Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Teknoloji

Kontrolü Bırakmanın Ekonomik Riski Ne Olacak?
Yapay zekâ asistanlığın ötesine geçip sizin için mesaj atan, dosya yöneten, veri silen yükleyen yani sizin için birçok işi yapan bir ajan haline geldi. Endişe verici nokta ise insanların ne kadar güvenli olduğu henüz bilinmeyen bu uygulamalara kontrolü hızla ve düşünmeden devretmesi…
  • 29 Ocak 2026 21:02
  • Ercüment Büyükşener
Kontrolü Bırakmanın Ekonomik Riski Ne Olacak?

Bu hafta internette önemli bir konu dikkat çekti: Clawdbot. Kendi bilgisayarınızda çalışan, mesaj atan, dosya yöneten, komut çalıştıran ve “gerçek iş yapan” bir yapay zekâ ajanı. Sosyal medyada paylaşılan videolar, GitHub’daki hızlı yıldız artışı ve “artık bana asistan değil, çalışan lazım” yorumları, yalnızca bir ürünün popülerleşmesini değil; insanların kontrolü ne kadar hızlı devredebileceğini de gösterdi.


Asıl çarpıcı olan Clawdbot’un ne yaptığı değil, ona ne kadar çabuk güvenildiği. Henüz birkaç gün içinde, insanlar bu tür sistemlere dosyalarını, iletişimlerini ve karar alanlarını açmaya başladı. Bu refleks, yapay zekâ çağının en kritik ama en az konuşulan riskine işaret ediyor: kontrol mekanizmalarının gönüllü olarak terk edilmesi.


Hız ve konfor uğruna devredilen yetki


Şirketler ve bireyler için yapay zekâ, artık yalnızca bir analiz ya da öneri aracı değil. Agent-tabanlı sistemler, kararın uygulanmasını da üstleniyor. E-posta gönderiyor, veri siliyor, takvimleri yönetiyor, sistemlere erişiyor. Bu noktada teknoloji sessizce bir eşik aşıyor: önerenden uygulayana, asistandan aktöre dönüşüyor.


Sorun tam da burada başlıyor. Çünkü birçok kurum bu geçişi bilinçli bir yönetişim kararıyla değil, hız ve konfor arayışıyla yaşıyor. “Zaten doğru yapıyor” varsayımı, insan onayını ve denetimini gereksiz bir yük gibi gösteriyor. Oysa bu varsayım, şirketleri ölçülmesi zor ama biriken bir risk alanına sürüklüyor.


Ekonomik maliyet: Bilançoya girmeyen kayıplar


Kontrol mekanizmalarının zayıflaması, klasik hata ya da siber saldırılardan farklı bir maliyet üretir. Bu maliyet aniden ortaya çıkmaz; sessizdir, dağınıktır ve çoğu zaman fark edilmez. Yapay zekâ tarafından gerçekleştirilen “yetkili” işlemler, veri kayıplarını görünmez kılar. Bir dosya silinir, bir kayıt üzerine yazılır, bir erişim yanlış kişiye açılır; ama sistem çalışıyordur.


Bu tür kayıplar, şirketlerin rekabet gücünü ve kurumsal hafızasını aşındırır. Üstelik çoğu zaman neyin kaybedildiği bile net değildir. Bu nedenle kontrol kaybının ekonomik bedeli, geleneksel risk modelleriyle hesaplanamaz. Ancak etkisi, uzun vadede şirket değerini doğrudan aşağı çeker.


Sahtecilik ve siber güvenlikte yeni kırılma


Clawdbot örneğinin bu kadar hızlı ilgi görmesi, sahtecilik riskinin de nasıl evrileceğini gösteriyor. Yeni nesil sahtecilik, sahte belgelerle değil; doğru bağlamla yapılacak. Yapay zekâ tarafından üretilmiş, doğru dilde yazılmış, doğru sistemden gelmiş bir talimat; gerçek ile sahte arasındaki çizgiyi silikleştiriyor.


Bu durum siber güvenlik açısından da yeni bir kriz başlığı yaratıyor. Çünkü bu riskler dış saldırılardan değil, yetki verilmiş sistemlerin içinden doğuyor. Güvenlik duvarları, antivirüsler ve alarm sistemleri bu tür tehditleri fark etmiyor. Sistem doğru çalışıyor gibi görünüyor; sorun da tam olarak burada başlıyor.


Asıl risk teknoloji değil, insan davranışı


Clawdbot’un bir haftada yarattığı etki, yapay zekânın geldiği noktadan çok, insanın güvenme hızını gösteriyor. Önümüzdeki dönemin en büyük ekonomik ve siber güvenlik riski, algoritmaların güçlenmesi değil; insanların kontrolü hızla ve düşünmeden devretmesi olacak.


Kontrol mekanizmalarını terk etmek kısa vadede hız kazandırır. Ancak orta vadede belirsizlik, uzun vadede ise hesaplanamayan ekonomik kayıplar ve güven krizleri üretir. Yapay zekâ çağında asıl soru şudur:


Hız mı, kontrol mü?


Bu soruya verilen cevap, şirketlerin geleceğini belirleyecek.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Satış Rekoru Kıran Konutta Fiyatlar İvmelenir mi?
Satış Rekoru Kıran Konutta Fiyatlar İvmelenir mi?
2020-2022 yılları arasında sert hareketler sergileyen konut fiyatları son iki yıldır reel olarak geriledi. Satışlar ise sıkı finansal koşullara rağmen rekor kaydetti. 2026 yılında faiz indirimleri ve kredi sınırlamalarının gevşemesiyle satışların yanı sıra fiyatların da hızlanması bekleniyor. Bir diğer domino etkisiyse mevduat ve altından kârını alan yatırımcıların konuta yönelmesi.
Bankalardan 103 Milyar TL Kâr Beklentisi
Bankalardan 103 Milyar TL Kâr Beklentisi
Merkez Bankası’nın faiz indirimleri ve enflasyondaki düşüşün TÜFE endeksli tahvillerde sağladığı getiriler bankacılık sektöründe kârlılıkların toparlanmasına yardımcı oluyor. Ancak enflasyon muhasebesinin ertelenmesiyle efektif vergi yükündeki artış kârlardaki toparlanmayı sınırlıyor.
Rekabet Uzaya Taşındı
Rekabet Uzaya Taşındı
Soğuk Savaş’ın ideolojik rekabetinden doğan uzay yarışı, bugün yerini kaynak odaklı, ticari ve stratejik bir Astropolitik mücadeleye bırakıyor. 2026 yılına girerken, yörüngedeki binlerce uydu ve Ay’a dönüş programları, küresel güç dengelerini yeryüzünden gökyüzüne ve gökyüzünün de ötesine taşıyor.
Trump Bastırdı, AB Hindistan’la Saf Tuttu Dev Ticaret Bloku Doğuyor
Trump Bastırdı, AB Hindistan’la Saf Tuttu Dev Ticaret Bloku Doğuyor
Yaklaşık 2 milyarlık tüketici, küresel ekonominin dörtte biri, otomotivden çeliğe kadar kritik sektörler… ABD’nin tarifeleri küresel ittifakları yeniden şekillendirirken, Brüksel ile Yeni Delhi arasındaki tarihi serbest ticaret anlaşması Avrupa şirketlerine 1,4 milyarlık kapıyı aralıyor. Trump’a karşı AB ile Hindistan arasında imzalanan ‘anlaşmaların anası’, Avrupa için yalnızca ticari değil, jeopolitik bir sigorta işlevi görecek.
Gümrük Birliği’nden Baltalimanı 2.0’a Türk Dış Ticaretine Jeopolitik Kapan
Gümrük Birliği’nden Baltalimanı 2.0’a Türk Dış Ticaretine Jeopolitik Kapan
AB’nin MERCOSUR’un ardından Hindistan ile de Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması, Türkiye’nin sorununun tekil anlaşmalar değil; küresel gelecek pazarlarından sistematik biçimde dışlandığı yapısal bir jeoekonomik mimari olduğunu açıkça gösteriyor.
Otomotivde AB’den Hindistan Adımı: Dengeler Değişiyor
Otomotivde AB’den Hindistan Adımı: Dengeler Değişiyor
Avrupa Birliği ve Hindistan, AB yapımı otomobillerin ithalatındaki gümrük vergilerini yüzde 110’a kadar varan oranlardan yüzde 10’a düşürmeyi de içeren tarihi bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşmayla Hindistan’ın geniş otomobil pazarının Avrupalı otomotiv üreticilerine açılmasına izin verdi.
Sadece Elektrikli Otoya Odaklanmak AB’yi Kırılgan Hale Getirdi
Sadece Elektrikli Otoya Odaklanmak AB’yi Kırılgan Hale Getirdi
Avrupa Birliği’nin 2035 yılına yönelik “sıfır emisyonlu yeni araç satışı” hedefini yüzde 100’den yüzde 90’a revize etmesi, ilk bakışta çevresel hedeflerden bir geri çekilme gibi algılansa da sektörün içinden bakıldığında bu karar, otomotiv sanayisinin teknik, ekonomik ve toplumsal gerçekleriyle uyumlu bir yeniden dengeleme hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Birleşme ve Satın Almalar Yeniden Hızlandı
Birleşme ve Satın Almalar Yeniden Hızlandı
Küresel birleşme ve satın alma piyasasında işlem hacmi, teknolojiye erişim ve ölçek ekonomisi odaklı işlemlerin etkisiyle yüzde 50 arttı. Bu ivmenin, 2026 yılında enerji dönüşümünün de katkısıyla güçlenmesi bekleniyor. Öte yandan Türkiye için de büyük ölçekli ve stratejik işlemlerin öne çıktığı, daha seçici ve temkinli yatırım ikliminin olacağı bir yıl öngörülüyor.
Enflasyon Muhasebesi Devre Dışı: Peki Şirketler Bilançolarını Nasıl Koruyacak?
Enflasyon Muhasebesi Devre Dışı: Peki Şirketler Bilançolarını Nasıl Koruyacak?
-
2026: Dayanıklılığın Rekabet Avantajına Dönüştüğü Eşik
2026: Dayanıklılığın Rekabet Avantajına Dönüştüğü Eşik
Küresel ekonomide rekabetin dili köklü biçimde değişiyor. Artık yalnızca çevik olanlar değil şoklara karşı ayakta kalabilen, belirsizliği yönetebilen ve sistemi bir bütün olarak okuyabilenler ayakta kalabiliyor.
Altın Doların Tahtını Sallıyor
Altın Doların Tahtını Sallıyor
Trump politikaları ve FED’in bagımsızlıgına yönelik tartısmalar dolarda sert deger kaybına yol açarak rezerv para biriminin 4 yılın dibine inmesine neden oldu. Rezervlerinde doların payını düsüren merkez bankaları boslugu altınla dolduruyor.
Yapay Zekâ İstihdamı En Sert İngiltere’de Vurdu
Yapay Zekâ İstihdamı En Sert İngiltere’de Vurdu
Araştırmalar, yapay zekânın Britanya’da üretkenliği artırırken iş gücü piyasasında ciddi kayıplara yol açtığını ortaya koyuyor.
AI Iktidarı: Neden Hükümetler ve Devler Yeni Yapay Zekâ Kurumları Kuruyor?
AI Iktidarı: Neden Hükümetler ve Devler Yeni Yapay Zekâ Kurumları Kuruyor?
Yapay zekâ artık bir teknolojik gelişme olmaktan çıkıp ülkelerin geleceğini ve güvenliğini etkileyen en önemli etkenlerden biri haline geldi. Enerji, internet gibi altyapı haline gelen yapay zekâda geri kalmamak için birçok ülke kurumsal mimarisini oluşturuyor.
Elektrik Dağıtımında ‘Daha Esnek, Daha Dirençli, Daha Dijital’
Elektrik Dağıtımında ‘Daha Esnek, Daha Dirençli, Daha Dijital’
Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan, elektrik dağıtım sektörünün artan talep, iklim riskleri ve dijital dönüşüm baskısı altında köklü bir değişim sürecinden geçtiğini söyledi.
Yapay Zekâ İnsan Gibi Asıl Soru: Hangi İnsan Gibi?
Yapay Zekâ İnsan Gibi Asıl Soru: Hangi İnsan Gibi?
Yapay zekâ için en sık duyduğumuz iddialardan biri şu: “İnsan gibi düşünüyor”. Ama asıl mesele hangi insan gibi düşündüğü?