Ücretsiz ekimizi indirmek için tıklayın!
Mikey Shulman, Boston’ın Allston semtindeki karanlık bir konser salonunun ortasında durmuş, klavye çalıyormuş gibi yapıyor. Perşembe gecesi saat 10’u geçmiş; iki küçük çocuğunu yatağa yatırmasının üzerinden yalnızca birkaç saat geçmiş durumda. Esnemelerini bastırmaya çalışıyor ama gözleri, “The Killing Moon” ve “Lips Like Sugar” gibi 1980’lerin post-punk marşlarıyla tanınan İngiliz rock grubu Echo & the Bunnymen’e kilitlenmiş halde. Gri polo tişört, siyah kot pantolon ve spor ayakkabı giyen Shulman, sağında öpüşen çifte ve solunda gizlice sigara içmeye çalışan sarhoş futbol taraftarlarına tamamen kayıtsız görünüyor. Sahnedeki grubun fotoğrafını çektikten sonra kollarını dik açıyla iki yana açıyor ve sanki önünde bir piyano varmış gibi parmaklarını hareket ettirmeye başlıyor.
Shulman bir zamanlar, Echo & the Bunnymen’in büyük ölçüde doldurmayı başardığı, 3 bin 500 kişilik Roadrunner kulübü gibi bir sahnede performans sergilemeyi hayal ediyordu. Çocukken piyano çaldı; lise ve üniversite yıllarında çeşitli gruplarda bas gitarist olarak yer aldı. Kısa ömürlü müzik kariyerinin zirvesi ise memleketi New York’taki küçük Knitting Factory sahnesinde çalmak oldu. Shulman hâlâ ayda bir kez konserlere gidiyor; Boston Senfoni Orkestrası ve House of Blues’a düzenli olarak uğruyor. Profesyonel müzisyen olma hayalinden vazgeçmiş olsa da hayatını yeni bir hedefe adamış durumda: Dünyanın her yerindeki insanların müzik yapabilmesini sağlamak.
Shulman, Cambridge merkezli üretken yapay zekâ girişimi Suno’nun kurucu ortağı ve CEO’su. Suno, insanlara ellerine tek bir enstrüman bile almadan rock yıldızı olma imkânı sunuyor. Kullanıcılar uygulamaya birkaç kelime yazıyor (örneğin “Küçükler Ligi’nde sahaya çıkarken çalınacak bir marş istiyorum”) ve Suno saniyeler içinde tamamlanmış bir şarkı üretiyor. Tür, sözler ve stil hakkında daha ayrıntılı talimatlar verildiğinde sonuçlar daha da iyi hale geliyor; eğer bu giriş marşının dubstep ritmi üzerine kurulmuş sözlü şiir formatında olmasını istiyorsanız, bunun da önünde bir engel yok. Ücretli kullanıcılar Suno’yu kendi sesleriyle eğitebiliyor; böylece ortaya çıkan eserler gerçekten kendileri söylüyormuş gibi duyulabiliyor. 2023’ten bu yana 100 milyondan fazla kişi ürünü kullandı ve 2 milyondan fazla kişi bunun için ayda 30 dolara kadar ödeme yapıyor. Shulman’a göre Suno, müzik için Instagram’ın fotoğrafçılıkta yaptığını yapacak. Herkes Ansel Adams olamaz ama herkes bir selfie paylaşabilir. Herkes Olivia Rodrigo olamaz ama artık herkes bir balad üretebilir.
Ben Affleck’in The Town filminin açılış sahnesinde görülen sıradan görünümlü bir binanın üst katların yer alan ofisinde oturan Shulman, konserden bir gün önce öğleden sonra “İnsanların eğlence anlayışını değiştireceğiz. Dünya farklı eğlence biçimleri istiyor; saatlerce ekran kaydırmak olmayan eğlence biçimleri. Arabada saatlerce kaydırırsınız ve işiniz bitince kendinizi berbat hissedersiniz. Ama arabada bir saat boyunca birlikte müzik yaparsanız harika hissedersiniz” diyor. Girişimci isim, Bond Capital, IVP, Union Square Ventures ve diğer yatırım şirketlerinden yaklaşık 1 milyar dolar toplamayı başararak yatırımcıları bu vizyona ortak etti. Şirketin değeri 5 milyar doların üzerinde ve bu da onu üretken yapay zekâ müziği alanının açık ara lideri haline getiriyor.
Yine de dünyanın en büyük üç müzik şirketinden ikisi olan Universal Music Group NV ve Sony Music, Suno’ya telif hakkı ihlali gerekçesiyle dava açtı. Şirketler, Suno’nun yapay zekâ modelini eğitmek için kendi eserlerini izinsiz kullandığını ve fikri mülkiyetlerine dayanan müzikler ürettiğini öne sürüyor. Ayrıca yatırımcılar yapay zekânın sektöre zarar verebileceğinden endişe duyduğu için Universal Music, Spotify Technology ve Warner Music Group hisseleri son dönemde değer kaybetti. Müzik endüstrisinin satışları ücretli dijital yayıncılık sayesinde yaklaşık on yıldır büyüyor; ancak yapay zekâ müziği, tam da bu büyümenin yavaşladığı bir dönemde ortaya çıktı. Yapay zekâ tarafından üretilen müzikler telif haklarını anlamsız hale getirebilir ya da insanların büyük kayıt sanatçılarını dinlemek için ayırdığı zamanı azaltabilir. Sektör veri sağlayıcısı Luminate’e göre kullanıcılar geçtiğimiz yıl dijital müzik platformlarına 37 milyondan fazla şarkı yükledi; bu da günde yaklaşık 106 bin şarkı anlamına geliyor. Bu rakamın yapay zekâ müziğindeki patlamayla şiştiği biliniyor, ancak ne ölçüde şiştiği tam olarak bilinmiyor.
Kıyamet senaryoları yazanların yanıldığını söyleyen Shulman, yapay zekâ araçlarının insan yaratıcılığının yerini almayacağını ve yapay zekâ tarafından üretilen müziklerin Taylor Swift’in tahtını sallamayacağını belirterek, “Ortada yapay zekâ sanatçıları olmayacak. Sanatlarını üretmek ve hayranlarına ulaşmak için diğer araçların yanında yapay zekâyı da kullanan sanatçılar olacak. Her şeyin arkasında insanlar bulunacak. Bundan oldukça eminim” diyor. Shulman’a göre Suno, insanların müzik dinlemeye ayırdığı zamanı ve müziğe harcadığı parayı artıracak. Ancak bunun gerçekleşmesi için uygulamanın, TikTok veya Instagram’ın yüz milyonlarca insan için olduğu gibi günlük bir alışkanlığa dönüşmesi gerekiyor. Shulman, Suno’nun da benzer bir rotada ilerlediğini söylüyor.
Fakat yanılıyorsa, şirket yapay zekâ çağının en dikkat çekici başarısızlıklarından birine dönüşebilir. Ve eğer işin içinde insanların merkezi rol oynayacağı konusundaki öngörüsünde de yanılıyorsa, Suno sevdiğini söylediği sanatçıların yerini alan yapay zekâ üretimi içerik selinin başlıca sorumlularından biri olabilir.
39 yaşındaki, sakin konuşan bir fizikçi olan Shulman’ın müzik ya da tüketici yazılımları alanında kayda değer bir geçmişi yok. Keza kendisi de, “Kâğıt üzerinde bakarsanız doğru geçmişe sahip olduğum söylenemez” diyor. Aslında başlangıçta Suno’nun bir müzik şirketi olması da planlanmamıştı.
Shulman, Harvard Üniversitesi’nde kuantum fiziği doktorasının son yılındayken, finans şirketlerine yönelik yazılım araçları geliştiren Cambridge merkezli Kensho’da iş görüşmesine girdi. Burada yarı zamanlı çalışırken gelecekte Suno’nun kurucu ortakları olacak Georg Kucsko, Martin Camacho ve Keenan Freyberg ile tanıştı. Birlikte, kurumsal şirketlerin bilanço açıklama toplantılarını otomatikleştirmek için makine öğrenimini kullanan bir ürün üzerinde çalıştılar. 2021’in sonlarına doğru iki önemli sonuca vardılar: Birlikte çalışmaktan hoşlanıyorlardı ve yapay zekâ destekli ses teknolojileri alanında yapılabilecek çok daha fazla şey olduğuna inanıyorlardı.
Bunun üzerine Kensho’dan ayrılıp Hintçede “dinle” anlamına gelen Suno’yu kurdular. İlk etapta şirket, metin komutlarını sese dönüştüren ve Bark adını verdiği bir teknoloji geliştiriyordu. Ancak Suno’nun yazılımıyla oynamaya başlayan dış geliştiriciler müzik üretmek istiyordu. Shulman ve kurucu ortakları da şirketi bu yöne çevirmekten memnuniyet duydu; çünkü Kensho günlerinde sık sık Camacho’nun bodrum katında jam session’lar yapıyorlardı. Kasım 2023’te Suno, şarkı yazmayı ve üretmeyi telefonda fotoğraf çekmek kadar kolay hale getiren ürününü piyasaya sürdü. Harvard’dan 18 yaşında mezun olan Camacho matematik dehasıydı; Kucsko ise makine öğrenimi ve araştırma ekiplerinin başındaydı. Daha sonra şirketten ayrılan Freyberg ise operasyonlardan sorumlu genel müdür olarak görev yapıyordu.
Yatırımcılar, aralarında OpenAI ve Anthropic’in de bulunduğu yapay zekâ girişimlerine on milyarlarca dolar akıtıyordu. Shulman, Suno’yu yapay zekâ destekli ses teknolojilerinde ilk hamleyi yapan şirket, potansiyel bir pazar lideri ve bir sonraki TikTok ya da Snapchat olabilecek girişim olarak konumlandırdı. Şirketin ilk iki yılında yaklaşık 125 milyon dolar yatırım topladı; bu da Suno’ya yaklaşık 550 milyon dolarlık bir değerleme kazandırdı. Lightspeed Venture Partners ve Matrix gibi önde gelen yatırımcıların yanı sıra teknolojiye meraklı DJ’ler 3LAU ve Flosstradamus’u da etkilemeyi başardı.
Suno ürününü piyasaya sürmeden birkaç ay önce, Ghostwriter 977 adlı bir sanatçı, Drake ve The Weeknd’in seslerini izinleri olmadan taklit eden yapay zekâ ses filtreleriyle hazırladığı bir şarkıyı dijital müzik platformlarına yüklemişti. Şarkı, sanatçıları ve müzik endüstrisini korkutmak için adeta kusursuz biçimde tasarlanmış gibiydi. Plak şirketleri 2000’li ve 2010’lu yılların büyük bölümünü Napster, Spotify ve YouTube gibi yeni teknolojilerle mücadele ederek geçirmişti. Çevrimiçi korsanlığın yükselişi, ücretsiz müziğin yaygınlaşmasının CD satışlarını çökertmesiyle birlikte sektör gelirlerinde 15 yıl süren bir düşüşe yol açmıştı. Sektör yöneticileri yapay zekâya açık fikirli yaklaşacaklarını söyleseler de müziklerini lisanslatmak için şirketleri masaya oturtmaya yönelik bir oyun planı geliştirmişlerdi. Suno’nun ulaştığı değerleme ise onu doğrudan hedef haline getirdi. Büyük plak şirketleri Haziran 2024’te dava açtı.
O dönemde Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği’nin (RIAA) Başkanı Mitch Glazier bir açıklamasında, “Bir sanatçının hayatı boyunca ortaya koyduğu eserleri izinsiz ve karşılıksız biçimde kopyalayıp kendi kârı için kullanmanın ‘adil’ olduğunu savunması, hepimiz için gerçekten yenilikçi yapay zekânın vaat ettiği geleceği geriye götürüyor” demişti. Müzik kataloglarına yatırım yapan önde gelen isimlerden biri olan ve ailesi Knitting Factory’nin sahibi olan Sam Hendel de Glazier’e katılıyor. Hendel’e göre Suno’nun “kuruluş hikâyesi, son 75 yılın tüm büyük insan sanatçıları ve şarkı yazarlarından önceden planlanmış bir hırsızlıktan ibaret.” Hendel şöyle devam ediyor: “İşinizi Led Zeppelin’den, Bee Gees’ten, Michael Jackson’dan, Elvis’ten çalarak kuruyorsanız ve iş modeliniz bunun üzerine inşa edilmişse, benim buna ciddi bir itirazım var ve bunun çözülmesi gerekiyor.”
Suno ise teknolojisinin mevcut şarkıları kopyalamak için değil, yeni şarkılar yaratmak için tasarlandığını savunuyor ve modellerini telif hakkıyla korunan materyaller üzerinde eğittiğini kabul ediyor. Bunun yasal olup olmadığı ise hâlâ açık bir soru. 404 Media sitesine verileri ulaştıran bir hacker’a göre Suno, YouTube ve Deezer gibi platformlardan milyonlarca şarkıyı topladı. (404 Media’ya yaptığı açıklamada Suno sözcüsü, Temmuz ayında yayımlanan habere yanıt verirken, Suno modellerinin “üçüncü taraf internet sitelerinde erişilebilen kamuya açık müzik dosyaları ve bunlara ilişkin metadata üzerinde eğitildiğini” yineledi; ancak hangi sitelerden yararlanıldığını belirtmedi.) Temmuz ayının sonlarında Suno, bestecileri ve diğer sanatçıları temsil eden bir kuruluşun açtığı telif hakkı ihlali davasını Almanya’da kaybetti. Şirket karara katılmadığını açıkladı.
Warner, ilk açılan davanın taraflarından biriydi. Dava açıldıktan birkaç ay sonra Shulman, Warner CEO’su Robert Kyncl ile temasa geçti. Suno, büyük plak şirketlerinden lisans almadan da ürün geliştirmeye devam edebilirdi; ancak Batı dünyasındaki müzik haklarının büyük bölümünü elinde tutan şirketlerle iyi ilişkiler içinde olmak Shulman’ın işini kolaylaştıracaktı. Kyncl, teknoloji sektöründe çalışmış deneyime sahip tek büyük plak şirketi yöneticisiydi; Netflix ve YouTube’da yaklaşık 20 yıl geçirmişti. YouTube’daki yıllarında, plak şirketleri ve film stüdyolarının korkulu rüyası olarak, Shulman’ın bugünkü konumuna oldukça benzeyen bir pozisyonda bulunmuştu. Shulman, Kyncl’in, sektör kariyerlerinden gelen ve dünyanın en büyük iki plak şirketi olan Universal ile Sony’yi yöneten yöneticilerden daha açık fikirli olmasını umuyordu.
“İnsanlar heyecanlı. İnsanlar gergin. İnsanlar öfkeli”
Bir dizi akşam yemeği ve görüntülü görüşmenin ardından Shulman ile Kyncl ortak bir noktada buluştu. Yapay zekâ müziğinin yayılışı hızlanıyordu hatta 2025 yılında yapay zekâ ile üretilmiş en az altı şarkı Billboard listelerine girmişti ve Suno’nun tüketiciler nezdinde yakaladığı ivme, Kyncl’i iki şirketin birlikte çalışması gerektiğine ikna etti. Taraflar davayı uzlaşmayla sonuçlandırdı ve Kasım 2025’te bir anlaşma imzaladı. Buna göre Warner, sanatçılarının eserlerini Suno’ya lisanslayacak; karşılığında ise satışlardan kamuya açıklanmayan bir pay alacaktı. Kyncl, Warner ve sanatçılarının Suno’dan kullanıcı başına diğer tüm iş ortaklarından daha fazla gelir elde edeceğini söylüyor. Ona göre bu gelir, sektörün mevcut gelirlerinden pay çalmıyor; aksine toplam satışları büyütüyor. Tecrübeli isim, “Bu tamamen yeni bir gelir kalemi” diyor.
Ancak Kyncl bu anlaşma nedeniyle sektördeki meslektaşlarından eleştiri de aldı. Sony ve Universal davalarını sürdürmeye devam ediyor. Plak şirketleri yapay zekâ müziğinin dinleyici talebini azaltmadığını savunurken, Suno aracılığıyla üretilen müziklerin kullanıcılar tarafından nerelerde dağıtılabileceği konusunda daha fazla kontrol talep ediyor. Ayrıca yapay zekâ ile üretilen müziklerin büyük bölümünün dinleyiciler açısından cazip olmayan “içerik çöplüğü” niteliğinde olduğunu öne sürüyorlar. Spotify’da erişilebilen Suno kaynaklı müziklerin hacmi büyük olsa da bunlar toplam dinlenmenin küçük bir bölümünü oluşturuyor. Yayın platformu Deezer’a göre bugün her gün dijital müzik servislerine yüklenen şarkıların yarısından fazlası yapay zekâ üretimi. Ancak bunların büyük bölümü geniş kitlelere ulaşamıyor. Spotify’ın küresel pazarlama ve politika direktörü Sam Duboff, Ekim ayında Billboard’a yaptığı açıklamada, yapay zekâ üretimi müziklerin toplam dinlenme içindeki payının yüzde 0,5’in “çok altında” kaldığını söyledi.
Shulman ise yapay zekâ tespit yazılımlarının güvenilir olmadığını savunuyor. Buna rağmen rahatsız olan bazı dinleyiciler, Spotify’daki yapay zekâ üretimi şarkıları tespit edip bunlardan kaçınmaya çalışıyor; çünkü bu tür içeriklerin insan sanatçıların gelirinden pay aldığını düşünüyorlar. Şu anda iki internet sitesi, platformdaki şarkıları ve sanatçıları inceleyerek bunların yapay zekâ tarafından üretilip üretilmediğini ve ne kadar gelir elde ettiklerini değerlendirmeye çalışıyor. Soulless Music adlı siteye göre mikeeysmind takma adını kullanan bir yapay zekâ sanatçısı ayda 100 bin doların üzerinde gelir elde ediyor. SlopTracker’ın yaratıcısı ise şu yorumu yapıyor: “İnsan sanatçıların, yapay zekânın üretebildiği içerik hacmiyle rekabet etme şansı yok.” Mikeeysmind yorum talebine yanıt vermedi. Spotify sözcüsü ise yaptığı açıklamada, “Zararlı yapay zekâ davranışlarını hedef alan politikaları hayata geçirdik,” dedi ve dinleyicilerin “gerçek sanatçı profillerini” ayırt etmelerine yardımcı olan araçlara sahip olduklarını ekledi.
Kyncl ise Suno etrafındaki olumsuz söylemlerin büyük bölümünü yapay zekâ histerisi olarak görüyor. Bu görüşünü anlatırken de New York’taki bir Arnavut restoranına yaptığı son ziyaretten örnek vermeyi seviyor. Restorandaki müzikleri beğenen Kyncl, çalan parçayı Shazam ile tanımaya çalışmış ancak sonuç alamamış. Daha sonra restorandaki bir tablette çalan şarkıların Suno üzerinden üretildiğini ve bunların restoran sahibi tarafından yapıldığını fark etmiş. Eşinin tepkisi, “Mahvoldun” demek olmuş. Ancak Suno abonesi olan kızı aynı fikirde değilmiş. Bir bar ya da restoran Warner’ın bir şarkısını çaldığında şirket neredeyse hiçbir gelir elde etmiyor. Yakında ise Warner, Suno’dan doğrudan satış payı almaya başlayacak.
Suno, Warner kataloğundaki şarkıları bu yılın ilerleyen dönemlerinde platformuna entegre etmeye başlayacağını söylüyor. Kullanıcılar Led Zeppelin ya da Madonna gibi isimlerin eserlerini yeniden yorumlayabilecek; ancak yalnızca sanatçıların onayı olması durumunda. Buna rağmen çok az sanatçı, plak şirketlerinin müziklerini herhangi bir yapay zekâ ürününe lisanslama kararını kamuoyu önünde destekledi. Üstelik Warner ile yapılan anlaşmanın da sınırları var. Warner, büyük plak şirketleri arasında üçüncü sırada yer alıyor ve ABD pazarındaki toplam dinlenmenin yüzde 20’sinden daha azını temsil ediyor.
Haziran ayının sonlarında Paul Sinclair, Hollywood’da bulunan ve kendisini yaratıcı profesyonellerin buluşma noktası olarak tanıtan özel kulüp Living Room’da birkaç düzine müzisyen, söz yazarı ve sektör yöneticisini ağırlıyor. Suno, bir süredir sektör temsilcilerini bir araya getirmek ve şirket hakkında onları bilgilendirmek için bu mekânı kullanıyor. Bu kez öncelik daha genç ve kariyerinin başındaki sanatçılara verilmiş durumda, diğer bir deyişle hâlâ gündüz işinde çalışmak zorunda olan türden müzisyenlere. Katılımcılar, bir gösterim için giriş kattaki büyük salona yönlendiriliyor.
Sinclair kariyerinin büyük bölümünü Warner’da geçirdi; şirkete, Napster’ın müzik sektörünü altüst ettiği dönemde katılmıştı. Suno’ya geçtiğimiz yılın sonlarında katıldığını söylüyor; çünkü ona göre bu şirket müzik dünyasındaki bir sonraki büyük teknolojik yeniliği temsil ediyor. Şimdi ise müzik endüstrisiyle iş birliği kurmaya çalışan yaklaşık iki düzine kişilik bir ekibe liderlik ediyor. Sinclair, Shulman ve kurucu ortaklarının yalnızca büyük bir şirket yaratma vizyonuna değil, aynı zamanda müziğe duydukları derin sevgiye de sahip olduklarını söylüyor; şirket, şehir dışındaki ekip buluşmalarında çalışanların gruplarının sahne aldığı yetenek gösterileri bile düzenliyor. Ancak durumun karmaşık olduğunun da farkında.
“İnsanlar heyecanlı. İnsanlar gergin. İnsanlar öfkeli,” diyor salondakilere. Şüphecileri rahatlatmak için hikâyeyi kişiselleştiriyor. Kızının yakında California Üniversitesi Los Angeles (UCLA) müzik programına başlayacağını anlatarak, “10 yıl sonra uyanıp da kızımın bana ‘Bunu yanlış yaptınız’ diye bağırmasını istemiyorum,” diyor.
Daha sonra sözü YouTube’dan transfer olan birkaç isimden biri olan Adam McFarland’a bırakıyor. Kovboy şapkası ve parlak kemer tokasıyla dikkat çeken McFarland, Louisiana eyaletinin Shreveport kentinde büyümüş; yerel kilisesinde şarkı söyleyip enstrüman çalarak müziğe başlamış. Yapımcı Oh Gosh Leotus ve şarkıcı London Monet’nin yardımıyla izleyicilere Suno kullanarak bir şarkının nasıl dönüştürülebileceğini gösteriyor. “How you feel” (“Nasıl hissediyorsun”) ifadesi etrafında şekillenen kısa bir kayıt alıyorlar ve bunu Suno’ya yüklüyorlar; ardından şarkının temposunu dakikada 110 vuruştan 115’e çıkarıyorlar. Üzerine bir gospel korosu ekliyor ve uygulamaya parçayı 1980’lerin “yacht rock” tarzında yeniden üretmesini söylüyorlar. Suno birkaç farklı versiyon oluşturuyor ve McFarland sonuçtan ne kadar etkilendiğini, “Eğer bu yacht rock değilse, ne olduğunu ben de bilmiyorum” sözleriyle ifade ediyor.
Profesyonellere yönelik bir araç sunmak iyi bir iş modeli olabilir; ancak bu, şirketin ulaştığı yüksek değerlemeyi tek başına açıklamaya yetmiyor. Üstelik Shulman’ın ekibini de tatmin etmiyor. Ürün Direktörü Jack Brody’nin sözleriyle, “Bu son derece iddialı bir şirket.” Suno’nun hedefi, müzik üretiminin önündeki engelleri herkes için kaldırmak; milyonlarca insanın bu alanda kariyer yapabilmesine ya da yalnızca arkadaşlarıyla birlikte şarkılar üretmesine olanak sağlamak.
Şirkete göre Suno kullanıcılarının yüzde 80’inden fazlası uygulama içinde kendi ürettikleri müzikleri dinliyor. Ortalama bir kullanıcı haftada en az üç gün uygulamaya giriyor ve günde 30 dakikadan fazla zaman geçiriyor; ayrıca ayda ortalama 42 şarkı üretiyor. Son dönemde TikTok kullanıcıları, örneğin bekârlığa veda partisi hazırlıkları sırasında yaşanan gerginliklere ilişkin utanç verici mesajlaşmaları şarkıya dönüştürmek için Suno’dan yararlanıyor. Bill Stiteler ya da sahne adıyla Saxboy Billy ise Porto Riko’ya gitmekten bahseden viral parçasıyla muhtemelen yazın en çok konuşulan şarkılarından birini Suno kullanarak yarattı. Tüm bunlar uygulama indirme sayılarında büyük sıçramalara yol açtı; Suno birkaç hafta boyunca Apple’ın uygulama mağazasında Spotify’ı geride bırakarak en popüler müzik uygulaması oldu. Şirket Temmuz ayında, yükselen sanatçılara çalışmalarını desteklemek amacıyla hibe, mentorluk ve pazarlama desteği sağlamaya başlayacağını da duyurdu.
Shulman, bu büyümeyi vizyonunun doğruluğunun kanıtı olarak gösteriyor. Ancak sektör uzmanlarının önemli bir bölümü şirketin aynı anda çok fazla hedefe yöneldiğini düşünüyor. Onlara göre Suno iş modelini değiştirmek zorunda kalacak: Bir sonraki Instagram ya da TikTok olmak istiyorsa yalnızca müzik üretmeye yarayan bir platform olamaz; aynı zamanda müzik tüketilen bir mecra hâline de gelmesi gerekir. Bu, Kyncl ile Shulman’ın henüz tam olarak aynı fikirde olmadığı alanlardan biri. Kyncl, Suno’nun Spotify’ın yapay zekâ öncelikli bir versiyonuna dönüşmesi gerektiğini savunuyor; yani hem profesyonel olarak kaydedilmiş müzikler sunan hem de kullanıcılara kendi müziklerini üretme araçları veren bir yayın platformuna. Spotify ve YouTube da hâlihazırda yapay zekâ araçları üzerinde çalışıyor. “Her şey profesyonellerden çok sıradan kullanıcılarla ilgili,” diyor Kyncl. “Mikey’yi bu yöne yönlendirmeye çalışıyorum.”