Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Küresel Ekonomi

AB–Hindistan STA’sı: Türkiye İçin Bir Rekabet Analizi
AB ile Hindistan arasındaki STA Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Burada Türkiye açısından kritik soru, “AB–Hindistan ticareti ne kadar artacak?” değil; bu artışın Türkiye’nin güçlü olduğu sektörlerle ne ölçüde örtüştüğü. Bu nedenle anlaşmanın Türkiye’ye etkisi, toplam ticaret hacmi üzerinden değil; sektörel ve ürün bazlı rekabet üzerinden okunmalı.
  • 12 Şubat 2026 23:47
  • Doç. Dr. Derya Hekim
AB–Hindistan STA’sı: Türkiye İçin Bir Rekabet Analizi

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında müzakereleri sonuçlandırılan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), iki taraf arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri daha öngörülebilir ve kurallara dayalı bir çerçeveye oturtmayı amaçlıyor. Neredeyse yirmi yıldır müzakereleri devam eden anlaşmanın böyle bir zamanda bitirilmesi manidar. AB, ABD ile olan tartışmasında kendine çeşitlendirecek pazarlar arayışında.


Dünyanın en büyük ekonomileri arasında gerçekleşen bu anlaşmanın 2 milyar insanı kapsayacak olması önemli. Tabii bir de AB açısından tedarik zincirinin çeşitlenmesi ve Çin’e karşı başlatılan “de-risking” stratejisi ile de uyumlu.


Anlaşma, mal ticareti, hizmetler, yatırımlar ve düzenleyici alanları içeren kapsamlı bir ekonomik ortaklık niteliği taşıyor. Tarım ve bazı hassas sanayi ürünlerinde yüksek koruma sürdürülürken, sanayi ve hizmetler alanında seçici, ürün bazlı ve kademeli bir liberalizasyon öngörülüyor. Tarife indirimleri bazı ürünlerde ilk günden sıfırlanırken bazılarında 3 ila 10 yıla yayılan geçiş süreleriyle uygulanacak; otomotiv, çelik, alüminyum ve belirli tarım ürünlerinde ise tam serbestleşmeden özellikle kaçınılıyor.


Anlaşmanın bir diğer ayırt edici yönü, tarife dışı düzenlemelerin merkezi rolü. Teknik standartlar, sağlık ve bitki sağlığı önlemleri (SPS), kimyasallar mevzuatı (REACH), fikri mülkiyet ve sürdürülebilirlik başlıkları anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olarak korunuyor. Bu çerçevede STA, yalnızca gümrük vergilerini düşüren bir metin değil; ticareti regülasyonlar üzerinden yönlendiren bir yapı kuruyor.


Bu anlaşma Türkiye’yi neden ilgilendiriyor?


AB–Hindistan STA’sına doğrudan taraf değiliz ancak Türkiye’nin AB ile olan Gümrük Birliği ilişkisi nedeniyle dolaylı etkileri son derece belirgin. Türkiye, AB pazarına sanayi ürünlerinde tarifesiz erişime sahipken, Birliğin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının müzakere sürecinde yer almıyor. Bu durum, Türkiye’yi AB pazarında asimetrik bir rekabet konumuna yerleştiriyor.


Anlaşmanın etkilerini iki cepheden izlemek gerek. Birincisi bizim gibi AB pazarlarına gümrüksüz eriştiğimiz mallarda diğer ülkelerin de bizimle aynı şartlarda erişimi söz konusu oluyor, bu da bizim rekabet avantajımızı aşındırıyor. Hindistan gibi bizimle rakip mal üreten ekonomiler devreye girince bu daha akut bir hal alıyor. İkincisi Hindistan için bizim pazarlarımıza AB’de menşei değiştirerek tarifesiz mal satması pratikte mümkün hale geliyor. Oysa biz Hindistan’a mal satarken bir tarife ile karşılaşıyoruz. Bu da asimetrik bir etki yaratıyor.


Bu iki cephede Türkiye’nin ticaret politikası açısından oldukça önemli ancak ben bu yazıda ilk cepheye yani bu anlaşma sonucunda Türkiye ihracatındaki riskli alanlara odaklanıyorum.


Analitik yaklaşım: Tarife değişikliği ve rekabet gücü birlikte


Türkiye açısından kritik soru, “AB–Hindistan ticareti ne kadar artacak?” değil; bu artışın Türkiye’nin güçlü olduğu sektörlerle ne ölçüde örtüştüğü. Bu nedenle anlaşmanın Türkiye’ye etkisi, toplam ticaret hacmi üzerinden değil; sektörel ve ürün bazlı rekabet üzerinden okunmalı. Bazı sektörlerde etki sınırlı kalırken, bazı alanlarda rekabet baskısının orta vadede belirgin biçimde artması bekleniyor.


AB–Hindistan STA’sının Türkiye üzerindeki olası etkilerini analitik olarak değerlendirirken, tek başına tarife indirimlerinin olduğu sektörleri ele almak yerine daha geniş bir pespektifle tarife değişiklikleri, geçiş süreleri, istisnalar ve TRQ (Tarife Oranlı Kota) uygulamaları ürün bazında inceledim; eş zamanlı olarak Türkiye ve Hindistan’ın AB pazarındaki Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (RCA) göstergelerini kullandım.


Bu iki boyutun birlikte ele alınması, tarife indiriminin yalnızca teorik değil, fiilen rekabet baskısı yaratacağı alanların ayrıştırılmasını mümkün kılıyor. Hindistan açısından tarife avantajı olsa bile rekabet gücünün zayıf olduğu sektörleri ikincil önemde değerlendirdim. Hem tarife avantajının devreye girdiği hem de Türkiye ile Hindistan’ın AB pazarında doğrudan rekabet ettiği sektörleri yüksek riskli alanlar olarak sınıflandırdım. Bu çerçevede sektörleri kırmızı, sarı ve yeşil alanlar altında gruplandırdım.


Kırmızı alanlar: Yapısal ve kalıcı rekabet baskısı


Kırmızı alanlar, AB–Hindistan STA’sı kapsamında tarife indirimlerinin Türkiye ve Hindistan’ın AB pazarındaki rekabet gücüyle doğrudan örtüştüğü sektörlerden oluşuyor. Bu alanlarda riskin kaynağı tek başına tarife avantajı değil; emek yoğun üretim yapısı, maliyet baskısı ve fiyat hassasiyeti. Hazır giyim, deri ve ayakkabı, plastik mamulleri, organik kimyasallar, temel metal ürünleri ve düşük fiyatlı seri mobilya gibi alanlarda Hindistan’ın maliyet avantajı, STA ile birlikte daha görünür hale geliyor.


Bu sektörlerin ortak özelliği, Türkiye’nin AB’ye ihracatında yüksek paya sahip olmaları ve bugüne kadar rekabet gücünün büyük ölçüde fiyat, teslim süresi ve ölçek üzerinden şekillenmiş olması. STA’nın tarife indirimleri, Hindistan menşeli ürünlerin AB pazarına giriş maliyetini düşürürken, Türkiye’nin bu alanlarda sahip olduğu göreli avantajı aşındırıyor.


Bu nedenle kırmızı alanlar, kısa vadeli bir ticaret kaybından çok, Türkiye’nin mevcut ihracat modelinin yapısal sınırlarını görünür kılıyor. Fiyat rekabetine dayalı uzmanlaşma, bu sektörlerde giderek daha kırılgan hale geliyor.


Sarı alanlar: Uyum kapasitesine bağlı rekabet


Sarı alanlar, tarife indirimlerinin kademeli olarak devreye girdiği ve rekabet sonucunun büyük ölçüde tarife dışı faktörlere bağlı olduğu sektörlerden oluşuyor. Bu grupta işlenmiş tarım ve gıda ürünleri, deniz ürünleri, kauçuk mamulleri, genel makineler ve ekipmanlar, demir-çelikten eşya, bakır ve diğer baz metaller, ticari araçlar ve karoserler ile ahşap ürünler öne çıkıyor.


Bu sektörlerde Türkiye’nin AB pazarındaki mevcut tedarik zinciri entegrasyonu, coğrafi yakınlık ve regülasyonlara aşinalık önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajlar otomatik değil. REACH, SPS, teknik standartlar ve karbon düzenlemelerine uyumda yaşanacak gecikmeler, sarı alanların hızla kırmızıya dönüşmesine neden olabilir.


Türkiye’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uyum sürecindeki mevcut önceliği, Hindistan karşısında bir “erken yol alma” avantajı yaratıyor; ancak bu, yapısal değil konjonktürel bir nitelik taşıyor. AB-Hindistan stratejik ortaklığının bir parçası olarak AB, Hindistan’a yeşil dönüşüm fonlarından yararlanma ve teknik kapasiteyi geliştirme imkânı sunacak. Bu finansal ve teknolojik destek, Hindistan’ın karbon yoğun üretim yapısını tahmin edilenden daha hızlı bir şekilde modernize etmesinin önünü açabilir. Dolayısıyla Türkiye’nin bugün az da olsa bir avantaj olarak kullandığı nispeten daha yeşil bir üretim farkı, AB destekli Hindistan atağıyla orta vadede kapanma riskiyle karşı karşıya.


Yeşil alanlar: Görece korunaklı ve niş avantaj sağlayan sektörler


Yeşil alanlar, STA kapsamında tarife indiriminin sınırlı olduğu ya da Türkiye’nin rekabet gücünün fiyat dışı unsurlara dayandığı sektörlerden oluşuyor. Canlı hayvanlar ve temel tarım ürünleri, tahıllar, narenciye gibi hassas tarım kalemleri, tütün, kozmetik ve parfümler, halılar ve teknik tekstiller, özel amaçlı makineler, traktörler ve tasarım odaklı mobilya bu grupta yer alıyor.


Bu alanlarda Türkiye’nin avantajı, düşük maliyetten ziyade kalite, sertifikasyon, ürün farklılaştırması ve güvenilir tedarikçi algısına dayanıyor. AB’nin tarımda yüksek koruma politikası ve hassas ürün rejimleri, bu sektörler için doğal bir tampon oluşturuyor. Ancak bu yapı mutlak değil; rekabet koşulları orta vadede değişebilir.


TRQ ile korunan sektörler: Gecikmeli rekabet


AB–Hindistan STA’sında bazı hassas sektörlerde tam serbestleşme yerine TRQ mekanizması tercih ediliyor. Binek otomobiller, çelik ve alüminyum ürünleri, bazı deniz ürünleri ve seçili tarım kalemlerinde Hindistan’a tanınan erişim miktar bazında sınırlandırılıyor. Bu yapı, kısa vadede ani bir pazar kaybını önlerken, rekabet baskısını zamana yayıyor.


Türkiye açısından TRQ’lar kalıcı bir koruma değil; dönüşüm için kazanılmış süre anlamına geliyor. Otomotiv ve çelik gibi sektörlerde tam serbestleşmeden kaçınılması ise riski ortadan kaldırmıyor; rekabet baskısını zamana yayıyor. Kota hacimleri zaman içinde artırılabilir ve kullanım oranları yükseldikçe fiyat baskısı daha görünür hale gelebilir.


Türkiye ne yapmalı?


AB–Hindistan STA’sı, Türkiye için ani bir kriz değil; ihracat yapısının sürdürülebilirliğini test eden bir gelişme niteliğinde. Kırmızı alanlarda fiyat rekabetine dayalı modelin sınırlarına gelindiği kabul edilmeli; strateji ürün farklılaştırması, tasarım, teknik standartlar ve katma değer artışına odaklanmalı.


Sarı alanlarda ise zaman faktörü kritik. REACH, SPS, CBAM ve teknik mevzuata uyum yatırımları hızlandırılmadığı takdirde, bugün yönetilebilir olan risk alanları hızla kırmızıya dönebilir. Bu nedenle kamu politikalarının, firmaların regülasyon uyum maliyetlerini azaltacak destek mekanizmalarına odaklanması gerekiyor.


Yeşil alanlarda Türkiye’nin göreli avantajı korunmalı ve derinleştirilmeli. Tarımda hassas ürün rejimleri, sanayide ise niş ve teknik üretim alanları, Türkiye’nin AB pazarındaki konumunu güçlendirebileceği başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu alanlarda amaç, mevcut payı korumaktan ziyade değer zincirinde yukarı çıkmak olmalı.


Son olarak, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’ların Türkiye üzerindeki etkisi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi tartışmasını yeniden gündeme taşıyor. Türkiye açısından temel mesele, bu anlaşmaları tek tek telafi etmek değil; asimetrik rekabet sorununu yapısal olarak çözebilecek bir çerçeveye geçmek.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
OpenAI Hissesi Satın Almaya Çalıştığım Gün
OpenAI Hissesi Satın Almaya Çalıştığım Gün
Borsada işlem görmeyen bir şirkette bireysel bir yatırımcı tek bir hisse bile satın alabilir mi? Bu görev oldukça cazip görünüyordu. Aynı zamanda birkaç önemli ders de ortaya çıkardı.
Franco Diktatörlüğünden Demokratik Olgunluğa
Franco Diktatörlüğünden Demokratik Olgunluğa
Franco döneminin otoriter mirası ile Don Kişot’un idealist hayal gücü arasında uzanan tarihsel ve kültürel hat, İspanya’nın bugünkü siyasal kimliğini daha derinlikli biçimde anlamayı mümkün kılıyor. Pedro Sanchez’in liderliğinde İspanya’nın izlediği çizgi bir denge arayışı olarak okunabilir.
Borsaya Üçlü Destek
Borsaya Üçlü Destek
Borsa İstanbul’da son dönemde fiyat hareketleri kadar paranın yönü de gündemde. Yabancı yatırımcıların hisse senedi işlemleri, hisse senedi yoğun fonlara artan ilgi ve hareketlenen halka arz trafiği birlikte değerlendirildiğinde paranın rotasının Ocak ayında pay piyasalarına yöneldiği görülüyor.
Fon Yatırımcısının Güveni Zedelenmedi
Fon Yatırımcısının Güveni Zedelenmedi
Altın ve gümüşte tarihi zirvelerin ardından gelen sert düzeltme, “ralli bitti mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Para politikası beklentileri, doların güçlenmesi ve kaldıraçlı pozisyonların çözülmesi değerli metallerde satışları hızlandırırken fon akımlarındaki yön değişimi de yatırımcı davranışına dair önemli ipuçları verdi.
Yapay Zekânın İş Gücüne Etkisi: Kod Kazanırken İnsan Kaybediyor mu?
Yapay Zekânın İş Gücüne Etkisi: Kod Kazanırken İnsan Kaybediyor mu?
Yapay zekâdaki gelişimin yakından etkilediği alanlardan birisi de istihdam piyasası. Artan otomasyon ve verimlilik GSYH artışı ile istihdam artışı arasındaki bağı zayıflatıyor. Bu ise ekonomik büyümenin ortaya çıkaracağı refahı kimin nasıl paylaşacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Hürmüz’den Washington’a: İran-ABD Hesaplaşması
Hürmüz’den Washington’a: İran-ABD Hesaplaşması
Umman’daki “iyi başlangıç” mesajlarının arkasında yüzde 60’ı zenginleştirilmiş 441 kilo uranyum, yeraltına gömülü füze şehirleri ile Körfez’de bekleyen ABD donanması ve askeri yığınağı var. Diplomasi ile savaş arasındaki mesafe hiç bu kadar dar olmamıştı.
İngiltere’de Liderlik Krizi Derinleşiyor
İngiltere’de Liderlik Krizi Derinleşiyor
Mandelson krizi ve peş peşe gelen üst düzey istifalar, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın liderliğini yeniden tartışmaya açtı. Düşen kamuoyu desteği ve parti içi huzursuzluk, İngiltere siyasetinde yeni bir güç mücadelesinin kapısını araladı.
Yapay Zekâ Oyunları Tahtından Etti
Yapay Zekâ Oyunları Tahtından Etti
Kullanıcılar artık bir oyunda sanal bir kılıç satın almak yerine, e-postalarını özetleyen veya sunumunu hazırlayan bir AI için 20 dolar ödemeyi çok daha mantıklı bir yatırım olarak görüyor.
Susuzluğa Milyarlık Çözüm: Desalinasyon
Susuzluğa Milyarlık Çözüm: Desalinasyon
Suyun jeopolitik bir silaha, desalinasyonun ise ulusal güvenlik meselesine dönüştüğü yeni dünyada, sektör hem devletler hem yatırımcılar için kritik bir stratejik alan olmaya devam edecek.
Gürültü Çağında Bağlantı Ekonomisinin Yükselişi
Gürültü Çağında Bağlantı Ekonomisinin Yükselişi
Markalar için mesele artık yalnızca yenilik yapmak değil; doğru projeyle, doğru zamanda yan yana durabilmek.
Yapay Zekâ İşi Azaltmıyor İştahı Büyütüyor
Yapay Zekâ İşi Azaltmıyor İştahı Büyütüyor
Yapay zekâ bize hız kazandırırken, biz o hızın doğurduğu iştahı yönetebiliyor muyuz? Yoksa “madem mümkün” diye kendimize yeni bir iş evreni mi açıyoruz?
Nokia, Türkiye’nin 5G Dönemine Hazırlanıyor
Nokia, Türkiye’nin 5G Dönemine Hazırlanıyor
Yapay zekâ ile artan veri trafiği, rekabetin merkezini ağ altyapılarına taşıyor. Nokia Avrupa Başkanı Rolf Werner ağ yatırımlarının stratejik önemine dikkat çekerken, Türkiye’nin 5G sürecinde sahada olduklarını belirtti.
Avrupa’dan Hindistan’a: Türkiye Sanayisinin Merkez Rolü
Avrupa’dan Hindistan’a: Türkiye Sanayisinin Merkez Rolü
Hindistan ile AB arasındaki STA dengeleri önümüzdeki dönemde yeniden şekillendirebilir; ancak Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik entegrasyon daha derin ve kurumsallaşmış bir zemine dayanıyor.
Beyaz Rekabet Ülkeleri Birleştirmeye Devam Ediyor
Beyaz Rekabet Ülkeleri Birleştirmeye Devam Ediyor
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları tüm görkemi ile devam ederken 93 ülkeden 3 bin 500’ü aşkın sporcu madalya ve yeni rekorlar için mücadele veriyor. Bu yıl sekiz sporcu ile Olimpiyatlarda boy gösteren Türkiye ise henüz madalyaya ulaşabilmiş değil.
Yeni Clio Türkiye’de Satışta
Yeni Clio Türkiye’de Satışta
Türkiye’nin en çok satan otomobili Renault Clio, büyüyen boyutları ve yenilenen teknolojileriyle yeni satış rekorları için yola çıktı.
Nükleer Enerjinin Dönüşü: Elektrikli Araçlar ve Yapay Zekâ
Nükleer Enerjinin Dönüşü: Elektrikli Araçlar ve Yapay Zekâ
Nükleer enerji, veri merkezlerini ve elektrikli araç şarj istasyonlarını çalıştırabilecek, güvenilir, uygun fiyat ve karbon içermeyen elektriğin sürekli akışı için en uygun seçenek olabilir.
Klarna Birleşik Devletleri
Klarna Birleşik Devletleri
Ekonominin ne durumda olduğunu mu anlamak istiyorsunuz? “Şimdi al, sonra öde” hizmetlerine akın eden alışverişçilere bakmanız yeterli.
Stephen Miller Beyaz Saray’da Kendi Amerika Vizyonunu Gerçeğe Dönüştürüyor
Stephen Miller Beyaz Saray’da Kendi Amerika Vizyonunu Gerçeğe Dönüştürüyor
Trump’ın acar danışmanı göçten Latin Amerika politikasına kadar, Başkan’ın isteklerini ustalıkla hayata geçiriyor.
Trump’ın Venezüela Petrolü Hedefi Sanıldığından Daha Uzun Soluklu Bir Yatırım
Trump’ın Venezüela Petrolü Hedefi Sanıldığından Daha Uzun Soluklu Bir Yatırım
Eğer başarılı olursa ki bu büyük bir “eğer” Trump’ın emperyal nitelikli bu yatırımı, ABD petrol üretimi zirveye ulaştıktan kısa süre sonra karşılığını verebilir.