Patrick Murray’nin akustik alanındaki çalışmaları onu zaman zaman oldukça sıra dışı durumların içine sürükledi. Bir keresinde, önceki işverenlerinden biri adına Long Island’daki bir proje için ölçüm yaparken gözlerini açık tutmakta zorlandı. Daha sonra bunun nedeninin, ses seviyelerini değerlendirmeye çalıştığı binaya karbon monoksit sızdıran bir gaz kaçağı olduğunu fark etti. Bir başka projede, Manhattan’ın Midtown bölgesinde kısa ömürlü Playboy Club yeniden açılışının iç mekân ses yalıtımını düzeltmekle uğraştı. 2018’de ise son derece varlıklı bir müşterinin New York’taki malikânesinin bodrum katının altına yapılacak “kişisel ev sineması” için akustik düzenleme yapması istendi. Murray, müşterinin kim olduğunu araştırdıktan sonra işi reddetti. Bir yıl sonra malikânenin sahibi Jeffrey Epstein, federal seks ticareti suçlamalarıyla tutuklandı.
Bugünlerde Murray’nin işi büyük ölçüde veri merkezleri etrafında dönüyor. Neredeyse tüm meslektaşlarının da öyle.
Bir zamanlar oldukça niş bir alan olan ve gürültü ile titreşim sorunlarına çözüm bulmaya odaklanan akustik danışmanlığı, veri merkezlerinin hızlı yükselişi sayesinde aniden yoğun talep gören bir meslek haline geldi. Doğası gereği oldukça gürültülü olan bu sektör, danışmanları adeta kapışıyor. Geliştiriciler, yerel yönetimlerin belirlediği gürültü sınırlarına yön vermek amacıyla tesis sınırları çevresindeki ortam ses seviyelerini ölçmeleri ve komşu sakinlerden gelebilecek tepkilere karşı önleyici savunma oluşturmaları için bu uzmanları işe alıyor. Ancak bazı ev sahipleri, geliştiricilerin ölçümlerde yapay biçimde yüksek sonuçlar elde etmeye çalıştığını öne sürüyor. Bunun üzerine onlar da karşı ölçümler yapmak üzere kendi akustik uzmanlarını tutuyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde sektör, akustik profesyonelleri için adeta altın çağını yaşıyor.
Bugün New York merkezli olarak Danimarkalı mimarlık, mühendislik ve danışmanlık şirketi Rambøll Group A/S’de baş danışman olarak görev yapan Murray, “Akustik normalde sonradan düşünülen bir konuydu, ancak toplumun endişeleri onu gündemin ön sıralarına taşıdı” diyor. Küresel mühendislik danışmanlığı şirketi Trinity Consultants’ın müşteri yönetimi direktörü ve ortağı Alfred Maniscalco da akustik uzmanları için mevcut iş hacminin “eşi benzeri görülmemiş” düzeyde olduğunu söylüyor. JPMorgan Chase & Co., New York’taki Hudson Yards ve Bloomberg Businessweek’in bağlı olduğu Bloomberg LP’nin de müşterileri arasında bulunduğu Trinity Consultants’ın yöneticisi şöyle konuşuyor: “Yapay zekâ gündeme gelmeden önce veri merkezlerinden yılda dört ya da beş teklif talebi alıyorduk. Şimdi ise aylık olarak bu kadar talep geliyor.”
ABD’de hâlihazırda faaliyette olan 3 binden fazla veri merkezi bulunuyor ve yaklaşık 1.500 yeni tesis de geliştirme aşamasında. Yapay zekâ alanındaki sermaye harcamalarının bu yıl yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşması, 2030’a kadar ise 5,2 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor. Bu tesisler yoğun su ve enerji tüketimleri nedeniyle sık sık eleştirilerin odağına yerleşse de, çevre sakinlerini öfkelendiren bir başka unsur daha var: sürekli gürültü yaymaları. Veri merkezlerinde günün her saati çalışan soğutma sistemleri, dizel jeneratörler ve jet motorlarından türetilmiş türbinler bulunuyor. Yakın mesafede bunların çıkardığı ses 90 A-ağırlıklı desibele kadar ulaşabiliyor; bu da bir mutfak blenderının ya da yanınızdan geçen bir motosikletin çıkardığı sese eşdeğer. (Desibel ham ses şiddetini ölçerken, A-ağırlıklı desibel ya da dBA, insanların sesi nasıl algıladığını daha doğru yansıtmayı amaçlıyor.)
Endüstriyel makineler hem klima ya da acil durum sireni sesine benzeyen tonal gürültüler hem de insanların duymasa bile hissedebildiği çok düşük frekanslı infrasesler üretebiliyor. Veri merkezleri yakınındaki aşırı gürültü nedeniyle dava açan bölge sakinleri; kalp rahatsızlıkları, kalıcı işitme kaybı ve uykusuzluk gibi sağlık sorunlarından, mülk değerlerinin düşmesine ve hatta hayvanların zarar görmesine kadar çeşitli etkiler yaşadıklarını öne sürüyor. İnsanların duyamadığı frekansları işitebilen köpeklerin ise bu sürekli uğultudan çok daha fazla etkilenebileceği belirtiliyor.
Haziran ayında Mississippi eyaletinin Southaven kentindeki bölge sakinleri, yerel bir veri merkezi nedeniyle xAI’ye (şirket daha sonra SpaceXAI adını aldı) dava açtı. Bu, aynı proje nedeniyle üç ay içinde açılan en az ikinci dava oldu. Davacılar tesisin yarattığı “sürekli ve rahatsız edici gürültüden” şikâyetçi. Şikâyet dilekçesinde sesler, “yüksek frekanslı çığlık benzeri sesler, kesintisiz motor gürültüsü, düşük frekanslı sarsıntılar ve tonlu uğultular” olarak tanımlanıyor. (İddiaların dayanaksız olduğunu savunan ve toplu davanın düşürülmesini isteyen SpaceXAI ile bağlı kuruluşu MZX Tech, yorum talebine yanıt vermedi.) Aynı ay Wisconsin eyaletinin Mount Pleasant kentindeki bir Microsoft Corp. veri merkezi hakkında açılan ayrı bir dava ise tesisten gelen sesi “yakında park etmiş bir yük treninin motor uğultusuna” benzetti. Microsoft sözcüsü ise şirketin, veri merkezleri inşa ettiği, sahip olduğu ve işlettiği topluluklarda “iyi bir komşu olmaya kararlı” olduğunu söyledi.
Geçmişte akustik danışmanları daha çok tamamlanmış projelerde ölçüm yapmak veya gürültü şikâyetlerine yanıt olarak fan susturucuları ya da jeneratör muhafazaları gibi ses azaltıcı çözümler tasarlamak için görevlendiriliyordu. Ancak sektör profesyonelleri artık çoğu zaman inşaat başlamadan önce işe çağrıldıklarını söylüyor. Maniscalco, “Veri merkezi müşterilerimiz bizi düzenleyici süreçleri yönetmelerine yardımcı olmak için giderek daha erken aşamalarda projelere dahil ediyor” diyor. Akustik uzmanları ayrıca veri merkezi geliştiricileri ve yerel yönetimlerle birlikte yeniden imar düzenlemeleri ve gürültü yönetmelikleri hazırlanmasına katkıda bulunmak için daha fazla zaman harcadıklarını, kamu toplantıları ve davalarda teknik uzman olarak görev yaptıklarını anlatıyor. Maniscalco, “Geliştiricilerin artık olaylara sonradan tepki verme lüksü yok. Bundan sonra önleyici davranmak zorundayız” diyor.
Sesi ölçmek ise son derece karmaşık bir iş. Akustik uzmanları çoğu zaman evlerin ve işyerlerinin yakınlarında ölçüm yapmaya çalışıyor, ancak belirli sayıda gürültü ölçüm cihazını ancak sınırlı sürelerle kullanabiliyorlar. ABD merkezli akustik danışmanlık ve gürültü kontrol şirketi Acentech’in veri merkezleri lideri Alex Odom, “Bir noktadan sonra ortam gürültü seviyelerinin yorumlanması akustik uzmanın takdirine kalıyor” diyor. Faturayı geliştiriciler ödediğinde ise bazı eleştirmenler, görünürde bağımsız bir düzenleyici kurum gibi hareket etmesi beklenen akustik uzmanlarının, verileri inşaat şirketlerinin lehine yorumlamaya teşvik edilebileceğinden endişe duyuyor.
En azından Kuzey Carolina’daki Walnut Cove kasabasında eleştirmenlerin savunduğu görüş bu. Stokes County’de yer alan kırsal kasaba, eyaletin en büyük veri merkezlerinden birine ev sahipliği yapabilir. Geçtiğimiz yıl ilçe yönetimi, Engineered Land Solutions’tan Project Delta adı verilen proje için 1.848 dönümlük bir alanın geliştirilmesine yönelik teklif aldı. Birden fazla binadan oluşması planlanan bu hiper ölçekli veri merkezi, büyüklük açısından eyalette hâlihazırda faaliyet gösteren en büyük tesisten katbekat büyük olacaktı. Geliştirici tarafından görevlendirilen akustik şirketi Polysonics’in hazırladığı ilk ses çalışması, arazi sınırları boyunca ortam gürültü seviyesini 70 dBA olarak ölçtü. (Polysonics yorum talebine yanıt vermedi.) Bunun üzerine Stokes County Planlama Kurulu, veri merkezi için gürültü üst sınırını gündüz ve gece arasında herhangi bir ayrım yapmadan sabit 75 dB olarak belirledi. (Dünya Sağlık Örgütü’nün uykunun korunmasına yönelik sağlık temelli gece gürültü kılavuzu ise 40 desibel.)
Ancak bölge sakinleri, söz konusu çalışma sırasında kullanılan bazı ses ölçüm cihazlarının yoğun trafik taşıyan bir yolun yakınına yerleştirildiğini ve bunun ortam gürültüsü ölçümlerini yapay biçimde yükselttiğini öne sürüyor. Bu kez dava açan topluluk gruplarından biri olan Southern Coalition for Environmental Justice tarafından yaptırılan rakip bir ses çalışması ise ortalama ortam gürültüsünün gerçekte 20 dBA ile 60 dBA arasında değiştiğini ortaya koydu. Davacıları temsil eden Southern Environmental Law Center’ın kıdemli avukatlarından Megan Kimball’a göre, belirlenen yeni 75 dB’lik sınır, mevcut gece gürültü seviyelerine kıyasla “sekiz ila 12 kat daha yüksek” algılanabilecek bir ses anlamına geliyor.
Stokes County sakini Timmy Smith, konuyla ilgili Facebook paylaşımında, “Gürültü işindeki en eski numara, yüksek bir ortam gürültüsü olduğunu iddia edip yüksek bir gürültü taahhüdü vermektir. Kalkınmaya karşı değilim, ancak bunun güvenilir başvuru sahipleri tarafından doğru şekilde yapılmasını bekliyorum. Burada bunu göremiyorum” yazarak uygulamayı eleştirdi. Ailesinin bölgedeki geçmişi 1700’lü yıllara kadar uzanan Chad Bailey ise önerilen Project Delta sahasının hemen yanındaki bir arazide yaşıyor. Bailey bu proejeler planlanırken bölge insanlarının hiçbir şekilde hesaba katılmadığından dem vurarak, “Yıllar sürecek inşaat çalışmalarının yaratacağı gürültüden hiç bahsetmediler bile. Benim istediğim tek şey huzur ve temiz hava. Ama bu sesler bölgeyi mahvedecek. Bir kez geliştirildikten sonra geri dönüşü yok” diyor.
Akustik alanındaki bazı kişiler ise bu yeni iş yükünü sindiremediklerini söylüyor. Sonuçta bu mesleğe başlarken hayalleri metro istasyonları ya da kayıt stüdyoları tasarlamaktı; dev teknoloji şirketlerinin önünü açmak değil. Büyük bir ulusal firmada çalışan ve kariyerinin başındaki bir akustik uzmanı, mesleki sonuçlardan çekindiği için isminin açıklanmaması şartıyla veri merkezleri için yaptıkları işlerle ilgili, “Kirli hissettiriyor. Bir gürültü çalışmasının sonuçlarını çarpıtmak ve sonra belediye toplantısına gidip, bazı insanların etkileneceğini bildiğiniz halde, hiçbir etkisi olmayacağına onları inandırmaya çalışmak... Çoğu insanın bilmediği bu niş konuda bilgi sahibi olmanın verdiği gücü kötüye kullanıyormuşum gibi hissettiriyor” diyor.
Bu yılın başlarında işin kendisi için yeni bir dip noktaya ulaştığını söylüyor. Potansiyel bir veri merkezi sahası için müşterisinin incelemesini istediği bölgede ölçüm yaparken aktif av sahalarının içinden geçmek zorunda kaldığını, sığır çitlerinden zaman zaman elektrik çarptığını ve bacaklarından lone star kenelerini cımbızla çıkardığını anlatan uzman, “Bu sektöre müziği sevdiğim için girdim; kayıt stüdyoları tasarlamak istiyordum. Şimdi ise içinde hiçbir insanın yaşamayacağı alanlar tasarlıyorum. Bu, çoğumuzun bu mesleğe girme nedenine tamamen aykırı” diyerek hayal kırıklığını ifade ediyor.
Ancak birçok akustik uzmanı bu eleştirilere katılmıyor. Bunlardan biri de, konuya yakın kişilere göre Project Delta üzerinde çalışan Trinity Consultants’tan Alfred Maniscalco. Maniscalco, “Biz İsviçre gibi olmaya çalışıyoruz” diyor ve veri merkezi müşterilerinin isimlerini vermeyi reddederek, “Veri veridir, bilim bilimdir” ifadesini kullanıyor. Kötü iş çıkarmanın sonuçlarının er ya da geç kendilerine döneceğini belirterek, sürekli olarak sadece bir sözcü olmakla suçlandıklarını ancak yaptıkları işin itibar ve saygınlık meselesi olduğunun altını çiziyor.
Jeffrey Epstein’ın malikânesindeki projeyi zamanında reddeden akustik uzmanı Murray ise veri merkezlerinin “aşırı derecede” siyasallaştığını kabul ederek, “İnsanlar ekibimin yanına gelip geceleri nasıl uyuduğumuzu soruyor. İnsanların neden böyle hissettiğini anlıyorum. Bebekler yalnızca iki içgüdüsel korkuyla doğar: yüksek sesler ve yükseklikler. Ses, diğer duyularımıza benzemez. Bu nedenle de insanlar çok öfkelenebiliyor” diyor.
Murray ne kadar çarpıtılsa da verilen bir raporun gerçeğin üstünü örtemeyeceği görüşünde: “Verileri gerçeklerle bağdaşmayacak şekilde çarpıtmaya ya da yorumlamaya çalışmak ne topluma ne de müşterilere fayda sağlar. Gerçek er ya da geç mutlaka ortaya çıkar.”