Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Ajanlar Dağınık, Çünkü Şirket Dağınık
Önümüzdeki dönemde kurumların birbirinden ayrışacağı yer, kaç ajan kurdukları olmayacak. Kaç ajanı birbirine bağlayabildikleri olacak.
  • 2 Ekim 2026 11:07
  • Serhat Bıçakçı
Ajanlar Dağınık, Çünkü Şirket Dağınık

IBM’in bu yıl yayımladığı bir araştırma, kurum başına düşen yapay zekâ ajanı sayısının yıl sonunda 1600’e ulaşacağını söylüyor. Rakam kulağa abartılı geliyor. Aynı araştırmanın ikinci bulgusu daha rahatsız edici: şirketlerin yalnızca yüzde 18’inin, kendi binasında çalışan ajanların güncel ve eksiksiz bir listesi var.

Yani ortalama bir kurum, kaç tane otonom iş akışının kendi verisine dokunduğunu bilmiyor.

IBM’in İş Değeri Enstitüsü, Oxford Economics ile birlikte Ocak ile Nisan arasında 33 ülkede, 19 sektörde, teknoloji kararlarından sorumlu 2 bin üst düzey yöneticiyle konuşmuş. Tablonun geri kalanı şöyle: Kurumların yüzde 96’sı bir biçimde ajan kullanıyor. Yüzde 94’ü, ajanların çoğalmasının güvenlik riskini ve karmaşıklığı artırdığını kabul ediyor. Ve yalnızca yüzde 11’i, önümüzdeki yılın ölçeğine hazır olduğunu düşünüyor.

İlk refleks bu tabloya bir yönetişim sorunu demek. Envanter tutulmamış, politika yazılmamış, kontrol kurulmamış. Doğru ama eksik. Çünkü envanteri olmayan şirket, aslında kendi şemasını da tam olarak bilmiyor.

Ben bu tabloda bir teknoloji arızası görmüyorum. Bir ayna görüyorum.

1968’de yazılmış bir cümle

Bilgisayar bilimci Melvin Conway’in 1968’de Datamation dergisinde yayımlanan kısa bir makalesi var. İçindeki tek cümle, sonraki 60 yılın yazılım tarihini açıklamaya yetti: Bir sistem tasarlayan organizasyon, kaçınılmaz olarak kendi iletişim yapısının kopyası olan tasarımlar üretir.

Gündelik diliyle şu demek. Dört ayrı ekibe bir yazılım yaptırırsan dört parçalı bir yazılım çıkar. Birbiriyle konuşmayan iki departmana bir ürün verirsen, ürünün ortasında bir dikiş izi kalır. Müşteri o dikişi görmez ama hisseder. Bankanın uygulamasında kredi kartı ekranıyla mevduat ekranının neden bambaşka iki dünya gibi durduğunu merak ettiysen, cevabı yazılımda değil, o bankanın organizasyon şemasında.

Şimdi aynı cümleyi ajanlara uygula. Pazarlama kendi ajanını kurdu. Finans kendi ajanını kurdu. Müşteri hizmetleri, insan kaynakları, satın alma, hepsi ayrı ayrı kurdu. Farklı araçlarla, farklı veri kaynaklarıyla, farklı kurallarla. Sonuçta ortaya çıkan şey dağınık bir ajan mimarisi değil. Şirketin kendi dağınıklığının çalışır hâle gelmiş versiyonu. Ajanlar birbiriyle konuşmuyor, çünkü o departmanlar zaten konuşmuyordu.

Bu kez neden daha sert vuruyor?

Conway’in yasası yeni değil. Yeni olan hız. Eskiden bir kurumun iç dağınıklığı yazılıma yavaş sızardı. Bir talep açılır, bütçe alınır, tedarikçi seçilir, aylar geçerdi. O aylar bir çeşit fren görevi görürdü. Analiz toplantılarında biri çıkar, “bu iki sistem birbirine bağlanmalı” derdi ve en azından bir kısmı düzelirdi.

Bugün o fren yok. Bir muhasebe uzmanı kendi kullandığı araçla, kimseye sormadan, bir öğleden sonrada çalışan bir ajan kuruyor. Bu iyi bir şey. Aynı zamanda şu anlama geliyor: şirketin şeması artık aylarda değil, haftalarda kopyalanıyor.

Writer’ın bu yılki araştırmasında üst düzey yöneticilerin yüzde 54’ü, yapay zekâyı benimsemenin şirketi parçaladığını söylüyor. Bu cümleyi bir şikâyet olarak değil, bir teşhis olarak okumak lazım. Parçalanan şey yeni değil. Görünür hâle gelen şey yeni.

Kanalların matematiği

Bir ayrıntı daha var ve genellikle atlanıyor. Yazılım yönetiminin klasiklerinden Fred Brooks 1975’te basit bir hesap yazdı. Bir ekipte iletişim kanalı sayısı, kişi sayısıyla değil, kişi sayısının karesiyle büyür. Üç kişide üç kanal vardır, altı kişide 15, 12 kişide 66.

Aynı matematik ajanlar için de geçerli. 30 ajan kurduğunda 30 sistem yönetmiyorsun. Aralarındaki 435 olası bağlantıyı yönetiyorsun. 1600’de ne olduğunu hesaplamak istemezsin. Bu yüzden ajan sayısını büyütmek bir başarı göstergesi değil. Çoğu kurumda, henüz farkına varılmamış bir borç.

Peki ne yapmalı?

Buradaki kolay cevap envanter. Önce say, sonra yönet. Gerekli ama yeterli değil, çünkü aynı şemayla saymaya devam edersen ertesi çeyrek yine dağılır. Bu yılın araştırmalarında işe yarayan kurumların ortak bir refleksi var. Ajanı mevcut sürece eklemiyorlar. Önce şu soruyu soruyorlar: Bu işi sıfırdan, bir ajan için tasarlasaydık nasıl olurdu? Bu soru neredeyse her zaman bugünkünden farklı bir akış üretiyor. Ve ajanı çalıştıran şey, o yeniden tasarlanmış akış oluyor.

Conway’in yasasının az bilinen bir tersi var. Yazılım dünyasında buna ters Conway manevrası deniyor. Eğer ürünün belirli bir mimaride olmasını istiyorsan, önce ekibini o mimariye göre kur. Ajanlar için karşılığı şu: Bütünleşik bir ajan mimarisi istiyorsan, önce bütünleşik bir masa kurman gerekiyor. Pazarlamacı, veri tarafı, hukuk ve operasyon aynı problemi aynı masada konuşmuyorsa, kurdukları ajanların birbiriyle konuşmasını beklemek fazla iyimser.

Asıl soru

Önümüzdeki dönemde kurumların birbirinden ayrışacağı yer, kaç ajan kurdukları olmayacak. Kaç ajanı birbirine bağlayabildikleri olacak. Ve bu bir entegrasyon işi değil, bir organizasyon işi. Şirketinde kaç ajan çalıştığını bilmiyorsan, sorun ajanlarda değil.

Kaynaklar: IBM İş Değeri Enstitüsü ve Oxford Economics, ocak-nisan 2026, 33 ülke, 19 sektör, 2.000 üst düzey yönetici. IBM Think 2026 ajan yayılımı değerlendirmesi. Melvin Conway, Datamation, 1968. Fred Brooks, The Mythical Man-Month, 1975. Writer, Enterprise AI Adoption 2026.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Petrol Şoku Elektrikli Dönüşümü Hızlandırıyor: Otomotivde Yeni Dengeler
Petrol Şoku Elektrikli Dönüşümü Hızlandırıyor: Otomotivde Yeni Dengeler
Elektrikli araç dönüşümü hızlanacak ancak itici güç iklim politikası değil, “petrol şokundan korunma” refleksi olacak.
Para Kaybetmeme Sanatı
Para Kaybetmeme Sanatı
Para kazanmak bir zanaat ise, para kaybetmemek bir sanat. Savaşın, 100 doları aşan petrolün, tırmanan tahvil faizlerinin ve fon krizinin kuşattığı 2026’nın son çeyreği, bu sanatın en çetin sınavı olmaya aday. Bu sınavda ustalık, getiriyi kovalayanın değil, sermayesini koruyanın hanesine yazılacak.
Fon Krizinde Tasfiye Hızlanıyor, Yatırımcıya Ara Ödeme Geliyor
Fon Krizinde Tasfiye Hızlanıyor, Yatırımcıya Ara Ödeme Geliyor
SPK, tasfiye sürecindeki fonlarda yatırımcıların önemli bir kısmının bekleme süresini kısaltacak ara bir mekanizma devreye aldı. Tera Portföy, Pusula Portföy, Atlas Portföy ve Hedef Portföy’ün kurucusu olduğu fonlarda mutabakatı tamamlanan yatırımcılara, nihai tasfiye ödemesinden mahsup edilmek üzere 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılacak. A1 Capital Portföy, Bulls Portföy ve Pardus Portföy fonlarında ise tasfiye, yatırımcı sayısı en yüksek para piyasası fonlarından başlayacak.
Tahvil Piyasası Birçok Beklentiyi ve Riski Aynı Anda Fiyatlıyor
Tahvil Piyasası Birçok Beklentiyi ve Riski Aynı Anda Fiyatlıyor
Küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve yurt içi fon piyasasında yaşanan likidite sorunları, Türkiye’de özellikle uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı taşıyor. TCMB’den faiz indirimi beklentileri ise kısa vadeli faizleri baskılayarak getiri eğrisinin yataylaşmasına neden oluyor. Bu ayrışmanın arkasında, enerji maliyetleri ve zayıflayan risk iştahının yarattığı baskılar ile iç talepteki yavaşlamanın dezenflasyona verdiği destek bulunuyor.
Reel Sektörde Hedef Denge
Reel Sektörde Hedef Denge
Sıkı finansman koşulları, para politikaları, savaş riskleri, enerji maliyetleri ile birlikte küresel arenada üretim tarafı ciddi darbe aldı. Türkiye’de ise artan enerji fiyatları ve enflasyonist baskı faiz indirim sürecinde reel sektörün beklentilerini ötelerken sektör temsilcilerinin en güncel umudu savaş atmosferinin dağılması oldu.
Trump’ın Dizel Planı Küresel Enerji Piyasasını Sarsabilir
Trump’ın Dizel Planı Küresel Enerji Piyasasını Sarsabilir
ABD’de dizel fiyatlarının rekor seviyeye çıkması Trump yönetimini ihracat yasağı seçeneğini değerlendirmeye itti. Olası bir yasak Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar küresel arz zincirlerinde yeni bir fiyat şoku riski yaratıyor.
Trilyonlarca Dolar Çıkış Bekliyor
Trilyonlarca Dolar Çıkış Bekliyor
Özel sermaye fonları 4,7 trilyon dolarlık büyüklükle tarihi zirvesinde. Portföylerde yıllardır bekleyen şirketler satılamadıkça bu büyüklük yatırımcıya nakit olarak dönmüyor. Eylül’de yeniden yükselen faizler çıkış takvimini belirsizleştirirken fon yöneticileri yatırımcılarına para döndürmek için farklı yöntemlere başvuruyor. Sektörün önündeki temel mesele, biriken yatırımları hangi fiyatlardan ve ne zaman nakde çevirebileceği.
Yeni Enflasyon Tehlikesi: Dizel
Yeni Enflasyon Tehlikesi: Dizel
Piyasaların petrol fiyatlarına odaklanmasına karşın küresel ekonomi için asıl risk dizel fiyatlarındaki sert yükseliş. Rekor seviyelerde seyreden dizel fiyatları büyümeleri aşağı çekerken, enflasyon ve faizlerin yüksek seyretmesine yol açabilir.
Eşel Mobile Düşük Tahsilatla Veda
Eşel Mobile Düşük Tahsilatla Veda
Motorinin ardından benzinde de 1 Ekim’de kademeli ÖTV’ye geçilmesiyle eşel mobil sistemi uygulamadan kalkmış oldu. Benzinde kademe sistemiyle Ekim ÖTV’si 14,61 yerine 7,9 TL hesaplanarak pompaya yansıma 4,23 TL’de tutulmuş oldu. Eşel mobil sistemiyle akaryakıttaki toplam vergi kaybı Ağustos sonu itibariyle 280 milyar TL olarak hesaplanıyor.
Dünyanın “Trump Anlarının Zirvesi” Geride Kalıyor Olabilir mi?
Dünyanın “Trump Anlarının Zirvesi” Geride Kalıyor Olabilir mi?
“Brezilya ve ötesinden çıkarılabilecek önemli mesajlar olabilir.”
Avrupa Nükleere Dönerken Türkiye Hangi Eksende Duracak?
Avrupa Nükleere Dönerken Türkiye Hangi Eksende Duracak?
Avrupa enerji dönüşümünden vazgeçmiyor, ama dönüşümden ne anladığını değiştiriyor.
Konut: Her İki Tarafın da Haklı Olduğu Bir Sorun
Konut: Her İki Tarafın da Haklı Olduğu Bir Sorun
Konut sahibi olmanın giderek daha fazla gelir ve finansman gerektirdiği, kiralık piyasasında alım gücüne göre yüksek seyreden fiyatlar, hukuki süreçlerin uzunluğu ve belirsizlik ev sahibini mağdur, kiracıyı evsiz bırakan bir sıkışıklık yaratmış durumda. Sektör uzmanlarına göre çözüm kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket ettiği yeni bir modelden geçiyor.
Yapay Zekânın İsmini Değiştirmek Yetecek mi?
Yapay Zekânın İsmini Değiştirmek Yetecek mi?
“Yapay” kulağa sahte gibi geliyor, “süper” ise başka bir kapı açıyor. Taklit eden bir sistemden, insan kapasitesini aşan bir güce geçiyoruz.
Enerjinin Yeni Denkleminde En Kritik Yatırım: İnsan Kaynağı
Enerjinin Yeni Denkleminde En Kritik Yatırım: İnsan Kaynağı
Enerji dünyası, son yıllarda yalnızca dönüşmüyor; oyunun kuralları yeniden yazılıyor.
Tamamen Elektrikli Yeni Volvo ES90 Türkiye’de
Tamamen Elektrikli Yeni Volvo ES90 Türkiye’de
Volvo Cars’ın tamamen elektrikli geleceğini temsil eden modellerinden biri olan yeni Volvo ES90, performans, konfor ve uzun menzilli elektrikli sürüşü bir araya getiriyor.
Füzyon Yatırımcılarının 14 Milyar Dolarlık Bahsi
Füzyon Yatırımcılarının 14 Milyar Dolarlık Bahsi
Bilim insanları bugüne kadar enerji üreten füzyon reaksiyonlarını yalnızca laboratuvar ortamında gerçekleştirebildi ve bu noktaya giden yol yavaş ve maliyetli oldu. Ancak şirketler, ticari uygulanabilirliğe hızla yaklaştıklarını söylüyor.
Başkanın Adamı
Başkanın Adamı
Marco Rubio, geçmişteki inançlarıyla çelişse bile dünyanın dört bir yanında başkanın isteklerini hayata geçiriyor. Peki uzun vadeli hesabı ne?
Trump’ın Derin Deniz Madencilik Ruhsatları Girişimcilerin İştahını Kabartıyor
Trump’ın Derin Deniz Madencilik Ruhsatları Girişimcilerin İştahını Kabartıyor
Girişimciler deniz tabanı madenciliği izinlerini kapmak için yarışıyor. Sonrasında ise asıl zorlu bölüm başlıyor.