Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

ABD’de Teknolojiye Göçmen Freni
Küresel teknoloji yarışında liderliğini korumaya çalışan ABD, yabancı yeteneklerin ülkede çalışmasını ve kalıcı olarak yerleşmesini zorlaştırıyor. Trump yönetiminin teknoloji devlerine yönelik kararı, ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü kaybetme riskini gündeme taşırken, vize politikalarındaki kısıtlamalar ve belirsizlik şirketleri denizaşırı operasyonlara yöneltebilir.
  • 15 Ekim 2026 16:27
  • Begüm Nur Alkış
ABD’de Teknolojiye Göçmen Freni

Trump yönetimi, teknoloji sektöründeki yabancı çalışan istihdamını kısıtlamaya yönelik adımlarını sıklaştırıyor. Yönetim, Microsoft, Adobe ve altı şirketi daha ABD’nin çalışma vizesi programını kötüye kullanmakla suçlayarak, uzun süredir yürürlükte olan bir göçmenlik programına katılımlarını süresiz olarak askıya aldı. Karar, bilgi teknolojileri hizmetlerinin önde gelen şirketleri Cognizant, Infosys, Tata Consultancy Services, Wipro, HCL Technologies ve Capgemini’yi de kapsıyor. Merkezi Hindistan’da bulunan ya da bu ülkede geniş çaplı faaliyet gösteren bu şirketler, diğer işletmelere sözleşmeli bilgi teknolojileri hizmetleri sunuyor.

Askıya alma kararı, PERM olarak bilinen Kalıcı İş Gücü Sertifikasyonu Programı kapsamında bu şirketlerin yeni başvurularının kabulünü ve bekleyen başvurularının işleme alınmasını durduruyor. Program, işverenlerin yabancı çalışanlara istihdama dayalı kalıcı oturum için sponsor olma sürecinin önemli bir aşamasını oluşturuyor. Bu nedenle karar, yalnızca yeni yeteneklerin ülkeye çekilmesini değil, ABD’de halihazırda çalışan yabancıların ülkede kalmalarını da etkiliyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, teknoloji şirketlerinin Amerikalı çalışanları fiilen “yabancı sözleşmeli kölelerle” değiştirdiğini öne sürerken, programın kötüye kullanıldığını savundu. Vance, özellikle Microsoft’u hedef alırken, “Ne yazık ki ABD’de bu sistemi Microsoft’tan daha fazla kötüye kullanan hiçbir şirket olmadı” dedi. Microsoft ise vize programlarını kullanma biçimini savundu. Şirket, 2025’te yaptığı H-1B başvurularının yaklaşık yüzde 80’inin mevcut çalışanların statülerini değiştirmek veya uzatmak için gerçekleştirildiğini açıkladı. H-1B kapsamında çalışanlara benzer işi yapan diğer çalışanlarla aynı ücretlerin ödendiğini belirten Microsoft, yönetime ek bilgi sunmaya hazır olduğunu da bildirdi.

Vize maliyetlerinde artış, uygulamada belirsizlik

PERM kapsamındaki askıya alma kararı, Trump yönetiminin H-1B vize programına yönelik kısıtlamalarının ardından geldi. H-1B, yüksek vasıflı yabancıların ABD’de geçici olarak çalışmasına olanak tanırken, PERM istihdama dayalı kalıcı oturum sürecinde kullanılıyor. Eylül 2025’te H-1B başvurularına yönelik 100 bin dolarlık ödeme şartı ilk açıklandığında, ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, “Şirketlerin karar vermesi gerekiyor… Bu kişi hükümete yılda 100 bin dolar ödemeye değecek kadar değerli mi, yoksa ülkelerine gönderip bir Amerikalı mı işe almalılar?” ifadelerini kullanmıştı. Eylül 2025’te belirli yeni H-1B başvuruları için getirilen 100 bin dolarlık tek seferlik ödeme şartı, Eylül 2026’da bir yıl daha uzatıldı.

Beyaz Saray’ın internet sitesinde kararın gerekçesi, programın Amerikalı çalışanları desteklemek yerine onların yerini daha düşük ücretli iş gücüyle doldurmak için kullanılması olarak açıklandı. Bilgi teknolojileri alanında personel sağlayan ve dış kaynak hizmeti sunan bazı şirketlerin, ücretleri baskılamak ve Amerikalı çalışanların yerini yabancı çalışanlarla doldurmak amacıyla sistemi kötüye kullandığı belirtildi. Açıklamada, bu durumun Amerikalı çalışanların iş olanaklarına zarar verirken en yüksek vasıflı geçici çalışanları ülkeye çekmeyi ve ülkede tutmayı da zorlaştırdığı savunuldu. Beyaz Saray’a göre, Eylül 2025’ten bu yana 700’den fazla başvuru için 100 bin dolarlık ödeme yapıldı.

Yetenek ihtiyacı göç politikalarına takılıyor

Göçmenlerin ABD’de inovasyonda kilit rol oynadığına işaret eden bulgular giderek artıyor. Ulusal Ekonomik Araştırmalar Bürosu’nun (NBER) da yer alan bir çalışmaya göre, göçmenler 2016 yılında bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında çalışanların yüzde 23’ünü, 1990–2000 döneminde ise ABD’de yaşayan Nobel Ödülü sahiplerinin yüzde 26’sını oluşturuyordu. Öte yandan bu yıl Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan, Belçika doğumlu ve çalışmalarını ABD’de sürdüren Francis Halzen de göçmen bilim insanlarının Amerikan bilimine katkısının güncel bir örneği…

Peş peşe gelen bu adımlar ise teknoloji sektörünün küresel yetenek ihtiyacı ile Trump yönetiminin Amerikalı çalışanlara öncelik veren istihdam politikaları arasındaki gerilimi derinleştiriyor.

Tartışmanın merkezindeki ABD Çalışma Bakanlığı verileri ise yabancı çalışanların özellikle teknoloji sektöründeki ağırlığını ortaya koyuyor. Verilere göre, 2025 mali yılında yabancı çalışanların kalıcı istihdamına yönelik verilen sponsorluk onaylarında en büyük payı yüzde 22,7 ile yazılım geliştiriciler aldı. Yazılım geliştiricileri yüzde 4,6 ile bilgisayar sistem analistleri, yüzde 4,5 ile et ve balık işleme çalışanları, yüzde 3,2 ile veri bilimcileri ve yüzde 2,9 ile fast food sektörü çalışanları izledi.

ABD’de inovasyonun yüzde 32’sinde göçmen katkısı

Ekonomist Rebecca Diamond’ın da yer aldığı bir araştırma ekibi, 1990–2016 yılları arasında ABD’de yaşayan ve buluşları için patent alan yaklaşık 880 bin kişinin çalışmalarını inceledi. Göçmenler, buluş sahiplerinin yüzde 16’sını oluşturmasına rağmen patentlerin yüzde 23’ünü üretiyor. Ulusal Ekonomik Araştırmalar Bürosu’nun (NBER) yayımladığı çalışmaya göre, göçmen buluş sahipleri bilginin sınırlar arasında yayılmasına da katkı sağlıyor. Araştırmanın tahminine göre göçmenler, kendi buluşlarının yanı sıra birlikte çalıştıkları kişilerin üretkenliğini artırarak, doğrudan ve dolaylı etkileriyle ABD’deki toplam inovasyonun yüzde 32’sine katkıda bulunuyor.

Seri girişimci Vivek Wadhwa, Silikon Vadisi’ndeki girişimlerin neredeyse yarısının göçmenler tarafından kurulduğunu ve yurt dışında doğan bilim insanlarının birçok büyük atılımın arkasındaki itici güç olduğunu belirtiyor. Wadhwa, ABD’nin bu denli yüksek engeller koyarak kendi inovasyon temelini zayıflattığına değiniyor. Wadhwa’ya göre şirketler yetenek istihdamından vazgeçmeyecek ve mühendislik merkezlerini Hindistan, Kanada ve Avrupa’da genişletecek.

Brookings Institution’dan uzmanlar ise 100 bin dolarlık başvuru ücreti gibi bir uygulamanın yalnızca birkaç yüksek maaşlı sektörü avantajlı kılarken, kritik yetenek ihtiyacı olan ancak bu maliyeti karşılayamayan sektörleri devre dışı bırakabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, yüksek vasıflı göçün büyüme ve inovasyona sağladığı katkıların ciddi şekilde daralabileceğine dikkat çekiyor. Kapsamlı bir ekosistem yaratabilen ülkelerin küresel yetenek akışından faydalanmayı sürdüreceğini, Amerikan şirketlerinin ise yetenekleri ülkeye getirememeleri halinde giderek daha fazla uzaktan istihdama veya denizaşırı operasyonlara yönelebileceğini ifade ediyor.

Uzmanlara göre, en üst düzey yetenekler için 100 bin dolarlık vize ücreti, milyonlarca dolarlık maaş paketlerine kıyasla küçük bir maliyet olarak kalıyor ve şirketler bu bedeli ödeyebilir. Ancak uzmanlar, nitelikli göçün finansman, laboratuvarlar, araştırma ortamları gibi bütünlüklü bir ekosistemle buluşması gerektiğini vurguluyor. Ekosistemin işlemesi için yalnızca zirvedeki birkaç kişiye değil, her seviyede yetenekli çalışana ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Bunu başarabilen ülkelerin ve şirketlerin teknolojinin sınırlarını belirleyeceğine de dikkat çekiliyor. Bir yandan Trump yönetimi Amerikalı çalışanların iş olanaklarını korumayı hedeflediğini savunurken, diğer yandan yabancı yeteneklere erişimin daralması şirketlerin yatırımlarını ABD dışına taşıma riskini gündeme getiriyor.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanarak Yazmak Normal mi? Birçok İşverenin Yanıtı Evet
İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanarak Yazmak Normal mi? Birçok İşverenin Yanıtı Evet
Yayıncılık sektöründe çoğu kurum, yapay zekânın metin yazmak için kullanılmasına sınır koyuyor. Ancak diğer alanlarda çalışanlar, yazılı iletişimde bunu giderek varsayılan yöntem olarak kabul etmiş durumda.
Yapay Zekânın da Kendi ‘Hipokrat’ Yemini Olmalı mı?
Yapay Zekânın da Kendi ‘Hipokrat’ Yemini Olmalı mı?
Doktorların, avukatların, muhasebecilerin ve mimarların, maaşlarını hangi şirketin ödediğinden bağımsız profesyonel yükümlülükleri vardır.
Beyni Koda Çevirmek: Meyve Sineğinden Dijital Zihin Ekonomisine
Beyni Koda Çevirmek: Meyve Sineğinden Dijital Zihin Ekonomisine
Eon Systems Mart 2026’da, yaklaşık 140 bin nöronluk bir meyve sineği beyninin bağlantı haritasını sanal bir bedene bağlayarak onu bilgisayar ortamında yürüttü, besledi ve temizlenmesini sağladı. “Beyin yükleme” olarak sunulan deney bilim dünyasında hem heyecan hem itiraz yarattı. Bugün asıl soru bir sineğin dijital olarak yaşayıp yaşamadığından çok daha ekonomik. Biyolojik beyinleri çalıştırılabilir modellere dönüştürmek yeni bir teknoloji endüstrisinin başlangıcı olabilir mi?
Danışmanlıkta Yapay Zekâ Paradoksu
Danışmanlıkta Yapay Zekâ Paradoksu
Yapay zekâ, danışmanlık şirketlerinin geleneksel işlerini otomatikleştirirken aynı şirketler için yeni bir gelir kaynağına dönüşüyor. Deloitte İngiltere’nin dağıtılabilir kârı yüzde 14 artarken EY’nin küresel yapay zekâ hizmetlerinden elde ettiği satışlar yüzde 49 büyüdü. Teknolojinin yarattığı bu dönüşüm, danışmanlık sektörünün gelir modellerini, fiyatlandırma yöntemlerini ve insan kaynağı ihtiyacını yeniden şekillendiriyor.
Çıraksız Ustalar Çağı
Çıraksız Ustalar Çağı
“Teknolojinin önce beden gücüne dayalı veya düşük vasıflı işleri ikame edeceği” varsayımı, günümüzde tam tersi noktadan başlamış durumda. Bugün yapay zekâ; zihinsel emeğe dayalı sektörlerin dengelerini kökünden sarsıyor.
Türkiye’nin Yapay Zekâ Kullanım Haritası
Türkiye’nin Yapay Zekâ Kullanım Haritası
Türkiye’de üretken yapay zekâ kullanımı bireysel tarafta hızla artarak 2026’da yüzde 37,6 seviyesine ulaşırken, reel sektörde bu oran yüzde 14’te kaldı. Uzmanlar; bireysel kullanımın ötesine geçilerek KOBİ’lerin desteklenmesi, yerli hesaplama altyapısına yatırım yapılması ve uygulama katmanında küresel ölçekli girişimler çıkarılması gerektiğine dikkat çekiyor.