Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Beyni Koda Çevirmek: Meyve Sineğinden Dijital Zihin Ekonomisine
Eon Systems Mart 2026’da, yaklaşık 140 bin nöronluk bir meyve sineği beyninin bağlantı haritasını sanal bir bedene bağlayarak onu bilgisayar ortamında yürüttü, besledi ve temizlenmesini sağladı. “Beyin yükleme” olarak sunulan deney bilim dünyasında hem heyecan hem itiraz yarattı. Bugün asıl soru bir sineğin dijital olarak yaşayıp yaşamadığından çok daha ekonomik. Biyolojik beyinleri çalıştırılabilir modellere dönüştürmek yeni bir teknoloji endüstrisinin başlangıcı olabilir mi?
  • 15 Ekim 2026 16:30
  • Ufuk Olgun
Beyni Koda Çevirmek: Meyve Sineğinden Dijital Zihin Ekonomisine

Fizikçi ve Eon Systems’ın kurucu danışmanı Dr. Alex Wissner-Gross 7 Mart 2026’da, şirketin birden fazla davranış üreten ilk bütün-beyin emülasyonunu gerçekleştirdiğini duyurdu. Bir gün sonra Eon CEO’su Michael Andregg iddiayı daha da ileri taşıyarak, “Bir meyve sineğini yükledik” dedi. Ekrandaki sanal sinek çevresini algılıyor, yiyeceğe yöneliyor, besleniyor ve kendisini temizliyordu.

Ancak burada ‘yüklemek’ sözcüğünü dikkatli kullanmak gerekiyor. Mart ayındaki model, belirli bir canlı sineğin tüm biyolojik durumunun bilgisayara kopyalanması değildi. Başlangıç noktası, FlyWire Konsorsiyumu’nun tek bir dişi Drosophila’dan çıkardığı yaklaşık 139 bin nöron ve 54,5 milyon sinapslık bağlantı haritasıydı. Philip Shiu ve çalışma arkadaşlarının 2024’te Nature’da yayımladığı araştırma, bu bağlantıları ve tahmin edilen nörotransmiter kimliklerini basit bir “leaky integrate-and-fire” nöron modeliyle çalıştırmıştı.

Eon bunun üzerine sanal bir beden ekledi. NeuroMechFly isimli biyomekanik model ve MuJoCo fizik motoru kullanıldı. Duyusal bilgiler beyne gönderiliyor, beyin modelinin çıktısı da tekrar bedene aktarılıyordu. Böylece algı-hareket-yeni algı biçimindeki çevrim kapandı. Sistem beyin ile bedeni yaklaşık her 15 milisaniyede bir senkronize ediyordu.

Bu, deneyin en önemli tarafı. Bilgisayar yalnızca bir sinir ağının faaliyetini hesaplamıyor, hesaplanan faaliyet sanal bir bedeni etkiliyor ve bedenin yeni konumu tekrar sinir sistemine veri üretiyor.

Yüzde 91 meselesi

Mart ayındaki viral anlatıda en fazla dikkat çeken rakamlardan biri yüzde 91 doğruluk oldu. Fakat bu rakam sanal sineğin gerçek bir sineğin davranışlarının yüzde 91’ini doğru biçimde yeniden ürettiği anlamına gelmiyor.

Rakam, Shiu ve arkadaşlarının 2024 çalışmasındaki 164 deneysel tahminin yüzde 91’inin biyolojik deneylerle uyumlu çıkmasına dayanıyor. Üstelik Eon’un kendi teknik açıklaması da mevcut sistemin ciddi sınırlamalar taşıdığını kabul ediyor. Öğrenme, plastisite, hormonal durum, açlık, tokluk ve nöromodülasyon gibi biyolojik süreçlerin büyük bölümü modelde yok. Daha da önemlisi, sanal bedenin yürümesi ve bazı hareketleri doğrudan 140 bin nörondan kaslara kadar hesaplanmıyor; seçilmiş birkaç ‘inen nöron’un çıktısı, daha önce eğitilmiş beden kontrol mekanizmalarına bağlanıyor.

Dolayısıyla karşımızda beynin eksiksiz bir dijital kopyasından çok, biyolojik bağlantı haritası tarafından yönlendirilen çalışan bir model bulunuyor.

Mart’tan sonraki sıçrama

Eon’un videosundan sonraki altı ay, connectomics yani beynin bağlantı haritalarını çıkarma alanında olağanüstü hareketli geçti.

Haziran’da Nature, yetişkin bir dişi meyve sineğinin beyni ile ventral sinir kordonunu tek parça halinde kapsayan BANC haritasını yayımladı. Bu, beyin ile beden arasındaki komuta zincirini takip etmeyi kolaylaştırdı. Ardından 3 Eylül’de Cell’de yayımlanan MaleCNS çalışması, yetişkin bir erkek meyve sineğinin beyin, optik loblar ve sinir kordonunu kapsayan 166 bin 700 nöronluk bütün merkezi sinir sistemi haritasını ortaya koydu. Google Research veriye 125 milyondan fazla sinaptik bağlantının dahil olduğunu belirtiyor.

Bu gelişme yalnızca daha büyük bir beyin haritası anlamına gelmiyor. İlk kez aynı türün erkek ve dişi sinir sistemleri sinaps çözünürlüğünde karşılaştırılabiliyor. Araştırmacılar erkek beynindeki nöronların yüzde 5’inden azının cinsiyete özgü veya belirgin biçimde farklı olmasına rağmen bu küçük grubun ağ genelinde çok daha geniş bağlantı farklılıklarına yol açtığını gösterdi. Yani çok küçük bir mimari değişiklik, davranışta çok büyük sonuçlar yaratabiliyor.

Bir başka önemli değişim de verinin demokratikleşmesi. MaleCNS indirilebilir hale gelir gelmez geliştiriciler bağlantı haritasını Minecraft, Doom ve Super Mario 64 gibi ortamlara bağlamaya başladı. Bu deneylerin çoğu bilimsel kanıt değil, girdilerin hangi nöronlara verileceği ve hangi nöronların oyun kumandasına çevrileceği insanlar tarafından belirleniyor. Yine de ortaya yeni bir kavram çıkıyor ki Connectome artık yalnızca incelenebilen bir harita değil, programlanabilen bir veri varlığı. Eon da Eylül’deki değerlendirmesinde bilimsel standardın, simülasyonun gerçek hayvandaki sinirsel faaliyet ve davranışı bağımsız testlerde ne ölçüde yeniden üretebildiği olması gerektiğini kabul etti.

Bilim dünyası frene basıyor

Princeton Neuroscience Institute Direktörü ve FlyWire’ın eş liderlerinden Prof. Mala Murthy, connectome çalışmalarının önemini anlatırken beynin işlevinin “hangi nöronların hangi nöronlara bağlandığına ve bağlantıların gücüne kritik biçimde bağlı” olduğunu vurguluyor. Murthy’nin dikkat çektiği nokta önemli. Tek tek nöronları anlamak yeterli değil, davranış yaklaşık 140 bin nörondan oluşan ağın ortak faaliyetiyle ortaya çıkıyor.

Ancak Harvard Medical School’da meyve sineği sinir sistemleri üzerine çalışan Alexander Bates, Eon’un ‘upload’ söylemine daha ihtiyatlı yaklaşıyor. Bates, böylesine büyük bir iddia için yöntemin çok daha ayrıntılı biçimde açıklanması ve sanal davranışların gerçek sinek verileriyle açık metrikler kullanılarak sınanması gerektiğini söylüyor. Eon’un ilk açıklamalarının gerekli bilimsel ayrıntıyı vermediğini belirten Bates’in en basit hatırlatması ise oldukça çarpıcı. Sanal sinek henüz uçamıyor.

Bu iki yaklaşım aslında birbirini dışlamıyor. Connectome devrimsel bir araç olabilir; fakat bir bağlantı şeması, çalışan bir beynin tamamı değil.

Milyar dolarlık sinir sistemi

Finans dünyası açısından gelişmenin bugünkü değeri ‘dijital ölümsüzlükten’ çok, çevresinde oluşan teknoloji yığınıyla ilgili.

The Business Research Company verilerine göre küresel beyin-bilgisayar arayüzü pazarı 2025’te 2,36 milyar dolardan 2026’da 2,72 milyar dolara çıkıyor. 2030 tahmini 4,66 milyar dolar. 2026-2030 dönemi için öngörülen bileşik yıllık büyüme ise yüzde 14,4 seviyesinde.

BCI ile bütün-beyin emülasyonu aynı teknoloji değil. Dolayısıyla bu rakamları Eon’un potansiyel pazar büyüklüğü olarak okumak yanlış olur. Fakat aynı sermaye hikayesinin komşu parçaları bunlar; nöral sinyal toplama, yüksek çözünürlüklü görüntüleme, yapay zeka destekli hücre rekonstrüksiyonu, veri depolama, simülasyon yazılımları ve nöroteknoloji.

Üstelik ölçek çok hızlı büyüyor. 2025’te yayımlanan MICrONS projesinde yalnızca bir milimetreküplük fare görsel korteksi, 200 binden fazla hücre ve yaklaşık 523 milyon sinaps içeriyordu. İnsan beyninde ise yaklaşık 86 milyar nöron bulunuyor. Meyve sineğindeki yüz binlerce nörondan insana geçiş, aynı sistemi biraz daha büyük bir sunucuda çalıştırmak anlamına gelmiyor.

Bu nedenle yakın vadede kazananların ‘insan zihnini buluta yükleyen’ şirketlerden önce, bu dönüşümün kazma ve küreklerini satanlar olması daha olası. Bunlar mikroskop üreticileri, yapay zeka altyapısı sağlayıcıları, yüksek performanslı hesaplama şirketleri, veri depolama sistemleri ve nöroteknoloji girişimleri olabilir.

Bir sineğin gösterdiği gelecek

Mart ayında dünya “Bir hayvan bilgisayara mı yüklendi?” sorusunu tartışıyordu. Ekim 2026 itibarıyla daha anlamlı bir soru “Bir sinir sisteminin ne kadarı dijital ortamda hesaplanabilir hale getirilebilir?” şeklinde sorulabilir.

Henüz elimizde dijital bir canlı yok. Bilinci kopyaladığımıza ilişkin de herhangi bir kanıt bulunmuyor. Fakat elimizde giderek ayrıntılanan beyin haritaları, bu haritaları davranış üreten modellere dönüştürebilen yapay zeka sistemleri ve artık indirilebilir, programlanabilir sinir sistemleri var.

Meyve sineğinin asıl önemi belki de burada. İnsan zihninin bilgisayara taşınacağını kanıtlamadı. Ama biyolojik beynin, giderek daha fazla hesaplanabilir bir mühendislik nesnesine dönüşebileceğini gösterdi. Ve teknoloji tarihinde, bir şey hesaplanabilir hale geldiğinde, ekonomik değer zincirinin oluşması çoğu zaman çok uzun sürmüyor.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanarak Yazmak Normal mi? Birçok İşverenin Yanıtı Evet
İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanarak Yazmak Normal mi? Birçok İşverenin Yanıtı Evet
Yayıncılık sektöründe çoğu kurum, yapay zekânın metin yazmak için kullanılmasına sınır koyuyor. Ancak diğer alanlarda çalışanlar, yazılı iletişimde bunu giderek varsayılan yöntem olarak kabul etmiş durumda.
Yapay Zekânın da Kendi ‘Hipokrat’ Yemini Olmalı mı?
Yapay Zekânın da Kendi ‘Hipokrat’ Yemini Olmalı mı?
Doktorların, avukatların, muhasebecilerin ve mimarların, maaşlarını hangi şirketin ödediğinden bağımsız profesyonel yükümlülükleri vardır.
Danışmanlıkta Yapay Zekâ Paradoksu
Danışmanlıkta Yapay Zekâ Paradoksu
Yapay zekâ, danışmanlık şirketlerinin geleneksel işlerini otomatikleştirirken aynı şirketler için yeni bir gelir kaynağına dönüşüyor. Deloitte İngiltere’nin dağıtılabilir kârı yüzde 14 artarken EY’nin küresel yapay zekâ hizmetlerinden elde ettiği satışlar yüzde 49 büyüdü. Teknolojinin yarattığı bu dönüşüm, danışmanlık sektörünün gelir modellerini, fiyatlandırma yöntemlerini ve insan kaynağı ihtiyacını yeniden şekillendiriyor.
ABD’de Teknolojiye Göçmen Freni
ABD’de Teknolojiye Göçmen Freni
Küresel teknoloji yarışında liderliğini korumaya çalışan ABD, yabancı yeteneklerin ülkede çalışmasını ve kalıcı olarak yerleşmesini zorlaştırıyor. Trump yönetiminin teknoloji devlerine yönelik kararı, ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü kaybetme riskini gündeme taşırken, vize politikalarındaki kısıtlamalar ve belirsizlik şirketleri denizaşırı operasyonlara yöneltebilir.
Çıraksız Ustalar Çağı
Çıraksız Ustalar Çağı
“Teknolojinin önce beden gücüne dayalı veya düşük vasıflı işleri ikame edeceği” varsayımı, günümüzde tam tersi noktadan başlamış durumda. Bugün yapay zekâ; zihinsel emeğe dayalı sektörlerin dengelerini kökünden sarsıyor.
Türkiye’nin Yapay Zekâ Kullanım Haritası
Türkiye’nin Yapay Zekâ Kullanım Haritası
Türkiye’de üretken yapay zekâ kullanımı bireysel tarafta hızla artarak 2026’da yüzde 37,6 seviyesine ulaşırken, reel sektörde bu oran yüzde 14’te kaldı. Uzmanlar; bireysel kullanımın ötesine geçilerek KOBİ’lerin desteklenmesi, yerli hesaplama altyapısına yatırım yapılması ve uygulama katmanında küresel ölçekli girişimler çıkarılması gerektiğine dikkat çekiyor.