamaz. Ayda 25 bin TL verdiğiniz emekli, bir aylık primini bile ödeyemez o para ile. Ayrıca bu ürün özel olarak zaten sunuluyor. Alıcısı olsa çoktan tanıtımlarla yaygınlaştırılırdı. Asıl konu yaşlanma ve emeklilikte üç temel ihtiyacın toplumun geneli için tasarlanması. Yaşlılıkta gelir, yaşlılıkta barınma ve yaşlılıkta bakım" dedi.
Beceri eksikliği ve bölgesel uyumsuzluklar
Bunun dışında OVP'de atıl iş gücünün azaltılmasını hedefleyen bütüncül politikaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Buna göre, potansiyel iş gücünün ekonomik faaliyete katılımını artırmak amacıyla iş gücü piyasasına girişin önündeki beceri, bakım, iş arama ve bölgesel uyumsuzluk kaynaklı engeller azaltılacak. İş gücü piyasası dışında kalan bireylerin kayıtlı ve sürdürülebilir istihdama geçişleri desteklenecek.
Merkezi hükümet, yerel yönetimler ve özel sektörün işbirliğini sağlayacak şekilde kurumsal bakım ve kreş hizmetleri yaygınlaştırılacak, iş yerlerinde kreş ve bakım hizmetleri sunumu özellikle kadınları başta olmak üzere istihdamı destekleyecek şekilde geliştirilecek.
Uzaktan çalışana kreş desteği
Çocuk bakım yükümlülüğü bulunan çalışanlar için işletmelerin kısmi ya da tamamen uzaktan istihdam olanakları sunmaları desteklenecek. Ayrıca iş ve yaşam uyumunun ve çalışan verimliliğinin artırılması doğrultusunda, çalışma günlerinin ayarlanması ve esnek süreli istihdam modellerine ilişkin geliştirme çalışmaları yapılacağı da OVP'de yer aldı.
Kamu-özel işbirliğiyle rahatlıkla tasarlanabilir
OVP'de sosyal güvenlik ve çalışma hayatına ilişkin başlıkları değerlendiren Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, "Dayanıklılık kavramının Orta Vadeli Program'da yer almasını son derece kıymetli görüyoruz. Bazı başlıkların yer almamasını olumsuz değil bir model değişikliği olarak değerlendiriyoruz. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin yer almaması ancak Otomatik Katılım Sistemi'nin yeniden ele alınacağı konusunda gözden geçirileceği ve özellikle fon yapılarının gözden geçirileceği konusunda kararlılık, uzun vadede sigortanın kritik rolünü devam ettiriyor. Özellikle COP 31'e ev sahipliği yapacağımız bu sene risk alanının etkisini görüyoruz. Sigortacılık sektörü olarak 35'ten fazla sektörle entegre olduğumuzu görüyoruz" dedi.
Uzun vadeli bakım sigortası alanında Türkiye'nin iyi örnekleri bulunduğunun altını çizen Özgür Obalı, "DASK, TARSİM, BES gibi bakım sigortasının da kamu ve özel sektör işbirliğiyle rahatlıkla hayata geçirilebileceğini öngörüyoruz. Sadece özel sektöre bırakıldığında bakım sigortasına erişim sınırlı kalabilir. Bu nedenle ilk basamakta kamunun, ikinci basamakta tamamlayıcı tarafta özel sektörün devreye girmesiyle bakım sigortasının uzun vadeli ve kalıcı olarak tasarlanabileceğini düşünüyoruz. Yurtdışından örneklere baktığımızda böyle ilerlemiş. Yaşlanmış nüfusumuzu korumaya çalışırken ileride karşılaşacakları sağlık problemlerinin masaya yatırılması gerekirdi. Bu nedenle OVP'de yer almasını çok önemsiyoruz" dedi