Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Özel Dosya

Belirsizliğin Normalleştiği Zamanlarda Geleceğe Bakmak
Zorlanıyoruz, endişeleniyoruz ama aynı zamanda belirsiz ve düzensiz yeni dünyada denge kurmaya çalışıyoruz.
  • 9 Ocak 2026 01:08
  • Sidar Gedik
Belirsizliğin Normalleştiği Zamanlarda Geleceğe Bakmak

Dünyadaki gidişat hayatlarımızı giderek zorlaştırıyor olabilir ama herkes kendi hayatında küçük de olsa bir denge alanı yaratmaya çalışıyor. Büyük resmin yarattığı kaygı karşısında, bireyler kontrol edebildikleri alanlara odaklanıyor. Dünyayı düzeltmenin kendi ellerinde olmadığını biliyor ama kendi dünyalarında düzen kurabileceklerinin farkındalar.


Türkiye dâhil dünyanın birçok ülkesinde insanlar yarına dair temkinli bir umut içindeler. Şunu açıkça kabul etmemiz gerekiyor: Yaşanan güçlükler, önceden net biçimde öngörülebilir ve kolayca önlem alınabilir nedenlere dayanmayabiliyor. Tam da bu yüzden belirsizliğin arttığı dönemler, esnek olmayı ve direnç göstermeyi gerektiriyor.


Ipsos’un 30 ülkede gerçekleştirdiği Global Advisor Öngörüler araştırmasına 2025 yılı sonunda katılanların üçte ikisi (yüzde 66), geride bıraktığımız yılın, ülkeleri için kötü bir yıl olduğunu belirtiyor. İnsanlar ülkelerinin gidişatına baktıklarında daha karamsar ancak konu kendi hayatlarına geldiğinde tablo dengeleniyor. 2025’in kendisi ve ailesi için kötü bir yıl olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 50, evet belki bardağın hâlâ yarısı boş, ama diğer yarısı da dolu ve ülkeye dair yorumlara kıyasla da çok daha pozitif. İşte temkinli umuttan kastım bu.


Covid-19 pandemisinin ardından 2020 yılında yapılan aynı araştırmada, her on kişiden dokuzu ülkeleri için “kötü bir yıl” olduğunu ifade ediyordu. Olumlu düşünenlerin oranı pandemi öncesi seviyelerde olmasa da son yıllarda daha iyimser yöne doğru ilerleyen bir trend görüyoruz.


Jeopolitik belirsizlikler ve küresel kırılganlık


Pandemi sonrasında dünyadaki politik ve ekonomik belirsizlikler her geçen gün daha da arttı ve bugüne geldiğimizde çok anlık, öngörülemeyen gelişmeler yaşıyoruz. Trump’ın başkanlık görevine başladığı 2025 yılında nasıl bir değişim yaşayacağımız ile ilgili meraktaydık ancak kimse 2025’e başlarken tarife fırtınasının eseceğini düşünmüyordu. 2026’nın ilk günlerinde Venezuela ile ilgili bir süredir ABD’nin ileri sürdüğü iddiaların böylesine bir askeri operasyona dönüşeceğini düşünmüyorduk. Şu an hâlâ dünyadaki diğer devletler bu operasyona nasıl bir reaksiyon vereceklerini tartışıyor. Trump Yönetimi’nin Venezuela’ya yönelik askerî müdahalesi ve Nicolás Maduro’nun ele geçirilmesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil oturumunda tepki gördü. Bu operasyonlar, hem hukukçular hem de insan hakları örgütleri tarafından geniş çapta kınanıyor. Ancak Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslarüstü örgütlenmelerin, büyük kriz anlarında işlevini tam olarak yerine getiremediklerini pandemi döneminde deneyimledik. Büyük bir kriz oluştuğunda ülkeler ya tek başlarına ya da doğal müttefikleri ile birlikte hareket ediyorlar. Şu anda BM’nin kınamasının etkisinin de ne olacağını öngöremiyoruz.


Tüm bu gelişmeler toplumlarda bölünmelere yol açıyor. Ipsos araştırmasının sonuçlarına göre yaklaşık her on kişiden altısı (yüzde 59) 2026 yılında ülkelerinin yönetilme biçimini protesto etmek amacıyla büyük ölçekli bir toplumsal huzursuzluk ve protesto yaşanacağını düşünüyor. Buna karşılık, neredeyse üçte biri (yüzde 31) bunun olası olmadığını belirtiyor.


Ekonomide ortak hikâye kaybı


Ekonomi, belirsizlik duygusunun en yoğun hissedildiği alanlardan biri. Global ekonominin nereye gittiğine dair ortak bir hikâye kurmak her zamankinden daha zor. Aynı anda hem toparlanma hem de gerileme senaryolarını konuşuyoruz. Araştırmaya katılan her iki katılımcıdan biri (yüzde 51), global ekonominin 2026’da 2025’e kıyasla daha kötüye gideceğini düşünüyor. Türkiye’de aynı görüşte olanların oranı benzer seviyede.


Yapay zekânın ekonomi üzerinde etkisi de farklı şekillerde yorumlanıyor. Global ortalamada katılımcıların üçte ikisi (yüzde 67), yapay zekânın ülkelerinde çok sayıda işin kaybolmasına yol açacağını düşünüyor. Bu oran geçen yıla kıyasla artmış durumda. Buna karşılık, araştırmaya katılan her on kişiden dördü (yüzde 43) çok sayıda yeni iş yaratacağına da inanıyor. Son bir yıl içinde, 30 ülkenin 21’inde yapay zekânın istihdam kaybına yol açacağına dair kaygının arttığını ve bu belirsizliğin de kafalarda yarattığı soru işaretlerini görüyoruz.


Yeni bir yıla girerken insanların geleceğe dair umutları tazeleniyor. Araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte üçü (yüzde 71), 2026’nın 2025’ten daha iyi bir yıl olacağına inanıyor. Uzun vadeli gelecek için ise düşünceler ikiye bölünüyor. Global ortalamada her iki kişiden biri 2026 yılında ülkesinde insanların uzun vadeli geleceğe dair daha iyimser hissetmeye başlayacağına inanıyor.


Düşüncelerdeki yarılmalar, toplumsal ölçekte yeni bir algı durumuna işaret ediyor: Belirsizliğin normalleşmesi. Zorlanıyoruz, endişeleniyoruz ama aynı zamanda belirsiz ve düzensiz yeni dünyada denge kurmaya çalışıyoruz. Kırılgan dengeyi doğru okumak ve değişken koşullar altında sağlam kalabilmek, önümüzdeki dönemde hem bireyler hem de kurumlar için en kritik yetkinliklerden biri olacak.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Tekstil ve Hazır Giyim Küllerinden Doğabilecek mi?
Tekstil ve Hazır Giyim Küllerinden Doğabilecek mi?
10 yılın en düşük ihracatını kaydeden hazır giyim ve son üç yıldır düşüş trendinde olan tekstil sektöründeki kan kaybının durması için kısa-orta-uzun vadeli stratejik yol haritaları hazır. Söz konusu planların hayata geçirilmesi halinde sektör küllerinden doğabilir.
Gece Yarısı Yargıçlarından Karayip Korsanlığına: Quo Vadis USA?
Gece Yarısı Yargıçlarından Karayip Korsanlığına: Quo Vadis USA?
Karayipler’in dibinde yaşanan ve Venezuela’nın görevdeki devlet başkanının zorla kaçırılmasını konu alan son vaka, dünya siyasetinde Karayip Korsanları sürrealizmini dahi aşan bir şaşkınlık anı olarak kayda geçmiştir.
Yüzde 20 Katkıyla da Sistem BES’lenebilir
Yüzde 20 Katkıyla da Sistem BES’lenebilir
BES ve OKS’de devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesi sistemden çıkışa ve fon büyüklüğünün azalmasına yol açacağı endişesi yaratırken veriler etkinin düşük olacağına işaret ediyor. Bir analize göre devlet katkısındaki 10 puanlık düşüş yıl sonu fon büyüklüğünü yüzde 1,5–2 aralığında sınırlı azaltabilir.
2026’da Takip Edilmesi Gereken 50 Şirket
2026’da Takip Edilmesi Gereken 50 Şirket
Boeing ve Reddit’ten Nike ve Canada Goose’a kadar uzanan bu küresel hisseleri yakından takip edin.
Yabancılar En Çok Aselsan Aldı
Yabancılar En Çok Aselsan Aldı
Borsa İstanbul’da yedi yıldır satış tarafında yer alan yabancı yatırımcılar 2025 yılında yönünü alıma çevirdi. Geçtiğimiz yıl yabancı yatırımcılar borsadan 3,9 milyar dolarlık net alım yaptı. Son beş yıla baktığımızda ise yabancıların 7 milyar dolara yakın satışını görüyoruz. Borsanın önde gelen şirketlerinde satıcı olan yabancıların gözdesi ise Aselsan oldu.
Kurumsal Yatırımcılar Neden Fonlara Yöneldi?
Kurumsal Yatırımcılar Neden Fonlara Yöneldi?
Para piyasası fonları kurumsal yatırımcı için bir seçenek olmaktan çıkarak nakit yönetiminin ana yapı taşlarından biri haline geldi.
Bir Bağımsızlık Meselesi
Bir Bağımsızlık Meselesi
Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin özellikle son yılında Başkan Donald Trump’ın baskılarına direnç göstermesi ve para politikasını ekonomik gerçeklere göre şekillendirmesi Fed’in bağımsızlığı konusunda piyasalara güven veriyordu. Ancak Powell görev süresinin sonuna geliyor. Piyasalar ise Fed’in yeni başkanının kim olacağı kadar, yeni başkanın Fed’in bağımsızlığını ne kadar koruyacağına da odaklanmış durumda.
ABD “Arka Bahçe”sine Döndü Trump’ın Venezuela Hamlesi Ne Anlama Geliyor?
ABD “Arka Bahçe”sine Döndü Trump’ın Venezuela Hamlesi Ne Anlama Geliyor?
ABD’nin Venezuela’da Nicolás Maduro’yu hedef alan askeri müdahalesi, yalnızca bir rejim değişikliği değil; enerji, madenler ve büyük güç rekabeti ekseninde şekillenen yeni bir jeopolitik dönemin işareti. Piyasalar ilk şoku sakin atlatırken, yatırımcılar için asıl soru şu: Monroe Doktrini’nin Donroe Doktrini’ne hızla evrildiği eksende bu sıra dışı hamle küresel jeopolitik dengeleri nasıl ve hangi boyutta değiştirecek?
Euro Bölgesi Enflasyonu Hedefe Geriledi
Euro Bölgesi Enflasyonu Hedefe Geriledi
Euro Bölgesi’nde enflasyonun AMB’nin yüzde 2’lik hedefine gerilemesiyle piyasalar bu yıl için sınırlı da olsa faiz indirimi senaryosunu fiyatlamaya başladı
Yeni Küresel Rekabet: İnovasyon, Jeopolitik ve Güç Mücadelesi
Yeni Küresel Rekabet: İnovasyon, Jeopolitik ve Güç Mücadelesi
Dünyada inovasyon artık yalnızca yeni ürün geliştirmek anlamına gelmiyor. Bugün inovasyon, ülkelerin ve şirketlerin küresel güç haritasındaki yerini belirleyen en kritik kaldıraç hâline gelmiş durumda.
‘Süper İzin’ İle ÇED Sadeleşmesi Diye Bir Şey Yok, Mükerrer İzinler Sadeleşiyor
‘Süper İzin’ İle ÇED Sadeleşmesi Diye Bir Şey Yok, Mükerrer İzinler Sadeleşiyor
Arı-Es Genel Müdürü ve Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, ‘Süper İzin’ olarak bilinen yeni yasada ‘ÇED sadeleşmesi’ diye bir adımın söz konusu olmadığını, EPDK’dan santral inşaatı için izin alınana kadar geçerli silsilenin hâlâ devam ettiğini belirtti.
YEKA Kapasitelerinin Artması Teknik Riskleri Olan Projelerin Dikkate Alınmasını Sağlar
YEKA Kapasitelerinin Artması Teknik Riskleri Olan Projelerin Dikkate Alınmasını Sağlar
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA), yeni yapılacak depolama ve diğer kapasite tahsislerinin daha yüksek olmasının finansman sağlayamayacak ya da teknik riskleri olacak projelerin dikkatle incelenmesini sağlayacağını belirtti. Erden, bu şekilde sıkıntısız bir şekilde 5 GW/yıl kurulum hedefine ulaşılabileceğini aktardı.
Körfez - Türkiye Hattında 2025’in Muhasebesi, 2026’nın Jeoekonomik Kodları
Körfez - Türkiye Hattında 2025’in Muhasebesi, 2026’nın Jeoekonomik Kodları
Ankara ile Körfez başkentleri, ekonomiden politikaya her alanda ivmelenen bir yılı geride bıraktı. Bu yüksek temponun ardından yeni yılda atılacak adımlar, kalıcı bir ortaklık arayışı olup olmadığına yanıt verecek.
Lale Devrinden Buhran Dönemine: Intel
Lale Devrinden Buhran Dönemine: Intel
Bir dönemin çip dünyasının tartısmasız lideri Intel, artan rekabet baskısı, pazardaki yeni oyuncular, yanlıs stratejik kararlar ve artan siyasi baskılarla sekillenen derin bir krizle karsı karsıya…
Anlamın Kıtlığı, Bolluğun Riski: İnsan Neye Tutunacak?
Anlamın Kıtlığı, Bolluğun Riski: İnsan Neye Tutunacak?
İnsanın yolculuk hissi, hep kıtlığa doğru yürümekten geliyor. Zor olana varma çabası, yolun kendisini anlamlı kılıyor.
Warren Buffett: Wall Street’in TikTok’suz, Sponsor’suz, Filtre’siz İlk Finfluencer’ı
Warren Buffett: Wall Street’in TikTok’suz, Sponsor’suz, Filtre’siz İlk Finfluencer’ı
Günümüz finans dünyasının en güçlü figürlerinden Warren Buffett 60 yılın ardından emekliye ayrıldı.
Yeni Ford Puma Gen-E: Elektrikli Şehir SUV’sinde Bir Üst Segmente Uzanıyor
Yeni Ford Puma Gen-E: Elektrikli Şehir SUV’sinde Bir Üst Segmente Uzanıyor
Puma Gen-E; bağlantılı yeni nesil kabini ve artırılmış bagaj hacmiyle beklenenden fazlasını sunuyor.
Kuzey Kutbu’nda Yeni Rekabet: Grönland, Kritik Mineraller ve Elektrikli Araçlar
Kuzey Kutbu’nda Yeni Rekabet: Grönland, Kritik Mineraller ve Elektrikli Araçlar
Ülkeler kritik minerallerin artan stratejik rolünü merkeze alan yeni politikalar ve uzun vadeli stratejiler geliştirmeye odaklanıyor.
Oracle'ın 300 Milyar Dolarlık Yapay Zekâ Bahsi, Hızla Bir Balon Barometresine Dönüştü
Oracle'ın 300 Milyar Dolarlık Yapay Zekâ Bahsi, Hızla Bir Balon Barometresine Dönüştü
Silikon Vadisi bir kez daha destansı bir patlamanın ortasında ve Larry Ellison, iyi ya da kötü, Oracle’ı bu patlamanın tam merkezine yerleştirmiş durumda.
Milyarder Wes Edens’in Hızlı LNG Hayali Karaya Oturdu
Milyarder Wes Edens’in Hızlı LNG Hayali Karaya Oturdu
New Fortress Energy, “Fast LNG” adını verdiği bir konsepte tüm varlığıyla yüklendi. Ancak bu tercih zamanla şirketin kendi sonunu hazırlayan bir taahhüde dönüştü.