Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Çıraksız Ustalar Çağı
“Teknolojinin önce beden gücüne dayalı veya düşük vasıflı işleri ikame edeceği” varsayımı, günümüzde tam tersi noktadan başlamış durumda. Bugün yapay zekâ; zihinsel emeğe dayalı sektörlerin dengelerini kökünden sarsıyor.
  • 15 Ekim 2026 16:26
  • Kerem Gündüz
Çıraksız Ustalar Çağı

Kurumsal dünyada üretken yapay zekâ araçlarının benimsenmesi ve teşvik edilmesiyle, iş gücü piyasalarında daha önce eşi benzeri görülmemiş yapısal bir değişimin kabuğu kırılıyor.

Verimlilikte kaldıraç dönemi

Yapay zekâ dönüşümünün yarattığı asıl kırılma noktası, kıdemli çalışanların işsiz kalması değil, yapay zekânın onların kapasitesini katlayarak giriş seviyesindeki (junior) ve yeni mezun pozisyonlarının varoluş sebebini ortadan kaldırması. Şirketler, işe alım stratejilerini ve bütçe planlamalarını bu yeni gerçekliğe göre şekillendirirken, iş gücü piyasasında “çıraklık” evresinin sessizce unvanlardan silindiği yeni bir dönem başlıyor.

Sektörde kıdem kazanmış, alanında tecrübeli profesyoneller için yapay zekâ, bir tehdit olmaktan ziyade muazzam bir verimlilik kaldıracı işlevi görüyor. Belli bir mesleki tecrübeye sahip bir kıdemli çalışan; otomasyon, veri analizi, araştırma veya metin taslağı oluşturma gibi süreçlerde yapay zekâyı bir asistan gibi kullanarak, geçmişte bir ekibin haftalarca sürdürdüğü operasyonel yükü tek başına üstlenebiliyor.

Bu tablo, tecrübeli çalışanın verimliliğini oldukça artırırken, kurumların ek insan kaynağı ihtiyacını ise ciddi şekilde değiştiriyor. Şirketler artık basit detayları sırtlanacak, verileri derleyecek veya taslak üzerine gerçekleştirilen işleri yapacak yeni mezunlara ya da az tecrübeli personele ihtiyaç duymuyor. Arka plandaki ham iş yükü doğrudan yapay zekâya devrediliyor. Dolayısıyla yapay zekâ, doğrudan başlangıç seviyesindeki insan kaynağının yerini alan ana faktör haline geliyor.

Sektörel gerçeklik

İstihdam piyasasındaki bu sert yön dağılımı, iş ilanlarında yer alan kriterlere de net biçimde yansıyor. Küresel iş ilanlarında yapay zekâ yetkinliklerine olan talep günden güne yükseliyor. Henüz 2024 yılında yüzde 2 civarında seyreden yapay zekâ kriteri içeren ilan oranı, 2026 yılının son çeyreğine girdiğimiz bu dönemde İngiltere’de yüzde 9’a yaklaşırken, Avustralya’da yüzde 7’yi, ABD’de ise yüzde 6’yı aşmış durumda.

Piyasanın bir tarafında yapay zekâ becerilerine sahip profesyonellere yönelik devasa bir talep patlaması yaşanırken, diğer tarafta başlangıç seviyesi ilanların hızla eridiği görülüyor. Şirketler, açık pozisyonlarını yapay zekâ araçlarını etkin şekilde kullanabilen tecrübeli isimlerle doldurup bir taşla birden çok kuşu birden vurmayı hedeflerken, bütçelerini yeni mezun alımlarından başka alanlara kaydırıyor.

Bir işin görevlerinin en az yüzde 50’sinin tamamlanma süresini yarı yarıya indirmesi durumu, o pozisyonun “yapay zekâya maruz kalması” olarak tanımlanıyor. Yalnızca temel sohbet ajanlarına erişim sağlandığında dahi İngiltere, Almanya, Fransa ve ABD’de iş gücünün yüzde 25 ila yüzde 30’u bu kapsama giriyor. Şirketlerin tam donanımlı üretken yapay zekâ yazılım araçlarına geçiş yapmasıyla bu etki İngiltere’de yüzde 60’ın üzerine, ABD ve Almanya’da ise yüzde 50’nin üzerine çıkıyor.

Bu keskin zaman tasarrufu, tam da başlangıç seviyesindeki çalışanların gün boyunca yürüttüğü rutin ve tekrarlayan görevlerinin doğrudan yapay zekâ tarafından yutulduğunu kanıtlıyor.

Görünen kriz kılavuz istemez

Yapay zekâya dayalı bu hızlı verimlilik artışı, şirket bilançolarında ve çeyreklik gelir tablolarında kısa vadeli bir zafer gibi görünse de uzun vadede makroekonomik düzeyde ciddi bir yetenek krizinin kapısını aralıyor.

Geleneksel iş kültüründeki “çıraklık” süreci; genç profesyonellerin işin mutfağında pişmesini, küçük ve kontrol edilebilir hatalar yaparak sistemin arka planındaki mimariyi kavramasını sağlardı. Rutin işlerin, basit görevlerin ve araştırmaların yükünün yapay zekâya devredilmesiyle birlikte, mesleki deneyimin ve kurumsal hafızanın kuşaktan kuşağa aktarıldığı geleneksel yolun yolcusu azalıyor.

Rutin işlerin zorluğunu yaşamayan, mesleki yükün içinde yoğrulmayan bir neslin varlığında; şirketlerin 5 ila 10 yıl sonra karmaşık krizleri yönetecek, stratejik kararlar alabilecek vizyoner kıdemli uzmanları ve yöneticileri nereden bulacağı konusu, yanıt bekleyen sorulardan en büyüğü haline geliyor.

Asırlık deneyim paradoksu

Sorunun bir diğer tehlikeli boyutu ise yeni nesil iş gücünün kazanacağı yetkinliklerin niteliğiyle ilgili. Geçmişte bir finans analisti veya yazılımcı, saatlerce süren ham veri temizliği veya hata ayıklama süreçleriyle sistemin derinliklerine hakim olurdu. Bugün ise kalabalık paragraflar içeren yazıların ve karmaşık formüllerin yapay zekâ çıktılarına bağımlı büyüyen bir genç iş gücü profili şekilleniyor.

Sistemlerin temel mantığına ve işin mutfağına hakim olmadan yetişen bir çalışanın, yapay zekânın ürettiği -dönem dönem hatalı bilgiler içerebilen- çıktıları, mantık hatalarını veya gizli güvenlik açıklarını fark edebilmesi son derece zorlaşıyor.

Temel yetkinliklerin aktarım hiyerarşisinin bozulması veya hasar görmesi, gelecekte kritik karar verebilecek kalifiye yönetici yetiştirme sürecinin yıprandığı ve uzun vadede sistemik risklerin tırmandığı bir kurumsal kırılganlık yaratıyor.

Kısa vadede verimlilik sorunu, uzun vadede insan kaynağı sorusu

Giriş seviyesi işlerin azalmasının bir endişe yarattığına ve daha fazla dikkati hak ettiğine dikkat çeken Missouri Southern State Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dominic Buccieri, kuruluşların günümüzde yapay zekânın sunduğu verimlilik kazanımlarına odaklanmış durumda olduğunu, ancak daha uzun vadeli bir sorun bulunduğunu söyledi.

Giriş seviyesi pozisyonların tarihsel olarak iki amaca hizmet ettiğini belirten Buccieri, bunların kuruluşlara verimli iş gücü sağladığını, ancak aynı zamanda gelecekteki yöneticilerin ve üst düzey yöneticilerin geliştirilmesi için de temel oluşturduğuna dikkat çekti. Genç profesyonellerin, deneyim yoluyla muhakeme, problem çözme becerileri ve kurumsal bilgi geliştirdiklerini söyledi.

“Kuruluşların giriş seviyesi işleri tarihsel olarak tasarlandığı gibi korumaları gerektiğini öne sürmüyorum” ifadelerini kullanan Buccieri, ancak genç profesyonellerin yarının liderleri olmak için gerekli deneyimi edinmelerini sağlayacak yollar oluşturulması gerektiğini belirtti.

Yapay zekânın, genç çalışanların işlerinin tekrarlayan kısımlarını ele almadaki başarısını kanıtladığına dikkat çeken Avrupa Üniversitesi Enstitüsü Ekonomi Politikası Profesörü Maria Demertzis, maliyetleri düşürme baskısı göz önüne alındığında, giriş seviyesi kademesinin verimlilik kazanımlarını elde etmenin en kolay yeri olmasının şaşırtıcı olmadığını söylüyor.

Demertzis, verimlilik kazanımları yaratmanın başka bir şey; yerinden edilmiş bir grup gençle başa çıkmak ise, ciddi toplumsal sonuçları olan başka bir şey olduğunu belirtiyor.

Üst düzey yöneticiler işe alınmaz, yetiştirilir

Günümüz çağı gençlerinden, daha önce daha deneyimli profillerle ilişkilendirilen yapay zekâ çıktısını ilk günden itibaren denetlemesi, sorgulaması ve entegre etmesi beklendiğine dikkat çeken Beaumont Group Kıdemli Şirket Ortağı ve Teknoloji Üst Düzey Yöneticisi Silvio Fontaneto “İşte paradoks burada: Gençlerden, bunu inşa etme fırsatı vermeden önce, karar vermelerini istiyoruz. İş ilanlarında her yerde yapay zekâ becerilerinin listelenmesi, beklentiler hakkında bize bir şeyler söylüyor, ancak bu becerilerin derinlemesine mi yoksa sadece yeni bir anahtar kelime mi olduğu hakkında pek bir şey söylemiyor” ifadelerini kullandı.

“Çıraklığın” ortadan kalkmasını yetenek kıtlığından ziyade, onu üreten sürecin bozulması olarak tanımlayan Fontaneto, üst düzey profesyonellerin işe alınmadığını, yetiştirildiğini söyledi.

Fontaneto, şirketlerin, yapay zekâ deneyimli insanları daha verimli hale getirdiği için başlangıç seviye alımlarını azaltması durumunda, “şimdi” verimlilik kazanacaklarını ancak daha sonra liderlik derinliğinden vazgeçmiş olacaklarını ifade etti.

İşe alım süreçlerinde yapay zekâ etkisi

İstihdamdaki dönüşüm ve iş ilanlarındaki kriterler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Buccieri, “Tarihsel olarak, işverenler temel bilgiye sahip mezunları işe alıyor ve mesleki yeteneklerini deneyim yoluyla geliştiriyorlardı. Şimdi işverenlerin mezunlardan gelişmiş yeteneklerle gelmelerini beklediğini görüyoruz. Potansiyele göre işe alımdan, kanıtlanmış yeteneğe göre işe alıma doğru bir kaymaya tanık oluyoruz gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

Veri toplama, temel analiz ve rutin kodlama gibi geleneksel olarak gençlere atanan birçok görevin artık otomatik hale getirilebildiğini belirten Fontaneto da, bu nedenle yapay zekânın doğrudan bir ikame etkisi bulunduğuna dikkat çekti.

Her alt düzey görevi otomasyondan korumaya çalışmanın boşuna ve ekonomik olarak zararlı olacağını işaret eden Demertzis, çözümün giriş seviyesi işleri altyapı olarak ele almak olduğunu söyledi. Demertzis’in ifadelerine göre, şirketler yalnızca çalışan başına çıktıyı değil, yılda yaratılan uzmanlığı da ölçmeli.

Genç çalışanların, asla genç çalışan olmalarına izin verilmezse kıdemli çalışan olamayacağını, çalışma ortamının, deneyimsiz iş gücünün uzmanlığa dönüştüğü yer olduğunu söyleyen Demertzis, “Yapay zekâ şimdi bu dönüşüm sürecini kesintiye uğratmak ve muhtemelen durdurmakla tehdit ediyorsa, uzmanlık nasıl inşa edilecek?” dedi.

“İronik bir şekilde, tıpkı Frankenstein gibi, bilgisayar programcıları da yapay zekânın daha hızlı ve daha iyi kod yazabilmesi nedeniyle bilgisayar programlama mezunlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırarak kendi canavarlarını yaratmış gibi görünüyorlar” ifadelerini kullanan Demertzis, “Günümüz firmaları, alt düzeyde verimliliği artırarak daha üretken hale geldiklerine inanabilirler. Ancak gerçekte, kıdemli işgücü arzını azaltarak uzun vadede işe alım yeteneklerini de tehlikeye atıyorlar” dedi.

Verimlilik tamam ama muhakeme noksan

Buccieri; yapay zekânın, analizler, finansal modeller ve stratejik alternatifler üretme konusunda oldukça hızlı olduğunu, ancak bir cevap üretmek ve bu cevabın doğru olup olmadığını anlamanın iki çok farklı yetenek olduğunu belirtti.

Tarihsel olarak genç profesyonellerin çalışarak, geri bildirimler alarak, hatalar yaparak uzmanlık ve muhakeme yeteneklerini geliştirdiklerini belirten Buccieri, “Eğer yapay zekâ bu temel işi yaparsa, genç profesyoneller çıktıları değerlendirmek için gerekli bilgi ve muhakeme yeteneğini nasıl geliştireceklerdir? Genç bir analist asla bağımsız olarak bir finansal model geliştirmezse, hatalı varsayımları veya şüpheli sonuçları ne kadar etkili bir şekilde tanıyabilir?” dedi. Buccieri, aynı sorunun pazarlama, mühendislik ve diğer birçok meslek için de geçerli olduğunu söyledi.

Yapay zekânın, bir çıktı üretmek için gereken işi azalttığını, ancak çıktının mantıklı olup olmadığını belirlemek için insan muhakemesine olan ihtiyacı ortadan kaldırmadığını belirten Buccieri, muhakemenin insan tarafından yapılan bir şey olduğunu belirtti.

İş gücü piyasası dönüşüyor

Yapay zekâ devrimi, iş gücü piyasasında giriş seviyesi pozisyonların tanımını değiştirirken varlığını sorgulatır hale getiriyor. Şirketlerin kısa vadeli kârlılık ve verimlilik uğruna giriş seviyesi pozisyonların istihdamından vazgeçmesi, geleceğin liderlik havuzunu kurutma, unvanlar arası boşluk yaratma riski taşıyor.

Eğer akademi, iş dünyası ve politika yapıcılar, yapay zekâ dönüşümü yaşanırken “yeni nesil çıraklık” ve gelişim modellerini kurgulamakta ve regülasyonlarda geç kalırsa; önümüzdeki orta-uzun vadeli süreç, yüksek verimli kıdemli çalışanların emekli olduğu ve arkalarından onları ikame edecek yetişmiş hiçbir uzmanın bulunamadığı büyük bir uçurum ile yüzleşmek zorunda kalabilir.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanarak Yazmak Normal mi? Birçok İşverenin Yanıtı Evet
İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanarak Yazmak Normal mi? Birçok İşverenin Yanıtı Evet
Yayıncılık sektöründe çoğu kurum, yapay zekânın metin yazmak için kullanılmasına sınır koyuyor. Ancak diğer alanlarda çalışanlar, yazılı iletişimde bunu giderek varsayılan yöntem olarak kabul etmiş durumda.
Yapay Zekânın da Kendi ‘Hipokrat’ Yemini Olmalı mı?
Yapay Zekânın da Kendi ‘Hipokrat’ Yemini Olmalı mı?
Doktorların, avukatların, muhasebecilerin ve mimarların, maaşlarını hangi şirketin ödediğinden bağımsız profesyonel yükümlülükleri vardır.
Beyni Koda Çevirmek: Meyve Sineğinden Dijital Zihin Ekonomisine
Beyni Koda Çevirmek: Meyve Sineğinden Dijital Zihin Ekonomisine
Eon Systems Mart 2026’da, yaklaşık 140 bin nöronluk bir meyve sineği beyninin bağlantı haritasını sanal bir bedene bağlayarak onu bilgisayar ortamında yürüttü, besledi ve temizlenmesini sağladı. “Beyin yükleme” olarak sunulan deney bilim dünyasında hem heyecan hem itiraz yarattı. Bugün asıl soru bir sineğin dijital olarak yaşayıp yaşamadığından çok daha ekonomik. Biyolojik beyinleri çalıştırılabilir modellere dönüştürmek yeni bir teknoloji endüstrisinin başlangıcı olabilir mi?
Danışmanlıkta Yapay Zekâ Paradoksu
Danışmanlıkta Yapay Zekâ Paradoksu
Yapay zekâ, danışmanlık şirketlerinin geleneksel işlerini otomatikleştirirken aynı şirketler için yeni bir gelir kaynağına dönüşüyor. Deloitte İngiltere’nin dağıtılabilir kârı yüzde 14 artarken EY’nin küresel yapay zekâ hizmetlerinden elde ettiği satışlar yüzde 49 büyüdü. Teknolojinin yarattığı bu dönüşüm, danışmanlık sektörünün gelir modellerini, fiyatlandırma yöntemlerini ve insan kaynağı ihtiyacını yeniden şekillendiriyor.
ABD’de Teknolojiye Göçmen Freni
ABD’de Teknolojiye Göçmen Freni
Küresel teknoloji yarışında liderliğini korumaya çalışan ABD, yabancı yeteneklerin ülkede çalışmasını ve kalıcı olarak yerleşmesini zorlaştırıyor. Trump yönetiminin teknoloji devlerine yönelik kararı, ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü kaybetme riskini gündeme taşırken, vize politikalarındaki kısıtlamalar ve belirsizlik şirketleri denizaşırı operasyonlara yöneltebilir.
Türkiye’nin Yapay Zekâ Kullanım Haritası
Türkiye’nin Yapay Zekâ Kullanım Haritası
Türkiye’de üretken yapay zekâ kullanımı bireysel tarafta hızla artarak 2026’da yüzde 37,6 seviyesine ulaşırken, reel sektörde bu oran yüzde 14’te kaldı. Uzmanlar; bireysel kullanımın ötesine geçilerek KOBİ’lerin desteklenmesi, yerli hesaplama altyapısına yatırım yapılması ve uygulama katmanında küresel ölçekli girişimler çıkarılması gerektiğine dikkat çekiyor.