Deloitte Australia, geçtiğimiz aylarda, Avustralya hükümeti için hazırladığı bir raporun ardından ücreti kısmen iade etmeyi kabul etti. Haber son bir kaç haftadır uluslararası basın kanallarında iyice su yüzüne çıktı. Yaklaşık 440 bin Avustralya doları tutarındaki raporda; yanlış akademik atıflar, hatalı alıntılar ve var olmayan kaynaklar tespit edildi.
Üstelik tüm bunlar, “yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış” bir belgede yaşandı.
Yani hata teknolojide değil, insanın sorumluluğu devretme eğilimindeydi. Olay, yalnızca bir muhasebe düzeltmesi değil; bence yapay zekâ çağında insanın nerede durduğuna dair ciddi bir uyarı niteliğinde.
Bu durum bana, MIT Press’ten çıkan “The Technology Fallacy” kitabının temel tezini hatırlattı: “Sorun teknoloji değil, onu kullanan insanların zihniyetinde.”
Dijital dönüşüm, yeni yazılımlar kurmakla ilgili değil, insanların nasıl düşündüğü ve davrandığıyla ilgili. Bir organizasyonun gerçekten dijital olgunluğa ulaşması, teknoloji satın almakla değil; insanların öğrenme, sorgulama ve deneme cesaretiyle mümkün olabiliyor.
Deloitte’un bu vaka özelinde en büyük hatası, insanı döngünün dışına itmek olmuş gibi görünüyor. “Human-in-the-loop” kavramı, yapay zekâ süreçlerinde insanın onay ve denetim halkasını temsil eden, adeta bir emniyet kemeri. Bu halka zayıfl adığında, sistem hızlanabilir ama aynı zamanda körleşiyor. Yapay zekânın ürettiği bilgi, verimli gibi gözükse de anlamı unutturabilir.
MIT araştırmacıları dört yıl boyunca 16 bin profesyoneli incelemişti. Sonuç çok netti:
“Teknoloji değil, kültür; sistem değil, zihniyet; algoritma değil, insan dönüşümü getirir.” Bugün yapay zekânın en büyük vaadi verimlilik, ama en büyük riski anlamsızlık. İnsan süreçten çıkarsa, bilgi hızla çoğalır ama bilgelik azalır. Yapay zekâ devriminde asıl mesele, hız değil hassasiyet olmalı. Her devrim önce insanı büyütür, sonra eğer dikkat edilmezse küçültür.
Deloitte vakası belki bir danışmanlık krizi olarak başladı ama aslında çağın aynası olma yolunda önemli bir kilometre taşı olabilir. Teknoloji büyüyor, insan küçülüyorsa; sorun makinede değil, modelde.
Gerçek dönüşüm, teknolojinin insanı tamamladığı, insanın da teknolojiyi dengelediği yerde yaşanacak.
O yüzden soruyu ters çevirelim: “AI bize ne yapacak?” değil, “Biz AI’ ile ne yapıyoruz?”
Çünkü en gelişmiş sistem bile, insanın unutulduğu bir denklemde, doğruyu değil sadece veriyi üretir.