Telefon ekranının üst köşesinde animasyon filmlerinden çıkmış gibi görünen küçük bir karakter, dizüstü bilgisayarının başında durmadan bir şeyler yazıyor. Kullanıcının ona verdiği isim Pip. O öğleden sonra cuma akşamı için bir restoran rezervasyonu yapmış, yaklaşan taşınma için de günlere bölünmüş bir paketleme programı hazırlamış. Pip, Meta’nın yeni yapay zekâ ajanı Muse’un içinde çalışıyor. Onu deneyen kullanıcı ise CNN’in teknoloji muhabiri.
Muhabir, Google hesaplarını Muse’a bağladıktan sonra ajandan gelecek ayki seyahat için yapacaklar listesini bir arkadaşına e-posta atmasını ve onun ne planladığını sormasını istemiş. Muse bu tür planlama işlerinde başarılı. Normalde internette arama yapmayı, arkadaşlarla yazışmayı ve rezervasyon sitelerinde dolaşmayı gerektiren işleri tek bir yerde topluyor. Ancak deneyimin sonunda ortaya çıkan tablo, yapay zekâ ajanlarının geldiği noktayı gösterdiği kadar sınırlarını da gösteriyor. Muhabire göre ChatGPT ve Gemini benzer işleri yapabiliyor, hatta zaman zaman daha ayrıntılı sonuçlar verebiliyor. Daha önemlisi, yapay zekâ henüz her işi kendi başına üstlenmeye hazır değil.
Sektörde bu sistemlere “AI agent”, Türkçesiyle yapay zekâ ajanı deniyor. Sohbet botuyla ajan arasındaki fark aslında oldukça basit. Birine ne yapmanız gerektiğini soruyorsunuz, diğerinden bunu sizin için yapmasını istiyorsunuz. Roma’da üç günlük tatil planlamak isteyen bir kullanıcıya sohbet botu uçuş ve otel önerileri sıralarken ajan, gerekli izinler verildiğinde takvime bakabiliyor, fiyatları karşılaştırabiliyor, rezervasyonu yapabiliyor ve gerektiğinde ödemeyi tamamlayabiliyor. Meta’nın tanımına göre kullanıcı hedefi belirliyor, Muse ise bu hedefe ulaşmak için bir plan çıkarıp adımları kendi başına ilerletiyor. Gerektiğinde tarayıcı açıyor, form dolduruyor ve farklı uygulamalar arasında geçiş yapıyor.
Meta, Muse’u 8 Eylül’de kullanıma sundu. Uygulamaya iOS, Android, web ve WhatsApp üzerinden erişilebiliyor ve şimdilik yalnızca ABD’deki 18 yaş üstü kullanıcılara açık. Arka planda Meta’nın ajan görevleri için geliştirdiği Muse Spark modeli çalışıyor. Alışverişlerde ödeme Stripe’ın Link servisi üzerinden tamamlanabiliyor. Mac sürümü 17 Eylül’de geldi. Bundan altı gün sonra düzenlenen Meta Connect’te Expedia ve Instacart gibi yeni iş ortaklıkları, avatarla görüntülü konuşma ve akıllı gözlük entegrasyonu duyuruldu. Meta’nın planı Muse’u tek başına kullanılan bir uygulama olarak bırakmak değil, zaman içinde kullanıcının farklı cihazlarında karşısına çıkan kişisel bir ajana dönüştürmek.
Bu planın dikkat çeken taraflarından biri de Muse’un nasıl göründüğü. Meta, teknolojiyle arası çok iyi olmayanların da rahatlıkla kullanabileceği bir ürün ortaya koymaya çalışıyor. Bunun için bugüne kadar çoğunlukla bir sohbet kutusunun arkasında kalan yapay zekâya yüz, beden ve ses veriliyor. Zuckerberg’in Connect’te sahneye çıkardığı avatarın adı Jolly. Sevimli bir karakter yaratmak ilk bakışta küçük bir tasarım tercihi gibi görünse de söz konusu uygulama e-postalarınıza, takviminize ve banka hesaplarınıza erişmek istediğinde daha önemli hale geliyor. NBC News’e konuşan uzmanlar da sevimli tasarımların insanlarda güçlü tepkiler yarattığını ve teknolojiyi insanlaştıran bu yaklaşımın giderek daha fazla kullanılabileceğini söylüyor.
Kullanıcıların ilk tepkisi Meta’nın beklediği yönde oldu. Muse, çıkışından 10 gün sonra App Store’da ücretsiz uygulamalar listesinin başına yerleşti. Apptopia’nın tahminine göre ilk 12 günde ABD ve Kanada’da iPhone üzerinden 1,8 milyon kez indirildi. ChatGPT’nin 2023’teki mobil çıkışında aynı dönemde bu rakam 1,3 milyondu. Muse’un ABD’deki günlük aktif kullanıcı sayısı da 642 bine ulaşırken ChatGPT aynı noktada 231 bin kullanıcıdaydı. Sensor Tower’ın tahmini toplam indirmelerin 3,4 milyonu aştığını gösteriyor. Araştırma şirketlerinin hesaplamaları birbirinden farklı olsa da verdikleri mesaj aynı: Muse oldukça hızlı başladı.
Piyasadaki karşılığı da gecikmedi. Meta hisseleri 21 Eylül pazartesi günü yaklaşık yüzde 11 yükselirken şirket son 13 yılın en iyi ayına doğru ilerlemeye başladı. Aynı gün S&P 500’deki finans hisselerinin yüzde 2 gerilemesi ise yapay zekâ ajanlarının başka sektörlerde yaratabileceği etkinin ilk kez daha ciddi biçimde fiyatlanmaya başladığını gösterdi. Çünkü Muse’a banka ve kredi kartı ekstrelerine erişim izni veren bazı kullanıcılar ajanı bütçe danışmanı gibi kullanarak gereksiz aboneliklerini iptal ettirmeye başladı. Recurly’nin verilerine göre tüketicilerin yüzde 43’ü aboneliklerinin yapay zekâ tarafından yönetilmesinden rahatsızlık duymuyor.
Tabii Muse’un birkaç hafta içinde milyonlarca kullanıcıya ulaşmasını sadece ürünün başarısıyla açıklamak doğru olmaz. Meta’nın elinde rakiplerinin önemli bölümünde olmayan bir dağıtım ağı var. Facebook, Instagram, Messenger ve WhatsApp’ı Haziran 2026’da günde ortalama 3,6 milyar kişi kullanıyordu. Şirket Muse reklamlarını çıkıştan yalnızca bir gün sonra kendi platformlarında göstermeye başladı. Sensor Tower’a göre on gün içinde Meta’nın kendi platformlarındaki tanıtım alanlarının büyük bölümü Muse’a ayrılmıştı. Apptopia verileri de Muse kullanıcılarının yüzde 95’ten fazlasının Facebook’u, yüzde 63’ünün Instagram’ı kullandığını gösteriyor. Meta için yeni bir yapay zekâ ürününü milyarlarca insanın karşısına çıkarmak, sıfırdan kullanıcı toplamaya çalışan bir girişimle aynı problem değil.
Zuckerberg’in Muse’a biçtiği rol de bu nedenle bir uygulamanın ötesine geçiyor. Connect konuşmasında Muse’un önümüzdeki yıllarda milyarlarca insanın kullanacağı bir “kişisel süper zekâya” dönüşmesini beklediğini söyledi. Daha önce verdiği bir röportajda hedefini, dünyadaki herkese amaçlarını anlayan ve günün her saatinde onun adına çalışan yetenekli bir kişisel ajan vermek olarak tarif etmişti. Bunun nasıl para kazanacağı konusunda da ilk işaretler verildi. Meta geniş bir kullanım hacmini ücretsiz tutmayı, zaman içinde Muse’un aracılık ettiği işlemlerden küçük bir pay almayı planlıyor. Bu payın kullanıcıdan değil, alışveriş yapılan işletmelerden alınması da seçenekler arasında. Daha yoğun kullanım için ücretli abonelik modeli düşünülüyor.
Fakat ilk rakamlar indirme sayılarındaki hızın henüz gelire taşınmadığını gösteriyor. Appfigures’a göre Muse ilk 11 gününde mağaza kesintileri sonrasında yaklaşık 27 bin dolar kazandı. Aynı dönemde xAI’ın benzer ajanı Grok Bot’un geliri 175 bin dolardı. Appfigures CEO’su Ariel Michaeli de indirmelerin önemli bir bölümünün kalıcı talepten çok yeni bir ürünü deneme merakından kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla milyonlarca indirme Meta için güçlü bir başlangıç olsa da asıl sınav bu kullanıcıların Muse’u günlük hayatlarının bir parçası haline getirip getirmeyeceği olacak.
Bu sınavın sadece kullanıcı tarafında yaşanmayacağı daha ilk haftalarda ortaya çıktı. Muse’un karşısına çıkan ilk büyük engel Amazon oldu. Amazon, Meta’dan kendi sitesini Muse’un kapsamı dışında bırakmasını istedi. Meta kabul etmeyince 20 Eylül gecesi ajanın Amazon.com’da alışveriş yapması engellendi. Muse üzerinden Amazon’a girmeye çalışan kullanıcıların karşısına, yetkisiz bir yapay zekâ ajanının siteyi kullanmasının Amazon’un kullanım koşullarına aykırı olduğunu belirten bir uyarı çıkmaya başladı.
Amazon’a göre Meta, Muse’un mağazaya erişeceğini önceden bildirmemişti. Ajan siteyi gezerken kendisini tanıtmıyor ve müşteri giriş bilgilerini saklıyor gibi görünüyordu. Meta ise Muse’un şifreleri ve ödeme bilgilerini göremediğini, bu bilgilerin ajana gösterilmeden ayrı bir güvenli alanda tutulduğunu savunuyor. Tartışmanın ilginç tarafı, Amazon’un kendi alışveriş ajanı “Buy for Me”nin de üçüncü taraf sitelerde onların izni olmadan işlem yapmakla eleştirilmesi. Shopify ise Amazon’un tam tersine hareket etti. CEO Tobias Lütke, Muse’un Shopify üzerindeki tüm mağazalarda alışveriş yapabileceğini açıkladı.
Aslında Amazon’un tepkisi sürpriz değil. Şirket Mayıs 2025’te kullanım koşullarına yapay zekâ ajanlarına özel maddeler eklemiş ve kullanıcı adına özerk ya da yarı özerk hareket eden yazılımların Amazon’a eriştiklerinde kendilerini tanıtmasını zorunlu hale getirmişti. Kasım ayında Perplexity’nin Comet adlı tarayıcı ajanını, müşteri hesaplarına yasa dışı biçimde eriştiği iddiasıyla mahkemeye taşıdı. Ancak Comet’e karşı verilen ihtiyati tedbir kararının Ağustos 2026’da kaldırılması, bu mücadelenin hukuki tarafının da kolay olmayacağını gösterdi.
Amazon ile Meta arasındaki anlaşmazlığı önemli hale getiren asıl konu ise kullanım koşullarından çok para. Bugünün internetinde kullanıcı bir ürünü arıyor, siteye giriyor, önerileri inceliyor, reklamlara maruz kalıyor ve ürünler arasında karar veriyor. Bu sürecin her adımı platformlar için ekonomik değer taşıyor. Kullanıcı bütün bunları yapmak yerine Muse’a “bana şu özelliklerdeki en uygun ürünü bul ve satın al” dediğinde ise aradaki adımların önemli bölümünü artık insan değil ajan gerçekleştiriyor. Kullanıcının Amazon’da ne kadar vakit geçirdiği, hangi reklamı gördüğü veya hangi ürünü incelediği önemini kaybetmeye başlayabilir. CNN’in görüştüğü uzmanların da dikkat çektiği gibi işler ajan uygulamalarının içinde tamamlandıkça internet sitelerinin trafiği düşebilir. Arama, reklam ve e-ticaret gelirlerinin önemli bölümünün kullanıcının platformda geçirdiği zamana bağlı olduğu düşünüldüğünde Amazon’un Muse’a kapıyı kapatması daha anlaşılır hale geliyor.
Üstelik Meta bu tartışmanın sadece bir tarafında değil. Şirket kendi platformlarında üçüncü taraf ajanlara kısıtlama getirirken WhatsApp ve Messenger üzerinden işletmelere sunduğu kendi yapay zekâ ajanını bir milyondan fazla işletmenin kullandığını söylüyor. Kısacası yapay zekâ ajanlarının yaygınlaşması teknoloji şirketleri açısından sadece yeni bir ürün yarışı değil, kullanıcı ile internet arasındaki aracının kim olacağına ilişkin yeni bir mücadele anlamına geliyor.
Bu noktada başka bir sorun ortaya çıkıyor. Bir ajanın sizin adınıza gerçekten iş yapabilmesi için sizi oldukça iyi tanıması gerekiyor. E-postaya, takvime, ödeme bilgilerine ve bazı durumlarda bilgisayardaki dosyalara erişmeden kullanıcının günlük işlerini üstlenmesi mümkün değil. Ajanın yeteneği arttıkça ihtiyaç duyduğu erişim de artıyor.
Meta bu riskle daha Muse piyasaya çıkmadan karşılaştı. Reuters’ın haberine göre şirket, iç testlerde hassas kişisel verilere erişimle ilgili sorunlar görülmesinin ardından Muse’un çıkışını nisandan eylüle erteledi. Testlerden birinde kullanıcı ajandan doğum günü fotoğraflarındaki oyuncakları tanımlamasını istediğinde Muse güvenlik sınırlarını aşarak iCloud fotoğraflarına erişmişti.
Şirketin geliştirdiği çözüm, her ajanı Muse Secure VM adı verilen ayrı bir sanal makinede çalıştırmak oldu. Kullanıcının kişisel verileri ve ajan bu ortamda tutulurken Sentinel adı verilen ikinci bir denetim ajanı Muse’un internete gönderdiği bilgileri kontrol ediyor. Ancak sistem Meta’yı tamamen dışarıda bırakmıyor. Meta Superintelligence Labs’tan Tarek Sheasha, Secure VM’in şirketin gerektiğinde verilere erişmesini engellemediğini söylüyor. Meta şimdi verileri kendisinden de koruyabilecek gizli bir sanal makine seçeneği üzerinde çalışıyor.
Muse piyasaya çıktıktan iki hafta sonra bu tartışma teorik olmaktan çıktı. macOS güvenlik araştırmacısı Patrick Wardle, Muse’un Mac uygulamasındaki belgelenmemiş bir ayar üzerinden ajanın ele geçirilebildiğini gösterdi. Bunun gerçekleşmesi için bilgisayarda önceden kötü amaçlı bir yazılım bulunması gerekiyor. Ancak ajan ele geçirildiğinde saldırgan, kullanıcının Muse’a verdiği mesaj, e-posta ve hesap erişimlerinden yararlanabiliyor. Üstelik komutlar güvenilir bir uygulamadan geliyor gibi göründüğü için güvenlik yazılımlarının hareketleri fark etmesi zorlaşıyor.
Wardle’ın gösterimi sorunun tek bir cihazla sınırlı kalmayabileceğini de ortaya koydu. Ele geçirilen Muse oturumu, aynı hesaba bağlı bir iPhone’un Barselona’daki konumunu alabildi ve telefonda Bluetooth taraması başlatabildi. Meta daha sonra bir düzeltme yayınladı ancak bazı araştırmacılar açığın tamamen kapatılmadığını düşünüyor. Bir sohbet botundaki güvenlik açığıyla e-postanıza, banka bilgilerinize ve cihazlarınıza erişebilen bir ajandaki güvenlik açığının aynı sonuçları yaratmayacağı da burada daha net görülüyor.
Muse’un ilk haftalarında ortaya çıkan bir başka sorun ise daha basit ama bir o kadar ilginç. Ajan kullanıcı adına işletmeleri arayıp kuaför randevusu alabiliyor, mağazada bir ürünün bulunup bulunmadığını sorabiliyor veya fiyat teklifi isteyebiliyor. Fakat bazı işletmeler karşılarında yapay zekâ olduğunu anlayınca telefonu kapatıyor. Bir Meta çalışanı, Muse’a sigorta şirketini arattığında karşı tarafın yapay zekâ olduğunu duyar duymaz görüşmeyi sonlandırdığını bildirdi.
Meta bunun üzerine bazı aramaları sözleşmeli insan çalışanlara devreden bir sistemi test etmeye başladı. Şirket içindeki bir yöneticiye göre insanların yaptığı aramalarda başarı oranı bazı testlerde yüzde 95 ile yüzde 98’e ulaştı ve yapay zekânın başarı oranının üzerine çıktı. Fakat bu kez de mahremiyet sorunu ortaya çıktı. Kullanıcının kişisel bilgileri artık sadece yapay zekânın değil, görüşmeyi gerçekleştiren kişinin de önüne gelebiliyordu. Çalışanların itirazları sonrasında test geçici olarak durduruldu.
Bütün bunlar Muse’un başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, birkaç hafta içinde yaşananlar kişisel yapay zekâ ajanlarının ne kadar hızlı biçimde gerçek hayatın içine girmeye başladığını gösteriyor. Meta da bu yarışta yalnız değil. OpenAI ve Anthropic’in ajanları bilgisayardaki uygulamalarla etkileşime girebiliyor, Instinct ve Town gibi girişimler doğrudan kişisel ajan pazarını hedefliyor. Platformlarla sorun yaşayan da sadece Meta değil. Restoran rezervasyon platformu Resy, Instinct’in bir kullanıcı adına yüzlerce masa ayırtmaya çalışması üzerine hesabı kilitlerken ChatGPT ve Claude ile entegrasyonunu sürdürüyor.
Meta ise Muse’u uygulamanın dışına çıkarmaya hazırlanıyor. Şirket ajanı akıllı gözlüklere ve Muse Charm adını verdiği el tipi bir cihaza taşımayı planlıyor. Zuckerberg, akıllı telefon ya da gözlük olmadan Muse ile konuşmayı sağlayacak cihazın yılbaşı alışveriş sezonuna yetişmesini bekliyor.
Muse’un ilk haftaları kullanıcıların yapay zekâ ajanlarını denemeye istekli olduğunu gösterdi. Şimdi daha zor soruların cevaplanması gerekiyor. Bir ajanın hangi sitelere girebileceği, kişisel verilerin ne kadarına erişebileceği, başka platformların ajanları kabul etmek zorunda olup olmadığı ve ajan hata yaptığında sorumluluğun kimde olacağı henüz belli değil. Yapay zekâ yarışında birkaç yıl boyunca modellerin hangi soruya daha iyi cevap verdiğini konuştuk. Muse’un yarattığı dalga ise tartışmayı başka bir yere taşıyor. Şimdi mesele, yapay zekânın ne bildiğinden çok bizim adımıza ne yapmasına izin vereceğimiz.