OpenAI özellikle üretken yapay zekâ alanında çok büyük yatırımlar yapıyor. Bu nedenle OpenAI’yi, makine öğreniminin bugüne kadar geldiği noktadan sonra en çok merak edilen başlıkta, yani internetin yeni kullanım modeline geçişte konumlandırmak gerekiyor. Ne demek bu?
Hayatımıza önce dizüstü bilgisayarların, ardından akıllı telefonların girmesiyle internet kökten değişti. İnternet aslında aynı internetti; fakat kullanım biçimi değişti. Kullanım değiştikçe içerik dünyası, araçlar ve alışkanlıklar da tamamen dönüştü. Bugün geldiğimiz noktada OpenAI benzer bir kırılmanın eşiğinde duruyor.
OpenAI’nin hedefi yalnızca yazılım üretmek değil. Önümüzdeki 10, 15 hatta 20 yıl boyunca kullanılacak yeni bir cihaz kategorisi yaratmak. Bu da doğal olarak mevcut rekabeti farklı bir yere taşıyor. Çünkü son 20 yıldır gördüğümüz tablo net: İnternet ekonomisi ağırlıklı olarak abonelik ya da reklam üzerinden para kazanıyor. Ancak bu model, uzun vadede hem kârlılık hem de sürdürülebilirlik açısından zorlanıyor.
Bu nedenle OpenAI’nin hayali, yeni bir cihazla bu üretim biçimini kökten değiştirmek.
Bugüne kadar Google, internetin herkes için varsayılan aracı hâline geldi. Şirketler içinde de farklı sistemler kullanılmaya başlandı. Önümüzdeki 20 yılda ofislerde çok daha fazla yapay zekâ destekli araç göreceğiz. Ancak son dönemde netleşen tablo şu: OpenAI, yeni cihazla birlikte interneti OpenAI merkezli bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor.
Yeni cihazla ilgili çok fazla söylenti var. Kolye formunda olması beklenenler var, kalem formatında olabileceğini düşünenler var. Ancak biçimden bağımsız olarak asıl mesele şu: Bu cihaz, bizim iletişim kurduğumuz ana arayüz olacak. Sesli iletişim kurduğumuz tek bir araçla her şeyi yapabilir hâle geleceğiz.
OpenAI bugün bunun altyapısını adım adım kuruyor. ChatGPT’nin içine gelen uygulamalar bölümü bunun en net örneği. Spotify hesabınızı bağlayıp kendi müzik zevkinize göre listeler oluşturabiliyorsunuz.
Yakın gelecekte buraya yemek, seyahat, alışveriş ve eğlence servislerinin bağlanması da kaçınılmaz.
Artık “bugün ne yesem?” diye site site gezmek yerine, “Bugün beni şaşırt” demek yeterli olacak. Ya da “Bu akşam şöyle bir film izlemek istiyorum” dediğinizde, platformlar arasında dolaşmadan doğrudan sonuç alabileceksiniz. Bu da bizi internet sitelerine girmeyi bıraktığımız bir döneme taşıyor. OpenAI’nin temel vizyonu tam olarak burada yatıyor. Bugün siteler birer aracı. Biz oralara gidiyor, vakit geçiriyor ve markalar bu vakitten değer üretiyor.
OpenAI bu gücü sitelerden alıp doğrudan kullanıcıyla kurmak istiyor. Bu gerçekleştiğinde markalar açısından ciddi bir bağımlılık oluşacak. Çünkü pazar yerlerine girmeden, reklama maruz kalmadan, doğrudan komutla sipariş verilebildiği bir dünyada internet ekonomisi bambaşka bir faza geçiyor.
Geleceğe buradan baktığımızda internet, insanların problemlerini sesli iletişimle çözdüğü, ihtiyaçlarını aracıları aşarak giderdiği bir yer hâline geliyor. Elbette masaüstü bilgisayarlar tamamen ortadan kalkmayacak. Ancak ana temas noktası değişecek.
2026’da duyurulması, 2027’de hayatımıza girmesi beklenen OpenAI’nin ikinci cihazı, sektörde çok ciddi bir kırılma yaratacak. Daha önce Apple ve Meta bu dönüşümü gözlüklerle denedi. Ancak bu denemeler geniş kitlelere yayılmadı. Büyük ihtimalle kısa vadede hologramlardan önce, sesli etkileşim merkezli bir deneyim öne çıkacak.
Bugün izlediğimiz asıl şey, OpenAI’nin mevcut internet ekosistemini nasıl kullandıracağını gösterdiği dönüşüm videoları. Bu videolar bize şunu söylüyor: Yakın gelecekte markalar, görünürlüklerini siteler üzerinden değil, ajanlar üzerinden kazanacak.