Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Global Otomotiv Sektöründe Yeni Dönem: İhracat ve Uygun Fiyat
Otomotiv sektöründeki büyüme gelişmekte olan pazarlardaki elektrikli araç üretimi ve talebiyle desteklenirken, yeni AB tarifeleriyle de karşı karşıya… Küresel odak noktası elektrikli araçlara, ticaret politikalarına ve bölgesel pazar dinamiklerine kayıyor.
  • 23 Ocak 2026 01:54
  • Koray Öztopçu
Global Otomotiv Sektöründe Yeni Dönem: İhracat ve Uygun Fiyat

2026, otomotiv endüstrisinin ekonomik baskılar, düzenleyici değişiklikler ve gelişen tüketici beklentileriyle başa çıkarken esneklik, yenilikçilik ve uyum gerektirecek. Elektrikli araçlar, yazılım tanımlı uygulamalar ve üretim teknolojilerindeki gelişmelerden yararlanıyor. Otomotiv üreticileri ise rekabetçi ve hızla değişen bir pazarda başarıya ulaşmak için kendilerini ihracat ve yerinde üretime göre konumlandırıyor.


Otomotiv ihracatı, öncelikle Çin’in dünyanın en büyük otomobil ihracatçısı haline gelmesiyle tetiklenen önemli ve büyüyen bir trend. Bu büyüme, gelişmekte olan pazarlardaki elektrikli araç üretimi ve talebiyle desteklenirken, yeni AB tarifeleriyle de karşı karşıya… Meksika, Türkiye ve Hindistan gibi diğer bölgeler önemli ihracat büyümesi gösterirken, küresel odak noktası elektrikli araçlara, ticaret politikalarına ve bölgesel pazar dinamiklerine kayıyor.


İhracat trendleri, global otomotiv sektörünün gelecek haritası


Çin’in hâkimiyeti otomotivde artarken, Çin yavaşlayan iç satışlara rağmen elektrikli araç üretim merkezleri desteği ile hızla dünyanın önde gelen otomobil ihracatçısı haline geldi.


Gelişmekte olan pazarlarda ise Rusya, Latin Amerika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya’ya yapılan ihracattaki büyüme, genel hacimleri destekledi.


Elektrikli araç devrimine bakarsak, elektrikli araçlara küresel geçiş, ihracat modellerini yeniden şekillendiriyor ve Çin markaları önemli küresel oyuncular haline geliyor.


Bölgesel merkezler oluşuyor ve Meksika, Türkiye ve Tayland gibi ülkeler, stratejik konumları ve ticaret anlaşmaları sayesinde pazar payı kazanıyor.


Önemli bölgeler üzerindeki etki


Avrupa ise Çin ithalatından kaynaklanan rekabetle karşı karşıya ve bu da Çin elektrikli araçlarına AB gümrük vergileri uygulanmasına ve Avrupa üretimini ve satışlarını etkilemesine yol açıyor.


Kuzey Amerika’da ise satışlarda mütevazı bir büyüme var ancak devam eden gümrük vergisi baskılarıyla karşı karşıya kalınıyor; bu da otomobil üreticilerinin stratejilerini etkiliyor ve yakın bölgelere üretim kaydırmayı destekliyor.


Asya’da ise Çin’in ihracat gücü üretimi desteklerken, diğer Asya ekonomileri tedarikçi ve ihracatçı olarak büyüyor.


Zorluklar ve otomotivde gelecek görünümü


Ticaret engellerine bakarsak, gümrük vergileri (ABD, Çin ve AB arasındaki gibi) ve ticaret aksamaları ihracat ivmesi için risk oluşturuyor.


Konsolidasyon gündemi ve düşen iç talep ile ticaret engelleri, daha küçük Çinli otomobil üreticilerini baskı altına alabilir ve potansiyel olarak sektörde konsolidasyona yol açabilir beklentisi piyasada hâkim görüş olarak öne çıkabiliyor.


Otomotiv sektörü; elektrikli araçlara, yazılım tanımlı araçlara ve otonom sürüşe doğru ilerliyor ve bu da yeni ihracat fırsatları ve zorlukları yaratıyor.


Özetle, küresel talep büyümesi değişkenlik gösterse de, özellikle Çin’den gelen otomotiv ihracatındaki artış, küresel ticaret akışlarını ve rekabet dinamiklerini yeniden şekillendiren belirleyici bir trend olacak gibi gözüküyor.


Global otomotiv: 2025’te bize ne gösterdi?


Küresel elektrikli araç satışları 2025’te artarken, belli coğrafyalarda ise hibrit ve plug-in hibrit araçların yerel düzenlemeler ve vergi avantajları ile yükselişe geçtiğini gördük. Çin, 2025’te 5,5 milyondan fazla araç ihraç ederken, Çin’in Avrupa’daki elektrikli araç pazar payı yüzde 13,5’e yükseldi.


Avrupa otomobil şirketlerinin, yeni dijital mimarilere sahip yazılım tanımlı araçları piyasaya sürmede özellikle 2025 mobilite fuarında ve bu sene Brüksel fuarında Çinli otomobil şirketlerine yetiştiğini gördük.


Peki 2026 Otomotiv Endüstrisi İçin Neler Vaat Ediyor? Bu noktada küresel araç satışlarında istikrarlı bir artış beklenirken, 2026 yılının sonuna kadar 90 milyon adede yakın bir rakam bekleniyor.


Asya’da otomotivde durum


Güney Kore’nin otomotiv ihracatı, elektrikli araçlara olan güçlü talep sayesinde bir önceki yıla göre yüzde 1,7 artarak 2025 yılında 71,99 milyar dolara ulaştı ve 70 milyar doları aştı. Geçen yıl yüzde 11,0 artarak 25,77 milyar dolara ulaşan elektrikli araçlara olan güçlü talep öne çıktı.


ABD’ye yapılan otomobil ihracatı, ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri nedeniyle yüzde 13,2 düşerek 30,15 milyar dolara geriledi. Avrupa Birliği ve Asya’ya yapılan ihracat ise geçen yıl sırasıyla 8,06 milyar dolar ve 5,88 milyar dolara ulaşarak çift haneli artış gösterdi.


2025 yılında ihraç edilen araç sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 1,7 azalarak 2,7 milyon adet oldu. Otomobil yedek parça sevkiyatı yüzde 5,9 azalarak 21,2 milyar dolara düştü.


Yerli fabrikalarda üretilen araç sayısı geçen yıl yüzde 0,6 azalarak 4, 1 milyon adede geriledi, ancak üst üste üçüncü yıl 4 milyonu aştı.


Yerli üretim ve ithal araçlar dâhil olmak üzere ülke içinde satılan araç sayısı 2025 yılında 1,6 milyon adete ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 3,3 arttı.


Çin’in 2025 otomotiv pazarı


Çin Otomobil Üreticileri Birliği’nin (CAAM) verilerine göre, Çin’de otomotiv endüstrisi 2025 yılında araç üretimini 34,531 milyon adede, satışları ise 34,4 milyon adede çıkararak bir önceki yıla göre sırasıyla yüzde 10,4 ve yüzde 9,4 artış gösterdi.


Dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de yıllık üretim ve satışlar da üç yıldır 30 milyon adedin üzerinde seyrediyor. Çin’in büyük ölçekli ekipman yenilemeleri ve tüketim malları için teşvikler içeren teşvik paketi otomotiv endüstrisini de desteklerken, otomobil üreticileri ayrıca yeni model lansmanlarını hızlandırarak tüketici talebini sürdürmede başarılı oldular gibi gözüküyor.


Çin’in iç otomobil pazarı 2025 yılında genişlemeye devam etti ve toplam araç satışları bir önceki yıla göre yüzde 6,7 artışla 27,302 milyon adede ulaştı. Geleneksel yakıtla çalışan araç satışları yüzde 4 düşüşle 13,427 milyon adede geriledi.


Otomobil üreticilerinin yurtdışı genişlemelerini hızlandırmasıyla ihracat, 2025 yılında büyümenin temel itici gücü olarak ortaya çıktı. Çinli markalar küresel rekabet güçlerini artırdı, ortak girişimler de sağlam ihracat sonuçları elde etti ve yeni enerji araçlarının (NEV) sevkiyatındaki hızlı büyüme, toplam araç ihracatını yıllık bazda yüzde 21,1 artışla rekor seviye olan 7,098 milyon adede çıkardı.


2025 yılında Çin’in binek araç pazarı hem üretim hem de satışlarda 30 milyon adetlik eşiği aştı ve yıllık üretim 30,27 milyon adede ulaşırken, satışlar 30,103 milyon adede çıkarak bir önceki yıla göre sırasıyla yüzde 10,2 ve yüzde 9,2 artış gösterdi.


Türkiye otomotiv ihracatı artıyor


Ülkemizde 2025’te Üretim ve İhracatını yüzde 4 artırdı, 41,5 milyar dolar ihracat ile tarihsel rekor seviyede… Türkiye’nin otomotiv ana sanayisi, 2025 yılında araç üretimini yüzde 4 artırarak 1,42 milyon adede yükseltirken, sektörün toplam ihracatı da euro/dolar kurunun güçlenmesi ve Avrupa pazarlarından gelen talebin istikrarlı olması sayesinde rekor seviye olan 41,5 milyar dolara ulaştı.


Ana ve tedarikçi sanayileri de kapsayan Türkiye’nin otomotiv ihracatı, değer bazında tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 41,5 milyar dolara ulaşarak yıllık bazda yüzde 12 artış gösterdi. İhracat hacmi ise yüzde 4,4 artarak yaklaşık 1,06 milyon araca ulaştı. Otomotiv sektörü, Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık altıda birini oluşturuyor.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Diyaloğu ve İş Birliğini Ön Planda Tutma Zamanı
Diyaloğu ve İş Birliğini Ön Planda Tutma Zamanı
FİBA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, kritik bir dönüşümün başladığı, her ülkenin kendi çıkarlarına göre hareket ettiği bir dönemde diyalog ve iş birliğinin ön plana çıktığını belirtiyor.
Jeopolitik Kırılmaların Derinleştiği Bir Ortamda Diyaloğa Daha Çok İhtiyaç Duyuyoruz
Jeopolitik Kırılmaların Derinleştiği Bir Ortamda Diyaloğa Daha Çok İhtiyaç Duyuyoruz
Dünya Ekonomik Formu Sanayi 4.0 Küresel Ağlar Müdürü Aytuğ Göksu; iş dünyası, devlet insanları, akademi gibi herkesin bir araya geleceği bir diyalog ortamına her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğuna işaret ediyor.
Yapay Zeka İçin Su Altyapısına 6 Trilyon Euro Yatırım Yapmak Gerekiyor
Yapay Zeka İçin Su Altyapısına 6 Trilyon Euro Yatırım Yapmak Gerekiyor
Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, yapay zeka için enerji alt yapısı kadar su alt yapısının gerekliliğine dikkat çekerken bu konunun yeteri kadar gündemde yer almadığını vurguluyor.
Yapay Zekânın Gelişimi Çalışanların Özgüvenini Azaltıyor
Yapay Zekânın Gelişimi Çalışanların Özgüvenini Azaltıyor
Yapay zekânın insan becerilerini daha önemli hale getirdiğini, şirketlerin daha fazla işe alım yaptığını, buna karşın çalışanların işsiz kalacakları endişelerinin arttığını söyleyen Manpower Group Sağlık ve Yaşam Bilimleri Global Başkanı Tonya Taitrow, Davos’ta Bloomberg HT’nin sorularını yanıtladı.
Ekonomilerin Yeni Fay Hattı: Siber Riskler
Ekonomilerin Yeni Fay Hattı: Siber Riskler
Jeopolitik gerilim, varlık balonları ve yükselen borç baskıları küresel ekonomide kırılganlıkları 2026’da da artırmaya devam ediyor. Ekonomistlere göre yapay zekanın hızlı entegrasyonu ise siber riskleri ekonomik görünümün merkezine yerleştirecek.
Çok Kutuplu Düzende Risk ve İşbirliği
Çok Kutuplu Düzende Risk ve İşbirliği
Dünya Ekonomik Forumu’nun iki önemli raporu, uluslararası işbirliğinin çökmediğini ancak radikal bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor. Küresel riskler tırmanırken, ülkeler ve şirketler yeni oyun kurallarını belirliyor.
Kural Bazlı Düzen Aşınırken Avrupa Birliği’nin Çıkmazı
Kural Bazlı Düzen Aşınırken Avrupa Birliği’nin Çıkmazı
Kural bazlı düzenin en güçlü savunucusu olan AB, düzenin çözüldüğü bir dünyada hâlâ kurallar üzerinden konuşan ama güç siyasetine uyum sağlamakta zorlanan bir durumda.
Yapay Zekâ Bir Teknoloji Değil, Altyapıdır
Yapay Zekâ Bir Teknoloji Değil, Altyapıdır
Yapay zekâ çağında verimlilik artışı tek başına toplumsal fayda üretmeyecek. Kazananlar; teknolojiyi insan potansiyeliyle hizalayabilen, zekâyı merkezileştirmek yerine orkestre edebilen insanlar, şirketler ve ülkeler olacak.
Merkez Bankası Faizde Hız Kesti
Merkez Bankası Faizde Hız Kesti
Merkez Bankası politika faizini 150 baz puanlık piyasa beklentisinin aksine 100 baz puan indirdi. Faiz kararının açıklamasında gıda fiyatlarındaki artış ve talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azaldığı vurgusu dikkat çekiyor.
Endeks Nereye, Sen Nereye?
Endeks Nereye, Sen Nereye?
BIST 100 endeksi yılbaşından itibaren hızlı yükselse de yatırımcının büyük kısmı rallinin dışında kaldı. Endeksin 14 günde yüzde 13 prim yaptığı 2026 başlangıcında, hisselerin yaklaşık yüzde 70’i geride kalırken, sınırlı sayıda yüksek ağırlıklı hisse, endeksin yönünü belirliyor.
Her 4 Emekliden Biri Taban Aylık Alacak
Her 4 Emekliden Biri Taban Aylık Alacak
En düşük emekli aylığı 16 bin 881 TL’den 20 bin TL’ye çıkarılırken taban aylığa ekstra zammın başladığı 2019’dan bu yana kapsadığı kişi sayısındaki yükseliş dikkat çekti. 2019’da en düşük emekli aylığı 1.000 liraya çıkarıldığında 12 emekliden biri bu tutarı alıyordu. 2026’da 20 bin liralık en düşük aylık ise 17 milyon emekli arasında her 4 emekliden birinin aldığı maaş olacak.
AB’den ABD’nin “Arka Bahçesi”nde Jeoekonomik Cephe: Mercosur Anlaşması
AB’den ABD’nin “Arka Bahçesi”nde Jeoekonomik Cephe: Mercosur Anlaşması
780 milyonluk pazar, lityumdan niyobyuma uzanan kritik maden havzası ve Washington’un “arka bahçe” doktrinine meydan okuyan bir hamle… AB–Mercosur anlaşması, ticaretten çok jeopolitik anlam taşıyor. Bu adım, küresel tedarik zincirlerini yeniden çizerken Türkiye için de hem fırsat hem tehdit barındıran yeni bir rekabet dönemini başlatıyor.
ABD’den AB’ye Tarife Tehdidinde Geri Adım
ABD’den AB’ye Tarife Tehdidinde Geri Adım
Trump’ın Grönland üzerinden tırmandırdığı ve tarifelerle desteklediği baskı geçici olarak durdurulsa da Brüksel için asıl sorun ortadan kalkmış değil.
Avrupa Pazarının Duvarı Made in Europe İle Yükseliyor mu?
Avrupa Pazarının Duvarı Made in Europe İle Yükseliyor mu?
Çin ürünlerinin Avrupa pazarı üzerindeki baskısını azalmak için başlatılan Made in Europe uygulaması başta otomotiv olmak üzere Türk üreticilerinin Avrupa pazarına ulaşımını güçleştirebilir.
Bir Adadan Daha Fazlası: Grönland
Bir Adadan Daha Fazlası: Grönland
ABD ve AB arasında Grönland üzerinden yükselen tansiyonu diplomatik gerilim olarak değerlendiren finansal piyasaların tepkisi şimdilik sınırlı kalıyor. Ancak tansiyonun daha da yükselmesi ve negatif bir senaryonun gerçekleşmesi risk algısının hızla değişmesine, piyasalarda ani ve sert fiyatlamaların yaşanmasına neden olabilir.
Yapay Zekâ Büyürken Hukuk Yetişemiyor: Telif, Veri ve Yeni Dijital Sınırlar
Yapay Zekâ Büyürken Hukuk Yetişemiyor: Telif, Veri ve Yeni Dijital Sınırlar
Yapay zekâ hızla gelişirken birbiri ardına açılan telif davaları ve hukuki belirsizlik en önemli risk noktalarından biri. AI hukuki altyapıdan güçlü çıkarsa, inovasyon hızla yayılır, ancak hukuki netlik yoksa hem şirketler hem de içerik üreticileri için belirsizlik ekonomik büyümeyi yavaşlatır.
İnternetin Bir Sonraki Hâli: OpenAI ve Yeni Arayüz Savaşı
İnternetin Bir Sonraki Hâli: OpenAI ve Yeni Arayüz Savaşı
OpenAI’nin hedefi yalnızca yazılım üretmek değil. Önümüzdeki 10, 15 hatta 20 yıl boyunca kullanılacak yeni bir cihaz kategorisi yaratmak.
Yapay Zeka Eşitsizliği Arttırma Potansiyeline Sahip
Yapay Zeka Eşitsizliği Arttırma Potansiyeline Sahip
Brown Üniversitesi Ekonomi Profesörü Peter Howitt, yapay zekanın, beceri seti geçersiz hale gelen ve yatırımları atıl kalan insanlar için yoksulluk yaratabilecekken diğer yandan çok ciddi bir servet yaratacağının altını çiziyor ve bunun mevcut eşitsizlikleri daha da artırabileceğini dile getiriyor. Çözüm içinse devletlerin gücüne işaret ediyor.
Bir Geçiş Dönemi Değil, Bir Kopuşun Ortası
Bir Geçiş Dönemi Değil, Bir Kopuşun Ortası
Her yıl ocak ayının ortasında dünya ekonomisinin kalbinin attığı Davos tarihi günlere sahne oldu. Berlin Duvarının yıkılması kimilerine göre küreselleşmenin başlangıcı kabul edilirken, küreselleşmenin sonu da 2026 Davos Zirvesi temsil edecek gibi görünüyor. Birçok kişi küreselleşmenin artık sonuna gelindiğini söylerken en net ifadeler Kanada Başbakanı Mark Carney’den geldi. “Bir kopuşun ortasındayız” diyen Carney’in küreselleşmenin bitişi ve sonrasına ilişkin edebi bir metin niteliği taşıyan konuşmasının tamamını siz okurlarımız için sunuyoruz.
Küreselleşme Bitti mi Şekil mi Değiştiriyor?
Küreselleşme Bitti mi Şekil mi Değiştiriyor?
Bir dönem dünyayı bir arada tutan küreselleşme artık tek başına yetmiyor. Davos 2026, daha pahalı, daha yavaş ve daha politik bir düzenin habercisi oldu.