Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Küresel Ekonomi

Made in EU’da Türkiye Erken Sevindi
Gümrük Birliği’nin “Made in Europe” kapsamında tanınması Türkiye’de bir kazanım olarak karşılandı. Oysa en önemli düzenleme alanı olan kamu alımlarında Türkiye dışarıda, içeride görünen kısım ise Brüksel’in takdirine bağlı…
  • 5 Haziran 2026 02:36
  • Doç. Dr. Derya Hekim
Made in EU’da Türkiye Erken Sevindi

Avrupa Birliği’nin “Made in EU”yu bağlayıcı bir kurala dönüştüren Sanayi Hızlandırma Yasası henüz yolun başında. Komisyon teklifi Mart başında açıklandı; metin şimdi Avrupa Parlamentosu’nda, Sanayi (ITRE), İç Pazar (IMCO) ve Uluslararası Ticaret (INTA) komitelerinin ortaklaşa yürüttüğü hazırlık aşamasında. Önünde uzun bir takvim var; komitelerin hazırlayacağı ortak rapor, genel kurul oylaması ve ardından Konsey’le üçlü müzakereler. Nihai metnin 2027’den önce yürürlüğe girmesi beklenmiyor, yükümlülükler ise 2029’da başlayıp ilerleyen yıllarda kademeli olarak sıkılaşacak. Yani bugün ortada kesinleşmiş bir şey yok, hâlâ şekillenen bir taslak var.


Parlamento’daki tartışma da bunu gösteriyor. Rekabetçiliği güçlendirme amacı geniş destek görüyor; asıl çekişme ise yasanın hangi ülkeleri kapsayacağı üzerine. Kimi üyeler kapsamı fazla belirsiz ve dar, kimileri fazla geniş ve dışlayıcı buluyor. İskandinav ve Baltık ülkeleri ile Hollanda, “Avrupa tercihi”nin sadeleştirme hedeflerini zayıflatmasından ve şirketlere yeni yük bindirmesinden çekiniyor. En büyük grup EPP (Avrupa Halk Partisi) başta olmak üzere bazı üyeler, “Made in EU”nun dışlayıcı bir çizgiye kaymaması gerektiğini; pazarın üçüncü ülkelere kapanmasının misillemeleri davet edip Avrupalı firmaların daha büyük dış pazarlara erişimini riske atabileceğini savunuyor. Fransa öneriyi güçlü biçimde desteklerken sol kanat korumacı yaklaşıma sıcak bakıyor; Polonya ise düzenlemeyi kendi sanayisi açısından tehdit olarak görüyor. Kısacası metnin, özellikle ülke kapsamı başlığında, daha değişebileceğini gösteren çok sayıda işaret var.


İşte tam bu hareketli zeminde Türkiye sevinmekte biraz erken davrandı. Yasanın “Made in EU”yu bağlayıcı kılması, ülkemizde Gümrük Birliği sayesinde Türk ürünlerinin “Birlik menşeli” sayılacağı ve firmaların AB pazarında eşit koşullarda yarışabileceği biçiminde olumlu bir karşılık buldu. Oysa tanınma var ama kapsamı dar, zemini kaygan.


İlk ayrımı net koymak gerekiyor; kamu alımları. Bu rejimin en büyük düzenlemesi olan AB kamu ihalelerinde Türkiye dezavantajlı konuma geçiyor. AB kamu alımları küçümsenecek bir pazar değil: Birlik ekonomisinin yaklaşık yüzde 16’sına, yılda 2,5 trilyon euroya yaklaşan bir büyüklüğe karşılık geliyor. Devletin satın alma gücünün döndüğü bu dev talep havuzunda dezavantajlı olmak, hafife alınacak bir maliyet değil. Kamu alımlarında bir ülkenin içeriğinin Birlik menşeli sayılması, ilgili anlaşmanın kamu alımı yükümlülükleri içermesine ve karşılıklılığa bağlanmış durumda. Gümrük Birliği’nde kamu alımı faslı yok; Türkiye DTÖ Kamu Alımları Anlaşması’na (GPA) taraf değil ve yerli firmalara avantaj tanıyan uygulamalar sürüyor. Bu üç eksik bir araya gelince, Türk ürünü bir AB kamu ihalesinde aranan menşe payına sayılamıyor. Gümrük Birliği’nin araladığı kapı, kamu alımı kapısı değil.


İkinci ayrım daha incelikli ve burada da risk var; kamu destekleri. Üye devletlerin sübvansiyon ve teşvik programlarında Gümrük Birliği gerçekten yeterli sayılıyor; Türk içeriği bu ayakta Birlik menşeine eşdeğer kabul ediliyor. Ne var ki bu, kazanılmış bir hak değil, koşullu bir statü. Yasa, Komisyon’a; bir üçüncü ülkeyi, karşılıklılık sağlamadığı ya da ekonomik güvenlik gerekçeleri oluştuğu hallerde, yetkilendirilmiş tasarrufla tamamen veya kısmen eşdeğerlikten çıkarma yetkisi veriyor. Yani Türkiye’nin destek ayağındaki konumu, Brüksel’in tek taraflı bir kararıyla daralabilir ya da büsbütün kaybolabilir. Bugün “içeride” görünen kısım, yarın bir delege tasarrufuyla “dışarıda” kalabilir. Garanti gibi sunulan şey, aslında iptal edilebilir bir teamül.


Bunun en somut sınavı, Türkiye’nin AB ile sanayi entegrasyonunun en güçlü olduğu otomotivde veriliyor. Taslak düzenlemede elektrikli araçların “Made in EU” sayılması için yalnızca içerik değil, nihai montaj yeri de belirleyici hale geliyor. Araçların Birlik içinde monte edilmesi ve batarya hariç bileşenlerde belirli Avrupa/AB menşe eşiklerini karşılaması gerekiyor. Gümrük Birliği eşdeğerliği, Türkiye menşeli parça ve sistemlerin bu içerik hesabına dahil edilebilmesini sağlayabilir; ancak Türkiye’de nihai montajı yapılan bir elektrikli aracı, tek başına bu kapsama almaz. Bu da Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki gücünün, kısa vadede bütün araçtan çok parça, sistem ve tedarik zinciri entegrasyonu üzerinden şekilleneceğini gösteriyor.


Dolayısıyla Türkiye’nin önündeki gündem, kazanımı kutlamak değil; onu güvenceye almak ve genişletmek olmalı. Türkiye’nin atması gereken üç önemli adım var.


Birincisi ve en önemlisi, AB ile bir kamu alımları ve karşılıklılık anlaşmasının müzakere edilmesi. Kamu alımı kapısını açacak tek anahtar bu — ve bedeli, Türkiye’nin kendi kamu alımları pazarını AB firmalarına kontrollü biçimde açması. İkincisi, karşılıklılığı tıkayan yerli firmaların ayrıcalığı rejiminin yeniden tasarlanması; bu hem kamu alımı kapısını aralar hem de destek ayağındaki dışlama riskini azaltır. Üçüncüsü, taslak hâlâ açıkken hareket etmek: Parlamento’da en tartışmalı başlık ülke kapsamı ve bazı gruplar “Made in EU”nun dışlayıcı olmaması gerektiğini savunuyor. Brüksel’deki temasların, üçlü müzakerelere geçilmeden yoğunlaştırılması gerekiyor; metin kapandıktan sonra zemini değiştirmek çok daha zor.


Türkiye, Gümrük Birliği sayesinde bir kapı aralamış oldu. Ancak içeriye henüz giremedi. Gümrük Birliği’nin tanınması bir başlangıç olabilir; ama kamu alımlarını kapsamayan, üstelik geri alınabilir bir tanınma bizi memnun etmemeli. Tam da bu noktada rehavete kapılmamak gerek. Doğru tutum, IAA’yı bir zafer ilanı olarak değil, 30 yıldır ertelenen Gümrük Birliği modernizasyonu için nihayet beliren bir gerekçe ve de ciddi bir uyarı olarak okumak. AB’yi bu konuda zorlamaya devem etmek gerek. Asıl iş şimdi başlıyor.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Andy Jassy’nin Amazon’u Yapay Zekâ Çağına Taşıma Planı
Andy Jassy’nin Amazon’u Yapay Zekâ Çağına Taşıma Planı
Amazon CEO’su Andy Jassy bir zamanlar Jeff Bezos’un yardımcısı ve Amazon’un bulut bilişim kolunun başındaydı. CEO olarak geçirdiği beş yılda projeleri sonlandırdı, çalışan sayısını azalttı, Wall Street’i memnun etti ve “her şeyi satan mağazayı” şimdiye kadarki en büyük sınavından geçiriyor.
Araçta Sigorta Primlerini Artıran Tablo
Araçta Sigorta Primlerini Artıran Tablo
TESK’ten gelen kasko ve trafik sigortalarının yüksek olduğuna dair eleştiriye TSB’den gelen “teminata göre değerlendirme yapılması gerektiğine yönelik” cevapla araç sigortalarında fiyatlamalar gündeme geldi. 2023’ten bu yana bakıldığında trafik sigortası primlerindeki artış araç değerindeki artışın üzerinde, ancak son bir yılda araç enflasyonunun yüzde 11 altında kaldı. Kasko primindeki artış ise araç değerindeki yüzde 125’lik artışa karşın yüzde 90 oldu. Son bir yılda başabaş seyretti.
Balkonlarda Çiçek Yerine Güneş Enerjisi
Balkonlarda Çiçek Yerine Güneş Enerjisi
Almanya’da 1 milyonu aşkın balkon güneş santrali çalışıyor, küresel pazar on yıl içinde dört katına çıkacak. Türkiye ise yılda ortalama 2 bin 700 saatten fazla güneş alan, neredeyse 43 milyon mesken abonesiyle dünyada teknik anlamda en hazır pazarlardan biri. Ancak mevzuat henüz bu gerçeği yakalamış değil.
Euro Bölgesi’nde Enflasyon Yeniden Sahneye Çıkıyor
Euro Bölgesi’nde Enflasyon Yeniden Sahneye Çıkıyor
Euro Bölgesi’nde enflasyon mayısta yüzde 3’ü aşarak Eylül 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Avrupa Merkez Bankası’ndan haziran toplantısında 25 baz puan faiz artışı beklentisi tam fiyatlanıyor.
Yeni Enerji İmparatorlukları: Petrol Sonrası Güç Yarışı
Yeni Enerji İmparatorlukları: Petrol Sonrası Güç Yarışı
Dünya yeni bir enerji çağının eşiğinde bulunuyor. Güç yalnızca petrol kuyularından değil; elektriği depolayan bataryalardan, veri merkezlerinden, kritik mineral zincirlerinden ve dijital enerji altyapılarından geliyor.
Sessiz Kırılma: Nüfus Düşüşü
Sessiz Kırılma: Nüfus Düşüşü
Ufukta sessiz ama yapısal bir kırılma var. Nüfus düşüşü artık bir eğilim değil, ekonomik sistemin varsayımlarını zorlayan kalıcı bir gerçeklik.
Şirketler ‘Ne’ Yapacağını Biliyor; ‘Nasıl’ Yapacağını Bilmiyor
Şirketler ‘Ne’ Yapacağını Biliyor; ‘Nasıl’ Yapacağını Bilmiyor
Aynı AI teknolojisine sahip iki şirketten birinin diğerinden ayrışmasının tek nedeni, o aracı hangi insan zinciriyle, hangi muhakeme çerçevesiyle, hangi kültürel zeminle kullandığıdır.
Zor Zamanlardan Sonra Gelen Verimlilik
Zor Zamanlardan Sonra Gelen Verimlilik
Fark ettim ki hayat aslında sürekli daha fazlasını yapmakla değil, gerçekten önemli olana yer açmakla güzelleşiyor.
Tayvan’sız Shangri-La: Güç Kaybının İşareti mi?
Tayvan’sız Shangri-La: Güç Kaybının İşareti mi?
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Shangri-La Diyaloğu’nda Tayvan’ın adını anmaması, Washington’ın Çin politikasında yeni bir dönemin işareti olarak yorumlanıyor. Peki bu sessizlik kontrollü bir diplomasi hamlesi mi, yoksa değişen küresel güç dengelerinin habercisi mi?
Ofiste Sağlıklı Beslenmek Zor Değil
Ofiste Sağlıklı Beslenmek Zor Değil
Ofis ve evlere sağlıklı öğünler servis eden Pin25 Foods, tedarik zinciri ve farklı menüleri ile rakipleri arasından sıyrılmaya çalışıyor.
Türkiye Yeniden Dünya Turnelerinin Radarına mı Giriyor?
Türkiye Yeniden Dünya Turnelerinin Radarına mı Giriyor?
Michael Jackson’dan Madonna’ya uzanan 1990’lardaki konser rüzgarı aradan geçen 30 yılın ardından yeniden Türkiye’ye dönüyor. Küresel turizmde artık yalnızca destinasyonlar değil, deneyimler yarışıyor. Dünya yıldızlarının İstanbul’u turne rotalarına eklemesi ülkenin küresel eğlence ekonomisindeki konumunu yeniden şekillendiriyor.
Savaş Ekonomisine Hazırlanmak: Makro Denklemde Tüketim Fonksiyonunun Yeniden İnşası
Savaş Ekonomisine Hazırlanmak: Makro Denklemde Tüketim Fonksiyonunun Yeniden İnşası
Savaş ekonomisine hazırlığı, dar anlamda bir ekonomik güvenlik politikası olarak değil, ekonominin tüm katmanlarında sistem bütünlüğünü ayakta tutan ve hatta yeniden üretebilen yeni bir makroekonomik mimarinin tasarlanması olarak bakmalıyız.
Elektirikli Araçta V8 Keyfi: Mercedes AMG GT 4 Kapı Coupe
Elektirikli Araçta V8 Keyfi: Mercedes AMG GT 4 Kapı Coupe
Mercedes’in tamamen elektrikli ilk seri üretim aracı Mercedes AMG Gt 4 Kapı Coupe yollardaki ve şarj istasyonlarındaki hızı kadar V8 hissiyatı veren donanımı ile de öne çıkıyor.
Krizler Çağında Enerji Güvenliği: Avrasya’da Güvenli Koridorlar ve Yeni İşbirliği Dinamikleri
Krizler Çağında Enerji Güvenliği: Avrasya’da Güvenli Koridorlar ve Yeni İşbirliği Dinamikleri
Küresel enerji sistemi, eş zamanlı jeopolitik krizlerin yarattığı çok katmanlı baskı altında yeniden şekillenmektedir.
Bağlantılı Araçlar Otomotivde Oyunu Nasıl Değiştiriyor?
Bağlantılı Araçlar Otomotivde Oyunu Nasıl Değiştiriyor?
Bağlantılı araçlar döneminde otomotiv üreticileri için başarı, donanım satmaktan çok ekosistem kurmaya bağlı olacak.
ABD’nin En Yaygın Otizm Terapisi Tartışmaların Odağında
ABD’nin En Yaygın Otizm Terapisi Tartışmaların Odağında
ABA büyük bir endüstriye dönüştü; onu hayat kurtarıcı bulan ebeveynler ve hastalar var. Eleştirmenler ise yöntemin zarar verici olduğunu söylüyor.