Bir BRICS toplantısını daha geride bıraktık. Manşetlere çok çıkmadı. Keza bizim ABD'nin borcu, tahvil faizleri, yapay zekayı yavaşlatmalı mı gibi çok önemli gündemlerimiz vardı. Ancak bu toplantı finansal mimaride önemli ve kalıcı bir değişimin izlerini taşıyor. Manşetler alışık olduğumuz şekilde "de-dolarizasyon" dedi. Hintli temsilci ise bunu düzelterek ortak BRICS parası diye bir gündemleri olmadığını vurguladı. Tabii ikili ticaret çerçevesi ve yerel parayla ödeme alternatifleri üzerinde çalıştıklarını da açıkça söyledi.
Ortak bir paraya geçiş yani bu ülkeler arasında para birliği kurulması neredeyse imkansız. Keza ortak bir para, ortak bir para politikası da gerektirir ki bu durumun dinamikleri çok farklı. Birbirlerinden çok farklı ülkelerin ortak bir para politikası ile idare edilmesini beklemek hayal olur. Üstelik Çin'in sermaye kontrolleri var, Rusya yaptırımlarla karşı karşıya, Hindistan sermaye hesabını açmaya çalışsa da hâlâ kapalı denebilir.
Ama BRICS'in yapabileceği önemli ve oyun değiştirici bir şey var: Ortak ödeme altyapısı. Bir Hintli ülke içinde UPI diye bir sistem ile ödeme yapabiliyor. UPI yüz milyonlarca kişi tarafından kullanılan bir anlık ödeme sistemi. Brezilya'nın da benzer Pix diye bir sistemi var. Ödemeler ülke içinde kendi paraları ile yapılınca problem yok. Sınırın dışına çıkınca ise durum değişiyor. Ödemeyi yapmak kolay; asıl mesele iki ülke arasında biriken alacak-borcun nasıl kapatılacağı.
Hindistan ve Rusya arasındaki ticaret bu duruma iyi bir örnek aslında. Hindistan, Rusya'dan petrol alıyor ve rupi ile ödüyor. Teorik olarak dolar devreden çıkmış oluyor. Ama Rusya, Hindistan'dan aynı büyüklükte mal almıyorsa, Moskova'nın elinde giderek daha fazla rupi kalır. Kalan rupi ile üç şey yapabilir; ya Hindistan'dan daha fazla mal alır, ya Hindistan varlıklarına yatırır ya da başka bir paraya çevirerek yatırım yapar. Üçüncü seçenekte yüksek likiditeli bir para, çoğu zaman dolar devreye girer. De-dolarizasyonu zor kılan da bu. Faturayı yerel para ile kesmek yetmez, sistemin sonundaki o hesap kapatmanın da dolarsız olması gerekir.
BRICS'in formülü ise bir para değil şimdilik bir katman. Yayımlanan deklarasyonda; üye ülkelerin paralarının dolar-takas bankalarından geçmeden doğrudan işlem görmesini sağlayacak ödeme-mesajlaşma çerçevesi ve bunun üzerine çalışan bir görev gücü yer alıyor. Özetle sistem şu: Tüketici kendi parasını kullanmaya devam eder; Hintli rupi öder, Brezilyalı real alır, Çinli renminbi kullanır. Ülkeler arası net bakiye ise arka planda ortak bir mekanizma ile kapatılır. O mekanizmada teorik olarak bir para sepeti, merkez bankalarının kuracağı ortak bir hesap birimi ya da altın gibi tarafsız bir çıpa olabilir. Böylece bu ülkeler, aralarındaki ticareti hiç dolara ya da dolar sistemlerine uğramadan yapabilir. ABD'nin şimdiye kadar baskı aracı olarak kullandığı yaptırımların etkisi de zayıflar.
Bunu sadece "BRICS'in Batı'ya cevabı" olarak okumak eksik olur, teknik olarak dünyanın tamamı kart ağlarından ve muhabir bankacılıktan birbirine bağlı anlık ödeme sistemlerine geçiyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) bile kendi altyapısını Hindistan'ınkiyle bağlamayı değerlendiriyor. Ancak BRICS'i bu sistemi geliştirmeye zorlayan şey maliyet ya da hız değil. Asıl neden ABD'nin doları bir silah, kaldıraç (leverage) olarak kullanması. Rusya'nın rezervlerinin dondurulması bazı ülkelerin SWIFT'ten çıkarılması ve üçüncü ülkeleri de vuran ikincil yaptırımlar, dolar tutmayı ve dolar sistemine bağlı kalmayı bugünün moda deyimiyle "choke-point" haline getirdi. Yeni Delhi Deklarasyonu da zaten tek taraflı zorlayıcı önlemleri ve ikincil yaptırımları açıkça kınadı. Mesele artık verimlilikten çok güvenliğe döndü. Ülkeler en ucuz yolu değil, kesilemeyecek yolu arıyor.
Peki doların tahtı yıkılıyor mu?
Kısa vadede hayır, sebebi ise ödeme sisteminin dışında. Doları asıl ayakta tutan şey, ödemelerdeki pratiklikten çok arkasındaki finansal ekosistem: Derin ABD tahvil piyasası, dolar cinsi kredi ve repo piyasaları, türevler ve krizde ağır aksak da olsa devam eden güvenli varlık algısı. Böyle bir sistemin benzerini kurmak zaman alacaktır. Keza Çin'in tahvil piyasası yabancıya yeterince açık değil, kurulan Yeni Kalkınma Bankası küçük. Altının ise belirli bir fiziki sınırı var. Ama bu değişimin de lineer olma zorunluluğu yok. Şimdi ufak ufak ilerleyen bu süreç belirli bir aşamadan sonra hızlanabilir.
Sonuçta bugün yaşanan bir "doların sonu" hikayesi değil, finansal mimarinin kutuplaşma hikayesi. Aslında daha büyük bir şeyin, herkesin aynı sistemden geçtiği tek ve bütünleşik dünya düzeninin çözülmesinin bir parçası. Onlarca yıldır tek bir küresel ödeme sistemi vardı; şimdi onun yanında dolara daha az uğrayan ikinci bir sistem yeşeriyor. Henüz sığ, kırılgan ve büyük ölçüde kanıtlanmamış. Ama bu yoldaki çalışmaların varlığı bile tek başına bir şey anlatıyor: Dünya tek merkezli bir finansal düzenden uzaklaşıyor.
Şimdilik kimse net bir şekilde taraf seçmiyor. Çoğu ülke öncelikle iki sistemin kesiştiği yerde durup ikisini de kullanmayı, esnek kalmayı tercih edecek. Ama bir gün eğer ülkeler taraf seçmeye başlarsa, fragmentasyon tamamlanacak ve mesele bir para seçmekten çok hangi tarafta yer alınacağı meselesine dönecek.