Açıl Sezen: Orta vadeli programla bir başlangıç yapacak olursak elbette geçtiğimiz dönemlerden bu yana ki sizinle geçtiğimiz senede orta vadeli program sonrasında sohbet etme şansı bulmuştuk. Oralardaki beklentiler ve öngörülerle gerçekleşmeler arasındaki farklar çok tartışılıyor. Dolayısıyla aslında bir önceki yılki orta vadeli programda yapılan öngörüler bu sene ile neden farklılaştı? Bir miktar onun üzerine yorumunuzu alarak başlamak isterim.
Mehmet Şimşek: Tabii ki orta vadeli programın iki temel fonksiyonu var. Birincisi, kamu açısından bir politika taahhüdünü içeriyor. Bütçe boyutuyla da bağlayıcı. Politika boyutu, yani politika çerçevesi boyutuyla da bağlayıcı. Yani kamu açısından bu bir rehber değil. Bağlayıcı. Özel sektör açısından bu daha çok bir yol haritası ve bir rehber niteliğinde. Şimdi hedeflere gelince, hedefler iki türlü olabiliyor. Yani bir sayısal hedefler olabiliyor. Bu anlamda tabii ki hedeflerin, yani bütçe boyutuyla çok iyi tutulduğunu söylememde zaten bir beis yok. Birazdan rakamları da vereyim ben size. Bir de tabii ki politika çerçevesi olarak bir takım taahhütler var. Örneğin mali disiplin genel bir çerçeve, sürdürülebilir cari açık genel bir çerçeve, işte fiyat istikrarını sağlamaya yönelik bir çerçeve. Özetle, büyük resme baktığımız zaman, bir kere şunu net bir şekilde söyleyeyim, biz politika çerçevesini 3 yıldır koruduk. Yani temel hedeflerimiz neydi? Temel hedeflerimiz dezenflasyondu. Dezenflasyon var. Arzuladığımız hızda mı? Değil. Bir sürü iç ve dış faktör var. Özellikle bu aralar dış faktörler ön planda. Merkez Bankamızın bugüne kadarki doğrudan ve dolaylı etkileri dikkate alan bir çalışması var. Bu sene savaş olmasaydı, enflasyon bugün itibariyle en az 7 puan daha aşağıda olurdu. Yani 31,5 yerine örnek olarak 24,5 olurdu. Yılı 28-29 aralığı yerine belki 21-22 aralığında kapatacaktık. Birinci konu bu. Dolayısıyla savaş sadece petrol ve doğal gaz üzerinden etkilemiyor. Bugün nereye bakarsanız bakın, şunu görürsünüz. Yani bir enerji şoku var, doğru. Dünyada dolar bazında mazot fiyatları yüzde 97 yukarıda. Avrupa'da doğal gaz fiyatları, bizim olduğumuz bölgede yüzde 160'lar dolar bazında. Sadece bununla sınırlı değil. O kadar çok rakam sıralayabiliriz ki; pirincinden kükürtüne kadar, sülfüründen polietilene kadar üç aşağı beş yukarı bütün emtia fiyatlarında ciddi bir artış var. Bu artış Türkiye'de de dünyada da enflasyonu olumsuz etkiliyor. Bizim tahminlere gelince. Şimdi tahminler, tahminlerin yapıldığı günkü konjonktürü yansıtır, varsayımları yansıtır. Tabii ki bazı küresel değişkenlere ilişkin varsayım yapmak zorundasın. Geçen sene biz 2026 Bütçesini yaparken IMF, Dünya Bankası, OECD, Uluslararası Enerji Ajansı petrol fiyatını 60-65 dolar bekliyordu.
Açıl Sezen: Peki dokunma ihtimali var mı yani? Orta vadeli programı koşullara göre revize etmek bir rehberlik açısından fayda sağlayabilir mi?
Mehmet Şimşek: Genelde şöyle bir algı var. İşte hedefler tutmuyor. Bu doğru değil. Bakın bütçeye. OVP açısından en bağlayıcı doküman bütçedir. En bağlayıcı hedef bütçedir. Neden? Çünkü o kamunun önemli ölçüde kontrolündedir. Gelirler değil ama giderler, kamunun kontrolündedirler. 2023'te biz yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz bütçe açığı olarak, daha iyi bir performans göstermişiz, yüzde 5,1. 2024'te yüzde 6,4'lük bir hedefe koymuşuz, yüzde 4,7 ile çok daha iyi bir performans göstermişiz. 2025'te tekrar söylüyorum hedeften çok daha iyi bir performans göstermişiz. Geçen sene bütçe açığını biz yüzde 2,9'a düşürmüşüz. Bize benzer ülkelerin ortalaması yüzde 5,9. Yani bize benzer ülkelerin yarısı kadar bile açık vermemişiz. 2026'da Eşel Mobil'i buluyoruz. Ciddi bir gelirden feragat ettik şimdiye kadar. Türkiye ekonomisi bu dış şokların etkisiyle biraz daha yavaş gidiyor. Buna rağmen bakın rakamlara yüzde 3,5'luk bir hedefimiz vardı. Yani bütçe açığı yüzde 3,5 olsa diyeceksiniz ki hedefleri tutturdunuz. Biz yüzde 3,5 değil, yüzde 3,1 performans göstereceğimizi söylüyoruz. Resim şu anda öyle. Şimdi hedef tutmadı mı sizce? Tuttu. Başka bir şey diyeceğim, bu sene yüzde 3,8'lik bir büyüme öngörmüşüz. Bu kadar büyük bir şoka rağmen, dışarıdaki bu şoka rağmen, büyüme yüzde 3,3 civarı olacak. Yani en son beklediğimiz. Şimdi buradaki sapma, çok ciddi boyutlarda değil. Yani yaşanan şoka oranla. Cari açıktan bahsedelim. 2025'te yüzde 5,5'ti. Yani program başladığında. Hedef neydi? Sürdürülebilir cari açık. Yani sürdürülebilirlik, genelde borcun, milli gelire, dış borcun, milli gelire oranını sabitleyen bir cari açık demek. Peki, son 3 yıldır dış borcun milli gelire oranı düşüyor mu? Düşüyor. Bırakın sabitlemeyi, düşüyor. Peki cari açıkta iyileşme var mı? Var. Şokun etkisi bir kenara, yani bizim öngöremeyeceğimiz, yani kuraklığı siz modele koyamazsınız. Zirai donu modele koyamazsınız. Savaşı modelleyemezsiniz. Şimdi bunların etkilerini bir kenara bırak. Cari açıkta da hedefler büyük oranda 2024'te de 2025'te de yakın veya tutturuldu. Şimdi biz bu OVP'yi yaparken 2026 yılında ciddi bir arz şoku yaşanacak, savaş uzun sürecek diye bir tahmini olan var mıydı size?
Açıl Sezen: Yok, kimse yok.
Mehmet Şimşek: Peki... Bunun etkisini çıkartın. Üç aşağı beş yukarı benzer. Burada en çok tutmadığı net olan bir hedef var, o da enflasyon. Türkiye'de belli ki enflasyonda bizim öngördüğümüzden veya modelin öngördüğünden daha fazla atalet var, daha fazla katılık, yapışkanlık var. Neden? Çünkü geçmişe endeksleme çok güçlü. Kirada, eğitimde, ücretlerde endeksleme çok güçlü. Dolayısıyla buradaki bu endekslemeyi dikkate aldığınız zaman bir yılda enflasyon, basitleştiriyorum 100 ise bir sonraki yıla 40 puan taşınıyor. Buna atalet diyoruz. İkincisi, böyle nispeten yüksek enflasyonun olduğu ülkelerde kur mutlaka bir miktar değer kaybediyor. Nominal olarak. Oradan da yüzde 30 ile yüzde 40 arası bir geçişkenlik var.
Açıl Sezen: Kur geçişkenliğini şu anda yüzde 30-40 mı ölçüyorsunuz?
Mehmet Şimşek: Hayır, belli dönemler yüzde 60'ları da aştı. Belli dönemler yüzde 30. Ben genel konuşuyorum. Bu ara bakarsanız muhtemelen yüzde 35-40 civarı bir şeydir. Yüksek enflasyonda sonraki yıllara taşınan oranlar daha yüksek. Onun için bir kere politika çerçevesi ilk günden beri dezenflasyon, mali disiplin, sürdürülebilir cari açık ve sürdürülebilir yüksek büyüme. Bu çerçevede bir değişiklik var mı? Burada bir zigzag var mı? Yok. Yönde bir değişiklik yok. Bütün uluslararası kurumlar ve dünya tahminlerini yılda bazen dört kez, bazen her çeyrek veya yılda iki kez minimum değiştiriyorlar. Çünkü şartlar değişiyor. Onun için olaya o şekilde bakarsak bence daha mantıklı olur. Yani OVP'de hedefler tutmadı yorumlarını ben görebiliyorum. Hedefler tutuyor. Büyük oranda tutuyor. Hedeflerin bir kısmı niteliksel hedeflerdir. Bir kısmı sayısal hedeflerdi. Sayısal hedeflerin bir kısmı, nokta hedefler zaten bütün dünyada tam olarak mükemmel bir şekilde tutulması söz konusu değil. Önemli olan yöndür. Ve yönde de bir değişiklik yoktur.
Açıl Sezen: Ulaşılabilirlik açısından baktığınızda, ataletin mevcut düzeyi üzerinden değerlendirdiğinizde bizim ulaşabileceğimizi düşündüğünüz yerler nerelerdir? Yani bundan sonra da getirilebilecek çeşitli düzenleme var. Enflasyon temelinde soruyorum.
Mehmet Şimşek: Öncelikle şunu netleştirmek lazım. Dezenflasyon, fiyatların düşmesi değil, fiyat artışının yavaşlamasıdır. Bir kere onu netleştirelim. Türkiye'de bir dezenflasyon süreci yaşanıyor. Burada da önemli ölçüde, birçok noktada da başarı var. Bazı rakamları paylaşmak istiyorum sizinle. Mesela manşet enflasyon, 2022'nin sonunda TÜFE yüzde 64'ün bir tık üzerindeydi, yüzde 64,3. 2023'te de aynı seviye korundu, yüzde 65 civarı. Dolayısıyla dezenflasyon aslında 2024'ün ikinci çeyreğinden itibaren başladı. Neden? Çünkü o güne kadar para politikasının yeniden inşası süreci vardı. Yeniden çıpalama, yeniden para politikasını fonksiyonel hale getirmesi süreci biraz zaman aldı. Enflasyon bugün itibariyle yüzde 31,5, yüzde 65'ten daha düşük. Yani fiyat artış hızında bir yavaşlama var.
Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Ve biz seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dezenflasyon gelir dağılımını iyileştiriyor. Dezenflasyon demek aslında hayat pahalılığıyla mücadele etmek. Zaten vatandaşımız bunu istiyor. Dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme için dezenflasyona ihtiyacımız var. Aslında seçim sonuçlarına etkileyecek en önemli faktör dezenflasyonun devam etmesidir. Bu programın ana hedefi fiyat istikrarıdır. Ve biz bu konuda, maliye politikası alanında, diğer alanlarda en güçlü desteği vermeye devam edeceğiz. Bu bizim önceliğimiz olmaya devam edecek. Ama dünyanın şartları bazen Bu tür şeylerde gecikmeler, hedeflere ulaşmada gecikme yaratabiliyor. Özeti bu.
Açıl Sezen: Bir de biraz önce bahsettiğiniz geçmişe dönük endeksleme tartışmasında, ücretlerde özellikle geçmişe dönük endeksleme diye normal koşullar altında tabii gönül ister ki hedeflenen enflasyon neyse buna dönük bir hedefleme, ücret artışlarında gerçekleşebilsin.
Mehmet Şimşek: Ben orada kirayı vurguladım, eğitimi vurguladım. Ücretlerde olması kadar doğal bir şey yok. Ücretli kesimin en az enflasyon kadar, alım gücünün korunması kadar değerli ve önemli bir şey yok. Burada bizim bir tereddütümüz yok.
Açıl Sezen: O zaman yılın sonuna gelindiğinde mesela, ücret artışlarında da bu mu dikkate alınacak?
Mehmet Şimşek: Biz her zaman memurumuza, emekliğimize, kamu çalışanlarına en az enflasyon artışı kadar artış verdik. Vermeye de devam edeceğiz.
Açıl Sezen: Emekli tarafı için de aynı şey geçerli, Doğru değil mi? Zaten orada da kural bazlı ilerledi aşağı ve yukarı.
Mehmet Şimşek: Bütün kamu çalışanları ve emeklilerimizin... Maaşları her zaman en az enflasyona kadar artacak.
Açıl Sezen: Peki buradan geçeyim bir diğer önemli konuya. Elbette... Biraz önce kur tarafından bahsettiğiniz için kur cephesi bu programın önemli bacaklarından bir tanesini oluşturuyor. Kur seviyesinden bağımsız bir şekilde kurun fiyatının piyasada belirlendiği bir ortama dair nasıl bir öngörü olabilir? İkinci olarak da acaba kurun sürekli tek yönlü olarak gitmesi, değer artışı sınırlı olmakla birlikte sürekli tek yönlü olarak gitmesi de atalet üzerinde bir etki yaratıyor mu fiyat koyucular açısından?
Mehmet Şimşek: Türkiye'de normalde olması gereken dalgalı kur rejimi. Çünkü dalgalı kur rejimleri şokları absorbe etmenize, şoklara karşı doğru tepki vermenize zemin hazırlar. Dolayısıyla biz idealin bu olduğunu söyledik bir soruya cevaben. Ama kur rejiminin iyi işleyebilmesi için, bu arada kur rejimin günübirlik işlemesi de Merkez Bankası'nın uhtesinde olan bir konu. Yani dolayısıyla günlük hareketler tamamen merkez bankası ama kur rejimi hükümetle ortak belirlenir. Şimdi burada esas konu şu, tek yönlü bir piyasa varsa, o zaman yönetilen kur rejimiyle karşı karşıyasınız. Şimdi uzun bir süredir, çalkantı dönemleri hariç genelde Türk lirasına rağbet var. Bırakırsanız piyasaya, Türk lirası o dönemlerde aşırı değerlenir. Yok eğer piyasada olursanız onu da yönetmeniz gerekiyor. Şimdi şartlar bunu gerektiriyor. Aslında ideal olarak enflasyonun tek hanelere doğru evrildiği bir ortamda ihracatçıların bu zorunlu döviz satışı yükümlülüğünü kaldırarak daha esnek bir kur rejimine geçilebilir. Fakat henüz piyasada bu şartlar oluşmuş değil. Zamanı gelince bakarız.
Açıl Sezen: Türkiye'de son dönemde sanayisizleşme başlığı altında çok fazla tartışma var. Dünyada tabi bambaşka bir yere evriliyor. Daha önce hizmet ekonomisine dönüşmüş birçok ekonomi artık üretim kasını güçlendirmeye çalışıyor ve kendine yetebilirlik oranını yukarı çekmeye çalışıyor. Önümüzdeki dönemde buralarda hakikaten kendine yetebilirlik bütün ülkeler için ve dahi bu coğrafyadaki Türkiye için çok belirleyici olacak diye düşünüyorum. Bilmiyorum ne dersiniz?
Mehmet Şimşek: Tabii tabii, şimdi müsaade ederseniz burada iki ana başlık var. Ben sizin değerlendirmenizden ve sorunuzdan iki temel başlık çıkartabilirim. Bir tanesi destekler konusu. Onların detaylandırması. Bir tanesi de dayanıklılık konusu. Destekler konusuna bir beraber bakalım. Reel sektör deyince benim aklıma öyle yani dayanıklılık, arz güvenliği deyince benim aklıma gıda gelir. Gıda arz güvenliği gelir. Bakın biz tarıma güçlü destek veriyoruz. Nasıl veriyoruz? Bütçe desteklerini bir kenara bırakıyoruz. Mesela Temmuz ayı itibariyle son bir yıl içerisinde yaklaşık 1 milyon çiftçimize yaklaşık 800 milyar lira kredi verdik. Şimdi diyebilirsiniz ki kredinin faizi yüksek hayır değil. Ziraat Bankası yüzde 40,5'ten bize veriyor diyelim ki, biz onu çiftçiye yüzde 12'den veriyoruz. Bakın yüzde 12. Enflasyon kaç? Yüzde 31,5. Veya üretici fiyatların enflasyonu kaç? Yüzde 28.
Açıl Sezen: Politika faizi, o da 37 işte.
Mehmet Şimşek: Çok güçlü bir şekilde sübvanse veriyoruz. Yani tarım üretimini destekliyoruz. Mesela bu sene bütçede, en fazla artan kalemlerin başında su ve sulama kalemidir. Yüzde 100'ün üzerinde artmıştır geçen seneye göre. Dolayısıyla bu birinci başlık. Peki ikinci başlığımız ne? İhracat. Şimdi ihracat, kim ihracat yapar? Sanayici ihracat yapar. Çünkü bizim dışarıya sattığımız malların yüzde 95'inden fazlası, biliyorsunuz, sanayi ürünü. Şimdi biz sanayicimize, ihracat üzerinden çok güçlü destek veriyoruz. Nasıl? Bakın, 2023'te ihracatçılara verilen Reskont kredileri 300 milyon TL'ydi günlük. Bunu 17 kat artırdık ve günlük 5 milyara çıkarttık. Son bir yılda verilen kredi hacmi 1,4 trilyon. Peki yüzde kaçtan veriyoruz? Biz bankalara, ihracatçıya vermek üzere yüzde 23,95'ten. Biz faizi, enflasyonun oldukça altında bir seviyede belirleyip, ihracatçımızı, dolayısıyla sanayiyi, dolayısıyla reel sektörü destekliyoruz.
Açıl Sezen: Orta vadeli programla ilgili yine iki tane önemli kısım var bütçe ilgilendiren. Bir tanesi Eşel Mobil Sistemi'nin uygulanmaya devam edilip edilmeyeceği konusu. Zaten petrol fiyatı böyle gittiği için o epey değerli bir soruya dönüşüyor. İkincisi de orta vadeli programda tabi bütçe üzerinden bakılıp gelen yorumlardan bir tanesi bu bir seçim OVP'si olabilir mi? Çünkü belli başlı kalemlerde harcama artışı dikkat çekiyor. Dolayısıyla bir de bu kısmını sormak isterim size.
Mehmet Şimşek: Şimdi buradan seçim OVP'si çıkartmak için uğraşmanız gerekecek. Neden diyeceksiniz. Şimdi biz 2026 için bütçe açık hedefimiz neydi, yüzde 3,5. Biz yüzde 3,1 ile kapatacağız gibi görüyoruz. Yüzde 3 civarı kapatacağız. Yani yarım puan daha iyi performans gösteriyoruz. Eşel Mobile rağmen. Şimdi Eşel Mobile geleceğim. Şimdi gelecek sene için hedefimiz ne, yüzde 3,5. Yani bu sene için hedefimiz neydi, yüzde 3,5. Gelecek sene için hedefimiz ne, yüzde 3,5. Önceki OVP'lerde 2027'ye ilişkin hedef neydi diye sorarsan yüzde 3,1 değil. Bu rakamlarla milletin kafasını karıştırmak istemiyorum ama burada bahsettiğiniz rakam yüzde 0,4. Eğer seçim ekonomisi 0,4'le yapılacaksa, valla harika olur.
Şunu bir kere söyleyeyim. Bütçede son 3 yıldır sürekli hedefleri tutturduk. Hedeflerden daha iyi performans gösterdik. Bu birinci konu. Peki, 2027 yılında niye yüzde 3,5'luk hedef koyduk, niye 3 koymadık? Çünkü biz son 3 yılda 2023, 2024, 2025 deprem nedeniyle, deprem harcamaları nedeniyle piyasaya 100 TL borç ödeyip 135 TL borç aldık. Yani ciddi bir şekilde deprem harcamalarını finanse etmek için ağırlıklı olarak 5,4 trilyon liradan bahsediyorsunuz bugünkü fiyatlarla. Şimdi, bunun tabii bir faiz yükü var. Dolayısıyla onu dikkate aldık. Peki başka ne var orada? Yani 2027 bütçesinde. Şimdi bölge, gördüğünüz gibi Kuzey'de savaş var, Güney'de savaş var, Güneydoğu'da savaş var. Türkiye'nin değil yani bizim coğrafyamızın dışındaki tarifi yapıyorum. Peki biz ne yapıyoruz? Savunma sanayi harcamaları 100 ise 329'a çıkartıyoruz. Yüzde 229'luk bir savunma sanayi harcama artışı var. Niye? Çünkü savaş demek, yıkım demek. Savaşmamak için savaşa hazır olmanız lazım. Ülkemiz de bu hazırlık düzeyini güçlendirmek için savunma sanayini önceliklendirmiştir.
Mesela sosyal konut. Biz deprem yaralarını önemli ölçüde, yani deprem konutlarını önemli ölçüde bitirdik, sardık. Şimdi neyin zamanı? 750 bin tane önümüzdeki birkaç yılda sosyal konut inşa edeceğiz. Bunun için bütçeden de, bütçe dışından da imkan lazım, değil mi? Geçen sene 100 milyar lira koymuştuk sosyal konut için. Şimdi biz gelecek sene için bunu 250 milyar lira çıkartıyoruz. Yani yüzde 150 artırıyoruz.
Açıl Sezen: Yeni bir vergi artışı var mı mesela?
Mehmet Şimşek: Bizim şu an itibariyle gündemimizde kurumlar vergisinde bir değişiklik yok. Gündemimizde gelir vergisinde bir değişiklik de yok. Peki, vergi gelirleri yüzde 36 artıyor geçen sene, ama enflasyon diyelim ki hedef yüzde 21. Böyle bakılmaz. Genelde nominal GDP'deki artışa bakılır. Nominal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla yüzde kaç öngörülmüş, Yüzde 30,3. Peki, gelir artışı kaç, Yüzde 36. Peki, gelecek sene biz Eşel Mobili devam ettirmeyi düşünüyor muyuz? Hayır. Gelecek sene, yani ümit ederim ki bu savaş biter. Bizim gelecek seneki bütçe planlamamızda Eşel Mobil'in devamı yok. Ha! Yıl sonuna kadar kısmi olarak devam ediyor.
Açıl Sezen: Bu sene yıl sonuna kadar Eşel Mobil devam ediyor.
Mehmet Şimşek: Yıl sonuna kadar mazotta devam ediyor. Niye mazotta diğer ürünlerde değil? Çünkü mazot rekabet gücünde önemli bir faktördür. Mazot taşımacılıkta önemlidir. Mazot tarımda önemlidir. Şimdi bakın bugün gidin Avrupa'nın birçok ülkesinde 1 litre mazotun Türk lirası cinsinden fiyatı 150 liranın altında değil. Bu son aşırı yükselişlere rağmen bizde 100 lira civarı. Şunu anlatmaya çalışıyorum ben size. Biz gerçekten vergiden feragat ettik ama gelecek sene Eşel Mobil devam etmezse veya bu savaş bir şekilde bu sıkıntılar aşılırsa, zaten oradan kaybettiğimiz geliri bütçeye eklerseniz yüzde 30 ile yüzde 36 arasındaki farkı bulursunuz.