Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Küresel Ekonomi

Çin ve Nadir Toprak Elementleri
Çin, nadir toprak elementleri üretiminde dünyanın açık ara lideri ve küresel tedarik zincirinin en kritik halkasını oluşturuyor.
  • 14 Ağustos 2026 02:22
  • Koray Öztopçu
Çin ve Nadir Toprak Elementleri

Ülkelerin kritik mineral potansiyeli ve bu kaynaklar üzerindeki kontrolü, yalnızca ekonomik toparlanmalarını ve egemenliklerini değil, aynı zamanda dünyanın enerji güvenliğini de şekillendirecek. Modern dünyada kritik mineraller, bu kaynaklara sahip ülkeleri jeopolitik ve jeoekonomik açıdan giderek daha stratejik bir konuma taşıyor. Dünyadaki nadir toprak elementlerinin yüzde 75’ini kontrol eden Çin’e olan bağımlılıklarını azaltmak isteyen ülkeler, yeni arayışlara giriyor. Çin, nadir toprak elementleri üretiminde dünyanın açık ara lideri ve küresel tedarik zincirinin en kritik halkasını oluşturuyor.

Çin’in nadir toprak elementleri coğrafyası

Çin’in İç Moğolistan’daki Bayan Obo Madeni, dünyanın en büyük nadir toprak rezervlerinden biri. Ayrıca Jiangxi, Guangdong ve Fujian bölgelerindeki iyonik kil yatakları da stratejik öneme sahip. Küresel nadir toprak üretiminin yaklaşık yüzde 60–70’i Çin’den gelirken Çin, sadece hammadde üretiminde değil, rafinaj ve mıknatıs üretiminde de baskın konumda. Dünya mıknatıs üretim kapasitesinin yüzde 90’dan fazlası Çin’de yer alıyor. Stratejik kullanım alanları arasında; elektrikli araç motorları, rüzgâr türbinleri, askeri teknolojiler (füze yönlendirme sistemleri ve radarlar), yüksek teknoloji cihazları (akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve lazerler) yer alıyor.

Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki hâkimiyeti, özellikle ticaret savaşları sırasında ihracat kısıtlamalarının gündeme gelmesiyle stratejik bir koza dönüştü. Bu nedenle ülkeler, alternatif kaynaklar bulmaya ve geri dönüşüm teknolojileri geliştirmeye çalışıyor. Çin’in bu alandaki hâkimiyeti, enerji dönüşümü ve yüksek teknoloji sektörleri açısından küresel bir bağımlılık riski yaratıyor.

Otomotiv sektöründe neodimyum, esas olarak elektrikli araç motorlarında, ses sistemlerinde ve sensörlerde kullanılan son derece güçlü neodimyum-demir-bor (NdFeB) mıknatısların üretiminde hayati öneme sahip bir nadir toprak elementi. Her bir elektrikli araçta ortalama 1 ila 2 kg neodimyum mıknatıs kullanılıyor.

Otomotivde kullanım alanları

• Elektrikli araçlardaki sabit mıknatıslı senkron motorların (PMSM) rotorlarında kullanılır.

• Araç içindeki yüksek performanslı hoparlörlerde ve ses birimlerinde netlik ve güç sağlar.

• Cam açma-kaldırma mekanizmaları, koltuk ayar motorları ve kilit sistemleri gibi küçük elektrikli bileşenlerde bulunur.

• Yüzde 95’in üzerinde motor verimliliği sağlayarak enerji kaybını azaltır.

• Geleneksel mıknatıslara kıyasla motor ağırlığını yaklaşık yüzde 30 oranında düşürür ve alandan tasarruf sağlar.

• Hafif ve güçlü yapısıyla araçların tek şarjla katettiği mesafeye olumlu katkıda bulunur.

Neodimyum en çok Çin’de çıkarılıyor. Çin, dünya üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini tek başına karşılar. Bunun dışında Avustralya, ABD, Myanmar ve bazı Afrika ülkeleri de önemli kaynaklara sahip.

Batarya üretiminde kritik minerallerin rolü

Kritik hammaddeler, özellikle elektrikli araç bataryalarının üretiminde kullanılmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Bu kaynaklara erişmek isteyen devletler, yüksek grafit rezervlerinin yanı sıra önemli miktarda titanyum ve lityum yataklarına sahip ülkelerle anlaşmalar yapmaya yöneliyor. Geniş mineral zenginliklerine erişimi mümkün kılacak bir anlaşmanın dünya genelindeki pek çok dengeyi kökten değiştireceği açıkça görülüyor.

Bakır, lityum, nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi kritik mineraller; rüzgâr türbinlerinden elektrik şebekelerine, elektrikli araçlardan diğer temiz enerji teknolojilerine kadar pek çok alanda kullanılıyor. Lityum, nikel, kobalt, manganez ve grafit, pil performansı açısından oldukça önemli kaynaklar ve elektrikli araç motorlarında kullanılan kalıcı mıknatısların üretiminde kritik bir rol oynuyor.

Son yıllarda kritik minerallere olan talep güçlü bir büyüme gösterdi. Lityum tüketimi yüzde 30’un üzerinde artarken nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerine yönelik talepte ve fiyatlarda artış görüldü. Günümüzde temel enerji dönüşümü minerallerinin toplam piyasa değeri yaklaşık 325 milyar dolar olarak ölçülüyor.

Temiz enerji teknolojileri yaygınlaşmaya devam ettikçe kritik minerallere olan talep de artışını sürdürecek. Ülkeler, açıkladıkları ulusal enerji ve iklim taahhütlerini tam olarak uygularsa temiz enerji teknolojilerinin ihtiyaç duyduğu minerallere yönelik talebin 2030’a kadar iki katın üzerine çıkması, 2040’a kadar ise üç katına ulaşarak yıllık yaklaşık 35 milyon ton olması bekleniyor.

Bataryada Çin hâkimiyeti değişecek mi?

Çin şu anda; lityum, kobalt, nikel, doğal grafit ve nadir toprak elementleri de dâhil olmak üzere modern ekonomiler açısından önemli olan kritik minerallerin küresel rafinasyonunda lider konumda bulunuyor. Dolayısıyla Çin, yarı iletkenler, havacılık bileşenleri ve enerji depolama sistemleri gibi ileri teknolojiler için gereken işlenmiş girdilerin birincil tedarikçisi olarak öne çıkıyor.

Çin dışında çıkarılan mineraller bile sıklıkla Çin’e ait eritme ve işleme tesislerine gönderiliyor. Neredeyse tekel boyutuna ulaşan bu durum, Çin’e küresel tedarik zincirleri üzerinde önemli bir avantaj sağlıyor ve ABD’nin Çin kontrolündeki rafineri operasyonlarına bağımlılığına ilişkin endişeleri artırıyor.

Çin’in, ABD tarifelerine yanıt olarak işlenmiş nadir toprak elementlerine getirdiği son ihracat kontrolleri, bu stratejik zayıflığı yeniden gündeme taşıyor. Diğer yandan, 2024 yılında küresel elektrikli araç batarya pazarının büyük bir kısmı iki Çinli şirkete ait. Bu şirketlerden biri yüzde 37,9, diğeri ise yüzde 17,2 pazar payına sahip.

Kritik mineraller yeni enerji ekosistemini şekillendirecek

Sonuç olarak kritik mineraller, yeni ekosistemde batarya ve enerji depolama yapısını da dönüştürecek. Bu kaynaklar dünya istikrarı açısından merkezî öneme sahip olduğundan birçok ülke, bu ve benzeri kaynakların geleceğini belirlemede etkin rol üstlenerek ekosistemin şekillenmesinde öne çıkmaya çalışacak. Bu dinamikler, dünya genelinde ülkelerin egemenliklerini ve güvenliklerini doğrudan etkileyen kaynak odaklı çatışmaların çözümünde önemli bir rol oynayacak.

Elektrikli araçlarla değişen ekosistem ve dünya üretiminde ortaya çıkan eksen kayması, ülkelerin sanayi alanındaki bağımlılıklarını azaltma stratejileriyle daha dirençli bir dünya mı yaratacak, yoksa yeni ve köklü bağımlılıklara mı yol açacak? Bunun cevabı yalnızca kritik hammaddelere değil, aynı zamanda küresel ve kaynak odaklı jeopolitik bir çağda transatlantik ilişkilerin geleceğine de bağlı olacak.

Başlıca üretici ülkeler

Çin: Dünya üretiminin yüzde 58–70’ini sağlıyor. En büyük rezervlerinden biri, İç Moğolistan’daki Bayan Obo Madeni’dir. bastnäsite. Bölgede bastnazit ve monazit minerallerinin yanı sıra Jiangxi, Guangdong ve Fujian’da iyonik kil yatakları bulunuyor. Çin, aynı zamanda yüzde 90’dan fazla rafinaj ve yüzde 92 mıknatıs üretim kapasitesiyle küresel tedarik zincirini kontrol ediyor.

Avustralya: Batı Avustralya’daki Mount Weld Madeni, dünyanın en zengin nadir toprak elementi yataklarından biri konumunda. Avustralya, Çin dışındaki en büyük üretici.

ABD: Kaliforniya’daki Mountain Pass Madeni, ülkenin tek büyük nadir toprak elementi kaynağı. Maden, savunma ve enerji sektörleri açısından stratejik öneme sahip.

Myanmar: İyonik kil yataklarıyla Çin’e önemli miktarda hammadde sağlıyor ve küresel arzda giderek daha büyük bir rol oynuyor.

Afrika ülkeleri: Madagaskar, Tanzanya ve Güney Afrika gibi ülkelerde keşif çalışmaları ve küçük ölçekli üretim bulunuyor. Bu ülkeler henüz Çin ve Avustralya kadar büyük bir üretim kapasitesine sahip olmasa da gelecekte önem kazanabilir.

Elektrikli araç motorları ve rüzgâr türbinleri için kritik öneme sahip bu maddelerin küresel üretim ve tedarik zincirinde Çin’in hâkimiyeti, diğer ülkeler için tedarik güvenliği sorunu yaratıyor. Alternatif kaynak arayışları kapsamında ülkelerin, Çin’e bağımlılığı azaltmak amacıyla üretimlerini artırmaya devam edeceği öngörülüyor.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
İnsan Kaynaklarında Öncelikler Yapay Zekâ ile Değişiyor
İnsan Kaynaklarında Öncelikler Yapay Zekâ ile Değişiyor
Şirketler için bağlılık, esneklik, ödül ve aidiyet önemini kaybederken yetenek yönetimi ve liderlik gelişimi öne çıkıyor.
Yapay Zekâ, İK Departmanınızı Varoluşsal Bir Krize Sürüklüyor
Yapay Zekâ, İK Departmanınızı Varoluşsal Bir Krize Sürüklüyor
İşten çıkarma bildirimlerini genellikle insan kaynakları uzmanları verir. Rollerini yeniden düşünmezlerse kendileri de işsiz kalabilirler.
Trump’ın Arktik Madencilik Anlaşması, Devlet Kapitalizminin Yeni Bir Dönemine İşaret Ediyor
Trump’ın Arktik Madencilik Anlaşması, Devlet Kapitalizminin Yeni Bir Dönemine İşaret Ediyor
Federal hükümet, Alaska’nın vahşi doğasından geçen bir yolun inşası için izin verdi. Karşılığında ise bir madencilik şirketinin hisselerinin bir kısmını aldı.
Apptronik’in Robotları Emin Adımlarla Yürüyor, Ancak CEO’su Henüz Bununla Övünmüyor
Apptronik’in Robotları Emin Adımlarla Yürüyor, Ancak CEO’su Henüz Bununla Övünmüyor
Jeff Cardenas, insansı makinelerin yaygınlaşmasının kademeli bir süreç olacağını söylüyor.
İkinci Elde Birinci Sorun: Finansman
İkinci Elde Birinci Sorun: Finansman
Finansman sınırlamaları ve sıfır araçtaki kampanyalar, ikinci el pazarını yavaşlatırken alternatif finansman yöntemleri ve kurumsal çözümler sektörün çıkış noktası gibi gözüküyor.
İhracatçımız Ajanlar Dönemine Hazır mı?
İhracatçımız Ajanlar Dönemine Hazır mı?
Bir dönem “Google’da yoksanız, yoksunuz” deniyordu. Yeni dönemde çok daha ekonomik bir soru soracağız: “Dünyanın satın alma agent’ları sizin ürününüzü bulabiliyor, anlayabiliyor, güvenebiliyor ve satın alabiliyor mu?”
35 Milyar Liralık Şampiyonluk Yarışı
35 Milyar Liralık Şampiyonluk Yarışı
Türk futbolunun en büyük vitrini yeni sezona yalnızca transferler ve şampiyonluk hesaplarıyla değil, giderek büyüyen bir ekonomik güç mücadelesiyle giriyor. 2026-2027 sezonunda Süper Lig’e tanımlanan toplam takım harcama limiti 35 milyar lirayı aşarken, bu kapasitenin yaklaşık üçte ikisi dört büyük kulübün elinde. Sezon aynı zamanda mevcut yayın sözleşmesinin son yılına ve yabancı oyuncu kuralında yeni bir nesil politikasına denk geliyor.
Ambalaj Atıklarında Çevre Kirliliğinden Ekonomik Değere
Ambalaj Atıklarında Çevre Kirliliğinden Ekonomik Değere
Türkiye’nin 2017’de başlayan Sıfır Atık yolculuğu, atığın yalnızca çevresel bir sorun değil, ekonomik bir kaynak olduğunu da ortaya koyuyor. Geri kazanım oranı yüzde 13’ten yüzde 37,53’e yükselirken yaklaşık 90 milyon ton atık yeniden ekonomiye kazandırıldı. Bugünkü değerlerle 365 milyar liraya ulaşan bu büyüklük, Türkiye’nin önündeki yeni soruyu da beraberinde getiriyor: Daha fazla atığı geri dönüştürmek mi, yoksa hiç atık üretmemeyi öğrenmek mi?
Yapay Zekâda Yeni Cephe: Açık Modeller, Kapalı Güçler ve ABD’nin Yeni Teknoloji Doktrini
Yapay Zekâda Yeni Cephe: Açık Modeller, Kapalı Güçler ve ABD’nin Yeni Teknoloji Doktrini
Yapay zekâda rekabet en güçlü modeli yapmaktan; şirketlerin, araştırmacıların ve girişimcilerin üzerine yeni ürünler inşa edebileceği bir yapay zekâ ekosistemi oluşturmaya evriliyor.
Avrupa Varlıklarına Dönüş
Avrupa Varlıklarına Dönüş
ABD teknoloji hisseleri ve yapay zekâ temasının gölgesinde kalan Avrupa piyasaları, güçlü bilançolar, yabancı yatırımcı girişleri ve rekor seviyeye ulaşan değerleme iskontosu sayesinde yeniden öne çıkıyor.
ABD Büyümek İstiyor, Ama Göçmen İstemiyor
ABD Büyümek İstiyor, Ama Göçmen İstemiyor
ABD Başkanı Donald Trump göçmen politikalarını sıkılaştırmanın yanı sıra ülkede doğan her çocuğa otomatik vatandaşlık verilmesine de karşı. Ancak bu politika gelecek yıllarda göçmenlerin tüketime ve istihdama katkısından mahrum kalacak olan ABD ekonomisinin büyüme hızını düşürebilir.
Mekke’de İmzalanan Sigorta Poliçesi
Mekke’de İmzalanan Sigorta Poliçesi
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak savunma anlaşması bir güvenlik anlaşması olmanın çok ötesinde. Anlaşma Ankara’nın savunma sanayii için Körfez’e açılan en kurumsal kapı olabilir.
Vize Zorlaşınca Oturum İzni İçin AB’ye Koştuk
Vize Zorlaşınca Oturum İzni İçin AB’ye Koştuk
Pasaportta uzun randevu ve kısa vize süreleri, çalışma, eğitim, yatırım, pasif gelir gibi yollarla Türkleri Avrupa’ya en çok oturum başvurusu yapan ülkelerden biri yaptı. Türkiye’den başvuruyla AB ülkelerinden ilk kez alınan oturum izinleri 2021’de 87 binken 2023’te 127 binle zirve yaparken sonraki yıllarda da 100 binin üzerinde kaldı. Uzun dönemli oturum izinlerinde ise Bulgaristan büyük sıçrama ile 30 bine yaklaşarak yabancılar arasında yüzde 25,4 payla ilk sırada yer aldı. Yunanistan ise ilk oturum izninde 2025’te 5 bin 225 kişiyle Çin’in ardından ikinci büyük yatırım grubu oldu.
TCMB Fonlamada Normalleşmenin Kapısını Araladı
TCMB Fonlamada Normalleşmenin Kapısını Araladı
TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yukarı çekerken revizyonun büyük ölçüde arz yönlü unsurlardan kaynaklandığı ve doğrudan bir para politikası tepkisi gerektirmediği mesajını verdi. İç talepteki yavaşlama ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme, fonlamanın yeniden yüzde 37 seviyesindeki bir hafta vadeli repo ihalelerine kaydırılmasına alan açabilir. Ancak enflasyon eğiliminin hâlen yüzde 27 civarında seyretmesi ve gelecek yıllardaki hedeflerle arasındaki belirgin fark, fonlamada normalleşmenin kapsamlı bir gevşeme döngüsüne dönüşmesini zorlaştırıyor.
Gözümüz Dışarıda
Gözümüz Dışarıda
Türkiye’nin turizm geliri ikinci çeyrekte gerilerken yurt dışına çıkan vatandaş sayısı ve turizm gideri tarihi zirveye ulaştı. Yılın ilk yarısında Türkiye’ye gelen her dört ziyaretçiye karşılık bir vatandaş yurt dışına çıkarken bu hareketlilik harcamalara da yansıdı. Yıllıklandırılmış yurt dışı kart harcamaları 2021 sonundan bu yana 5,4 katına çıkarak 20,3 milyar doları aştı.