Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Küresel Ekonomi

Enerji Krizi Elektrikli Araç Dönüşümünü Hızlandırabilir
1970’lerde yaşanan petrol şokları, ulaşımda hızlı değişimlere yol açmıştı. Orta Doğu’daki gerilimler devam ederse bu durum tekrar yaşanabilir.
  • 12 Mart 2026 21:43
  • Koray Öztopçu
Enerji Krizi Elektrikli Araç Dönüşümünü Hızlandırabilir

Günümüzdeki daha temiz enerji kaynakları bulma yarışı, başka bir olayı da yeniden hatırlatıyor. 56 yıl önce petrol ambargosu, işletmeleri ve tüketicileri fosil yakıt tüketimlerini yeniden düşünmeye ve alternatifleri araştırmaya yöneltmişti. Bu süreç aynı zamanda elektrikli otomobiller üzerine yapılan çalışmaların yeniden hız kazanmasına da zemin hazırladı.


Bugün elektrikli bir araba kullanmanın maliyeti, benzinli bir araba kullanmaktan üç ila altı kat daha düşük olabiliyor. Bu nedenle benzin fiyatlarının yüksek seyretmesi, elektrikli araçlara olan talebi hızla artırıyor. Elektrikli araç üretimi hızlanırken ve birçok yeni model piyasaya çıkmaya hazırlanırken, bazı kullanıcılar mevcut araçlarını elektrikli bir araca dönüştürmenin yollarını araştırıyor. Bu doğrultuda birçok şirket, araç sahiplerinin içten yanmalı motorlarını araçlarından çıkarıp yerine elektrikli motor takmalarını sağlayan dönüşüm kitleri sunuyor.


1970’lerin enerji krizi: Küresel ekonomide bir dönüm noktası


1970’ler enerji krizi, Batı dünyasının, önemli petrol kıtlığı ve yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde ortaya çıktı. Bu dönemin en kötü iki krizi, Orta Doğu petrol ihracatında aksamalara yol açan 1973 petrol krizi ve 1979 petrol kriziydi.


Kriz, aslında dünyanın bazı bölgelerinde petrol üretiminin 1960’ların sonlarında ve 1970’lerin başlarında zirveye ulaşmasıyla ortaya çıkmaya başlamıştı. Kişi başına düşen dünya petrol üretimi 1979’dan sonra uzun vadeli bir düşüşe girdi. Petrol krizleri, enerji tasarrufu ve özellikle fosil yakıt tüketimini azaltmaya yönelik teknolojilere doğru ilk geçişi tetikledi.


Dünyanın büyük sanayi merkezleri, petrol arzıyla ilgili artan sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Batı ülkeleri, Orta Doğu ve dünyanın diğer bölgelerindeki ülkelerin kaynaklarına bağımlıydı. Kriz, petrol fiyatlarının yükselmesiyle birçok ülkede durgun ekonomik büyümeye yol açtı.


Arz konusunda gerçek endişeler bulunmasına rağmen, fiyatlardaki artışın bir kısmı kriz algısından da kaynaklanıyordu. Bu dönemde durgun büyüme ve fiyat enflasyonunun birleşimi, “stagflasyon” teriminin ortaya çıkmasına neden oldu. 1980’lere gelindiğinde ise hem 1970’lerin durgunlukları hem de yerel ekonomilerin petrol kullanımında daha verimli hale gelmesi, talebi kontrol altına aldı ve petrol fiyatlarının daha sürdürülebilir seviyelere dönmesini sağladı.


Bu dönem tüm ekonomiler için aynı derecede olumsuz değildi. Orta Doğu’daki petrol zengini ülkeler, artan fiyatlardan ve dünyanın diğer bölgelerindeki yavaşlayan üretimden faydalandı. Bazı petrol üreticisi ülkeler, dünyanın geri kalanının büyük bir kısmı ekonomik durgunlukla mücadele ederken bile yükselen petrol fiyatları sayesinde yüksek ekonomik büyüme yaşadı. Ancak bu kazanımların çoğu, 1980’lerde fiyatların istikrar kazanması ve düşmesiyle birlikte azaldı.


Fiyatlar otomobil pazarındaki değişimleri hızlandırdı


İlk elektrikli araç aslında 19. yüzyılın sonlarında piyasaya sürüldü. 1912 yılına gelindiğinde, ABD’deki çoğu evde elektrik vardı ve bu da insanların ilk EV’leri benimsemesine yardımcı oldu. O dönemde satılan otomobillerin yüzde 38’i elektrikliydi ve sadece yüzde 22’si benzinle çalışıyordu. Geri kalan araçlar ise buharla çalışıyordu.


Ancak aynı dönemde Henry Ford’un daha uzun menzilli, daha yüksek hızlara sahip ve daha ucuz benzinli otomobiller üreten seri üretim montaj hatlarını tanıtmasıyla dengeler değişti. Bu gelişme, elektrikli araçların sonunu getirdi. Otoyolların açılmasıyla birlikte benzin istasyonlarından oluşan bir altyapı oluştu ve 1970’lerdeki benzin krizine kadar elektrikli arabalara pek önem verilmedi. Fosil yakıt tüketimi, özellikle Orta Doğu petrol üreticileri olmak üzere Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) tarafından arzın önemli ölçüde azaltılmasına kadar arttı. Fiyatlar varil başına 3 dolardan 12 dolara yükseldi. Bir gecede, dünyanın dört bir yanındaki hükümetler tüketimi kontrol altına almak zorunda kaldı. Yakıt kıtlığı, benzin istasyonlarında kuyrukların oluşmasına ve karne uygulamasına yol açtı. Aynı dönemde olası bir enerji krizine karşı önlem olarak bazı ülkelerde stratejik petrol rezervleri oluşturuldu. Bu rezervlerin amacı, olası bir kriz durumunda ülkenin en az 90 günlük petrol ihtiyacını karşılayabilecek bir stok bulundurulmasını sağlamaktı.


2026 ve yeni bir enerji krizi mi?


Dünya Orta Doğu’yu endişeyle izlerken, bu durumun küresel petrol tedarik zincirleri üzerinde dalgalanma etkileri yaratabileceği konuşuluyor.


Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, küresel petrol ticaretinde ciddi aksamalara ve enerji piyasalarında kaos senaryolarına yol açabileceği yönünde tartışmaları beraberinde getiriyor. Küresel istikrarsızlık arttıkça petrol fiyatlarında yeni yükselişlerin yaşanabileceği belirtiliyor. Bunun yanı sıra, önemli nakliye rotaları ve petrol altyapısı etrafındaki istikrarsızlık, küresel otomotiv endüstrisine de yansıyarak, 1970’lerdeki petrol krizine benzer ekonomik sonuçlar doğurabilir endişesi de mevcut.


1970’lerde petrol fiyatlarının dört katına çıktığı petrol şokları daha verimli araçlardan alternatif enerji kaynaklarına kadar birçok alanda hızlı bir değişimi tetiklemişti. Bu sefer de tüketicilerin elektrikli araçlara geçmesi muhtemel.


Sürdürülebilir ulaşımı teşvik etmek


Elektrikli araçlar ve güneş enerjisi kullanarak “sürdürülebilir ulaşımı” teşvik etme zamanı geldi düşüncesi hakim ancak bu dönüşümün öncülüğünü hibrit elektrikli araçlar yapmıştı. 1997’den 2017’ye kadar 10 milyondan fazla satılan Japon üreticiye ait hibrit model, insanları olağanüstü yakıt verimliliği ve düşük emisyon sağlayan bir elektrik motoru fikrine alıştırdı. Mevcut elektrikli araç evriminden önce, çevre bilincine sahip tüketiciler için bu araçlar adeta “yeşil otomobil” olarak görülüyordu.


2026’da otomotivde başka neler olabilir?


Asyalı ve başta Çinli otomobil üreticileri, Orta Doğu’da tırmanan çatışmanın etkilerini beklenenden daha kısa sürede hissetmeye başladı. Bu durumun bölgesel araç satışlarından küresel tedarik zincirlerine ve yakıt fiyatlarına kadar birçok alanı etkileyebileceği konuşuluyor.


Asyalı ve Çinli markalar, Orta Doğu pazarında en büyük paya sahip şirketler arasında yer alıyor. Bu şirketler bölgedeki araç satışlarının yaklaşık üçte birini oluştururken, Japonya’nın en büyük üreticisi yaklaşık yüzde 17 pazar payıyla lider konumda bulunuyor. Onu yüzde 10 ile Kore’nin en büyük otomotiv üreticisi ve yüzde 5 ile Çinli bir marka takip ediyor.


Geçen yıl Orta Doğu’da 600 binden fazla araç satıldı. Ancak özellikle Çinli otomobil üreticilerinin bu süreçte zorlanabileceği düşünülüyor. İran 2025 yılında yaklaşık 266 bin araç ile Çin’in araç ihracatının yaklaşık yüzde 17’sini oluşturuyordu. Bu nedenle uzun süreli bir çatışmanın uluslararası satışları etkileyebileceği konusunda üreticiler hemfikir.


Ayrıca İran, Japonya’nın en büyük otomobil üreticisinin toplam uluslararası satışlarının yaklaşık yüzde 2’sini oluşturuyor. Bu durum, markanın dünyanın en çok satan otomobil üreticisi unvanını kaybetme riskini de beraberinde getirebilir.


Nakliye rotaları ve yakıt fiyatları


Endişelerin büyük bir kısmı, Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne bağlayan dar bir deniz yolu koridoru olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından kaynaklanıyor. Bu güzergahtan her gün yaklaşık 20 milyon varil ham petrol geçiyor ve bu durum boğazı dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri haline getiriyor. İran’ın boğazı kapatması, küresel petrol arzını ve fiyatlarını tehdit ediyor ve piyasalar bu anlamda karamsar.


Krizler ve yenilikler genellikle birbirine bağlıdır. İklim değişikliğinin benzin kullanımını azaltmaya zorlamasıyla, dünya çapındaki otomobil endüstrisi yeşile dönüyor ve elektrikli araçlar geliştiriyor. Yenilikler ve rekabet, son yıllarda lityum iyon pil maliyetlerindeki düşüş gibi gelişmeleri de beraberinde getiriyor.


1970’lerin petrol krizi, fosil yakıt alternatifleri ve mevcut elektrikli araç devrimi üzerine araştırmalar için önemli bir katalizör oldu. Günümüz teknolojileri sayesinde sürücüler çok daha uzun menzil elde edebiliyor. Bu gelişmeler, geleceğin ulaşımında elektrikli araçların daha güçlü bir şekilde öne çıkacağını gösteriyor.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Merkez Bankası Faiz İndirimlerine Ara Verdi
Merkez Bankası Faiz İndirimlerine Ara Verdi
Jeopolitik risklerin gölgesinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geçen yıl Temmuz ayında başlattığı faiz indirim döngüsüne Mart toplantısında ara verdi. Mevcut konjonktürde, Nisan toplantısında yeniden faiz indirimine dönülmesi ihtimali belirgin şekilde zayıflamış görünüyor. Bankanın iletişimi ise temkinli olmakla birlikte görece şahin bir para politikası duruşuna işaret ediyor.
Çalışma Hayatında Esneklik Sesleri
Çalışma Hayatında Esneklik Sesleri
Pandemi sonrası fiilen uygulama alanları genişleyen esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması talebi işveren örgütleri tarafından sıkça dile getiriliyor. TİSK bu konudaki talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a iletti. Sendikalar ise kuralları ve sınırları belirlenmediği taktirde bunun güvencesiz çalışma ve özlük haklarının aşındırılması anlamına geleceği görüşünde.
Hesaplar Tekrar Şaştı
Hesaplar Tekrar Şaştı
Savaşlar insani taraftaki yıkıcı etkilerin yanı sıra ekonomiler üzerinde de tahribata yol açıyor. 2025 yılında 19 Mart’ta yaşanan siyasi gelişmelerle iyimser beklentilerini 2026 yılına öteleyen reel sektör, iki ay öncesine kadar ikinci yarıda faiz indirimlerinin devamıyla rahatlama öngörüyordu. Ancak bu kez de ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş beklentilere ket vurdu. İş dünyası artık stratejisini kısa vadeli “düzensizlik” üzerine tasarlamak zorunda.
Kârlılıkta Sektörel Ayrışma Belirginleşiyor
Kârlılıkta Sektörel Ayrışma Belirginleşiyor
Borsa İstanbul’da bir bilanço sezonu daha geride kaldı. Şirketler 2024’e göre çeyreksel bazda kârlarını artırdı. Ancak enflasyon muhasebesinin ertelenmesiyle ortaya çıkan vergi yükü bu artışı sınırladı.
MSCI Endeksleri ve Yatırım Yapılabilirlik Testi
MSCI Endeksleri ve Yatırım Yapılabilirlik Testi
Trilyonlarca dolarlık fonun referans aldığı MSCI endeksleri, yalnızca bir gösterge değil, küresel sermaye akımlarını yönlendiren kritik bir mekanizma. Endekse giriş ve çıkış kararları şirket değerlemelerinden piyasaların güvenilirliğine kadar geniş bir etki alanı yaratırken, Kiler Holding örneği ve Endonezya’ya verilen uyarı bu mekanizmanın piyasalardaki gücünü yeniden gündeme taşıdı.
Küresel Piyasalarda Hürmüz Düğümü
Küresel Piyasalarda Hürmüz Düğümü
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ikinci haftasında yoğunlaşırken piyasalar Trump’ın savaşı yakında bitireceği beklentisiyle rahatladı. Ancak Tahran’da bombardıman artıyor, Hürmüz Boğazı’nda petrol akışı risk altında ve analistler küresel enerji piyasası için üç kritik senaryoya dikkat çekiyor.
Enerji Şoku İngiltere Ekonomisini Köşeye Sıkıştırıyor
Enerji Şoku İngiltere Ekonomisini Köşeye Sıkıştırıyor
Orta Doğu’daki savaşın petrol ve doğalgaz fiyatlarını hızla yükseltmesi, artan ithalat ihtiyacı ve kabaran enerji faturaları İngiltere’de hem hanehalkı bütçelerini hem de enflasyonla mücadele eden ekonomi politikalarını zorlayan yeni bir enerji şoku yaratıyor.
Savaşlar, Enerji Krizi ve Diplomasi 2026’da Türkiye Küresel Sahnenin Merkezinde
Savaşlar, Enerji Krizi ve Diplomasi 2026’da Türkiye Küresel Sahnenin Merkezinde
Dünyada jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir yılda Türkiye NATO ve COP31 gibi güvenlikten iklim değişikliğine kadar bir dizi zirveye ev sahipliği yapacak.
Türk Dizileri Dünyayı Sardı
Türk Dizileri Dünyayı Sardı
Türk dizileri 170 ülkede 1 milyara yakın izleyiciye ulaşırken ihracat geliri 1 milyar doları aştı. Ancak artan prodüksiyon maliyetleri, uzun bölüm süreleri ve iç pazar gelirlerinin yetersizliği sektörde kârlılığı zorluyor. Büyüme giderek dış pazara daha fazla bağımlı hale geliyor.
Medeniyetler Çatışmasından Çürümeye: ABD, Atlantik ve Küresel Sistemin Krizi
Medeniyetler Çatışmasından Çürümeye: ABD, Atlantik ve Küresel Sistemin Krizi
Medeniyetler Çatışmasından Çürümeye: ABD, Atlantik ve Küresel Sistemin KriziAtlantik sisteminin savaş, çatışma ve ölümle anıldığı bir çağda, Doğu’nun barış, teknoloji, eğitim ve yüksek katma değerle yükselişi yeni bir rönesansın habercisidir.
Zekânın Sanayileşmesi: 21. Yüzyılın Jeopolitik Güç Yarışı
Zekânın Sanayileşmesi: 21. Yüzyılın Jeopolitik Güç Yarışı
Çin’in 15. Beş Yıllık Plan taslağını ekonomik bir programdan çok, zekânın sanayileşmesi için hazırlanmış bir yol haritası olarak okumak gerekiyor.
Daha Çok Muayene Daha Çok Sağlık Getirmiyor
Daha Çok Muayene Daha Çok Sağlık Getirmiyor
Türkiye’de bir yılda 1 milyar 200 milyon muayene gerçekleştirilmesi ya da 146 tıp fakültesi ile bu alanda dünya birinciliğinin yakalanması sağlıkta bir devrime mi yoksa bir sistem problemine mi işaret ediyor?
Çip Savaşında Türkiye Cephesi
Çip Savaşında Türkiye Cephesi
Yapay zekâ altyapı harcamalarının yılda yüzde 26 büyüdüğü, ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşının derinleştiği ve Avrupa’nın tedarik zinciri güvenliğini yeniden kurguladığı bir dönemde, Ankara’nın çip stratejisi yalnızca teknolojik bağımsızlık değil, jeopolitik konumlanma meselesi haline geldi.
Gölge Yapay Zeka: Şirketlerin Görmezden Geldiği Sessiz Kriz
Gölge Yapay Zeka: Şirketlerin Görmezden Geldiği Sessiz Kriz
Çalışanlar kendi yapay zeka hesaplarından şirketle ilgili çalışmalarını yürütmeye başladı. Kontrolü ve denetlenebilirliği olmayan bu yapı, şirketler için görünmez ama büyüyen bir risk alanı.
İnsanın Tanıklığına Odaklanan “Ara Hâl / Ara Zaman” Sergisi Tamamlandı
İnsanın Tanıklığına Odaklanan “Ara Hâl / Ara Zaman” Sergisi Tamamlandı
Habertürk Yazarı ve Habertürk TV Airport Programı Yapımcısı Güntay Şimşek, “EŞİK; İki Dünya Arası – Ara Hâl / Ara Zaman” başlıklı fotoğraf sergisi ile sanatseverlerle buluştu.
Kartellerin Para Aklama Teknikleri Kriptoya Kaydı
Kartellerin Para Aklama Teknikleri Kriptoya Kaydı
Serbest çalışma ekonomisinin desteklediği devasa bir ekosistem, tüm o nakdi aklamak için ortaya çıktı.
Trump’ın Esasen Anlaşma Olmayan Anlaşma Sanatı
Trump’ın Esasen Anlaşma Olmayan Anlaşma Sanatı
ABD Başkanı çerçeve metinler, taahhütler, el sıkışmalar ve tehditler sunuyor ancak bu tarz giderek artan hukuki, ekonomik ve diplomatik riskler taşıyor.