Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

İnsan Kaynaklarında Öncelikler Yapay Zekâ ile Değişiyor
Şirketler için bağlılık, esneklik, ödül ve aidiyet önemini kaybederken yetenek yönetimi ve liderlik gelişimi öne çıkıyor.
  • 14 Ağustos 2026 02:26
  • Serhat Bıçakçı
İnsan Kaynaklarında Öncelikler Yapay Zekâ ile Değişiyor

Üç yıl önce şirketlere sordular: Önümüzdeki yıllarda insan yönetiminde ne önemli olacak? Gelen cevapta ilk üç sıra belliydi. İnsan ve İK stratejisi, liderlik gelişimi, çalışan bağlılığı ve iyi oluş. Aynı soru bu yıl 115 pazarda, 25 sektörde, 7 bin 115 İK ve iş liderine yeniden soruldu; sonuçlar mart ayında yayımlandı. Zirve yerinde duruyor; insan ve İK stratejisi yine birinci. Çalışan bağlılığı ise onuncu sıraya indi. Yedi basamak. Düşen tek başlık da o değil. Esnek çalışma modelleri yedi sıra geriledi, 24. oldu. Ödüllendirme altı sıra indi. İş sağlığı ve güvenliği altı, çeşitlilik ve kapsayıcılık altı. Bunlar Boston Consulting Group ile dünya İK dernekleri federasyonunun 2007’de başlattığı, düzenli aralıklarla tekrarlanan çalışmadan çıkıyor; Türkiye de içinde. Yani bir anket modası değil, aynı soruyu 2007’den bu yana aynı biçimde soran bir termometre. Şimdi düşenlerin ortak yanına bak. Bağlılık, esneklik, ödül, aidiyet. Hepsi 2021-2023 arasının sözcükleri. İnsan bulmanın zor, tutmanın daha zor olduğu bir dönemin gündemi. O gündem şimdi listenin ortasına çekiliyor. Yerine gelenler ise bambaşka bir cümle kuruyor.

Yükselen başlıklar aynı soruyu soruyor

Listenin üstüne çıkanlara bakacak olursak; stratejik işgücü planlaması ikinci sıraya çıktı. Yetenek yönetimi ve yedekleme planlaması yedi sıra birden atlayıp sekizinci oldu. İşe alım dört sıra yükseldi. Liderlik gelişimi zirvenin hemen altında duruyor. Dördü de tek bir soruyu soruyor: Yarın bu işi kim yapacak? Cevabın hazır olmadığı da aynı araştırmada duruyor. Katılımcıların yüzde 54’ü bir pozisyonu doldururken beceri eşleştirmesi yapıyor, yüzde 48’i düzenli bir yeniden beceri kazandırma programı yürütüyor. Ama şirket genelinde “hangi işte hangi beceri var” haritasını gerçekten kurmuş olanların oranı yüzde 11. 10 kurumdan dokuzunda, elindeki insanın ne yapabildiğini gösteren bütünlüklü bir harita yok. Bedeli de somut. İşgücü planlaması, yapay zekâ ve insan analitiği alanlarında birden güçlü olan kurumlar kritik pozisyonları emsallerinden 17-18 gün önce dolduruyor. Neredeyse üç hafta. Ve o boş koltuk sadece koltuk değil; beklettiği iş de bekliyor. Plan kolay, envanter zahmetli. Çoğu şirket kolay olanı yapıyor.

Yapay zekâ listenin 22. sırasında

Şimdi listenin en ilginç yerine gelelim. En büyük sıçramayı dijital çözümler yaptı: 25. sıradan 12. sıraya, 13 basamak. Kulağa İK’nın yapay zekâya uyanışı gibi geliyor. Ama o başlığın parantez içi açıklaması şu: İK süreç otomasyonu. Yani İK’nın kendi kâğıt işini hızlandırması. Şirketin geneline yapay zekâyı yaymak ayrı bir başlık ve o başlık 28 konu içinde 22. sırada. Üstelik beş basamak yükselmiş haliyle 22. Aradaki fark bir sıralama detayı değil. Sıralamanın söylediği şu: İK yapay zekâyı önce kendi yükünü hafifletecek bir araç olarak görüyor; işgücünü yeniden kuracak bir güç olarak değil. Bunu haksız bulmak da zor. Üst düzey yöneticilerin yüzde 65’i İK’yı işin başarısı için kilit bir güç olarak görüyor. Katılımcıların yüzde 51’i ise İK’nın stratejik katkı verememesinin bir numaralı sebebi olarak idari iş yükünü gösteriyor. Masası evrakla dolu bir ekibe “sen şirketin yapay zekâ dönüşümünü tasarla” demek gerçekçi değil. Önce masayı boşaltmak gerekiyor.

Peki masa boşalınca ne olacak? Bu sorunun cevabı listede yok. Katılımcıların yaklaşık yüzde 70’i üretken yapay zekâyı bir biçimde kullanıyor. Ama bugün kurumu açısından yüksek ya da güçlü bir ilgi bildiren yüzde 38. Aynı dönemde CEO’ların yüzde 90’ı yapay zekânın sektörünü şekillendireceğini söylüyor. Patron tarafında 90, insan yönetimi tarafında 38. Kimin ne iş yapacağını belirleyecek teknoloji, o soruyu sorması gereken masada bu yılın listesinde gündemin ortasına bile gelmemiş. Neden ilerlemiyor peki? Yapay zekâyı İK’da yaygınlaştıramayanlara sebep soruluyor. İlk sırada yüzde 51 ile veri gizliliği ve mevzuat endişesi çıkıyor. Arkasından kurum içi uzmanlık eksikliği geliyor; yüzde 45. Yüzde 32’si de bu teknolojinin riskini ölçecek düzgün bir süreci olmadığını söylüyor. Yani engellerin çoğu modelin yeteneğiyle değil, kurumun kendi kuralları ve kapasitesiyle ilgili. Kendi personel verisini hangi kurala göre kullanacağına karar vermemiş bir şirkette yapay zekâ İK’ya değil, hukukun bekleme listesine girer.

Yorgun insanla yetkinlik sıçraması olmaz

Peki bağlılığın üçüncülükten onunculuğa inmesi kötü bir haber mi? Ben tek başına kötü olduğunu düşünmüyorum. İşgücü piyasası gevşediğinde şirketler tutma telaşından çıkar, yetiştirme derdine düşer. Bu doğal bir salınım. Sıkıntı zamanlamada. Şirketler tam da insanın işini yeniden öğrenmesini istediği yılda, insanın halini soran başlıkları listenin ortasına indiriyor. Sahada gördüğüm tablo da bunu doğruluyor: Aynı çalışan hem eski işini yetiştirmeye hem yeni aracı öğrenmeye hem de o aracın çıktısını kontrol etmeye çalışıyor. Yakın zamanda üzerinde durduğum bir araştırma bunun ölçüsünü de veriyordu. ABD, İngiltere ve Avustralya’da çalışanlar haftada 6,4 saatlerini yapay zekâya bakıcılık yaparak geçiriyor; bağlamı zayıf araçlarla çalışanların kendini tükenmiş hissetme ihtimali, bağlamı güçlü araçlarla çalışanların 2,8 katı. Yetkinlik boş zaman ister. Öğrenmek, deneyip yanılmak, yeni bir aracı gerçekten anlayacak kadar kurcalamak ister. Yorgun bir ekip yeni beceri edinmez; yeni araçları eskisi gibi kullanır. Listede yukarı çıkan başlıkların karşılığını verebilmek, aşağı inen başlıkların bir kısmına bakmayı da gerektiriyor. Ben bu listeyi bir öncelik sırası olarak değil, bir itiraf olarak okuyorum. Şirketler neyin eksik olduğunu biliyor; plan yok, beceri haritası yok, yedek yok. Neyin geldiğini de biliyorlar. Kuramadıkları tek şey, ikisi arasındaki köprü. O köprüyü kuracak olan da listenin ortasına inen başlıkların öznesi: İnsan.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Yapay Zekâ, İK Departmanınızı Varoluşsal Bir Krize Sürüklüyor
Yapay Zekâ, İK Departmanınızı Varoluşsal Bir Krize Sürüklüyor
İşten çıkarma bildirimlerini genellikle insan kaynakları uzmanları verir. Rollerini yeniden düşünmezlerse kendileri de işsiz kalabilirler.
Trump’ın Arktik Madencilik Anlaşması, Devlet Kapitalizminin Yeni Bir Dönemine İşaret Ediyor
Trump’ın Arktik Madencilik Anlaşması, Devlet Kapitalizminin Yeni Bir Dönemine İşaret Ediyor
Federal hükümet, Alaska’nın vahşi doğasından geçen bir yolun inşası için izin verdi. Karşılığında ise bir madencilik şirketinin hisselerinin bir kısmını aldı.
Apptronik’in Robotları Emin Adımlarla Yürüyor, Ancak CEO’su Henüz Bununla Övünmüyor
Apptronik’in Robotları Emin Adımlarla Yürüyor, Ancak CEO’su Henüz Bununla Övünmüyor
Jeff Cardenas, insansı makinelerin yaygınlaşmasının kademeli bir süreç olacağını söylüyor.
Çin ve Nadir Toprak Elementleri
Çin ve Nadir Toprak Elementleri
Çin, nadir toprak elementleri üretiminde dünyanın açık ara lideri ve küresel tedarik zincirinin en kritik halkasını oluşturuyor.
İkinci Elde Birinci Sorun: Finansman
İkinci Elde Birinci Sorun: Finansman
Finansman sınırlamaları ve sıfır araçtaki kampanyalar, ikinci el pazarını yavaşlatırken alternatif finansman yöntemleri ve kurumsal çözümler sektörün çıkış noktası gibi gözüküyor.
İhracatçımız Ajanlar Dönemine Hazır mı?
İhracatçımız Ajanlar Dönemine Hazır mı?
Bir dönem “Google’da yoksanız, yoksunuz” deniyordu. Yeni dönemde çok daha ekonomik bir soru soracağız: “Dünyanın satın alma agent’ları sizin ürününüzü bulabiliyor, anlayabiliyor, güvenebiliyor ve satın alabiliyor mu?”
35 Milyar Liralık Şampiyonluk Yarışı
35 Milyar Liralık Şampiyonluk Yarışı
Türk futbolunun en büyük vitrini yeni sezona yalnızca transferler ve şampiyonluk hesaplarıyla değil, giderek büyüyen bir ekonomik güç mücadelesiyle giriyor. 2026-2027 sezonunda Süper Lig’e tanımlanan toplam takım harcama limiti 35 milyar lirayı aşarken, bu kapasitenin yaklaşık üçte ikisi dört büyük kulübün elinde. Sezon aynı zamanda mevcut yayın sözleşmesinin son yılına ve yabancı oyuncu kuralında yeni bir nesil politikasına denk geliyor.
Ambalaj Atıklarında Çevre Kirliliğinden Ekonomik Değere
Ambalaj Atıklarında Çevre Kirliliğinden Ekonomik Değere
Türkiye’nin 2017’de başlayan Sıfır Atık yolculuğu, atığın yalnızca çevresel bir sorun değil, ekonomik bir kaynak olduğunu da ortaya koyuyor. Geri kazanım oranı yüzde 13’ten yüzde 37,53’e yükselirken yaklaşık 90 milyon ton atık yeniden ekonomiye kazandırıldı. Bugünkü değerlerle 365 milyar liraya ulaşan bu büyüklük, Türkiye’nin önündeki yeni soruyu da beraberinde getiriyor: Daha fazla atığı geri dönüştürmek mi, yoksa hiç atık üretmemeyi öğrenmek mi?
Yapay Zekâda Yeni Cephe: Açık Modeller, Kapalı Güçler ve ABD’nin Yeni Teknoloji Doktrini
Yapay Zekâda Yeni Cephe: Açık Modeller, Kapalı Güçler ve ABD’nin Yeni Teknoloji Doktrini
Yapay zekâda rekabet en güçlü modeli yapmaktan; şirketlerin, araştırmacıların ve girişimcilerin üzerine yeni ürünler inşa edebileceği bir yapay zekâ ekosistemi oluşturmaya evriliyor.
Avrupa Varlıklarına Dönüş
Avrupa Varlıklarına Dönüş
ABD teknoloji hisseleri ve yapay zekâ temasının gölgesinde kalan Avrupa piyasaları, güçlü bilançolar, yabancı yatırımcı girişleri ve rekor seviyeye ulaşan değerleme iskontosu sayesinde yeniden öne çıkıyor.
ABD Büyümek İstiyor, Ama Göçmen İstemiyor
ABD Büyümek İstiyor, Ama Göçmen İstemiyor
ABD Başkanı Donald Trump göçmen politikalarını sıkılaştırmanın yanı sıra ülkede doğan her çocuğa otomatik vatandaşlık verilmesine de karşı. Ancak bu politika gelecek yıllarda göçmenlerin tüketime ve istihdama katkısından mahrum kalacak olan ABD ekonomisinin büyüme hızını düşürebilir.
Mekke’de İmzalanan Sigorta Poliçesi
Mekke’de İmzalanan Sigorta Poliçesi
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak savunma anlaşması bir güvenlik anlaşması olmanın çok ötesinde. Anlaşma Ankara’nın savunma sanayii için Körfez’e açılan en kurumsal kapı olabilir.
Vize Zorlaşınca Oturum İzni İçin AB’ye Koştuk
Vize Zorlaşınca Oturum İzni İçin AB’ye Koştuk
Pasaportta uzun randevu ve kısa vize süreleri, çalışma, eğitim, yatırım, pasif gelir gibi yollarla Türkleri Avrupa’ya en çok oturum başvurusu yapan ülkelerden biri yaptı. Türkiye’den başvuruyla AB ülkelerinden ilk kez alınan oturum izinleri 2021’de 87 binken 2023’te 127 binle zirve yaparken sonraki yıllarda da 100 binin üzerinde kaldı. Uzun dönemli oturum izinlerinde ise Bulgaristan büyük sıçrama ile 30 bine yaklaşarak yabancılar arasında yüzde 25,4 payla ilk sırada yer aldı. Yunanistan ise ilk oturum izninde 2025’te 5 bin 225 kişiyle Çin’in ardından ikinci büyük yatırım grubu oldu.
TCMB Fonlamada Normalleşmenin Kapısını Araladı
TCMB Fonlamada Normalleşmenin Kapısını Araladı
TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yukarı çekerken revizyonun büyük ölçüde arz yönlü unsurlardan kaynaklandığı ve doğrudan bir para politikası tepkisi gerektirmediği mesajını verdi. İç talepteki yavaşlama ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme, fonlamanın yeniden yüzde 37 seviyesindeki bir hafta vadeli repo ihalelerine kaydırılmasına alan açabilir. Ancak enflasyon eğiliminin hâlen yüzde 27 civarında seyretmesi ve gelecek yıllardaki hedeflerle arasındaki belirgin fark, fonlamada normalleşmenin kapsamlı bir gevşeme döngüsüne dönüşmesini zorlaştırıyor.
Gözümüz Dışarıda
Gözümüz Dışarıda
Türkiye’nin turizm geliri ikinci çeyrekte gerilerken yurt dışına çıkan vatandaş sayısı ve turizm gideri tarihi zirveye ulaştı. Yılın ilk yarısında Türkiye’ye gelen her dört ziyaretçiye karşılık bir vatandaş yurt dışına çıkarken bu hareketlilik harcamalara da yansıdı. Yıllıklandırılmış yurt dışı kart harcamaları 2021 sonundan bu yana 5,4 katına çıkarak 20,3 milyar doları aştı.