Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Sezgi Bir Geri Kalmışlık Değildir
Yapay zeka insan onayı olmadan hatalı bir varsayımı binlerce müşteriye dağıtabilir. Bu hızda tek koruma, “içime sinmiyor” diyebilen birinin masada olması.
  • 15 Mayıs 2026 00:00
  • Serhat Bıçakçı
Sezgi Bir Geri Kalmışlık Değildir

Mayıs 2023’te New York’taki bir hukuk davasında acayip bir şey oldu. Avukat Steven Schwartz, müvekkilinin Avianca Havayolları’na açtığı davaya hazırlanırken ChatGPT’ye danıştı; model ona altı farklı emsal karar önerdi. Schwartz bu kararları mahkemeye sundu. Sorun şu ki, kararların hiçbiri gerçekte yoktu, model ikna edici görünen bir akıcılıkla yokluğu kuyumcu işi gibi süslemişti. Hâkim Castel yaptırım uyguladı, mesele basına düştü, “halüsinasyon” kelimesi hukuk literatürüne girdi. Vakanın asıl ilginç yanı şu; deneyimli bir avukatın içinde, hayatında hiç duymadığı altı emsali sorgulayan bir refleks olmalıydı. Belki vardı ama susturuldu. Çünkü model çok ikna ediciydi.


Bu küçük profesyonel kaza, AI çağında sezginin neden yeniden gündeme geldiğini gösteriyor. Birkaç yıl öncesine kadar “içime sinmiyor” bir zayıflık işaretiydi: Veriye karşı duygu, kanıta karşı önsezi, modele karşı eski usul. Veri çağında karar verirken sezgiye ne hacet vardı? Bugün aynı cümle giderek bir avantaja dönüşüyor. AI çağında en pahalı becerilerden biri, modelin sunduğu “doğru” cevabı reddedebilmek. Çünkü ChatGPT, Claude ya da Gemini size her zaman bir cevap verecek; asıl mesele, o cevabın doğru cevap olup olmadığını anlayabilecek başka bir filtrenin elinizde olup olmadığı.


Yaygın söylem: Sezgi modası geçmiş


Sahada hâlâ ilk duyduğum cümlelerden biri şu: “Artık veriye bakıyoruz, hisse göre karar vermiyoruz.” Profesyonel bir cümle, kulağa olgun gelen bir cümle. Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabıyla popülerleşen bilişsel önyargı edebiyatı bu cümleye onlarca yıl önce otorite kattı ve büyük ölçüde haklıydı. Sezginin yarısı, gerçekten de eğitilmemiş refleks ve doğrulanmamış varsayım. Son birkaç yılda buna bir de AI’ın retoriği eklendi. Model “sayıların gerçeğini” görüyor, biz duygusal hatalarımızla onun gerisinde kalıyoruz. Ama bu söylemin altındaki gizli varsayım şu; sezginin tamamı önyargıdır, modelin tamamı gerçektir. İkisi de yanlış. On binlerce kararın içinden geçmiş bir yöneticinin “bu rakam anormal görünüyor” tepkisi bir önyargı değil, sistemin görmediği bir desene verilmiş hızlı bir yanıttır. Avianca davasındaki avukatın hissetmesi gereken huzursuzluk da öyle.


Sezgi sıkıştırılmış deneyimdir


Bu yüzden sezgiyi yeniden tanımlamak gerekiyor. Sezgi irrasyonel değildir; sıkıştırılmış deneyimdir. Bir radyoloğun röntgende anormalliği henüz ölçemediği bir anda fark etmesi, deneyimli bir trader’ın piyasanın “havasını” hissetmesi, bir tasarımcının iki versiyon arasındaki neredeyse görünmez farkı seçmesi, hepsi aynı mekanizmanın farklı görünümleri. Beyin, on yıllarca yaşanmış kararları arka planda örüntü kataloğuna çeviriyor; sezgi o kataloğun bir saniyelik özeti. Bir LLM ne kadar büyük bir veri kümesinde eğitilmiş olursa olsun bu katalogla rekabet edemez. Çünkü modelin görmediği iki şey vardır; kararın yaşandığı spesifik şirketin spesifik bağlamı ve o kararın sonrasında ne olduğu. Yani sezgi, modelin verisinin eksik kalan kısmıdır.


Sistem akıllılaştıkça sezgi neden değerleniyor


Burada paradoks başlıyor. Mantıken modellerin akıllılaşması sezgiyi gereksizleştirmeli; oysa gerçek tam tersi. Çünkü model ne kadar pürüzsüz çalışırsa, yanlış cevap o kadar görünmez hale geliyor. 2023’ten bu yana ardı ardına yaşanan halüsinasyon vakaları, Avianca davası, Air Canada chatbot’unun uydurduğu iade politikasıyla şirketi mahkemede kaybettiren karar, Google Bard’ın James Webb teleskobu hakkındaki ilk demoda yanlış cevap verip Alphabet hisselerinde tek günde 100 milyar dolar kayba yol açması — hep aynı deseni gösteriyor, makine ikna edici şekilde yanlış cevap veriyor.


“Akıllı görünen ama yanlış kurulmuş” bir sistemin en tehlikeli özelliği, kimsenin durup itiraz edememesi, çünkü çıktı çok şık. Buna bir de modelin kullanıcısını memnun etme eğilimi ekleniyor; OpenAI’ın 2024 sonunda kabul ettiği “dalkavukluk” sorunu tam olarak bu. Model size her zaman makul görünen bir cevap verir; üstelik sizinle aynı fikirde olduğunda. Bu noktada elimizdeki tek fren sezgidir. Modelin ürettiği akıcı-ama-yanlış cevabı durduran, “bir dakika, bu emsalleri ben tanımıyorum” diyen filtre. Asıl risk yanlış cevap vermek değil; yanlış cevabı beğenmek. Soru şu: modelin onaylamasını mı bekliyoruz, yoksa modelin atladığı bir şey var mı diye soruyor muyuz?


Şirketler İçin: Sezgi bir maliyet değil, sermaye


Bireysel kararlardan şirket ölçeğine geçtiğimizde tablo daha keskin oluyor. Şirketlerin çoğu kıdemli yöneticiyi bir maliyet kalemi olarak okur: Pahalı, yavaş, AI ile doğrulanması zor bir karar üreticisi. Bu okuma yanlış. AI yanlış varsayımı saniyede ölçeklendiriyor; otomatize edilmiş bir kampanya akışı, uçtan uca çalışan bir fiyatlandırma ajanı, otonom bir müşteri segmentasyonu, hepsi insan onayı olmadan hatalı bir varsayımı binlerce müşteriye dakikalar içinde dağıtabilir. Bu hızda tek koruma, “içime sinmiyor” diyebilen birinin masada olması. Yani sezgi maliyet değil; kalıbı bozan sigortadır.


Ama burada uzun vadeli bir sorun var. Sezgi eğitilmiş bir kastır; on binlerce küçük karardan, izlenmiş onlarca krizden, yaşanmış sayısız müşteri etkileşiminden inşa edilir. AI çağında bu deneyim alanının kendisi eriyor. Üç yıl tablo hazırlayıp analist olan, sayısız taslak yazıp editör olan, çok sayıda bug ayıklayıp yazılımcı olan kuşağın çıraklık zemini Copilot, ChatGPT ve benzeri araçlarla doldu. Junior’ın “yaparak öğrendiği” alan otomatize edildikçe, on yıl sonra “bir dakika, bu emsalleri ben tanımıyorum” diyebilecek insan havuzu küçülecek. Bugün rahatlık veren bu otomasyon, yarının sezgi havuzunun faturasını kesiyor. Sezgi geri kalmışlık değil; sıkıştırılmış zaman. AI çağı bu kaynağın değerini artırıyor, ama havuzunu küçültüyor. Şirketler bu zamanı bilançoda göremediği için kolayca bırakıyor, bırakılanın yerine ne konulduğunu fark ettiğimizde, geri toplamak çok pahalı olabilir.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
İş Dünyasının Görünmeyen Müzakerecileri
İş Dünyasının Görünmeyen Müzakerecileri
Geçmişte teknoloji, insanların kullandığı bir araçtı. Bugün ise AI sistemleri “dijital çalışma arkadaşına” dönüşüyor.
Yapay Zekâ Yakaların Rengini Beyazdan Maviye Çeviriyor
Yapay Zekâ Yakaların Rengini Beyazdan Maviye Çeviriyor
ABD’de genç mezunların yaklaşık yüzde 43’ü diplomalarının gerektirmediği işlerde çalışıyor. Peki bunun suçlusu yapay zekâ mı, yoksa donmuş bir işe alım piyasası mı?
Üniversite Öğrencilerinin Ebeveynleri Erken Dönem Kariyer Koçlarına Servet Ödüyor
Üniversite Öğrencilerinin Ebeveynleri Erken Dönem Kariyer Koçlarına Servet Ödüyor
İş dünyasına atılma yolundaki gençlere kariyer koçluğu verenlerin işi hızla büyüyor.
İşe Girmek Fazla Zorlaştı; Bu Yüzden Gençler Şirket Kuruyor
İşe Girmek Fazla Zorlaştı; Bu Yüzden Gençler Şirket Kuruyor
Kendi işini kurmak özgeçmişinizi güçlendirebilir hatta bir ihtimal size gelir de sağlayabilir.
Hindistan’ın Teknoloji Mezunları Yapay Zekâ Testini Geçebilecek mi?
Hindistan’ın Teknoloji Mezunları Yapay Zekâ Testini Geçebilecek mi?
Infosys gibi şirketler, işe aldıkları çalışanları yeni programlama araçlarına ayak uydurabilmeleri için haftalar süren eğitimlerden geçiriyor.
15 Patron İlk Büyük İşlerinden Ne Öğrendi?
15 Patron İlk Büyük İşlerinden Ne Öğrendi?
Herkes gerçekten önemli ilk işini hatırlar. Bu, lise yıllarında dondurma satmak ya da yerel golf kulübünde golf arabalarını temizlemek olabilir. Ya da üniversiteden sonra gerçek bir ofiste geçirilen ilk dönem. Bu ayki CEO Diet dosyasında öne çıkan ise, bugün hâlâ başarılarının temelini oluşturan, zorluklarla kazanılmış dersler.
Yapay Zekâyla Büyüyen Kuşak İş Hayatına Giriyor
Yapay Zekâyla Büyüyen Kuşak İş Hayatına Giriyor
ChatGPT kuşağının vaatleri ve tehlikeleri.
Faiz, Enflasyon ve Petrol Gölgesinde İlk Çeyrek Bilançoları
Faiz, Enflasyon ve Petrol Gölgesinde İlk Çeyrek Bilançoları
Borsa İstanbul’da 2026 yılının ilk bilanço dönemi geride kaldı. Açıklanan finansallarda genel olarak şirketler hasılat rakamlarını geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre artırırken, zorlu talep koşulları, nispeten yüksek seyreden finansman maliyetleri ve değerli TL teması bazı sektörleri negatif yönde etkiledi. ABD-İran savaşının etkilerinin sınırlı görüldüğü ilk çeyrekte gözler artık savaşın gidişatına bağlı fiyatlamalarda olacak.
‘Sıkı’ Rekabet Mümkün mü?
‘Sıkı’ Rekabet Mümkün mü?
Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle Türkiye’ye kayan talebi konuştuğumuz şu günlerde, mevcut konjonktüre yüksek enflasyon ve sıkı finansal koşullarla yakalanmanın handikapı, ihracata yönelik net bir görüş açısı sunmuyor. Sıkı finansal koşulların devam edeceği senaryoda ihracatçılar için rekabet avantajı mümkün mü?
Orta Doğu’dan Çıkan Şirketler Rotasını Türkiye’ye Çevirir mi?
Orta Doğu’dan Çıkan Şirketler Rotasını Türkiye’ye Çevirir mi?
Sıcak çatışmalardan ve uçuşan füzelerden tadı kaçan şirketler bölgede alternatif arayışına girdi. Türkiye; İstanbul Finans Merkezi, vergi teşvikleri ve coğrafi konumu ile iyi bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ancak ekonomik öngörülebilirliğin azlığı kafa karıştırabilir.
İngiltere’de Liderlik Krizi
İngiltere’de Liderlik Krizi
Yerel seçim yenligisinin ardından Başbakan Starmer’ın üzerinde istifa baskısı artıyor.
Obezite Bir “Tercih” Değil Hastalık
Obezite Bir “Tercih” Değil Hastalık
Dünyada nüfusun yüzde 16’sı obezite ile yaşıyor. Türkiye’de ise durum daha da vahim, nüfusun yüzde 35’i obez. Hastalık olarak kabul edilen obeziteye karşı alınabilecek önlemler ve yapılması gerekenler bu yıl İstanbul’da düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi’nde tartışıldı.
Tecil Faizi Borçlara 72 Taksiti Zora Sokacak
Tecil Faizi Borçlara 72 Taksiti Zora Sokacak
Meclis’te yasalaşmayı bekleyen kanun teklifinde para cezaları da dahil tüm amme alacakları için taksitle ödeme hakkı 36 aydan 72’ye yükseliyor. Ancak 13 Kasım 2025’te düşürülmesine rağmen TÜFE’nin üzerinde aylık yüzde 3,25 tecil faiziyle 10 bin liralık borç 72 ayda 25 bin TL’ye ulaşıyor. Uzmanlar, tecil faizi değiştirilmezse ortalama 12 ay olarak kullanılan taksit hakkının 72 aya uzatılmasının tercihte çok sınırlı kalabileceğini belirtiyor.
Kusurlu Güvenli Liman
Kusurlu Güvenli Liman
Dolar, ABD’nin tüm sorunlarına rağmen küresel sistemin merkezinde kalmaya devam ettiği için güçleniyor. Asıl mesele, bu gücün ne kadar kalıcı olacağı. Savaş doları geçici olarak güçlendirebilir; fakat barış, doların yapısal sorunlarını yeniden görünür hale getirebilir.
GameStop eBay’i Satın Almak İstiyor: Küçük Balık Büyük Balığın Peşinde
GameStop eBay’i Satın Almak İstiyor: Küçük Balık Büyük Balığın Peşinde
Finans dünyası, son yıllarda eşine az rastlanır bir “devralma” girişimiyle sarsılıyor. Bir tarafta, 2021 yılındaki Reddit fırtınasından bu yana adeta küllerinden doğan ve kasasını 9,4 milyar dolar nakitle dolduran video oyun perakendecisi GameStop; diğer tarafta ise dijital ticaretin 46 milyar dolarlık köklü kalesi eBay. GameStop CEO’su Ryan Cohen’in masaya koyduğu 55,5 milyar dolarlık teklif, eBay yönetim kurulu tarafından “yetersiz ve spekülatif” bulunarak reddedilse de bu hamle, finans tarihinin en cüretkar “düşmanca devralma” girişimlerinden biri olarak kayıtlara geçti bile.
Savaş Ekonomisine Hazırlanmak II Türkiye Ekonomisinde Dualizmden Stratejik Bütünlüğe Geçmek
Savaş Ekonomisine Hazırlanmak II Türkiye Ekonomisinde Dualizmden Stratejik Bütünlüğe Geçmek
Jeoekonomik rekabet ile askeri güç projeksiyonu arasındaki çizgi giderek silikleşirken; enerji koridorları, veri altyapıları, tedarik zincirleri ve lojistik merkezleri yeni dönemin cephe hatlarına dönüşüyor. Türkiye’nin ekonomik mimarisini bu sert gerçekliğe göre yeniden yapılandırması gerekiyor.
Mercedes-Benz’de Elektrikli Modeller Satışların Yüzde 20’sini Aştı
Mercedes-Benz’de Elektrikli Modeller Satışların Yüzde 20’sini Aştı
Mercedes-Benz, 2026 Nisan itibarıyla elektrikli modellerin satışlardaki payının yüzde 20’nin üzerine çıktığını açıkladı. Yeni elektrikli GLC de Türkiye’de ön siparişe açıldı.
Otomotivde Yeni Küresel Merkezler
Otomotivde Yeni Küresel Merkezler
Otomotiv endüstrisinde Çin yeni merkez olurken diğer ülkeler yarışı bırakmak niyetinde değil.