Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Özel Dosya

Yapay Zeka Çağında Risk İnsanlarda mı, Şirketlerde mi?
Yeni dünyanın insanları olarak dönüsmeye açık olmamız, bu dönüşümün yollarını sürekli arıyor olmamız ve en önemlisi hızlı adapte olanlara sunulan inanılmaz fırsatları görebilmemiz lazım.
  • 6 Mart 2026 00:46
  • Serhat Bıçakçı
Yapay Zeka Çağında Risk İnsanlarda mı, Şirketlerde mi?

Sam Altman geçtiğimiz günlerde çok ilginç bir cümle kurdu. Yapay zekânın tükettiği enerji miktarına yönelen eleştirilere karşılık olarak şöyle bir benzetme yaptı: Bir insanın anlamlı bir hâle gelmesi ve topluma değer sunabilmesi için onu 20 yıl boyunca yedirmemiz, içirmemiz, eğitmemiz gerekiyor. Bununla kıyasladığımızda yapay zekâ çok enerji harcıyor diyemeyiz; insan aslında çok daha fazla “gereksiz” enerji tüketen bir varlık.


Diğer taraftan, globaldeki çeşitli liderlerden “Bu yıl artık son anlamlı çalışma yılı” ya da “Alıştığımız iş hayatının sonuna geldik” gibi cümleler duymaya başladık. Tüm bu söylemlerin toplamına baktığımızda, insanın inanılmaz bir hızla değersizleştirildiği bir dönem bizi karşılıyor. Gelecek tasavvuru açısından insanı daha değersiz gören, kusurlarını ön plana çıkartan bir anlatıyla karşı karşıyayız.


Geçen haftaki yazımda da vurgulamıştım: Bunların önemli bir kısmı, bu şirketlerin daha fazla yatırım çekebilmek adına uyguladığı bir korkutma politikası. Peki ama gerçekten sormamız gereken soru şu: İnsan gerçekten bu kadar değersiz mi? Gelecekte gerçekten değersiz mi olacak?


Bu konu üzerinde biraz daha düşünelim. Yapay zekânın işsizlik yaratacağı korkusu, bizi gerçekten korkutması gereken bir şey değil aslında. Çünkü bugün hayatımızı idame ettirirken sayısız şeye para harcıyoruz. En basitinden düşünün: ChatGPT, OpenAI ya da Google Gemini gibi şirketler bile bizden bu araçları kullanmamız için ücret alıyor. Gündelik yaşamımızda yediğimiz yemekten çamaşırlarımızı yıkamaya, hobilerimizden okul masraflarına kadar her şeye bir bedel ödüyoruz.


Eğer insanı gerçekten bu kadar değersiz bir konuma getirip işe yarar tarafını ortadan kaldıracaksanız, bununla birlikte dünyada devasa bir ekonomiyi de ortadan kaldırıyorsunuz demektir. İnsanlık tarihine baktığımızda, binlerce yıl boyunca — iletişimin azlığı ya da çokluğu fark etmeksizin — insan hep bulunduğu ortam içinde bir ekonomi yaratmış, bir döngü inşa etmiş ve sistem daima insanı yaşatmak üzere dönmeye devam etmiştir.


Bugün hayatımızdaki yüz şeyden doksan beşi yarın gerçekten değersiz ve işlevsiz kalabilir. Bununla ilgili çok güçlü emareler de görüyoruz. Çok sevdiğim bir hocanın unutulmaz bir sözü vardır: “Atların yerini arabalar aldığında, nalbantlar lastik değiştiren kişilere dönüştü. Dönüşemeyenler ise işsiz kaldı.”


Şimdi tam olarak böyle bir dönemin içindeyiz. Eğer atların yerini arabalar alıyorsa, biz nalbantlar olarak ne yapmalıyız? Oto lastikçi olmalıyız. Bunun yollarını aramalıyız. Bunu öğrenmeliyiz.


Burada iki perspektiften bakalım.
Birincisi: Halihazırdaki “nalbantlık” süreci açısından, bugünkü işlerin yüzde 100’ü zaten bir gün ortadan kalkacak. Bu bir gerçek.
İkincisi: Onların yerini başka işler alacak. Bu da bir gerçek.


Dünyanın dönüşümü ve kendi içindeki döngüsü içinde, bugün yapay zekâya devrettiğimiz ya da değerini kaybeden işlerimizin yerini yeni, daha değerli ve insanın yapabileceği işler alacak.


Buradaki en temel mesele, insanın işe yarar bir pozisyon bulması değil; yeni dünyaya adapte olabilme meselesidir. Ve geçmişe baktığımızda insan, böyle dönüşümlere her zaman şaşırtıcı bir hızla uyum sağlamıştır.


Biz teknolojinin içine doğan insanlar olarak dünyanın hep böyle bir yer olduğunu sanıyoruz. Oysa 2000 yılından önce insanlık binlerce yıl boyunca teknolojiden, hatta gerçek anlamda iletişimden yoksun yaşamış ve yaşam yine dönmüş. Ama o binlerce yılın üstüne hayatımıza teknoloji eklenince, çok hızlı bir şekilde adapte olmuşuz. İnsanın uyum sağlama becerisi, en güçlü özelliklerinden biri.


Diğer taraftan, tabii ki bu geçişin içinde olan bireyler olarak yarınla ilgili kaygılar duyabiliriz. Ama bizden sonraki nesiller, yeni dünyanın içine doğacak nesiller, aynen bizim bilgisayarın içine doğmamız gibi o dünyanın içine doğacak ve doğal olarak adapte olacaklar.


O hâlde toplamda baktığımızda, bugün korkmamız gereken şey ne yapay zekâ, ne işsizlik, ne de yetkinlik eksikliği. Aslında en temel konu dönüşebilme meselesi. Ve bu dönüşüm, hepimizin zaten doğuştan gelen uyum sağlama yeteneğiyle gerçekleştirebileceği bir şey.


Buradaki tek kritik detay: Buna direnmek ya da direnmemek. Dönüşüme direnmekten korkmalıyız; çünkü değişim mutlak gerçekleşecek ve direnç yalnızca bize zarar verecek. Dönüşüme açık olanlar içinse, kötümser bir gelecek yok.


Ve şimdi, yazının belki de en önemli kısmına gelelim: Konuşulmayanlar. Bugün en kötü senaryoları düşündüğümüzde, bizim için en kötü senaryolar, aslında bizim alışveriş yaptığımız şirketler için çok daha büyük felaketler demek. Herkes işin insanlık tarafını konuşuyor. Ama sanki insanlık bir anda lüzumsuz, işlevsiz ve gelirsiz bir duruma düştüğünde bu şirketler hayatlarını devam ettirebilecekmiş gibi — o taraftan kimse konuşmuyor.


Geçmiş yıllara bakın. Türkiye’de 100 yılı, hatta 50 yılı devirmiş şirket sayısının ne kadar az olduğunu görün. Dünyada da durum çok farklı değil. İnsanın uyum sağlama becerisi kadar şirketlerin de ne yazık ki bir uyumlanamama sorunları var.


O yüzden bugün bireyler olarak korkmamıza ve kaygılanmamıza gerek yok. Ama şirketler açısından korkmamız ve kaygılanmamız gereken bir dönemdeyiz.


Özellikle şirketlerdeki üst düzey yönetimin, şirketin bugün alacağı aksiyonlardan ziyade yarın konumlanacağı yerle ilgili çalışmalar yapması, tüketici değişiminin ürün ve hizmet beklentilerinde nasıl bir dönüşüm yaratacağına kafa yorması elzem. Bunu yapabilen şirketler mutlak önde gidecek. Yapamayan şirketleri ise yıkıcı bir dönüşüm bekliyor.


Umarım tüm şirketler açısından bu yol şanslı bir şekilde ilerler. Çünkü beş yıl içinde, aynen bilgisayar çağında yaşandığı gibi, Stephen Elop’un yıllar sonra söylediği o meşhur cümle hepimizin kulağında çınlamalı:
“Biz yanlış hiçbir şey yapmadık.”


Yanlış bir şey yapmamış olmak, doğru şeyleri yaptığınız anlamına gelmiyor. Yeni dünyanın insanları olarak dönüşüme açık olmamız, bu dönüşümün yollarını sürekli arıyor olmamız ve en önemlisi hızlı adapte olanlara sunulan inanılmaz fırsatları görebilmemiz lazım.


Dönüşüm kaçınılmaz. Ama bu kaçınılmazlık bir tehdit değil; doğru yönetenler için bir fırsat.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Küresel Otomotiv ve Tedarik Zincirini Sarsıyor
Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Küresel Otomotiv ve Tedarik Zincirini Sarsıyor
Hürmüz Boğazı’ndaki aksama yalnızca enerji piyasalarını değil; küresel otomotiv üretiminin maliyet yapısını, tedarik zinciri mimarisini ve yatırım takvimini de yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.
Otomotiv Sektörünün “2026 Rekoru” Atılacak Adımlara Bağlı
Otomotiv Sektörünün “2026 Rekoru” Atılacak Adımlara Bağlı
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkanı Baran Çelik, Türk otomotiv endüstrisinin yakaladığı ivmenin devamı için sektörün pazar ve ürün çesitlendirmesi gerekliliğinin yanı sıra AB’nin yaptığı STA’lar gibi uluslararası arenadaki sorunların çözümünün önemine de dikkat çekiyor.
Coğrafyanın Gölgesinde Savaş: İran Krizi ve Türkiye’nin İnce Dengesi
Coğrafyanın Gölgesinde Savaş: İran Krizi ve Türkiye’nin İnce Dengesi
İran’a yönelik saldırılar aslında yeni bir çatışma değil; değişen koşul ve doktrinler ile rekabetin güncel bir versiyonu.
Dünyada Denge Yine Bozuluyor
Dünyada Denge Yine Bozuluyor
Orta Doğu’daki gelişmeler, bölgesel bir güvenlik meselesi olmanın ötesinde dünyada makroekonomik dengeleri bozan güçlü bir etki de gösteriyor.
Enflasyonla Mücadeleye “Savaş” Testi
Enflasyonla Mücadeleye “Savaş” Testi
ABD/İsrail – İran savaşının enerji fiyatları üzerinden enflasyonu artırıcı etkisi, turizm gelirlerindeki olası düşüş ve sermaye çıkışları Mart ayındaki faiz indirim ihtimalini rafa kaldırıyor.
İran Savaşı Borsaları Vurdu
İran Savaşı Borsaları Vurdu
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş, finansal piyasalarda da tansiyonun yükselmesine yol açtı. Asya’dan Amerika’ya kadar tüm borsalar satış baskısından nasibini aldı.
Hürmüz’de Ateş Enerji Piyasalarında Fırtına
Hürmüz’de Ateş Enerji Piyasalarında Fırtına
ABD-İsrail operasyonunun İran’a yönelmesiyle küresel enerji piyasaları, 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir dalgalanmanın içine girdi. Brent ham petrolü beş günde 73 dolardan 85 dolara tırmandı, Avrupa doğalgaz fiyatları neredeyse ikiye katlandı ve kömür piyasaları yılların en sert günlük artışlarını kaydetti. Küresel enerji ticaretinin kritik geçiş noktası Hürmüz Boğazı’nda tankerlerin sigorta güvencesini yitirmesi, çatışmanın yalnızca jeopolitik değil, piyasa yapısı açısından da derin izler bıraktığını ortaya koyuyor.
Enerji Dışı Emtia Ne Söylüyor?
Enerji Dışı Emtia Ne Söylüyor?
ABD ve İsrail’in İran ile savaşı emtiada risk algısını yükseltirken korunan büyüme beklentisi panik halini engelliyor.
Orta Doğu’daki Savaş Euro Bölgesi Ekonomisini Tehdit Ediyor
Orta Doğu’daki Savaş Euro Bölgesi Ekonomisini Tehdit Ediyor
İran çatışması, enerji piyasalarında şok etkisi yaratırken Euro Bölgesi ekonomisini artan enflasyon baskısı karşısında kırılgan bir döneme sürüklüyor.
Turizmde İran Gölgesi: Sınır Kapıları Kapandı, Rezervasyonlar Açığa Alındı
Turizmde İran Gölgesi: Sınır Kapıları Kapandı, Rezervasyonlar Açığa Alındı
Turizm sektörü 2026’ya 68 milyar dolarlık gelir hedefi ve güçlü erken rezervasyon ivmesiyle başladı. Ancak ABD ve İsrail’in İran ile savaşı, İran pazarında talebi olumsuz etkiledi. 2025’te 3 milyonu aşkın ziyaretçiyle Türkiye’nin en önemli pazarlarından biri olan İran’da yas süreci ve sınır kapılarının kapanması, Nevruz döneminde beklenen hareketliliği azaltırken doğu sınırındaki illerde rezervasyon iptallerine yol açtı. Sektör temsilcileri iptallerin yüzde 30’a dayandığını ve sınır bölgelerinde ekonomilerin zorlayacağını öngörüyor.
189 Milyar Dolarlık Hassasiyet
189 Milyar Dolarlık Hassasiyet
Döviz varlıkları ile yükümlülükler arasındaki makas genişlerken, açık pozisyon yalnızca şirket kârlılıklarını değil, ekonomik dayanıklılığı da belirleyen bir değişkene dönüşüyor.
Kentsel Dönüşümde Karar Hızlandı Finansman Sınavı Başladı
Kentsel Dönüşümde Karar Hızlandı Finansman Sınavı Başladı
Kentsel dönüşüm uygulama yönetmeliğinde yapılan değişiklikle karar alma süreçleri sadeleştirildi ve salt çoğunluk esası netleştirildi. Riskli yapılarda oybirliği engeli büyük ölçüde aşılırken, tebligat ve toplantı prosedürleri yeniden düzenlendi. Hukuki çerçeve hız odaklı bir yapıya kavuşsa da uzmanlara göre dönüşümün önündeki asıl belirleyici unsur finansmana erişim olacak.
Blockchain’den Yapay Zekâya Uzanan Dönüşüm
Blockchain’den Yapay Zekâya Uzanan Dönüşüm
Türkiye’de bugün konuşulan kripto düzenlemeleri aslında daha büyük dönüşümün işaretlerinden biri.
Çift Kazanç Dönemi Bitti mi?
Çift Kazanç Dönemi Bitti mi?
Hisse ve tahvillerin aynı anda güçlü getiri sağlaması mümkün; ancak bu belirli makro koşulların kesişiminde ortaya çıkar ve uzun süre devam etmesi kolay değildir.
Savaş Manşetlerinin Gölgesinde Daha Büyük Bir Kırılma
Savaş Manşetlerinin Gölgesinde Daha Büyük Bir Kırılma
OpenAI ile Anthropic arasındaki ayrışma basit bir şirket rekabeti değil; yapay zekâ çağında askerî gücün, devlet kapasitesinin ve teknolojik egemenliğin nasıl şekilleneceğine dair erken bir işaret fişeği.
Reklamda Hatırlanabilir Etkinin Formülü: Gürültü İçinde Öne Çıkmak
Reklamda Hatırlanabilir Etkinin Formülü: Gürültü İçinde Öne Çıkmak
Markaların dikkati yoğun şekilde aradığı bir dönemde, akılda kalıcı reklam arayışı her zamankinden daha kritik.
KOBİ’lerde Dijitalleşme: Rekabetin Yeni Eşiği
KOBİ’lerde Dijitalleşme: Rekabetin Yeni Eşiği
KOBİ’lerde dijitalleşme artık mikro ölçekte bir işletme kararı değil; makro ölçekte ülke rekabet stratejisinin temel bileşenidir.
Dünya Turistlerle Dolup Taşıyor
Dünya Turistlerle Dolup Taşıyor
Dünyada birçok turistik bölgede yerel sakinleri canından bezdiren aşırı turizm sorunu artık getirisi nedeniyle göz ardı edilebilecek noktayı aşmış durumda. Peki bu sorun çözülebilir mi?
Yemeğinizin Bir Robot Tarafından Yapılmasını İster misiniz?
Yemeğinizin Bir Robot Tarafından Yapılmasını İster misiniz?
E-ticaret dünyasının milyarderi Marc Lore’un Wonder’ı, Amazon’un alışverişi dönüştürdüğü gibi restoranları dönüştürmek için 2 milyar dolarlık bir otomasyon hamlesine girişiyor.
Yapay Zekâ Hava Modelleri Tahminleri Nasıl Daha İyi Hale Getiriyor?
Yapay Zekâ Hava Modelleri Tahminleri Nasıl Daha İyi Hale Getiriyor?
Google, Microsoft ve Nvidia, tahminleri daha uzun vadede daha isabetli kılmak için yarışan teknoloji devlerinden birkaçı.