Geçtiğimiz hafta sonunu Bolu’da, Digital Export Enhancement Program – DEEP kapsamında gerçekleştirilen “KOBİ’lerin Yapay Zekâ Destekli E-İhracat ve Agentic Commerce Dönüşümü Çalıştayı”nda geçirdim. Ticaret Bakanlığı, TOBB ve ICC ekseninde düzenlenen çalıştayda e-ihracat ekosisteminin farklı taraflarından isimlerle aynı masanın etrafındaydık.
Masalarda yapay zekâ konuşuldu ama bana göre konuştuğumuz esas mesele teknoloji değildi. Türkiye’nin üretim kapasitesinin dünyanın talebiyle bundan sonra nasıl buluşacağıydı. Çalıştayda KOBİ’lerin yapay zekâ olgunluğundan organizasyonel dönüşüme, dış pazara açılmadan müşteri bulmaya; veri, API, ödeme ve güven altyapısından Agentic Commerce uygulamalarına kadar çok katmanlı bir yapı tartışıldı. Bu başlıkların birlikte ele alınmasını önemli buluyorum. Çünkü yapay zekâ dönüşümünü yalnızca ChatGPT kullanmak, içerik üretmek veya pazarlama otomasyonu yapmak üzerinden okursak büyük resmi kaçırırız.
Türkiye’nin bugün güçlü bir e-ticaret kası var. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında e-ticaret hacmi yaklaşık 115,5 milyar dolara ulaştı ve 634 bin işletme e-ticaret yaptı. Aynı yıl 10 bin doların üzerinde e-ihracat gerçekleştiren kişi ve işletme sayısı ise yaklaşık 11 bin 500 olarak açıklandı. E-ihracattan elde edilen döviz geliri 5,1 milyar dolar seviyesinde kaldı. Türkiye’nin aynı yıl 273,4 milyar dolarlık mal ihracatı gerçekleştirdiğini düşündüğümüzde önümüzdeki alan daha net ortaya çıkıyor. Yani dijitalde satış yapmayı önemli ölçüde öğrendik. Şimdi mesele bu kabiliyeti küreselleştirmek.
E-ihracatın bir sonraki sürümü
Bugüne kadar e-ihracatı çoğunlukla şöyle düşündük: Bir Türk şirketi Amazon’a, Alibaba’ya veya başka bir uluslararası pazaryerine girer; ürünlerini listeler, reklam verir, sipariş alır ve lojistik operasyonunu gerçekleştirir. Bu model ortadan kalkmayacak. Fakat üzerine yeni bir katman geliyor. Agentic Commerce.
Tüketici veya şirket artık yüzlerce internet sitesini kendisi dolaşmak yerine yapay zekâ ajanına, “Bana şu özelliklerde, şu bütçede, şu tarihte teslim edilebilecek en uygun ürünü bul” diyecek. Agent ürünleri araştıracak, karşılaştıracak, yorumları okuyacak, teslimat süresine bakacak, fiyatları değerlendirecek ve giderek kullanıcının verdiği yetki sınırları içinde satın alma işlemini de gerçekleştirecek.
Bir sonraki aşamada ise yalnızca alıcının değil, satıcının da agent’ı olacak. Ben buna Agent-to-Agent Export diyorum. Alıcı şirketin agent’ı ihtiyacı tarif edecek. Türk üreticinin agent’ı üretim kapasitesini, fiyatını, stok durumunu ve teslim süresini paylaşacak. Başka bir agent mevzuatı, GTİP’i, menşei ve gerekli belgeleri kontrol edecek. Ödeme agent’ı finansmanı ve tahsilatı yönetecek, lojistik agent’ı taşıma seçeneklerini karşılaştıracak.
Bir zamanlar insanlar telefonla, faksla ve e-postayla yaptıkları ticareti dijital platformlara taşıdılar. Şimdi platformlardan agent’lara geçiyoruz. Bakanlığın yaptığı çalışmalar bu nedenle önemli. Ticaret Bakanlığı’nın e-ihracat desteklerini yalnızca teşvik politikası olarak okumamak gerekiyor. E-Kolay İhracat Platformu’nun 12 entegre modülle çalışması, yapay zekâ destekli araçların devreye alınması, Akıllı E-İhracat Robotu’nun geliştirilmesi, lojistik süreçlere yönelik yeni dijital araçlar ve DEEP gibi kapasite geliştirme programları birlikte düşünüldüğünde Türkiye’de bir dijital ihracat altyapısı oluşmaya başladığını görüyoruz.
Bakanlığın e-ihracatın toplam ihracattaki payını önümüzdeki yıllarda yüzde 10 seviyesine taşıma hedefi de bu nedenle sadece bir satış hedefi olarak görülmemeli. Bence ikinci aşamada devletin rolü daha da kritik olacak.
Bugünün dijital kamu hizmetleri şu soruya cevap veriyor: “Bir ihracatçı bu işlemi ekrandan nasıl daha kolay yapar?” Yarının sorusu ise şu olacak: “İhracatçının yetkilendirdiği yapay zekâ agent’ı bu işlemi güvenli ve denetlenebilir biçimde sistemler arasında nasıl gerçekleştirebilir?”
Arada büyük fark var.
Çünkü dijitalleşme ekranları çoğaltmak değildir. Dijitalleşme, bilginin mimarisini değiştirmektir. E-KİP’in geleceğini bu nedenle yalnızca insanların ziyaret ettiği çok iyi bir portal olarak değil; ihracatçıların yetkilendirdiği agent’ların güvenli API’ler üzerinden pazar bilgisine, mevzuata, teşviklere, lojistik ve gümrük servislerine erişebildiği bir altyapı olarak düşünmeliyiz.
Eylülde aynı tartışma IGEXX sahnesine taşınıyor
3–5 Eylül’de İstanbul’da gerçekleşecek IGEXX – Istanbul Global E-Export Summit’i de bu açıdan önemli buluyorum. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, TİM organizasyonunda ve ETİD iş birliğinde düzenlenen zirve; global pazaryerlerini, markaları, teknoloji şirketlerini, ödeme ve lojistik oyuncularını İstanbul’da buluşturacak.
Ben de IGEXX’te “When AI Goes Shopping: How Brands Should Prepare for the Age of Agentic Commerce” başlıklı panelin moderatörlüğünü yapacağım. Başlığın bana göre en önemli tarafı “AI” değil, shopping kelimesi. Çünkü yapay zekânın ekonomik etkisi, yalnızca insanların daha üretken çalışmasıyla sınırlı kalmayacak. Yapay zekâ giderek ekonomik aktör haline gelecek. IGEXX programında AI agent’larının alıcı, satıcı ve hatta müzakereci haline geldiği “post-human checkout” gibi başlıkların da yer alması bu dönüşümün artık teorik bir teknoloji tartışması olmaktan çıktığını gösteriyor.
Ve bence Türkiye açısından asıl fırsat burada. Bizim avantajımız dünyanın en büyük yapay zekâ modelini geliştirmek zorunda olmamız değil. Türkiye’nin üretim kabiliyeti, KOBİ ağı, lojistik konumu, ürün çeşitliliği ve ihracat tecrübesi var. Yapmamız gereken, bu fiziksel üretim kapasitesinin üzerine makine tarafından okunabilir bir ticaret katmanı kurmak. Ürün bilgisi, fiyat, stok, sertifika, menşe, teslimat süresi, lojistik, ödeme, iade ve güven verileri agent’ların anlayabileceği standartlarda bulunmalı. Çünkü yakında bir markanın rakibi yalnızca başka bir marka olmayacak. Bir AI agent’ının hiç görmediği marka olmak da rekabet problemi olacak.
Bir dönem “Google’da yoksanız, yoksunuz” deniyordu. Yeni dönemde çok daha ekonomik bir soru soracağız: “Dünyanın satın alma agent’ları sizin ürününüzü bulabiliyor, anlayabiliyor, güvenebiliyor ve satın alabiliyor mu?” Türkiye e-ihracatta gerçek sıçramayı bu soruya vereceği cevapla yapacak. Belki de ihracatın bir sonraki büyük dönüşümünün adı artık e-ihracat değil: Agent-to-Agent Export. Sorusu ise Are you agentic export ready? Olacak…