Paris’te bir Intermarché mağazasının önünde çöp kutuları bozulmuş gıdayla doluyor. İçeride soğutucu rafları boş. 11 Ekim’i 12 Ekim’e bağlayan gece Fransa’da marketlerin soğutucuları uzaktan kurcalandı, hükümetin açıkladığı rakam yaklaşık 700 market. Kamuoyu buna “buzdolapları hacklendi” dedi. Dolap hasıl hacklenir? Marketteki dolaplar tek tek çalışmaz. Hepsini bir kontrol kutusu yönetir: Hangi dolap kaç derece olacak, hangi saatte hangi programda çalışacak, sıcaklık yükselirse kime alarm gidecek. O kutu internete bağlı. Çünkü servis firması arızaya mağazaya gitmeden bakmak istiyor, ayarı uzaktan değiştirmek daha ucuz, daha hızlı. Saldırganlar işte bu kapıdan girdi. Reuters’a konuşan WTW Fransa siber risk yöneticisi Emma Pleut, sıcaklık ayarının 50 dereceye, bazı aktarımlara göre daha yukarıya çekildiğini söyledi. Dolap çalışıyordu. Ama ürünü korumuyordu. Kayıp neden bu kadar büyük? Çünkü soğuk zincirde geri dönüş yok. Ürün bir kez izin verilen sıcaklığın üstüne çıktıysa, dolabı tekrar soğutsan da o ürünü güvenle satamazsın. Yazılımı düzeltirsin, stok geri gelmez.
Intermarché yöneticisi Thierry Cotillard ülke genelinde bir günlük kaybı “on milyonlarca euro” diye tahmin etti. Erken bir tahmin bu, denetlenmiş bilanço değil. Ama yön belli: yüzlerce mağaza, çöpe giden raflar. Çalışan makine, bitmiş destek; bu cihazlar neden bu kadar açıktı? Cevabın büyük kısmı yaşlarında. Kontrol kutularının üreticisi Danfoss’a göre etkilenen cihazların çoğu eski modellerdi ya da güncellenmemiş yazılımla çalışıyordu. İki eski modelin üretici desteği 2016’da ve 2021’de bitmiş; yani yıllardır güvenlik güncellemesi almıyorlar. Bu üreticinin kendi değerlendirmesi, bağımsız inceleme değil; ama tabloyu açıklıyor. Açık yeni de değildi. Ağustos’ta güvenlik araştırmacıları bu cihazlarda açıklar yayımlamış, üretici düzeltme çıkarmıştı. Saldırının tam oradan girdiği kanıtlanmış değil; faili de belli değil. Ama Fransız siber güvenlik kurumu iki şeyi net söylüyor: Saldırılar sürüyor olabilir ve desteği bitmiş, internete açık bir cihazda fabrika ayarına dönmek yetmiyor.
İşte yönetim sorusu burada başlıyor. Dolap yıllarca soğutur; kontrol kutusunun güvenlik desteği çok daha önce biter. Market yöneticisinin önündeki hesap şu: Dolap hâlâ soğutuyor, yenisinin faturası bugün masada, önlediği saldırı ise gerçekleşmediği sürece görünmez. Ben sahada aynı hesabı başka cihazlar için de görüyorum: Çalışan makineyi değiştirmek çoğu zaman ertelenir, çünkü arızasız çalışan bir şey sorun gibi görünmez. Fransa’daki olay bu hesabın eksik kalemini gösterdi. Bir cihazın amortismanının bitmesi, yani defterde değerinin sıfırlanması, taşıdığı riskin de bittiği anlamına gelmiyor. Destek bitince risk büyüyor; defter bunu görmüyor. Bir Kapı, Yüzlerce Mağaza Uzaktan yönetimin mantığı güçlü: Tek merkezden birçok mağaza izlenir, teknisyen yollara düşmez. Ama aynı cihaz, aynı erişim yolu ve aynı servis alışkanlığı yüzlerce mağazada kullanılıyorsa risk de tek mağazanın riski olmaktan çıkar. Tek mağazanın arızası için yazılmış acil durum planı, aynı sabah onlarca mağazanın yedek ekipman ve servis istemesine yetmeyebilir.
Fransa’da etkilenen mağaza sayısı yaklaşık 700’dü. Peki bu olay Türkiye’deki perakendeciyi neden ilgilendiriyor? “Aynısı burada da olur” diye değil. Soğuk zincirin aynı mantıkla kurulduğu her yerde aynı soru geçerli diye. Üç soru yeter. Soğutma sistemine kim, nereden erişiyor? Güncellemeyi kim yapıyor, desteği biten cihazı kim tespit ediyor? Onlarca mağaza aynı anda dururken ürün nasıl korunacak? Bu sorular teknik ekibin değil, yönetimin masasına ait. Ben bu olayı dolapla sınırlı okumuyorum. Bu yıl birçok şirket, kendi başına işlem yapan yapay zekâ ajanlarını da sistemlerine aynı mantıkla bağlıyor: Merkezden erişim, bakım kolaylığı, hız. Soru orada da aynı. Erişim kimde, desteğini kim veriyor, bir yerde sorun çıkınca kaç yere sıçrıyor? Dolap senin, erişim kimin?