Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Özel Dosya

Nobel Ödüllü Daron Acemoğlu’ndan Trump’a Dair Birleşik Bir Teori
“Demokrasilerin nasıl başarısız olduğunu inceledim. İşte Trump hakkındaki birleşik teorim”
  • 19 Şubat 2026 23:16
  • Daron Acemoğlu
Nobel Ödüllü Daron Acemoğlu’ndan Trump’a Dair Birleşik Bir Teori

Yürütme emirleri yağmuru ve yargı sistemine yönelik günlük meydan okumalarıyla Beyaz Saray kaynaklı kesintisiz bir haber döngüsü yaratan Başkan Donald Trump ve en yakın danışmanlarının eylemlerini yönlendiren bir felsefe olup olmadığını çok az kişi durup düşünüyor. Üst düzey yetkililerden ve bizzat başkandan gelen gösterişli çıkışlar ve zaman zaman eğlenceli sayılabilecek gaflar, ortada böyle bir çerçeve olmadığı varsayımını kolaylaştırıyor.


Oysa bir tür “Trump teorisi” var: Yönetimin attığı adımların çoğu (şüpheli kripto para ilişkileri, niteliksiz müttefiklerin üst düzey görevlere atanması, anayasaya aykırı sınır dışı işlemleri ve Ulusal Muhafız konuşlandırmaları, bir Latin Amerika devlet başkanının görevden uzaklaştırılması) kendi içinde bir mantık taşıyor. Bunların tamamı yürütme gücünü genişletmeye yönelik hamleler; imparatorlukvari bir başkanlık modeline doğru atılmış adımlar.


Başkan da dahil olmak üzere herhangi bir siyasi aktörün gücünü sınırlayan şey, hedeflerine ulaşmak için personel de dahil olmak üzere kaynakları ne ölçüde harekete geçirebildiğidir. Ayrıca, ihlalleri ve yetki aşımını engelleyen yasalar ile belirli bir makamın işleyişine dair genel normlar da fren mekanizması işlevi görür.


Trump, ABD Başkanlığı etrafındaki normları dönüştürmeye çalışıyor. Bill Clinton, George W. Bush ya da Barack Obama’nın başsavcılarına veya Adalet Bakanlığı’na siyasi düşmanlarının peşine düşmeleri talimatı vermesi tamamen kabul edilemez görünürdü. Aynı şekilde, zayıf temellere dayanan bir “suç acil durumu”nu bahane ederek Ulusal Muhafızları ABD şehirlerine göndermek ya da görevdeyken aile şirketleriyle bağını sürdürmek de bir başkan için sınırların ötesinde sayılırdı. Bu normlar artık kırıldı, belki kalıcı olarak ama en azından Trump’ın başkanlığı süresince olduğu kesin.


Şüpheli muhakeme gibi görünen davranışlar, norm kırma stratejisinin merceğinden bakıldığında farklı bir anlam kazanıyor. Örneğin Trump yönetimi, ABD Bölge Yargıcı James Boasberg’in, iddia edilen Venezuelalı çete üyelerinin El Salvador’a sınır dışı edilmemesine ilişkin kararına neden karşı çıktı? Bu bariz bir hata mıydı? (Ne de olsa aynı hedeflere daha az tartışmalı ve daha az görünür yollarla ulaşılabilirdi.) Belki de değildi. Zira normları yıkmak istiyorsanız, onlara meydan okumanız gerekir; bu da bunun yüksek profilli yollarından yalnızca biri.


Başkanlık gücünün önündeki hukuki engelleri kaldırmak da Trump’ın projesinin eşit derecede önemli bir parçası. İşte burada Yüksek Mahkeme devreye giriyor. Baş Yargıç John Roberts liderliğindeki mahkemenin muhafazakâr çoğunluğu, yürütme gücünü birçok alanda genişletme eğilimi gösterdi. 1 Temmuz 2024 tarihli ve Trump’ın yeniden seçilmesinden yalnızca aylar önce verilen bir kararla mahkeme, Amerikan başkanlarına görevdeyken gerçekleştirdikleri resmi eylemler nedeniyle kovuşturmaya karşı neredeyse mutlak dokunulmazlık tanıdı. Ayrıca Yüksek Mahkeme, alt federal mahkemelerin başkanlık kararlarının yürürlüğe girmesini engelleyen ülke çapında tedbir kararları verme yetkisini yakın dönemde sınırlandırdı ve başkanın, Kongre onayı olmaksızın bağımsız federal kurumların başkanlarını görevden alma yetkisini de onayladı.


Trump yönetimi, aynı zamanda normalde yasama organına ait sorumluluk alanlarına da el attı. Daha önce tahsis edilmiş fonların bloke edilmesinin yanı sıra Beyaz Saray, ulusal güvenlik konularında (asker konuşlandırmaları dahil), tarifelerde ve çıkar çatışmalarının denetiminde Kongre’yi karar alma süreçlerinin dışına iterek yetkilerine müdahale etti. Bu engeller, geçmiş başkanların yürütme alanını sınırlayan ciddi frenlerdi. Şimdi ise bunlar birer birer sökülüyor ve bunun kader belirleyici sonuçları var. Örneğin Trump ailesinin, önceki yönetimlerde soruşturulacak ya da kovuşturulacak türden kripto anlaşmalarından 1 milyar dolara varan kazanç sağlaması gibi.


Belki de en temel hamleler, başkanın fiili gücünü (yani idare içindeki kurumları ve kişileri kontrol etme ve harekete geçirme kapasitesini) artırmaya yönelik oldu. Kurucu Babalar hükümeti üç ayrı ama eşit erk olarak tasavvur etmişti. Ancak New Deal sonrasında dördüncü bir erk, önemli bir aktör olarak ortaya çıktı: bağımsız ve yarı bağımsız kurumlar (kimi zaman “idari devlet”, MAGA taraftarlarının deyimiyle “derin devlet”).


Federal Rezerv, Çevre Koruma Ajansı, FBI, Yönetim ve Bütçe Ofisi ve Federal Ticaret Komisyonu dahil olmak üzere onlarca kamu kurumu, devletin günlük işleyişi için kritik öneme sahip. Bu kurumların faaliyetlerinin çoğu doğrudan başkanın kontrolü altında değil; üyeleri de mevcut yönetim ile Fed arasındaki gerilimlerin açıkça gösterdiği gibi genellikle kurumun misyonuna bağlılık gösteriyor. Trump, bu kurumların başına sadık isimler atayarak fiili gücünü genişletmek istiyor. Bu kişiler onun keyfi taleplerine daha yatkın olacak, hukuka aykırı davransa bile ona meydan okuma olasılıkları çok daha düşük olacak.


Bu açıdan bakıldığında, Trump’ın gerekli liyakat ya da deneyime sahip olmayan kişileri kurumların başına getirme eğilimi son derece anlamlı görünüyor. Zira ne kadar niteliksiz olurlarsa, Trump’a o kadar sadık olabilirler ve normların yıkımında iş birliği yapmaya o kadar meyilli olabilirler.


Keza Trump’ın dış politikasını dahi sadece onun her zaman tarifelere ve egemen güçler arasındaki işlemsel ilişkilere takıntılı olduğunun bir teyidi olarak değil, bu mercekten okumak gerekiyor. Kongre’nin fiilen yaptığı gibi, bir başkana farklı ülkelerden gelen farklı mallara tek taraflı olarak gümrük tarifeleri ve kısıtlamalar koyma yetkisi vermek, iç politikada muazzam bir güç artışı anlamına gelir. Çünkü küresel meseleler üzerindeki daha büyük etki, içeride daha fazla görünürlük ve otoriteye dönüşür. Ama daha da temelde, Trump’ın Apple Inc. ya da Walmart Inc. gibi büyük Amerikan şirketlerinin tedarik zincirlerini tek başına altüst edebilme kapasitesi, bu şirketleri ona bağımlı kılar. Bu nedenle, Trump’ın tarifelerinin ve hatta Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun zorla görevden uzaklaştırılmasının, dış politikadan çok iç gündemiyle ilgili olduğuna inanıyorum.


Bu iç güç konsolidasyonu ajandasını tehlikeli kılan şey, iki ayrı dürtünün kesişim noktasında yer almasıdır. İlki, Trump’ın kendisinden ve en yakın danışmanlarından gelen dürtü: Bu başkanın gücünü azamiye çıkararak, ailesini zenginleştirmek, ilerici reformları geri almak ya da liberal üniversiteler ve hukuk büroları dahil olmak üzere muhalefetinin kalelerini zayıflatmak gibi çeşitli hedeflerini gerçekleştirebilmesi için.


İkinci dürtü ise en güçlü biçimde sağcı Alman hukukçu, yazar ve teorisyen Carl Schmitt tarafından dile getirilen bir siyasi felsefeye dayanıyor. Weimar Cumhuriyeti ve Üçüncü Reich dönemlerinde öne çıkan Schmitt, liberal demokrasiye ve parlamenter yönetime büyük bir küçümsemeyle yaklaşıyordu; bunları ya uluslararası rekabet ve iç çalkantıların karmaşık dünyası için uygunsuz kurumlar olarak ya da güçlü liderlerin zaten sınırsız iktidar kullandığı birer vitrin olarak görüyordu.


Schmitt, egemenlerin üstün olduğu ve “istisna hallerinde” (kriz anlarında, hatta olağan zamanlarda bile) nihai bir karar vericiye her zaman ihtiyaç duyulan daha otoriter bir iktidar anlayışını savunuyordu. O zamandan bu yana birçok muhafazakâr düşünür, özellikle sağcı liderlerin yasama tıkanıklığı ya da demokratik karar alma süreçlerinin diğer kısıtlarıyla karşı karşıya kaldığı dönemlerde Schmitt’in fikirlerine başvurdu.


Schmitt’in fikirleri bazen marjinal görülür. Oysa uygulamaya her zaman yakın oldular. Zira iktidardayken hem sol hem sağ cenah, yürütme gücünü genişletmeyi arzuladı. Her iki taraf da sık sık toplum için neyin iyi olduğuna dair bir kesinliğe ve yürütmenin bunu somutlaştırabileceği (en azından kendi taraflarından biri söz konusu olduğunda) yanılgısına kapıldı.


Trump’ın ajandasını tehlikeli kılan da bu eğilimdir. Yürütme yetkilerinin genişlemesi yalnızca önümüzdeki üç yılda kaos yaratmakla ve kendisiyle ailesini zenginleştirmeyi sürdürmekle kalmayacak. Aynı zamanda, yerine bir Demokrat ya da Cumhuriyetçi gelse de, Amerikan siyasetini temelden değiştirecek. İşte Trump teorisinin asıl tehlikesi de tam olarak burada yatıyor.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Türkiye’nin Doğum Sancısı
Türkiye’nin Doğum Sancısı
Toplam doğurganlık hızı 2024 yılında 1,48’e geriledi. Oysa nüfusun kendini yenileyebilmesi için bu oranın en az 2,1 olması gerekiyor. Akademisyen ve uzmanlar Türkiye’nin zenginleşmeden yaşlanmasının demografik fırsat penceresinin 15–20 yıl içinde kapanmasına neden olabileceği; daralan işgücü ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan baskı gibi sonuçlar doğurabilecek yapısal risklere işaret ediyor.
Bankalar Dokuz Yıl Sonra Enflasyonu Yenmeye Yakın
Bankalar Dokuz Yıl Sonra Enflasyonu Yenmeye Yakın
Türkiye bankacılık sektörü için son yılların en kritik göstergelerinden biri, özkaynak kârlılığı ile enflasyon arasındaki makas oldu. Nominal olarak güçlü görünen kârlılık oranları, yüksek enflasyon karşısında 8 senedir reel değer üretmekte yetersiz kaldı. Ancak 2026’da tablo değişiyor olabilir.
Devlet Bilançolarında Çeyrek Asırlık Dönüşüm
Devlet Bilançolarında Çeyrek Asırlık Dönüşüm
Son 25 yılda yaşanan dönüşüm, borç artışından çok maliye politikasının merkezileşmesiyle ilgili. Kamu borcu artık kriz anlarında artan geçici bir değişken değil; ekonomik modelin kalıcı bileşeni.
Değerli Konutta Vergiyi Hissetme Zamanı
Değerli Konutta Vergiyi Hissetme Zamanı
Değerli Konut Vergisi’nde son beyan tarihi 20 Şubat’ta sona erdi. 42 milyon adetlik konut stokunun yaklaşık 850 bininin lüks konut olarak kabul edildiği Türkiye’de 2025’teki beyanlara göre 81 ilin sadece sekizinden 104 milyon TL vergi tahsilatı yapıldı. Bu da toplam vergi tahsilatının yüzbinde 1’inin de altında bir oran demek. Bu yıl konut yenilemeler ve değerleme artışlarıyla 15,7 milyon TL limiti aşan konutlarda beyanların bir miktar yükselmesi bekleniyor. Ancak rayiç bedellerde dört yılda bir yapılan yüzde 200’ü bulan artış mevzuat gereği 2027’deki beyannamelerde ve ödemelerde dikkate alınacağı için fiili etkisi esas olarak seneye hissedilecek.
Enflasyon Gıdadan Besleniyor
Enflasyon Gıdadan Besleniyor
Tarımda maliyet baskısı ve arz kırılganlığı gıda fiyatlarını manşet enflasyonun üzerinde tutuyor. İklim değişikliği, ithal girdi bağımlılığı ve tedarik zincirindeki yapısal sorunlar fiyat geçişkenliğini hızlandırıyor. Sektör temsilcileri ve akademisyenlere göre kalıcı çözüm ise üretimden lojistiğe uzanan yapısal reformlarla mümkün.
Kurallara Dayalı Düzenin Çöküşü: ABD-Avrupa Ayrışması ve Yeni Güç Dengesi
Kurallara Dayalı Düzenin Çöküşü: ABD-Avrupa Ayrışması ve Yeni Güç Dengesi
Münih Güvenlik Konferansı, yalnızca bir güvenlik zirvesi değil, küresel düzenin yön değiştirdiğini ilan eden bir eşik oldu. Washington artık Avrupa’nın otomatik güvenlik garantörü olmadığını açıkça ortaya koyarken, Avrupa stratejik özerklik arayışını hızlandırıyor. Çin’in yükselişi ve Rusya’nın revizyonist hamleleriyle birlikte dünya, yeniden büyük güç rekabeti ekseninde şekilleniyor.
Münih Güvenlik Tiyatrosu, Türkiye ve Jeoekonomik Kilidi Kırmak
Münih Güvenlik Tiyatrosu, Türkiye ve Jeoekonomik Kilidi Kırmak
Münih artık düzen kuran bir merkez değil; aşınan bir hegemonyanın kendi muhasebesini yaptığı bir salon. Konuşmalar güçlü, kavramlar yerinde. Ancak küresel üretim ağları o kavramlara göre değil, yeni güç merkezlerine göre hareket ediyor.
Zayıf Dolar: Denge Arayışı mı, Yeni Risk Alanı mı?
Zayıf Dolar: Denge Arayışı mı, Yeni Risk Alanı mı?
Son dönemde küresel piyasalarda en çok dikkat çeken gelişmelerden biri, ABD dolarındaki zayıflama eğilimi oldu. Uzun süre yüksek faiz, güçlü büyüme ve güvenli liman algısı sayesinde güçlü seyreden dolar, son dönemde bu avantajlarının bir kısmını kaybetmiş görünüyor. Bu tablo ilk bakışta ABD ekonomisi için olumlu gibi algılansa da iyi ve kötü ayrımı sanıldığı kadar net değil.
Savunma Politikalarındaki Değişimin Sanayiye Etkisi
Savunma Politikalarındaki Değişimin Sanayiye Etkisi
Savunma politikalarındaki değişim, yalnızca güvenlik perspektifiyle değil; üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme ve sanayi dayanıklılığı açısından da okunmalı.
Türk Firmaları İçin Küresel Fırsatlar ve Başarıya Giden Yol Abu Dabi’nin Mega Yatırımları
Türk Firmaları İçin Küresel Fırsatlar ve Başarıya Giden Yol Abu Dabi’nin Mega Yatırımları
Büyük ölçekli bir kalkınma alanına dönüşen BAE’nin başkenti, yeni projeleriyle küresel müteahhitlik firmalarının iştahını kabartmayı sürdürüyor. Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi’nin varlığı, bu süreçte Türk firmalarının daha aktif rol oynamasına imkan sunuyor.
Avrupa Sanayide Yeni Yol Haritasını Çiziyor
Avrupa Sanayide Yeni Yol Haritasını Çiziyor
Brüksel, küresel rekabet baskısı ve jeopolitik kırılmalar karşısında sanayisini korumak için yerli içerik şartlarını güçlendirmeye hazırlanıyor. Ancak Avrupa Komisyonu’nun planları, üyelerin maliyet, rekabet ve serbest ticaret kaygıları nedeniyle giderek artan eleştirilerle karşı karşıya.
Yeni BMW IX3 Mayısta Türkiye’de
Yeni BMW IX3 Mayısta Türkiye’de
Yeni BMW iX3, mevcut modellerin elektrikli bir türevi değil içten yanmalı geçmişten bağımsız olarak geliştirilen, Neue Klasse platformu üzerine inşa edilmiş ilk model olarak konumlanıyor.
Washington’un Yapay Zekâ Doktrini: “Lideriz ve Lider Kalacağız”
Washington’un Yapay Zekâ Doktrini: “Lideriz ve Lider Kalacağız”
2025’in ilk yarısında yapay zekâ yatırımlarının ABD ekonomisine yıllıklandırılmış katkısı yüzde 1’in üzerinde hesaplanıyor. Henüz yolun başında sayılabilecek bir teknoloji için bu, sıradan bir verimlilik artışı değil; potansiyel bir büyüme rejimi değişikliği.
Rusya’nın Gölgelerdeki Filosunun Geleceği
Rusya’nın Gölgelerdeki Filosunun Geleceği
Rusya, Ukrayna’ya saldırısının ardından yaptırımları aşmak için yaklaşık 10 milyar dolara mal olan ve 600 ila 1.600 tanker arasında gemi barındırdığı tahmin edilen bir gölge filo inşa etti. Bu sistem üç yıl boyunca Kremlin’in petrol gelir makinesini işler halde tuttu. Ancak Ocak 2026 itibarıyla tablo köklü biçimde değişiyor. Petrol vergisi gelirleri yıldan yıla yüzde 50 azalışla son beş yılın en düşük seviyesine geriledi. Denizde alıcı bekleyen Rus ham petrolü ise rekor düzeyde 143 milyon varil seviyelerini gördü. Bu tablo, yaptırımların nihayet etki etmeye başladığının habercisi mi?
Veri Milliyetçiliği: Dijital Ekonominin Yeni Gümrük Duvarları
Veri Milliyetçiliği: Dijital Ekonominin Yeni Gümrük Duvarları
Geleceğin rekabet avantajını en çok veriye sahip olmak mı, yoksa en çok ülkeyle güvenli veri paylaşım altyapısını kurabilmek mi sağlayacak?
Asya’da Dönüşüm: Çin’in Yükselişi ve Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönem
Asya’da Dönüşüm: Çin’in Yükselişi ve Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönem
Çinli otomobil üreticilerinin AB ve ABD’de fabrika kurmaları, bu pazarlara girişlerini kolaylaştırabilecek bir adım olarak görülürken Batılı otomotiv üreticileri, iç pazarı Çin’de üretilen araçların akınına karşı korumaya çalışıyor.
Trump’ın Honduras’ın Eski Devlet Başkanını Affetmesi, ABD’nin En Çarpıcı Uyuşturucu Davalarından Birini Yeniden Yazıyor
Trump’ın Honduras’ın Eski Devlet Başkanını Affetmesi, ABD’nin En Çarpıcı Uyuşturucu Davalarından Birini Yeniden Yazıyor
Donald Trump’ın Honduras’ın eski devlet başkanı Juan Orlando Hernández’i affetmesi, Adalet Bakanlığı tarihinin en iddialı narkotik soruşturmalarından birinin kilit taşını yerinden oynattı.