Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Küresel Ekonomi

Suudi Arabistan Keseyi ABD için açacak mı?
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, daha önce 600 milyar dolarlık ABD yatırımı taahhüdünde bulunmuştu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamalarında bu rakamın 1 trilyon dolara çıkarılabileceğini öne sürdü. Bu iddia, hem finans çevrelerinde hem de küresel siyaset sahnesinde yankı uyandırdı. Peki Muhammed bin Salman, ABD’ye yatırım taahhüdünü 1 trilyon dolara çıkarabilir mi? Bu hamlenin bölgesel ve küresel etkileri ne olur?
  • 30 Ocak 2025 17:17
  • Aydın Şahinalp
Suudi Arabistan Keseyi ABD için açacak mı?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MBS), ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, önümüzdeki dört yıl içinde ABD’ye en az 600 milyar dolar yatırım yapma niyetini dile getirdi. Trump ise bu miktarın 1 trilyon dolara çıkarılmasını talep ettiğini belirtti. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 çerçevesinde yatırım planlarını genişletmesi mümkün olsa da, bu büyüklükte bir taahhüdün finansmanı, bölgesel riskler ve ABD ile ticari ilişkilerin seyri gibi faktörler belirleyici olacak. Ayrıca, ABD seçim süreci ve Biden yönetiminin Körfez politikaları, Riyad’ın kararlarını etkileyebilir. Şimdi gözler, Muhammed bin Salman’ın ABD yatırımlarına dair yeni bir açıklama yapıp yapmayacağına ve gerçekten 1 trilyon dolarlık bir taahhüde yönelip yönelmeyeceğine çevrildi. Bu hamle, sadece ABD-Suudi Arabistan ilişkilerini değil, küresel yatırım stratejilerini de etkileyebilir.

Donald Trump’ın hedefi ne?

İş adamı geçmişiyle öne çıkan ABD Başkanı Trump’ın Körfez’de stratejik ortağı olarak gördüğü Suudi Arabistan’dan daha yüksek bir yatırım talep etmesinin arkasında Ekonomik güçlenme, Enerji piyasalarına yön verme ve jeopolitik nüfuz gibi birkaç kritik hedefi olabilir. Zira yüksek hacimli yabancı yatırım, ABD ekonomisini canlandırıp, istihdamı artırır. Sivri dilli ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan ve OPEC’i petrol fiyatlarını düşürmeye zorlayarak, enerji maliyetlerini azaltmayı ve bu yolla Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını sonlandırmayı hedeflediğini belirtti. Suudi Arabistan ile derinleşen ekonomik bağlar, Orta Doğu’da ABD’nin nüfuzunu artırabilir ve Çin ile Rusya’nın bölgedeki etkisini dengeleyebilir.

İran, Rusya ve Çin nasıl tepki verecek?

Washington’ın devasa Körfez sermayesini kendine çekme adımı jeopolitik çekişmeler yaşadığı Çin, Rusya ve İran üçlüsünün ortak tepkisine yol açması kaçınılmaz. ABD-Suudi Arabistan arasındaki artan iş birliği, özellikle İran tarafından doğrudan bir tehdit olarak algılanabilir. Bu durum, İran’ın bölgedeki nüfuzunu korumak için daha agresif politikalar benimsemesine neden olabilir. Suudi yatırımlarının ABD’ye yönelmesi ve petrol fiyatlarının düşürülmesi yönündeki baskılar, hem Tahran’ın hem de Rusya’nın enerji gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Bu da Moskova’nın ekonomik ve stratejik planlarını yeniden değerlendirmesine yol açacaktır. Suudi Arabistan’ın ABD ile artan ekonomik ilişkileri, Çin’in Orta Doğu’daki enerji güvenliği ve “Kuşak, Yol Girişimi” kapsamındaki projelerini olumsuz etkileyecek. Bu nedenle Pekin, Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirmek için alternatif stratejiler geliştirebilir.

Peki tüm bu gelişmelerin ortasında Türkiye ne yapmalı? Nasıl bir dış politika izlememek Türkiye’nin lehine olabilir? Türkiye, dinamikleri topyekûn dikkate alarak dengeli ve çok yönlü bir dış politika benimsemeli. Çok taraflı diplomasi, çıkış yolu için en akılcı yöntem olarak beliriyor. Zira Türkiye dış politikası kurmayları hem ABD hem de Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirirken, İran, Rusya ve Çin ile de yapıcı diyalog kanallarını açık tutmalı. Bölgesel ekonomik iş birliği devam etmeli. Türkiye, Suudi Arabistan’ın ABD’ye yönelen yatırımlarının Türkiye’ye olası etkilerini minimize etmek için Körfez ülkeleriyle ticari ve yatırım ilişkilerini derinleştirmeli. Türkiye stratejik enerji politikalarını sürdürmeli. Petrol fiyatlarındaki olası dalgalanmalara karşı enerji arz güvenliğini sağlamak için alternatif enerji kaynaklarına ve tedarikçilerine yönelmeli. Orta Doğu’da istikrarı destekleyen politikalar izleyerek, bölgesel iş birliği mekanizmalarını teşvik etmelidir. Türkiye, bu stratejilerle bölgedeki değişen dinamiklere uyum sağlayabilir ve ulusal çıkarlarını koruyabilir.

Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Orta Doğu politikaları, önceki dönemine benzer şekilde şekillenmekle birlikte, bazı yeni stratejik hamleleri de içeriyor. Bu politikaların merkezinde İsrail ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin güçlendirilmesi yer alıyor. Bu bağlamada ikinci dönemine daha güçlü başlayan Trump Orta Doğu politikalarından sorumlu olarak güvendiği ismi atadı. Trump kabinesinde Orta Doğu politikalarının koordinasyonundan sorumlu olarak Lübnan asıllı Amerikalı işadamı ve dünürü Massad Boulos yer alıyor. Trump, Boulos’u “Ortadoğu’da barışın sarsılmaz bir destekçisi” olarak tanımlıyor. Amerikan medyasındaki yer alan haberlere göre, Boulos'un Lübnan'daki Hizbullah'a yakın bazı partilerle "bağlarının" olduğu ifade ediliyor.


Trump - MBS ve Suudi Arabistan İlişkileri


Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasındaki ilişkiler, stratejik ve ekonomik iş birliği temelinde derinleşiyor. Trump, Suudi Arabistan’ın ABD’ye yapmayı planladığı 600 milyar dolarlık yatırımı 1 trilyon dolara çıkarmasını talep etti. Bu talep, ABD ekonomisini canlandırma ve enerji piyasalarında etki yaratma hedeflerini taşıyor.
Trump liderliğindeki Beyaz Saray yönetimi, İsrail ile ilişkileri daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, İsrail’e daha önce durdurulan mühimmat ve bomba sevkiyatları yeniden başlatıldı. Ayrıca, Trump, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün’e taşınmasını içeren tartışmalı bir plan ortaya attı. Bu plan, İsrail’in güvenliğini artırma ve bölgedeki istikrarı sağlama amacı güdüyor.


Trump’ın ikinci dönem Orta Doğu politikaları, İsrail ve Suudi Arabistan ile ilişkileri derinleştirerek bölgedeki ABD nüfuzunu artırmayı hedefliyor. Atanan yeni danışmanlar ve önerilen stratejiler, bu hedeflere ulaşma çabasının bir parçası. Suudi Arabistan’ın ABD’ye 1 trilyon dolarlık yatırım taahhüdü, Türkiye’ye doğrudan ve dolaylı etkiler yaratabilir. Bu etkileri ekonomik, jeopolitik ve ticari ilişkiler çerçevesinde değerlendirebiliriz.
Türkiye’ye doğrudan etkiler bağlamında, Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye yatırımları azalabilir. Suudi Arabistan’ın büyük ölçekli fonlarını ABD’ye yönlendirmesi, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım (DYY) akışlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Özellikle gayrimenkul, altyapı ve teknoloji sektörleri kayba açık durumda. Türk şirketleri için alternatif projelerde düşüş yaşanma olasılığı yüksek. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 projeleri kapsamında Türk inşaat, enerji ve savunma sanayii şirketleri için fırsatlar bulunuyordu. Ancak fonların büyük kısmının ABD’ye kayması, Türkiye’nin Suudi pazarındaki fırsat penceresini kapatabilir.

Devasa yatırımla birlikte ABD’nin bölgedeki gücü artarken, Türkiye’nin manevra alanı daralabilir. Suudi Arabistan’ın ABD’ye bu kadar büyük bir yatırım taahhüdü, Washington’un Ortadoğu’daki nüfuzunu güçlendirecek. Türkiye’nin bölgesel politikalarında, özellikle Körfez ülkeleri ile ilişkilerinde, ABD etkisi daha fazla hissedilebilir hale gelebilir. Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri dengeyi koruma zorunluluğunda. Türkiye ve Suudi Arabistan son yıllarda ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirme yolunda ilerleme kaydediyordu. Ancak Suudi Arabistan’ın ABD’ye yönelik ekonomik angajmanları, Türkiye’nin Riyad ile ilişkilerinde daha dikkatli hareket etmesini yol açabilir.


Doların değer kazanmasının küresel etkileri

Öte yandan doların güçlenmesi Türkiye’nin borçlanma maliyetini artıracaktır. Suudi yatırımları ABD’ye yöneldikçe doların değer kazanmasına neden olabilir. Türkiye gibi dövizle borçlanan ülkeler için bu durum finansman maliyetlerini artırıp enflasyonist baskıları tetikleyebilir. ABD’de artan yatırımlar, Türkiye üzerinde rekabet baskısını artıracaktır. ABD, bu fonları teknoloji, enerji ve sanayi yatırımlarına yönlendirirse, Türkiye’nin bu alanlardaki rekabet gücü zayıflayacak. Özellikle savunma ve yenilenebilir enerji sektörleri, ABD’ye kayan fonlardan dolayı küresel rekabet avantajını kaybedebilir.


Suudi Arabistan’ın ABD’ye 1 trilyon dolarlık yatırım sözü, Türkiye açısından yatırım çekme, jeopolitik denge ve finansal piyasalar üzerinde baskı yaratabilir. Ancak Türkiye, Suudi Arabistan ile doğrudan iş birliğini artırarak ve Körfez ülkeleriyle alternatif ticari anlaşmalar yaparak bu durumu fırsata çevirebilir. Özellikle savunma sanayii, turizm ve altyapı projelerinde Türkiye’nin Suudi Arabistan ile doğrudan temaslarını güçlendirmesi, olası olumsuz etkileri sınırlayabilir.”

Suudi Arabistan’dan 10 milyar euroluk İtalya hamlesi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, El-Ula kentinde gerçekleştirdikleri görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri güçlendirecek önemli bir yatırım anlaşmasına imza attı. Yaklaşık 10 milyar euro değerindeki bu anlaşma, enerji, savunma, karşılıklı yatırımlar ve arkeoloji gibi çeşitli sektörleri kapsayan iş birliklerini kapsıyor. Riyad-Roma hattında iki ülke ilişkilerini geliştirecek “Stratejik Ortaklık Konseyi” kurulacak. Bin Selman ve Meloni arasındaki görüşmeler sonucunda, Suudi Arabistan ve İtalya arasında "Stratejik Ortaklık Konseyi" kurulması kararlaştırıldı. Bu konsey, iki ülkenin uzun vadeli ekonomik ve ticari iş birliklerini kurumsal bir çerçeveye oturtmayı amaçlıyor. Özellikle enerji, altyapı, savunma sanayi ve kültürel projelerde ortak yatırımların artırılması gündemin ana başlıkları.

Enerji ve savunma alanlarında iş birliği

Suudi Arabistan, enerji sektörü açısından küresel çapta önemli bir aktör konumunda bulunuyor. İtalya ile yapılan bu anlaşma kapsamında, yenilenebilir enerji ve hidrokarbon projelerine yönelik yeni yatırımların yapılacağı belirtiliyor. Bu durum, Avrupa'nın enerji güvenliğini artırma çabalarına da katkıda bulunabilir. Savunma sanayi alanında ise iki ülkenin askeri iş birliklerini güçlendirme konusunda mutabakata vardığı bildirildi. Suudi Arabistan'ın askeri modernizasyon projelerine İtalya'nın teknoloji desteği sağlaması planlanıyor.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Suudi Arabistan’ın Orta Doğu’daki stratejik konumuna vurgu yaparak, bu anlaşmanın iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri derinleştireceğini ifade etti. Ayrıca, Suudi Arabistan ve İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin Orta Doğu’da istikrar ve barışa katkı sağlayabileceğini belirtti. Bu büyük yatırım hamlesi, Suudi Arabistan’ın "Vizyon 2030" hedefleri doğrultusunda küresel iş birliklerini artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. İtalya açısından ise bu anlaşma, enerji güvenliği ve ekonomik büyüme açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Suudi Arabistan ve İtalya arasındaki 10 milyar euroluk stratejik anlaşma, iki ülkenin ekonomik ve siyasi ilişkilerini daha da güçlendirecek kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Enerji, savunma, kültürel miras ve yatırım alanlarında geliştirilecek projeler, her iki ülkenin uluslararası sahnede rekabet gücünü artırmasına katkı sağlayacak. Bu iş birliği, Avrupa ve Orta Doğu arasındaki diplomatik ve ekonomik bağları da güçlendiren önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Yeniden Suudi Arabistan’a dönecek olursak... Petrol zengini ülkenin ABD’ye 1 trilyon dolarlık yatırım yapması ne kadar gerçekçi? Muhammed bin Salman’ın ABD’ye yönelik yatırım taahhüdünü 600 milyar dolardan 1 trilyon dolara çıkarabileceği iddiası, küresel ekonomi ve jeopolitik dengeler açısından büyük yankı uyandırıyor. Bu yatırımın gerçekleşmesi, Suudi Arabistan’ın ABD ile stratejik ortaklığını derinleştirebilir ve iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçlendirebilir. Ancak, böyle devasa bir yatırımın hem ekonomik hem de siyasi açıdan uygulanabilirliği tartışmalı. Öncelikle, Suudi Arabistan’ın mevcut ekonomik kapasitesi ve Vizyon 2030 programı göz önüne alındığında, bu ölçekte bir yatırımın iç ekonomik dengeleri zorlayabileceği aşikar. Petrol gelirlerine dayalı ekonomisini çeşitlendirmek isteyen Riyad, doğrudan ABD’ye bu denli büyük bir sermaye yönlendirmek yerine, kendi altyapısını güçlendirme çabalarını önceliklendirebilir.

Bölgesel ve küresel etkiler açısından bakıldığında, söz konusu devasa yatırım hamlesi Suudi Arabistan’ın ABD ile ilişkilerini daha da güçlendirebilirken, Çin ve Rusya gibi diğer büyük ekonomik aktörlerle dengelerini bozabilir. Ayrıca, Washington’ın bu yatırımları hangi sektörlerde değerlendireceği de önemli. Eğer altyapı, teknoloji veya enerji gibi stratejik alanlara yönlendirilirse, ABD ekonomisi üzerinde uzun vadeli bir etki yaratabilir.

Sonuç olarak, 1 trilyon dolarlık yatırım taahhüdü siyasi bir pazarlık unsuru olarak gündeme gelmiş olabilir. Muhammed bin Salman’ın böyle büyük bir adımı atıp atmayacağı, Suudi Arabistan’ın ekonomik öncelikleri, petrol piyasalarındaki gelişmeler ve küresel siyasi dengeler çerçevesinde şekillenecek. Ancak kesin olan bir şey var: Bu tür büyük ölçekli yatırımlar, küresel ekonominin geleceğinde belirleyici bir rol oynayacaktır.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
İki Maaş, Tek Yaşam Standardı
İki Maaş, Tek Yaşam Standardı
Bir zamanlar aile bütçesini güçlendiren çift gelirli hane modeli bir tercih olmaktan çıkarak ekonomik bir zorunluluğa dönüştü. Ekonomistler bu dönüşümün arkasında konuttan eğitime, çocuk bakımından kiralara kadar yükselen zorunlu harcamalarla; yalnızca ücretlerdeki değişimin değil, emek piyasaları ile sosyal politikaların son 40-50 yılda geçirdiği yapısal dönüşümün yattığına dikkat çekiyor.
YEKA’da İhale Alan Değil Elektriği Üreten Kazanacak
YEKA’da İhale Alan Değil Elektriği Üreten Kazanacak
YEKA ihalelerinde artık rekabet yalnızca fiyatla değil, finansman gücü ve proje yönetimiyle belirleniyor. Son dokuz yılda tahsis edilen kapasitenin önemli bir bölümünün hâlâ devreye alınamamış olması, en düşük teklifin her zaman en başarılı proje anlamına gelmediğini gösteriyor. Yeni dönemde kazananı, ihaleyi alan değil, elektriği üreten yatırımcı belirleyecek.
Yerli Turistin Tatili Kısalıyor, Faturası Kabarıyor
Yerli Turistin Tatili Kısalıyor, Faturası Kabarıyor
Artan maliyetler yerli turisti seyahatten vazgeçirmedi, ancak tatil alışkanlıklarını dönüştürdü. Ortalama konaklama süresi son 17 yılın en düşük seviyesine gerilerken, sektör temsilcilerine göre tüketiciler rezervasyon kararlarını son dakikaya bırakıyor ve aynı otelde daha kısa süre konaklayarak bütçelerini koruyor.
Hangi Şirketler Gerçekten Yapay Zekâ Kullanıyor?
Hangi Şirketler Gerçekten Yapay Zekâ Kullanıyor?
MIT Sloan’da bir öğretim görevlisi tarafından oluşturulan bir sıralama, yapay zekânın gerçek hayatta ne ölçüde benimsendiğini ölçüyor.
Avrupa Otomotiv Üretimi Çin Kıskacında
Avrupa Otomotiv Üretimi Çin Kıskacında
Avrupa otomotiv üretimi Çin kıskacından çıkmak için gümrük vergileri, tedarik zinciri çeşitlendirmesi ve yerli yatırımları artırma stratejileri uyguluyor. Ancak Çin’in güçlü devlet destekli yatırımları ve ucuz batarya ihracatı nedeniyle Avrupa hâlâ ciddi baskı altında.
Yangınla Mücadelede Teknoloji Nasıl İşe Yarar?
Yangınla Mücadelede Teknoloji Nasıl İşe Yarar?
Yapay zekânın en anlamlı kullanım alanı, bize daha fazla içerik üretmesi değil; bir ağacın susuz kaldığını, bir ormanın strese girdiğini ve henüz görünmeyen küçük bir dumanın birkaç saat sonra büyük bir felakete dönüşebileceğini zamanında söylemesidir.
Trump’ın Yeni Tarife Duvarı
Trump’ın Yeni Tarife Duvarı
Donald Trump, Kanada’dan Avrupa Birliği’ne, İngiltere’den Türkiye’ye uzanan yeni tarife hamleleriyle gümrük vergilerini yalnızca ekonomik koruma aracı olmaktan çıkararak siyasi ve jeopolitik baskı mekanizmasına dönüştürüyor.
Aynı Yatırım, Farklı Bilançolar
Aynı Yatırım, Farklı Bilançolar
Microsoft, Alphabet, Meta, Samsung Electronics ve SK Hynix’in ikinci çeyrek sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının değer zincirinin her halkasında farklı finansal sonuçlar ürettiğini gösterdi. Artık net kâr tek başına yeterli değil, nakit akışı, sermaye harcamaları ve kredi piyasası birlikte okunmak zorunda.
Suudi Arabistan Nükleer Kulübüne mi Giriyor?
Suudi Arabistan Nükleer Kulübüne mi Giriyor?
On yıllık müzakereyi noktalayan sivil nükleer ortaklık; aynı anda hem stratejik bir kazanım hem de bölgesel bir tehdidin kapısını aralıyor. Peki Washington, yarattığı bu tehlikeyi gerçekten kontrol edebilecek mi?
BIST 100’deki Hisselerin Yüzde 70’i Endeksi Yakalayamadı
BIST 100’deki Hisselerin Yüzde 70’i Endeksi Yakalayamadı
BIST 100 endeksi yılbaşından 30 Temmuz kapanışına kadar yüzde 18 yükseldi. Ancak bu performans hisselerin çoğuna yansımadı. BIST 100 kapsamındaki hisselerin yüzde 70’inin performansı endeksin getirisinin altında kaldı. Endeksteki hisselerin yarısı yılbaşındaki seviyesinin de altında bulunuyor.
100 Milyon Robot ve Yeni Ekonomik Düzen
100 Milyon Robot ve Yeni Ekonomik Düzen
Yapay zekâ, bilgisayar ekranından çıkıp fiziksel dünyaya inmeye başladı. Robotlar fabrikalarda montaj yapıyor, depolarda ürün taşıyor, kalite kontrol gerçekleştiriyor ve her geçen gün daha fazla şirketin yatırım planına giriyor. Önümüzdeki yıllarda asıl soru “Robotlar gelecek mi?” değil, şirketlerin, ülkelerin ve çalışanların bu yeni iş arkadaşlarına ne kadar hazır olduğu olacak.
Yapay Zeka Devrimi Kendi Çocuklarını Yiyor
Yapay Zeka Devrimi Kendi Çocuklarını Yiyor
Yapay zeka ilk devrimi kendisini kodlayanlara yaptı. Yapay zeka, bilgisayar programcılığını diğer tüm mesleklerden daha fazla değiştirdi ve kod yazıcılar da bu değişimle birlikte dönüşüyor.