Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Yapay Zekânın İsmini Değiştirmek Yetecek mi?
“Yapay” kulağa sahte gibi geliyor, “süper” ise başka bir kapı açıyor. Taklit eden bir sistemden, insan kapasitesini aşan bir güce geçiyoruz.
  • 2 Ekim 2026 11:04
  • Ercüment Büyükşener
Yapay Zekânın İsmini Değiştirmek Yetecek mi?

21 Ağustos’ta yayımlanan yazımda yapay zekânın itibarını kimin kurtaracağını sormuştum. O yazıda, itibar meselesinin teknoloji kadar onu kullanma biçimimizle de ilgili olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Şimdi tartışma yeni bir aşamada: Teknolojinin yalnızca ne yaptığı değil, ona hangi adı verdiğimiz de konuşuluyor.

Donald Trump, 19 Eylül’de Truth Social’da “Artificial Intelligence” için yeni ad önerilerini oylamaya açtı: “Superior Intelligence”, “Extreme Intelligence” ve “Supreme Intelligence”. Birkaç gün sonra, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ABD’nin resmî belgelerinde “Super Intelligence” kullanılacağını duyurdu.

Küçük ama anlamlı bir ayrıntı var: “Super Intelligence”, ilk anketteki seçeneklerden biri değildi. Bu nedenle anketi, yeni adı belirleyen bir oylamadan çok, ad değişikliği fikrini gündeme taşıyan bir hamle olarak okumak daha doğru. Belki de yapay zekânın itibarını kurtarmak için atılmış bir ilk adım bile diyebiliriz.

“Yapay”dan “süper”e

Bu değişiklik ilk bakışta sözcük seçimi gibi görünüyor. Oysa kelimeler yalnızca bir şeyi adlandırmaz; ona nasıl bakacağımızı da etkiler. “Yapay”, insan eliyle üretilmiş olana işaret ediyor. Ancak gündelik dilde bazen taklit, doğallıktan uzaklık, hatta sahicilik eksikliği çağrışımı yaratabiliyor. Trump’ın gerekçesi de bu çağrışım üzerinden kuruluyor: “Artificial” kulağa sahte gibi geliyor, oysa teknoloji gerçek ve etkileyici.

“Süper” ise başka bir kapı açıyor. Taklit eden bir sistemden, insan kapasitesini aşan bir güce geçiyoruz. Bu ad teknolojiye heyecan ve prestij kazandırabilir; aynı zamanda ona daha fazla kudret atfedilmesine yol açabilir. Bir toplum, “yapay” dediği teknolojiye mesafeli durabilir. “Süper” dediği teknoloji karşısında ise hayranlık duyabilir, çekinebilir ya da kendi karar gücünü ona bırakmaya daha yatkın hâle gelebilir.

Burada ters köşe olan şu: İsim değişikliği yapay zekâyı insanlara yaklaştırmayı amaçlarken, onu insandan daha yukarıda konumlandırabilir. “Süper” sözcüğü yalnızca imajı değil, güç ilişkisini de tarif etmeye başlar: Bu gücü kim yönetecek, sınırını kim belirleyecek, sonuçlarından kim sorumlu olacak?

Beyaz Saray süreci şekillendiriyor…

Trump’ın 29 Eylül’de imzaladığı yürütme emri, federal yürütme organlarının resmî belgelerinde “Artificial Intelligence” yerine “Super Intelligence” ve “SI” kullanmasını istiyor. Bu, dünyanın tamamı için verilmiş bir isim kararı değil. Emir, yeni ifadeleri şimdilik mevcut yasal yapay zekâ tanımına bağlıyor; yönetimden 60 gün içinde yeni bir federal tanım için öneri hazırlaması isteniyor. Yani ad değişmiş olsa da kavramın hukuki sınırları hâlâ tartışmaya açık.

Aynı gün Beyaz Saray’da teknoloji şirketlerinin yöneticileriyle yapılan buluşma da bu değişimin yalnızca dilde kalmadığını gösterdi. Şirketlerle imzalanan gönüllü taahhüt; şirket içi güvenlik kontrolleri, bağımsız değerlendirme ve yönetim kurulu gözetimi gibi önlemler öngörüyor. Trump belgeyi “ahlaken bağlayıcı” diye tanımladı. Ancak metin yasal yaptırım içermiyor. Bu nedenle buluşmayı, güvenlik meselesinin çözüldüğü bir an olarak değil, bu güvenliğin kimin eliyle ve hangi kurallarla sağlanacağına dair süren pazarlığın parçası olarak görmek gerekiyor.

İşte isim değişikliğinin toplumsal etkisi de burada belirginleşiyor. Devlet, teknolojiyi “süper” diye adlandırıyor; şirketler güvenlik için kendi süreçlerini taahhüt ediyor; insanlar ise bu sistemlere hayatlarında daha fazla yer açıyor. Bu üç hareket aynı anda ilerliyor. Bir yanda teknolojiyi büyütme ve ülke liderliğini koruma arzusu, diğer yanda onu denetleme ve güvenli kılma ihtiyacı var. İsim, bu gerilimi çözmüyor; ona bir çerçeve veriyor.

Nitekim OpenAI’ın bu hafta tanıttığı GPT 6.1 Sol ve Dots ajanları, yapay zekânın gündelik hayattaki rolünün de değiştiğini gösteriyor. Sol daha düşük maliyetle güçlü iş performansı sunmayı hedeflerken, Dots kullanıcı adına işleri takip edebilen ajanlar olarak tanıtıldı. Artık yapay zekâdan yalnızca bir yanıt değil, bir işi sürdürmesini ve tamamlamasını bekliyoruz. Böylece “süper zekâ” sözü, soyut bir gelecek anlatısı olmaktan çıkıp bilgisayarımızda, takvimimizde ve iş akışlarımızda karşılık buluyor.

Belki de asıl mesele, yapay zekânın adının değişip değişmemesi değil. Bir kelime, toplumun teknolojiye dair beklentisini yükseltebilir; ama güveni tek başına kuramaz. Güven, insanların bu sistemlerin ne yapabildiğini, neyi yapamadığını ve kimin sorumluluğunda çalıştığını gördükçe oluşur. “Süper” demek, büyük bir gelecek vaadi taşıyor. Bu vaadin insanları güçlendirmesi, insanın karar hakkını ve emeğini görünmez kılmaması gerekiyor.

Yapay zekânın itibarını kurtarmanın yolu, onu daha büyük göstermekten geçmeyeceği kesin. Belki de onu doğru adlandırmak; gücünü, sınırlarını ve insanla kurduğu ilişkiyi açıkça anlatmak daha doğru bir yol olacaktır. Çünkü bir teknolojiye verdiğimiz isim, onun ne olmasını umduğumuzu söyler. O teknolojinin hayatımızda neye dönüşeceğini ise ona verdiğimiz yetki belirler.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Petrol Şoku Elektrikli Dönüşümü Hızlandırıyor: Otomotivde Yeni Dengeler
Petrol Şoku Elektrikli Dönüşümü Hızlandırıyor: Otomotivde Yeni Dengeler
Elektrikli araç dönüşümü hızlanacak ancak itici güç iklim politikası değil, “petrol şokundan korunma” refleksi olacak.
Para Kaybetmeme Sanatı
Para Kaybetmeme Sanatı
Para kazanmak bir zanaat ise, para kaybetmemek bir sanat. Savaşın, 100 doları aşan petrolün, tırmanan tahvil faizlerinin ve fon krizinin kuşattığı 2026’nın son çeyreği, bu sanatın en çetin sınavı olmaya aday. Bu sınavda ustalık, getiriyi kovalayanın değil, sermayesini koruyanın hanesine yazılacak.
Fon Krizinde Tasfiye Hızlanıyor, Yatırımcıya Ara Ödeme Geliyor
Fon Krizinde Tasfiye Hızlanıyor, Yatırımcıya Ara Ödeme Geliyor
SPK, tasfiye sürecindeki fonlarda yatırımcıların önemli bir kısmının bekleme süresini kısaltacak ara bir mekanizma devreye aldı. Tera Portföy, Pusula Portföy, Atlas Portföy ve Hedef Portföy’ün kurucusu olduğu fonlarda mutabakatı tamamlanan yatırımcılara, nihai tasfiye ödemesinden mahsup edilmek üzere 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılacak. A1 Capital Portföy, Bulls Portföy ve Pardus Portföy fonlarında ise tasfiye, yatırımcı sayısı en yüksek para piyasası fonlarından başlayacak.
Tahvil Piyasası Birçok Beklentiyi ve Riski Aynı Anda Fiyatlıyor
Tahvil Piyasası Birçok Beklentiyi ve Riski Aynı Anda Fiyatlıyor
Küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve yurt içi fon piyasasında yaşanan likidite sorunları, Türkiye’de özellikle uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı taşıyor. TCMB’den faiz indirimi beklentileri ise kısa vadeli faizleri baskılayarak getiri eğrisinin yataylaşmasına neden oluyor. Bu ayrışmanın arkasında, enerji maliyetleri ve zayıflayan risk iştahının yarattığı baskılar ile iç talepteki yavaşlamanın dezenflasyona verdiği destek bulunuyor.
Reel Sektörde Hedef Denge
Reel Sektörde Hedef Denge
Sıkı finansman koşulları, para politikaları, savaş riskleri, enerji maliyetleri ile birlikte küresel arenada üretim tarafı ciddi darbe aldı. Türkiye’de ise artan enerji fiyatları ve enflasyonist baskı faiz indirim sürecinde reel sektörün beklentilerini ötelerken sektör temsilcilerinin en güncel umudu savaş atmosferinin dağılması oldu.
Trump’ın Dizel Planı Küresel Enerji Piyasasını Sarsabilir
Trump’ın Dizel Planı Küresel Enerji Piyasasını Sarsabilir
ABD’de dizel fiyatlarının rekor seviyeye çıkması Trump yönetimini ihracat yasağı seçeneğini değerlendirmeye itti. Olası bir yasak Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar küresel arz zincirlerinde yeni bir fiyat şoku riski yaratıyor.
Trilyonlarca Dolar Çıkış Bekliyor
Trilyonlarca Dolar Çıkış Bekliyor
Özel sermaye fonları 4,7 trilyon dolarlık büyüklükle tarihi zirvesinde. Portföylerde yıllardır bekleyen şirketler satılamadıkça bu büyüklük yatırımcıya nakit olarak dönmüyor. Eylül’de yeniden yükselen faizler çıkış takvimini belirsizleştirirken fon yöneticileri yatırımcılarına para döndürmek için farklı yöntemlere başvuruyor. Sektörün önündeki temel mesele, biriken yatırımları hangi fiyatlardan ve ne zaman nakde çevirebileceği.
Yeni Enflasyon Tehlikesi: Dizel
Yeni Enflasyon Tehlikesi: Dizel
Piyasaların petrol fiyatlarına odaklanmasına karşın küresel ekonomi için asıl risk dizel fiyatlarındaki sert yükseliş. Rekor seviyelerde seyreden dizel fiyatları büyümeleri aşağı çekerken, enflasyon ve faizlerin yüksek seyretmesine yol açabilir.
Eşel Mobile Düşük Tahsilatla Veda
Eşel Mobile Düşük Tahsilatla Veda
Motorinin ardından benzinde de 1 Ekim’de kademeli ÖTV’ye geçilmesiyle eşel mobil sistemi uygulamadan kalkmış oldu. Benzinde kademe sistemiyle Ekim ÖTV’si 14,61 yerine 7,9 TL hesaplanarak pompaya yansıma 4,23 TL’de tutulmuş oldu. Eşel mobil sistemiyle akaryakıttaki toplam vergi kaybı Ağustos sonu itibariyle 280 milyar TL olarak hesaplanıyor.
Dünyanın “Trump Anlarının Zirvesi” Geride Kalıyor Olabilir mi?
Dünyanın “Trump Anlarının Zirvesi” Geride Kalıyor Olabilir mi?
“Brezilya ve ötesinden çıkarılabilecek önemli mesajlar olabilir.”
Avrupa Nükleere Dönerken Türkiye Hangi Eksende Duracak?
Avrupa Nükleere Dönerken Türkiye Hangi Eksende Duracak?
Avrupa enerji dönüşümünden vazgeçmiyor, ama dönüşümden ne anladığını değiştiriyor.
Ajanlar Dağınık, Çünkü Şirket Dağınık
Ajanlar Dağınık, Çünkü Şirket Dağınık
Önümüzdeki dönemde kurumların birbirinden ayrışacağı yer, kaç ajan kurdukları olmayacak. Kaç ajanı birbirine bağlayabildikleri olacak.
Konut: Her İki Tarafın da Haklı Olduğu Bir Sorun
Konut: Her İki Tarafın da Haklı Olduğu Bir Sorun
Konut sahibi olmanın giderek daha fazla gelir ve finansman gerektirdiği, kiralık piyasasında alım gücüne göre yüksek seyreden fiyatlar, hukuki süreçlerin uzunluğu ve belirsizlik ev sahibini mağdur, kiracıyı evsiz bırakan bir sıkışıklık yaratmış durumda. Sektör uzmanlarına göre çözüm kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket ettiği yeni bir modelden geçiyor.
Enerjinin Yeni Denkleminde En Kritik Yatırım: İnsan Kaynağı
Enerjinin Yeni Denkleminde En Kritik Yatırım: İnsan Kaynağı
Enerji dünyası, son yıllarda yalnızca dönüşmüyor; oyunun kuralları yeniden yazılıyor.
Tamamen Elektrikli Yeni Volvo ES90 Türkiye’de
Tamamen Elektrikli Yeni Volvo ES90 Türkiye’de
Volvo Cars’ın tamamen elektrikli geleceğini temsil eden modellerinden biri olan yeni Volvo ES90, performans, konfor ve uzun menzilli elektrikli sürüşü bir araya getiriyor.
Füzyon Yatırımcılarının 14 Milyar Dolarlık Bahsi
Füzyon Yatırımcılarının 14 Milyar Dolarlık Bahsi
Bilim insanları bugüne kadar enerji üreten füzyon reaksiyonlarını yalnızca laboratuvar ortamında gerçekleştirebildi ve bu noktaya giden yol yavaş ve maliyetli oldu. Ancak şirketler, ticari uygulanabilirliğe hızla yaklaştıklarını söylüyor.
Başkanın Adamı
Başkanın Adamı
Marco Rubio, geçmişteki inançlarıyla çelişse bile dünyanın dört bir yanında başkanın isteklerini hayata geçiriyor. Peki uzun vadeli hesabı ne?
Trump’ın Derin Deniz Madencilik Ruhsatları Girişimcilerin İştahını Kabartıyor
Trump’ın Derin Deniz Madencilik Ruhsatları Girişimcilerin İştahını Kabartıyor
Girişimciler deniz tabanı madenciliği izinlerini kapmak için yarışıyor. Sonrasında ise asıl zorlu bölüm başlıyor.