Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Pazarlamanın Yeni Paradigması: “Seni Anladım” Demek Yetmez, “Sana Göre Ayarladım” Demelisiniz
Kişiselleştirme sadece iletişim katmanında kaldığında, marka bir söz veriyor ancak ürün bu sözü tutmuyor.
  • 18 Aralık 2025 22:47
  • Serhat Bıçakçı
Pazarlamanın Yeni Paradigması: “Seni Anladım” Demek Yetmez, “Sana Göre Ayarladım” Demelisiniz

Markalar için iletişim tek başına artık bir sığınak değil. Tüketici, reklamda duyduğu “kişiselleştirme” vaadinin, ürünün mimarisinde ve fiyatında da karşılığını görmek istiyor. Aksi takdirde yüksek etkileşim oranları (CTR), kârlılığa (P&L) dönüşmüyor.


Kitlelerin domine ettiği çağdan, “mikro-an”ların belirleyici olduğu bir çağa geçiş yapıyoruz. Bu yeni dönemde markalar için en büyük tehlike, “ortalama” bir deneyim sunmak. Çünkü bugünün standartlarında ortalama, artık “düşük kalite” ile eşdeğer kabul ediliyor.


Tüketici içgörüleri net: İnsanlar yalnızca markadan “seni anlıyorum” mesajını duymakla yetinmiyor; bu mesajın ürün ve hizmetteki somut karşılığını talep ediyor. Mesaj ne kadar doğru kurgulanırsa kurgulansın, tezgâhta müşteriyi hâlâ tek tip bir seçenek bekliyorsa, o cümle yarım kalmış demektir.


İletişim ve ürün arasındaki kritik kopukluk


Son yıllardaki küresel veriler bu kopukluğun ciddiyetini ortaya koyuyor. Tüketicilerin yüzde 60’tan fazlası, kişiselleştirmenin sadece marka farkındalığı aşamasında değil; ürün seçimi, satın alma ve sadakat adımlarında da kritik olduğunu belirtiyor.


Sorun tam olarak burada düğümleniyor: İletişim kişiye özel hale gelirken, ürün ve hizmet standart kaldığında müşteri yolculuğu kopuyor.


Bu durumun iş sonuçlarına yansıması ise kaçınılmaz. CMO’larla yapılan global araştırmalar, pazarlama liderlerinin yüzde 86’sının markaların artık reklamla değil, “deneyimle” inşa edildiğine inandığını gösteriyor. Daha da önemlisi, yüzde 89’u her temas noktasının –bir banner reklamından e-ticaret ödeme sayfasına kadar– markanın hikâyesini taşıması gerektiğini savunuyor.


Yönetim kurullarının yüzleşmesi gereken gerçek şu: Kişiselleştirme sadece iletişim katmanında kaldığında, marka bir söz veriyor ancak ürün bu sözü tutmuyor.


Somut bir örnek: Finansal içgörü vs. finansal ürün


Bu durumu bir bankacılık örneğiyle somutlaştıralım. Bir banka uygulaması, müşterisine “Harcama alışkanlıklarını anlıyorum” diyen son derece kişiselleştirilmiş bildirimler gönderebilir. Ancak kredi kartı faizleri, taksit seçenekleri veya erteleme imkanları herkese standart sunuluyorsa, müşteri kendini “görülmüş” hissetse de hayatında hiçbir şey değişmez.


Aynı içgörünün ürün tarafına indiği senaryo ise bambaşkadır: Müşterinin maaş ve harcama döngüsüne göre, nakde en çok sıkıştığı tarihte sistemin otomatik taksit erteleme önermesi, limitlerin ve kampanyaların o kişinin finansal ritmine göre dinamik ayarlanması... İşte “Seni anladım”dan, “Sana göre ayarladım”a geçişin miladı burasıdır.


Çözüm: Modüler mimari ve “tek ürün, çok niyet”


Pazar liderliğini getirecek olan üstünlük, ürün ve hizmetin de kişiye göre ayarlanabildiği bir mimari kurmaktan geçiyor. Bu, sonsuz sayıda ürün çeşidi (SKU) yaratmak değil; tat, içerik, porsiyon, format, zaman ve fiyat eksenlerinde modüler düşünmek demektir.


Amaç, aynı ürünün farklı niyetleri karşılayabilen konfigüratif bir yapıda tasarlanmasıdır.


Örneğin: Aynı fındık kreması; bir tüketici için “sağlık odaklı” bir ürünken, diğeri için “kahvaltı ritüeli”, bir başkası için “pankek kıvamı” veya “çocuk atıştırmalığı” olabilir.


Paketlerin, gramajların ve tarif önerilerinin bu mikro anlara göre farklılaşabildiği bir mimari; üretimin ve pazarlamanın “birey, bağlam ve ritim” üçlüsünü aynı anda taşıyabilmesini sağlar.


“Kişiselleştirme iletişimde bırakıldığında ‘seni anladım’ diyebilir ama ‘sana göre ayarladım’ diyemez.”


Veri, karar motoru ve P&L gerçeği


Ancak modülerlik tek başına yeterli değildir. Varyantların işleyebilmesi için üç sacayağının aynı akışta birleşmesi gerekir:


1. Güvene dayalı veri ilişkisi: Niyeti okur.


2. Tutarlı bir karar motoru: Doğru varyantı seçer.


3. İnsan kalite kapıları: Tat ve bağlam çizgisini korur.


Bu üçlü entegre edilmediğinde, kişiselleştirme yalnızca “görünürlük” üretir. Tıklama oranları (CTR) ve gösterim gibi “vanity” (gösteriş) metrikleri yükselir; ancak kâr-zarar (P&L) tablosu ve deneyim metrikleri yerinde sayar.


Bu sistem bağlandığında ise; görünürlük hatırlanırlığa, temas uyuma, içerik ise ürüne dönüşür. Gelir, sadakat ve marka tercihi aynı tabloda toparlanabilir hale gelir.


Ürün ve hizmet mimarisine inildiğinde, algoritmanın sağladığı görünürlük, kültürde yer edinmeye; yani tat ve anlamın aynı cümlede kurulmasına dönüşür. Tam da bu nedenle, kişiselleştirmeyi yalnızca iletişim katmanında bırakmak, hem bugünün tüketici beklentisine hem de masadaki büyüme potansiyeline göre artık yapısal olarak “eksik” kalmaktadır.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
2026’da İdeal Portföy Dağılımı Ne Olmalı?
2026’da İdeal Portföy Dağılımı Ne Olmalı?
Her yıl olduğu gibi 2025’i de geride bırakırken “önümüzdeki yıl hangi enstrümana yatırım yapsam?” sorusu yatırımcıların kafalarını meşgul eden en önemli konu. Uzmanların portföy önerilerinde öne çıkan görüş 2026’nın ilk yarısında sabit getirili TL varlıklar, ikinci yarısında hisse senetleri avantajlı olacak.
Piyasa Gözüyle 2026: Küresel Ekonomi ve Türkiye
Piyasa Gözüyle 2026: Küresel Ekonomi ve Türkiye
2026, ekonomik dengelerin sınandığı yoğun ve zorlayıcı bir yıl olmaya aday. Türkiye; devam eden dezenflasyon süreci ve buna eşlik eden faiz indirim döngüsüyle piyasaların yakından takip ettiği ülkeler arasında yer alıyor.
Sanayide Yeni Rota Anadolu
Sanayide Yeni Rota Anadolu
Dört bölgede oluşturulacak sanayi koridoru ile planlı sanayi alanlarının büyüklüğü beş yıl içinde 155 bin hektardan 350 bin hektara yükseltilecek. Anadolu’yu canlandırması beklenen koridorun verimli tarım arazileri üzerinde kurulması ve atıl OSB’lerin oluşması ise projenin riskleri olarak öne çıkıyor.
AB’den İçten Yanmalı Motor Yasağında Geri Adım
AB’den İçten Yanmalı Motor Yasağında Geri Adım
Avrupa Birliği, uzun süredir otomotiv sektörünün üzerinde baskı yaratan içten yanmalı motor yasağı hedefinden geri adım attı.
Türkiye Avrupa’nın Enerji Deposu Olur mu?
Türkiye Avrupa’nın Enerji Deposu Olur mu?
Türkiye LNG depolama kapasitesini 2030’lu yılların başında 14,5 milyar metreküpe çıkararak kendi enerji arz güvenliğini sağlarken Avrupa’nın enerji güvenliğine de katkıda bulunabilir.
Fed İndiriyor, Piyasa İnanmıyor
Fed İndiriyor, Piyasa İnanmıyor
Fed’in faiz indirimleri, ekonomik gerçeklikler karşısında etkisini yitiriyor. Mali disiplin eksikliği, yeni Fed başkanına ilişkin belirsizlik ve küresel faiz koşulları uzun vadeli faizleri yüksek tutmaya devam ediyor.
Eğitim mi Şart Yoksa Diploma mı?
Eğitim mi Şart Yoksa Diploma mı?
Diplomaya sahip bireyler, hayat boyu gelir bakımından lise mezunlarına göre avantaj sağlamaya devam ediyor. Ancak diploma ile gerçek dünya becerileri arasındaki farkın çoğu zaman orta vadede iş deneyimi ve spesifik yeteneklere bağlı olduğu da giderek kabul görüyor.
Karşı Daireye Taşınma Zamanı
Karşı Daireye Taşınma Zamanı
Konut kira artışındaki yavaşlama fiyatların en hızlı yükseldiği günlerde kiraya çıkanların yeni kiracılara göre daha fazla ödeme yaptığı bir ortam yarattı.
2025’e Hızlı Bir Geri Sarma: Ne Yaşadık, Ne Öğrendik?
2025’e Hızlı Bir Geri Sarma: Ne Yaşadık, Ne Öğrendik?
2025’i böyle hatırlayacağız: Yapay zekâ işletmeye girdi ve içerideki görünmeyeni görünür kıldı. Arayüz değişti, oyun değişti; ama asıl değişim teknolojide değil, zihniyette oldu.
Kurumsal Olgunluk ve Uygulama Disiplini
Kurumsal Olgunluk ve Uygulama Disiplini
Olgun kurumlar, her yeni baslıgı aynı anda sahiplenmeye çalısmak yerine seçici davranabiliyor, ne zaman duracaklarını, neyi erteleyeceklerini ve neye odaklanacaklarını biliyorlar.
Belirsizlikten Değer Yaratımına: İşin Geleceğini Şekillendiren Yeni Dinamikler
Belirsizlikten Değer Yaratımına: İşin Geleceğini Şekillendiren Yeni Dinamikler
Yapay zekâ çağında rekabet avantajı, teknolojiyi en hızlı benimseyenlere değil; insanı bu dönüşüme en iyi hazırlayanlara geçiyor.
Yapay Zekâ İçin Harcanan Trilyonlar: Verimlilik Nerede?
Yapay Zekâ İçin Harcanan Trilyonlar: Verimlilik Nerede?
Son iki yılda ABD’den çıkan en güçlü ekonomik hikâye ne enflasyon ne de faiz politikası oldu. Hikâyenin merkezinde tek bir kavram var: Yapay zekâ. Daha doğrusu, yapay zekâ için harcanan trilyon dolarlık yatırım. Ancak artık piyasalar fısıltıyla değil, yüksek sesle aynı soruyu sormaya başladı.
Porsche, Deneyim Odaklı Perakende Modelini Güçlendiriyor
Porsche, Deneyim Odaklı Perakende Modelini Güçlendiriyor
Porsche Avrupa’daki en büyük Studio yatırımını İstanbul’da devreye aldı.
Otomotivde Kesintisiz Bağlantı, Dijital Yaşamımızın Temeli
Otomotivde Kesintisiz Bağlantı, Dijital Yaşamımızın Temeli
Artık otomotivde de kesintisiz bağlantı, dijital yaşamımızın temelini oluşturuyor.
Amerika’da Kuralları Kimin Belirlediğine Dair Nihai Hukuki Mücadele
Amerika’da Kuralları Kimin Belirlediğine Dair Nihai Hukuki Mücadele
Doksan yıl sonra Yüksek Mahkeme, düzenleyici bağımsızlık konusunu yeniden ele alıyor.
Çin Nadir Elementlerde Uzun Bir Süre Hakimiyetini Koruyacak
Çin Nadir Elementlerde Uzun Bir Süre Hakimiyetini Koruyacak
Çin’in kritik minerallere ait dar ama stratejik dünyasında sahip olduğu hakimiyeti inşa etmek için harcadığı kırk yıl, bugün aşılması son derece güç bir mirasa dönüşmüş durumda.
Excel'den Neden Vazgeçemiyoruz?
Excel'den Neden Vazgeçemiyoruz?
Microsoft’un e-tablo yazılımı pahalı, taklitçi ve iç karartıcı. Ancak aynı zamanda tüm zamanların en öldürücü “killer app”i de olabilir.