Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Fark Et, İstifade Et, Üret, Yönet!
Türkiye yapay zekâyı ithal edilen bir verimlilik aracı olarak mı görecek, yoksa kendi kalkınma modelinin, rekabet gücünün ve üretim kapasitesinin merkezine mi yerleştirecek?
  • 19 Haziran 2026 01:48
  • Ercüment Büyükşener
Fark Et, İstifade Et, Üret, Yönet!

13 Haziran’da İstanbul’da, Rixos Tersane’de Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi düzenlendi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın davetiyle ben de etkinliği yerinde takip etme fırsatı yakaladım. İlk bakışta bir teknoloji etkinliği gibi görünse de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açıklanan 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı, meselenin yalnızca teknolojiyle sınırlı olmadığını gösterdi. Türkiye, yapay zekâyı artık dijitalleşmenin bir alt başlığı olarak değil; kalkınma, verimlilik, veri egemenliği, insan kaynağı, kamu yönetimi ve küresel rekabet meselesi olarak ele almaya başlıyor.

Bu önemli bir eşik. Çünkü yapay zekâ çağında ülkeler sadece hangi araçları kullandıklarıyla değil, o araçları hangi kurumsal kapasiteyle, hangi veri mimarisiyle ve hangi ekonomik hedeflerle yönettikleriyle ayrışacak. Bu hafta Amerika Birleşik Devletleri’nde Antrophic’in son iki sürümü Mythos ve Fable’ın yabancı vatandaşlara yasaklanma kararında olduğu gibi. Bu sebeple yapay zekâ artık tek başına bir teknoloji meselesi değil. Aynı zamanda ulusların güvenlik, enerji, altyapı, eğitim, regülasyon, yatırım, kamu alımı ve kültürel uyum meselesi.

Zirvede açıklanan planın omurgası dört kelimede özetleniyor: Fark Et, İstifade Et, Üret, Yönet.

Bu dört kelime doğru okunursa yalnızca etkili bir slogan değil, Türkiye’nin yapay zekâ çağındaki yön bulma pusulası olabilir. Şimdi bu dört başlığı yapay zeka ekseninde sizler için yorumlamak istiyorum.

Yapay zekânın olasılıklarını fark et

Bu başlık yapay zekâ karşısında bireysel, toplumsal ve kurumsal farkındalık yaratmayı ifade ediyor. Bu, sanıldığından daha kritik bir başlangıç noktası. Çünkü yapay zekâ bugün ya aşırı beklentilerle mucizevi bir çözüm gibi görülüyor ya da işsizliğin, manipülasyonun ve kontrol kaybının sembolü olarak korkuyla karşılanıyor.

Türkiye’nin ihtiyacı bu iki uçtan da uzak durmak. Yapay zekâ ne sihirli bir değnek ne de kaçınılmaz bir felaket. Doğru veriyle, doğru problem tanımıyla, doğru insan kaynağıyla ve doğru yönetişimle kullanıldığında büyük bir verimlilik aracı. Bu nedenle yapay zekâ okuryazarlığı sadece mühendisler için değil; öğretmenler, doktorlar, hukukçular, kamu çalışanları, belediye yöneticileri, KOBİ sahipleri, sanayiciler, öğrenciler ve karar vericiler için de kritik hale geliyor.

Türkiye yapay zekâyı önce anlamalı. Çünkü anlamadığı teknolojiyi ya gereğinden fazla büyütür ya da zamanında kullanamayarak fırsatı kaçırabilir.

Yapay zekâ teknolojisinden istifade et

Yapay zekâyı vitrin projesi olmaktan çıkarıp somut faydaya dönüştürme çağrısıdır. Türkiye için asıl ekonomik değer burada yatıyor. Bugün yapay zekâ konuşmalarının önemli bir kısmı büyük modeller, çipler ve küresel teknoloji şirketleri etrafında dönüyor. Bunlar elbette önemli. Ancak Türkiye’nin yakın vadeli en büyük fırsatı, yapay zekâyı kendi kronik verimlilik sorunlarını çözmek için kullanmasında.

Sağlıkta randevu sistemlerinin iyileştirilmesi, kamuda belge ve başvuru süreçlerinin hızlandırılması, sanayide kalite kontrol ve bakım tahminlerinin yapılması, tarımda verim ve su yönetiminin güçlendirilmesi, belediyelerde trafik ve enerji optimizasyonu, KOBİ’lerde stok, satış ve müşteri yönetiminin daha akıllı hale gelmesi bu başlığın gerçek karşılığıdır.

Fakat burada kritik bir ayrım var. Yapay zekâ kullanmak, mevcut kötü süreçlerin üzerine yeni bir teknoloji katmanı eklemek değildir. Eğer süreç yanlış tasarlanmışsa, yapay zekâ o yanlışı sadece daha hızlı üretir. Bu nedenle Türkiye’nin yapay zekâdan istifade etmesi için önce kurumların iş yapma biçimlerini yeniden tasarlaması gerekiyor.

Bu noktada kamu çok belirleyici bir rol oynayabilir. Kamu, yapay zekâ çözümlerinde akıllı bir ilk müşteri olursa, yerli girişimler ve teknoloji şirketleri için güçlü bir referans pazarı oluşur. Kamu alımları sadece harcama değil, doğru tasarlanırsa teknoloji ekosistemi kurma aracıdır.

Yapay zekâ ile yeni iş modelleri üret

Türkiye bu teknolojinin sadece tüketicisi mi olacak, yoksa kendi verisinden, kendi dilinden, kendi sektör bilgisinden ve kendi mühendislik kapasitesinden değer üreten bir ülke mi?

Yapay zekâda tüm dünyanın rekabet ettiği genel amaçlı büyük modeller alanında yarışmak kolay değil. Bu alan büyük sermaye, devasa hesaplama gücü ve küresel veri erişimi gerektiriyor. Ancak bu, Türkiye’nin oyunun dışında kalacağı anlamına gelmiyor.

Türkiye’nin daha gerçekçi ve güçlü fırsatı, sektörel ve yerel yapay zekâ çözümlerinde. Türkçe büyük dil modelleri, kamu hizmetlerine uyarlanmış yapay zekâ sistemleri, sağlık, finans, üretim, lojistik, eğitim ve hukuk alanlarına özel modeller Türkiye için stratejik değer taşıyabilir.

Burada Türkiye’nin en büyük avantajlarından biri, farklı sektörlerde birikmiş pratik bilgidir. Savunma sanayiinde, bankacılıkta, üretimde, perakendede, sağlıkta ve kamuda yıllardır oluşan büyük bir deneyim var. Bu deneyimin önemli kısmı raporlarda değil, kurumların hafızasında, çalışanların sezgisinde, sahadaki uygulamalarda ve iş süreçlerinin içinde yaşıyor.

Yapay zekâ bu örtük bilgiyi görünür, ölçülebilir ve ölçeklenebilir hale getirebilirse Türkiye için gerçek bir ekonomik sıçrama alanı açılır. Bu nedenle üretmek sadece model geliştirmek değildir. Veri üretmek, ürün üretmek, çözüm üretmek, standart üretmek, nitelikli insan kaynağı üretmek ve ihraç edilebilir teknoloji üretmektir.

Yapay zekâ ile süreçleri ve geleceği yönet

Yönet! Belki de planın en kritik başlığı. Çünkü yapay zekâ fırsat kadar tehdit de üreten bir teknoloji. Veri mahremiyeti, algoritmik ayrımcılık, deepfake içerikler, dezenformasyon, siber güvenlik, iş gücü dönüşümü, kritik altyapılarda dışa bağımlılık ve büyük teknoloji şirketlerine bağımlılık yapay zekâ çağının temel riskleri arasında.

Türkiye bu alanda iki hatadan kaçınmalı. İlki, “teknoloji gelişsin, risklere sonra bakarız” rahatlığıdır. İkincisi ise “risk var, o halde ağır düzenleyelim” refleksidir. Birincisi güvensizlik yaratır, ikincisi inovasyonu yavaşlatır.

İhtiyaç duyulan şey akıllı yönetişimdir. Düşük riskli alanlarda inovasyonu hızlandıran, yüksek riskli alanlarda ise güvenliği, mahremiyeti ve temel hakları koruyan bir çerçeve kurulmalı. Yapay zekâda güven yalnızca etik bir başlık değildir; aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur. Güven yoksa veri paylaşımı olmaz. Veri paylaşımı yoksa model gelişmez. Model gelişmezse ölçek oluşmaz.

Türkiye’nin yapay zekâ alanında güçlü fırsatları var; genç ve teknolojiye açık nüfus, geniş sektör çeşitliliği, e-Devlet gibi güçlü dijital kamu altyapıları, savunma sanayiinden gelen ekosistem kurma becerisi ve Türkçe merkezli bölgesel teknoloji üretme potansiyeli.

Fakat riskler de net. En önemli tehdit uygulama dağınıklığı olabilir. Her kurumun kendi küçük yapay zekâ projesini yaptığı ama bunların ülke ölçeğinde birleşmediği bir tablo, büyük potansiyeli küçük pilotlara sıkıştırır. İkinci tehdit veri kalitesi. Yapay zekâ ancak beslendiği veri kadar iyi sonuç üretir. Üçüncü tehdit insan kaynağı açığıdır. Türkiye’nin sadece kod yazan değil, problem tanımlayan, veriyle düşünen ve süreç tasarlayan insanlara ihtiyacı olacak. Dördüncü tehdit ise dışa bağımlılıktır. Çip, bulut altyapısı, büyük model platformları ve veri merkezi kapasitesi yapay zekâ çağında yeni stratejik bağımlılık alanları yaratıyor.

13 Haziran’daki zirve önemli bir başlangıçtı. Ancak yapay zekâ çağında ülkeler iyi stratejiler açıklayarak değil, bu stratejileri çalışan sistemlere dönüştürerek kazanacak.

“Fark Et, İstifade Et, Üret, Yönet” bu açıdan bir iletişim cümlesinden fazlası olmalı.

Türkiye önce teknolojiyi doğru anlamalı. Sonra onu sağlıkta, sanayide, kamuda, eğitimde ve KOBİ’lerde gerçek faydaya dönüştürmeli. Ardından kendi verisini, kendi dilini, kendi modellerini ve kendi sektörel çözümlerini üretmeli. Bütün bunları da güven veren, inovasyonu yavaşlatmayan ve dijital egemenliği güçlendiren bir yönetişimle taşımalı.

Yapay zekâ çağında soru artık “Bu teknolojiyi kullanacak mıyız?” değil.

Asıl soru şu: Türkiye yapay zekâyı ithal edilen bir verimlilik aracı olarak mı görecek, yoksa kendi kalkınma modelinin, rekabet gücünün ve üretim kapasitesinin merkezine mi yerleştirecek?

Eğer ikinci yolu seçerse, 13 Haziran’daki zirve gelecekte yalnızca bir etkinlik olarak değil, Türkiye’nin yapay zekâ çağındaki yön arayışının başlangıç noktalarından biri olarak hatırlanabilir.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Aynı Denizde Farklı Rotalar
Aynı Denizde Farklı Rotalar
Hürmüz’ün gölgesinde gelişen piyasalar: 2026, yükselen ekonomilerin tek bir blok gibi davranmayı bıraktığı yıl olarak tarihe geçiyor.
Yapısal Enflasyonist Riskler ve Merkez Bankalarının Yeni İkilemi
Yapısal Enflasyonist Riskler ve Merkez Bankalarının Yeni İkilemi
Son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmalar, tedarik zinciri sorunları, enerji dönüşümü, yükselen kamu borçları ve yapay zeka yatırımları, küresel ekonomiyi daha yüksek bir enflasyon seviyesine doğru sürüklüyor olabilir. Bu durum, merkez bankacılığının temel işleyişini de değiştirme potansiyeli taşıyor.
Euro/Dolar’da Denklem Değişiyor
Euro/Dolar’da Denklem Değişiyor
Son on yılın büyük bölümünde, dünyanın en likit para birimi çiftini yönlendiren tek bir rakamdı; Fed ile ECB arasındaki faiz farkı. 2026’nın ortasında bu kural kitabı gerçek zamanlı olarak yeniden yazılıyor. Orta Doğu’da gerçekleşen küresel belirsizlik kaynağı olan savaş, tersine dönen kalabalık bir spekülatif pozisyonlar ve Washington ile Frankfurt arasında giderek açılan büyüme uçurumu, Euro/ dolar’ı para politikası kadar jeopolitik bir gösterge haline de getirdi.
Geri Çekilen Petrol Fiyatları Faiz İndirimi Getirir mi?
Geri Çekilen Petrol Fiyatları Faiz İndirimi Getirir mi?
Petrol fiyatlarında geri çekilme, para politikası açısından önemli bir nefes alma alanı yaratıyor. Ancak bu alanın faiz indirimine dönüşebilmesi için jeopolitik bir sorunun çözülmesinden fazlası gerekiyor.
Barışın Bedeli: Tahran’a Nakit, Washington’a Zaman
Barışın Bedeli: Tahran’a Nakit, Washington’a Zaman
Washington zafer, Tahran direniş diyor. Ancak ortaya çıkan tablo kalıcı bir barıştan çok, tarafların en zor dosyaları 60 günlüğüne erteleyerek nefes aldığı bir ara anlaşmaya işaret ediyor. İran petrol gelirlerine yeniden erişim kazanırken, ABD enerji şokunu ve savaşın maliyetini sınırlıyor. Asıl hesaplaşma ise nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güç dengeleri üzerinde şimdi başlıyor.
Avrupa’nın Çin İkilemi
Avrupa’nın Çin İkilemi
Avrupa Birliği, kritik minerallerden elektrikli araçlara uzanan geniş bir alanda Çin’e bağımlılığı azaltmaya çalışırken, sanayi kapasitesini koruma ve ticaret ilişkilerini sürdürme arasında zor bir denge arıyor.
Nakit Havuzlama: Küresel Bir Finansman Standardı ve Türkiye İçin Fırsat
Nakit Havuzlama: Küresel Bir Finansman Standardı ve Türkiye İçin Fırsat
Advertorial
Yapay Zekâ Ajanlarının Yapabildiği ile Erişebildiği Aynı Şey Değil
Yapay Zekâ Ajanlarının Yapabildiği ile Erişebildiği Aynı Şey Değil
Bir ajanın ne kadar akıllı olduğunu onu üreten şirket belirler; neye erişebileceğini ise siz belirlersiniz.
Turizmin Kur Hassasiyeti: Türkiye Dünyada İlk Sırada
Turizmin Kur Hassasiyeti: Türkiye Dünyada İlk Sırada
Türkiye, son yıllarda turizm gelirleri ve ziyaretçi sayısında rekorlar kırarken küresel ölçekte döviz kuru hareketlerine en duyarlı destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Türk lirasındaki yüzde 10’luk değer kaybı yabancı ziyaretçi sayısında yüzde 11,4’lük artış sağlıyor.
Dünya Kupası Gerçekten Kazandırıyor mu?
Dünya Kupası Gerçekten Kazandırıyor mu?
Dünya Kupası artık sadece futbol değil. Bu organizasyon dev bir ekonomik vitrin. Bir ay sonra kupayı yalnızca bir takım kaldıracak. Ancak asıl sorunun cevabı yıllar sonra ortaya çıkacak: Turnuvayı düzenleyen üç ülke bu organizasyondan kalıcı bir ekonomik miras yaratabilecek mi?
53 Yıllık Hasret Bitti, Kasa Doldu
53 Yıllık Hasret Bitti, Kasa Doldu
Madison Square Garden’ın tavanından yağan konfeti yağmuru, yalnızca yarım asırlık bir bekleyişin sonunu işaret etmiyordu. New York Knicks, San Antonio Spurs’ü NBA Finalleri’nde 4-1 mağlup ederek 53 yıllık şampiyonluk özlemine son verdiğinde, sahada kazanılan kupanın çok ötesinde bir zafer elde etti.
Yıllık İzinde İnce Hesap Zamanı
Yıllık İzinde İnce Hesap Zamanı
Yargıtay’ın yıllık izne denk gelen hafta tatili günlerinin izinden düşülemeyeceğine ilişkin kararı izinde kuralları gündeme getirdi. Türkiye’de hizmet süresine göre 14 ile 26 gün arasında kademeli izin uygulanırken izne rastlayan hafta tatili günlerinin izinden sayılması fiili çalışma günlerine bağlı. Fiilen 6 gün çalışılıyorsa arada kalan 1 haftalık izin günü, 5 gün çalışılıyorsa 2 gün izinden sayılmıyor. Ancak uyuşmazlık olduğunda hakimler çalışma düzenine ve daha önceki içtihatlara göre karar veriyor.
Yapay Zekâ Müzik Dünyasına “Nota” Veriyor
Yapay Zekâ Müzik Dünyasına “Nota” Veriyor
Yapay zekâ ile yapılan müzik ve kliplerin tüketicisi her geçen gün artarken yapay zekâyı eğiten verinin telif hakları sorun olmaya devam ediyor. Müziğe emek verenler ise bir süre sonra oluşan eserlerin vasatlaşabileceğine dikkat çekiyor.
Şirketlerin Ödeme Gücü 23 Yılın En Düşüğünde
Şirketlerin Ödeme Gücü 23 Yılın En Düşüğünde
Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin kârlılıkları 2025 yılında 2024’e göre nominal olarak artmasına karşın, borç ödeme gücü 23 yılın en düşük seviyesine geriledi. İhracat rakamlarında 2024’e göre toparlanma kaydedilirken, faaliyet kârının yüzde 85’i hala finansman maliyetlerine gidiyor.
Kaya Gazı Devrimi ve Amerikan Çöküşündeki Rolü
Kaya Gazı Devrimi ve Amerikan Çöküşündeki Rolü
Kaya petrolü ABD’ye kısa vadeli stratejik rahatlama sağladı. Ancak bu rahatlama Washington’un yükselen Asya gerçeğine uyum sağlamasını geciktirdi.
Renault Yeni C-SUV Modeli Boreal’ı Satışa Sundu
Renault Yeni C-SUV Modeli Boreal’ı Satışa Sundu
Modelin 2027 yılında Renault’nun en çok satan araçlarından biri olması bekleniyor
AB Otomotiv Sektöründe Karar Zamanı: Çinli Üreticilere Fabrika Satışı mı, Ortaklık mı?
AB Otomotiv Sektöründe Karar Zamanı: Çinli Üreticilere Fabrika Satışı mı, Ortaklık mı?
Fabrika satışı yerine Çin ile kontrollü ortaklık ve yerli batarya yatırımları Avrupa’nın uzun vadeli bağımsızlığını sağlayabilir.
Oyun Dünyasının Kahramanı Valve, Antitröst Hesaplaşmasıyla Karşı Karşıya
Oyun Dünyasının Kahramanı Valve, Antitröst Hesaplaşmasıyla Karşı Karşıya
ABD ve Birleşik Krallık’taki davalar, Valve’ın Steam mağazasının pazardaki gücünü kötüye kullandığını öne sürüyor. Valve ise buna katılmıyor.
Bir Bob Ross Tablosunun Değeri Ne Kadar?
Bir Bob Ross Tablosunun Değeri Ne Kadar?
“Mutlu küçük ağaçlar” sözüyle hafızalara kazınan Amerikalı televizyon resim eğitmeninin eserleri nadiren satışa çıkıyor. Bu da basitlikle koleksiyon değeri arasındaki çizgide duran tabloların fiyatlarını yukarı taşıyor.
Khanna Başkanlık Yolu İçin Silikon Vadisi’ne Savaş Açmaya Hazırlanıyor
Khanna Başkanlık Yolu İçin Silikon Vadisi’ne Savaş Açmaya Hazırlanıyor
Ro Khanna yıllarca teknoloji sektörünü destekledi ve varlıklı bağışçılarla yakın ilişkiler kurdu. Şimdi ise servet vergisini savunan ve “Epstein sınıfına” sert sözler yönelten bir başkan aday adayı olarak kendisini konumlandırıyor.