19 Ağustos’ta Şanghay’daki STAR Market’te işlem görmeye başlayan Çinli robot üreticisi Unitree’nin hisseleri, 150,8 yuanlık halka arz fiyatının yüzde 629 üzerinde, 1.100 yuandan açıldı. Yaklaşık 9 milyar dolarlık değerlemeyle yola çıkan şirket, kısa süreliğine 66 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı. Eylül ayı içinde ise hisse zirvesinden yaklaşık yüzde 55 geri çekildi.
İnsansı robot sektörünü bu iniş çıkıştan daha iyi özetleyen çok az şey var. Beklentiler koşuyor, sahadaki gerçek iş ise yürüyüş hızında. Soru artık robotların gelip gelmeyeceği değil; ne zaman, hangi biçimde ve kimin kazanacağı.
Yüzde 10’luk gerçek
Interact Analysis’in verilerine göre dünyada 2025’te 20 binin üzerinde insansı robot üretildi. Bu, bir önceki yıl kaydedilen 2 binin altındaki üretimin on katından fazla. Ancak üretilenlerin yalnızca yaklaşık yüzde 10’u gerçek çalışma ortamlarına gitti, gerisi araştırma, veri toplama ve gösteri amaçlı kullanıldı. Üretimin yüzde 90’ından fazlası Çinli firmalardan çıktı. İlk beş üreticinin hepsi Çinli ve toplam üretimin yaklaşık yüzde 70’ini karşılıyor. Unitree ile AgiBot’un her biri 5 binin üzerinde robot üretip sevk etti.
Unitree’nin borsa belgeleri aynı tabloyu doğruluyor. Şanghay Borsası’na sunulan inceleme materyallerine göre şirketin 2025’in ilk dokuz ayındaki gelirinin yalnızca yüzde 9’u sanayi satışlarından, yüzde 73,6’sı araştırma ve eğitim müşterilerinden geldi. Üniversite laboratuvarlarına giden robotlar, henüz bir sanayi pazarı yaratmıyor.
Interact Analysis’e göre bu tablo değişecek. Yıllık üretim 2026’da 40 bine yakın, 2030’da yaklaşık 130 bin, 2035’te ise 830 bin adet dolayına çıkıyor. Akademik araştırma amaçlı üretim 50 bin adet civarında yatay seyrederken artışın neredeyse tamamı gerçek dünya uygulamalarından geliyor ki bu segment yüzde 10’luk paydan 2035’te yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Karşılaştırmak adına, 2024’te dünyada yaklaşık 542 bin klasik endüstriyel robot kuruldu. Yani temkinli sayılan bu eğri bile, insansı robotların yıllık adedini 2035’te, adet bazında bugünkü tüm klasik sanayi robotu pazarının üzerine çıkarıyor. Ama şirket ticari sıçramayı 2032 sonrasına bırakıyor ve üç şart koşuyor; güvenilir otonom görev yürütme, kabul edilebilir yatırım getirisi, netleşen düzenlemeler. Analistler otonomiyi, getiriyi ve çok görevli genelleme yeteneğini bir arada sağlamanın zorluğuna ‘imkansız üçgen’ adını veriyor.
Dokuz katlık uçurum
Goldman Sachs Research’ün pazara ilişkin bir önceki tahmini, insansı robot pazarının 2035’te 37,8 milyar dolar olacağı yönünde idi. Dikkat çekici ayrıntı, pastanın yaklaşık yüzde 60’ının, yani 22,5 milyar dolarının en gelişmiş yüksek spesifikasyonlu robotlara ait olması. Orta seviyeye 11,2 milyar dolar, temel işlevli modellere yalnızca 4,2 milyar dolar düşüyor. Değer, en yetenekli makinelerde toplanıyor.
Ancak Goldman, birkaç hafta önce “Global Physical AI” başlıklı raporunda tahminlerini sert biçimde yükseltti. 2035’te 6,5 milyon adet sevkiyat ve 138 milyar dolarlık pazar; 2030 için 890 bin, bu yıl için 75 bin adet. Bankanın gerekçesi fiziksel yapay zekadaki hızlanma, düşen donanım maliyetleri ve artan yatırım. İlk büyük müşteriler ise lojistik, depolama ve otomotiv. Bankanın 2035 tahmini birkaç yıl içinde iki kez revize edildi. Önce 6 milyar dolardan 38 milyar dolara, şimdi 138 milyar dolara. Oysa 2024 raporu bile, genel amaçlı seri üretim robotların uygulanabilirliğinin henüz kanıtlanmadığını hatırlatıyordu.
Interact Analysis 2035 için 700 binin üzerinde sevkiyat ve yaklaşık 15 milyar dolarlık gelir öngörüyor. Bu rakam, Goldman’ın son tahmininin kabaca dokuzda biri. 2030’da fark yaklaşık yedi kat! Goldman 890 bin, Interact yaklaşık 130 bin adet öngörüyor. Kıyaslama birebir değil, çünkü Goldman pazar fırsatından, Interact gelirden söz ediyor. İlginç bir tesadüf var. Basit bir bölme işlemiyle iki tahmin de robot başına yaklaşık 20 bin dolarlık ortalama fiyata varıyor. Yani tartışma fiyatta değil adette. 2035’te yılda birkaç yüz bin mi, birkaç milyon mu insansı robot üretileceği konusunda.
Hacimde Çin, hedefte ABD
Adet konusunda Çin önde ve önde kalacak gibi görünüyor. Interact Analysis, 2035’te gerçek dünya sevkiyatlarının yüzde 65’inden fazlasının Çin’de olacağını, Çin ile ABD’nin toplam talebin yüzde 85’inden fazlasını oluşturacağını öngörüyor. UBTech’in Liuzhou’daki fabrikası, tasarım hedefine göre yılda 10 bin robot kapasiteli ve her 10 dakikada bir robot çıkarmayı amaçlıyor. Pekin ise coşkuyu frenlemeye başlamış görünüyor. Reuters ve The Information’ın aktardığına göre, resmi bir açıklama yapılmadan, insansı robot şirketlerinin borsa yolu gayriresmi yönlendirmeyle yavaşlatılıyor. Sorgulanan konu, gelirin ne kadarının yerel yönetim destekli projelere ve veri toplama merkezlerine dayandığı.
ABD’nin en büyük iddiası ise Tesla’dan geliyor. Şirket, Fremont’ta Model S ve X üretimini sonlandırıp yerine Optimus hattı kurdu. Hedef, yılda 1 milyon robot üretmek. Optimus, Tesla’nın 2026 için açıkladığı 25 milyar dolarlık yatırım planının da parçası. Basında yer bulan bazı haberlerde haftalık üretim birkaç ayda birkaç düzineden birkaç yüze çıktı ama robotların elleri, tedarikçiler ve ekipman ilerlemeyi yavaşlatıyor, basit bir işin öğretilmesi günler sürüyor, robotların çoğu Tesla’nın kendi kontrollü sahalarında test ve veri toplama için kullanılıyor. Elon Musk Temmuz’daki yatırımcı çağrısında Optimus’un ‘tüm zamanların en büyük ürünü’ olabileceğini söylerken, ölçeklemenin Tesla’nın en zor üretim işi olacağını da kabul etmişti.
Tesla yalnız da değil. Goldman’a göre otomotiv devleri de sahnede. Karmaşık sanayi ürünlerini seri üretme deneyimi onlara avantaj sağlıyor. Banka, Tesla ve Hyundai’yi en aktif oyuncular arasında sayıyor. Toyota’nın 2035’te 190 ile 540 bin arasında robot üretebileceğini hesaplıyor.
İki ses, iki gelecek
Sektörün iyimser ve kuşkucu kanatlarını iki isim iyi temsil ediyor. Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, Ocak ayında Las Vegas’taki CES’te ‘fiziksel yapay zeka için ChatGPT anının geldiğini’ ilan etmişti ve bu yıl içinde insan düzeyinde bazı yeteneklere sahip robotlar göreceğimizi söylemişti. Huang’a göre robotlar, demografik daralmanın açtığı on milyonlarca kişilik işgücü boşluğunu dolduracak yapay zeka göçmenleri. İnsansı robot endüstrisinin, Nvidia’nın başka işler için kurduğu yapay zeka fabrikalarının omuzlarında yükseldiğini de söyledi. Nvidia’nın çip ve yazılım satışlarının bu vizyona bağlı olduğunu unutmamak gerekir.
Karşı kutupta iRobot ve Rethink Robotics’in kurucu ortağı, MIT’de onlarca yıl çalışmış Rodney Brooks var. Rethink, 2012 ile 2018 arasında fabrikalara binlerce üst gövdeli robot teslim etti. Yani sahayı bilen biri. Brooks, 2026’nın başında yayımladığı tahminlerde kullanıma hazır el becerisinin 2036’dan sonra da insan eline kıyasla ‘acınası’ kalacağını yazdı. Ona göre yalnızca görüntü verisiyle öğretmek doğru veriyi toplamak anlamına gelmiyor, çünkü dokunma verisi toplama geleneği yok. Üstelik iki ayak üzerinde dengede kalmak için sürekli enerji harcayan tam boy robotlar insanların yanında güvenlik riski de taşıyor. Kendini kötümser değil gerçekçi olarak tanımlayan Brooks, 15 yıl içinde bolca insansı robot göreceğimizi öngörüyor ama bunlar tekerlekli, çok kollu ve özel sensörlü olacak, yani bugünkü insan biçimini terk edecek.
İki görüşün ortak paydası şaşırtıcı biçimde geniş. Hiçbiri robotların geleceğine itiraz etmiyor. Ayrıldıkları yer zamanlama ve biçim. Interact Analysis’in teşhisi de bu zemine oturuyor. Yapay zekadaki eksikler, veri kıtlığı ve donanımın dayanıklılığı hâlâ temel engel.
Türkiye için
Huang’ın bu yılki GTC konferansında dile getirdiği gibi her sanayi şirketi bir robotik şirketine dönüşecekse, Türkiye açısından soru robotun ne zaman geleceğinden çok, geldiğinde hangi maliyetle kimin için çalışacağı. Goldman’ın ilk büyük müşteri olarak işaret ettiği otomotiv, depolama ve lojistik, Türkiye’nin ihracat ekonomisinin de omurgası. Interact Analysis ise ilk gerçek ticari kullanımın, kısmen uzaktan yönlendirilen robotlarla tehlikeli işlerde ve bölgeler arası işgücü maliyeti farkının büyük olduğu yerlerde görüleceğini söylüyor. İki tahminin de ima ettiği yaklaşık 20 bin dolarlık robot fiyatı ile yerel işgücü maliyetinin kesiştiği nokta, ülkeden ülkeye ve fabrikadan fabrikaya değişecek. Fırsat yalnızca kullanıcı olmakta değil. Interact Analysis, insansı robotları hareket kontrol teknolojileri için önemli bir büyüme alanı olarak görüyor. Bu da redüktör, aktüatör gibi bileşenlerde yerli sanayiye kapı aralayabilir.
Önümüzdeki birkaç yıl hangi eğrinin doğru olduğunu gösterecek. Tesla’nın robotları kontrollü sahadan çıkıp başkalarının fabrikasında para kazandırabilecek mi? Çinli üreticiler devlet destekli pilot projelerin ötesinde gerçek müşterilere ulaşabilecek mi? Cevap evet ise Goldman’ın yeni rakamları bile temkinli kalabilir. Yok, hayır ise Interact Analysis’in muhafazakar eğrisi bile iyimser çıkabilir. Robotlar yürümeyi öğrendi. Tahminler koşmaya devam edebilir, ama yatırımcının cebine para girmesi için robotların artık çalışmayı da öğrenmesi gerekiyor.