CES (Consumer Electronics Show), her yıl Ocak ayında Las Vegas’ta düzenlenen bir tüketici elektroniği fuarı olsa da bugün “Detroit’ten sonra dünyanın en önemli ikinci otomobil fuarı” olarak da kabul ediliyor. Bu durum, otomotiv ekosistemindeki dönüşümü, tüketici beklentilerinin teknoloji odağında değiştiğini ve otomobil üreticilerinin dünyanın en büyük teknoloji fuarında giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini gösteriyor. Otomobil dünyasında hızlanan dönüşümde pandemi etkileri belirgin oldu çünkü 10 yıl önce CES’in otomobiller için olacağı düşünülmezdi.
Otomotivde teknoloji devleri, otomotiv üreticilerinin yerini mi alıyor?
Son dönemde genel beklenti, CES’in otomotiv açısından eski önemini kaybettiği yönünde. Nitekim bu yıl Las Vegas’taki CES’te otomobillerin ve otomobil üreticilerinin görünürlüğü de oldukça sınırlıydı.
Otonom sürüş teknolojisi açısından Batılı üreticilere kıyasla yazılım konusunda daha ileride olan Çinli otomotiv üreticilerinin, şu anda ABD’de herhangi bir araç piyasaya süremeyecekleri için bu fuarda yer almadılar. Bu nedenle CES, artık onlar için “doğru sahne” olarak görülmüyor.
CES, geçmişte otomobil üreticileri için çok önemliydi çünkü otomotiv sektörü, Silikon Vadisi’nin teknoloji liderliği algısından besleniyordu. Bugün bu ilişki tersine döndü.
Otomotiv teknolojisi artık heyecan verici bir yenilik değil, beklenen bir şey olarak kabul ediliyor. Elektrikli araçlar, yazılım ve ADAS artık endüstrileşmiş teknolojiler olarak değerlendiriliyor.
CES bir Amerikan fuarı ve Amerikan pazarını yansıtıyor
Otomobil üreticileri için otomotiv dönüşümünü yönetmek çok zor hale gelirken, içten yanmalı motorlara verilen desteğin artması bu tabloya doğrudan yansıyor. ABD’li otomotiv üreticilerinin geleneksel güç çözümlerine yeniden daha fazla yatırım yapması; bu teknolojileri CES gibi bir fuarda sergilemeyi de anlamlı kılmıyor.
Avrupa ve Asya otomobil üreticileri ise, elektrikli modellerinin Amerikan pazarındaki geleceğine dair belirsizlikler nedeniyle araçlarını CES’te sergilememeyi tercih etti. Ayrıca, CES’te otomobillerin sınırlı biçimde yer alması, ABD otomotiv sektörünün elektrikli araç dönüşümünde yaşadığı yavaşlamanın açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Genel olarak satış rakamları düşmekle kalmıyor, 2026’da da bir rahatlama olmayacak gibi görünüyor. Amerika, vergi indiriminin sona ermesinden sonra elektrikli araçlara olan ilgisini azaltırken, küresel elektrikli araç satışları geçen yıl yüzde 20’den fazla arttı.
Çinli elektrikli araç üreticileri, Amerikan elektrikli araç üreticilerini geride bırakırken, Çin’in otomobil endüstrisi bu yıl yeni elektrikli araç filolarını piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Buna karşılık, büyük ABD’li üreticilerin ülkede şarj edilebilir hibrit araç üretimini durduracaklarını açıklamaları, sektör açısından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.
ABD otomotiv pazarının güncel durumu
2024 yılında 4,8 milyar dolar değerinde olan ABD otomotiv pazarının, 2033 yılına kadar 13,8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2023 yılında motorlu taşıtlar ve yedek parça sektörü, yaklaşık 27,72 trilyon dolarlık ABD GSYİH’sinin içinde 750 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahipti. Bu da ekonominin yaklaşık olarak yüzde 2,7’sine karşılık geliyor.
Uluslararası Otomobil Üreticileri Örgütü, Amerika Birleşik Devletleri’ni, yıllık motorlu taşıt üretimi sayısında Çin’den sonra ikinci en büyük otomobil üreticisi olarak sıralıyor. 2023 yılında ABD, toplam 10,61 milyon binek ve ticari araç üretimi gerçekleştirdi. ABD’nin 2023 yılında toplam binek otomobil üretimi açısından 1,74 milyon adetle sekizinci sırada yer alıyor. ABD otomotiv sektörü 2,8 milyondan fazla kişiyi istihdam ediyor ve yıllık yaklaşık 130 milyar dolar maaş ödüyor. Bu nedenle, insan kaynaklarının da ekonomi üzerinde büyük bir etkisi bulunuyor.
AB ve ABD otomotiv sektörü etkileşimi yoğun
ACEA verilerine göre; ABD, Birleşik Krallık’tan sonra yeni AB araç ihracatında ikinci en büyük pazar olmaya devam ediyor. ABD, 2024 yılında AB ihracat pazarının yüzde 22’sini oluşturuyordu. Avrupalı ve diğer uluslararası otomobil üreticileri de burada önemli bir üretim alanına sahip ve yüz binlerce Amerikalıya istihdam sağlıyor. AB araç ihracatının beşte birinden fazlası ABD’ye giderken, ABD araç ihracatının yüzde 9’u AB’ye gidiyor. AB’den ABD’ye yapılan otomobil ihracatının neredeyse yüzde 15’i elektrikli araçlardan oluşurken, Avrupa merkezli şirketler, toplam üretime yaklaşık 830 bin araç katkıda bulunuyor. Avrupalı üreticiler, ABD’de ürettikleri araçların yüzde 50 ila yüzde 60’ını ihraç ediyor.
CES sonrası otomotivde teknoloji nereye doğru gidiyor?
Otomobil üreticileri ve teknoloji şirketleri yapay zekâya büyük yatırımlar yapıyor. Yeni dönemde yapay zekayı daha fazla alanda kullanmayı planlıyorlar. Özellikle bu yılki CES sonrası önemli konulara baktığımızda büyük otomotiv şirketlerinin, yapay zekayı araçlarına daha da yoğun bir şekilde entegre ettiği modeller üzerinde çalıştığını görmekteyiz. Bu teknoloji şirketlerinin, otomotiv ekosistemindeki bu büyük değişimde ayrılmaz ortaklar haline geldiği anlamına geliyor. Ancak bu süreçte yalnız değiller, çünkü otomotiv tedarikçileri de onlara ayak uydurmaya çalışıyor.
CES’te öne çıkan otomotiv tedarikçileri: Ürünler de değişiyor
Değişen otomotiv ekosistemleriyle beraber, tedarikçiler de tüketici beklentilerine paralel olarak kişiselleştirilmiş ve yapay zekâ tabanlı çözümler sergiledi. CES’te; sürüş sistemleriyle entegre, kullanıcı deneyimini merkeze alan akıllı kokpitler dikkat çekti. Büyük dil modelleri sayesinde araç içi sistemlerde daha doğal ve gerçeğe yakın bir iletişim mümkün hale gelirken, görsel dil modelleri aracın hem içinde hem de dışında olup bitenleri algılayıp yorumlayabiliyor. İleri otonom sürüş çözümleri sunmak için teknoloji şirketleri kokpit, sürücü yardımı, gövde kontrolü ve bağlantıyı tek bir sistemde birleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca, yazılım tanımlı araçlar geliştirmek ve araç içi, yapay zekâ teknolojisini hızlandırmak için büyük teknoloji şirketleri ile de iş birliğini genişletmeyi planlıyorlar.
Otomotiv endüstrisi hızla yapay zekâ destekli ve yazılım tanımlı bir geleceğe doğru evriliyor. Bu süreçte otomotiv üreticileri için devam eden iş birliklerinin her zamankinden daha kritik hale geldiği görülüyor. Bunun da en önemli sebeplerinden biri Çin’in otomotiv dönüşümündeki öncülüğü ve hızlı büyümesi.
Mobiliteye yönelik ekran çözümleri, araç ön camlarını artık akıllı bir arayüze dönüştürürken güvenliği artırıyor; yapay zekâ ile sürücüye araç içi eğlence, kişiselleştirilmiş içerik önerileri, hafızaya dayalı medya ve gerçek zamanlı çeviri sunmanın ötesine de geçiyor.
Çip üreticilerinin, CES’de yapay zekaya odaklanması; insansı robotları ve diğer robotik çözümlerle sadece algılamaya değil, aynı zamanda akıl yürütmeye de odaklanan, otonom sürüş için tasarlanmış ürünlerini tanıtması, otomotivde dönüşümün öngörülenden daha hızlı ilerlediğini gösteriyor. Önümüzdeki sene CES’te otomotiv özelinde çok daha farklı başlıklar konuşacağımızı söylemek mümkün.