Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Özel Dosya

Yüksek Sığır Eti Fiyatlarının Kolay Bir Çözümü Yok
İklim değişikliği kuraklıkları şiddetlendirmeyi sürdürdükçe çiftlik sahipleri daha fazla sığır yetiştirme konusunda temkinli davranacak.
  • 6 Kasım 2026 09:07
  • Deena Shanker
Yüksek Sığır Eti Fiyatlarının Kolay Bir Çözümü Yok

Florida’nın Miami Beach kentindeki Papi Steak’e gelen müşteriler yalnızca gösterişli ve pahalı menü seçenekleri için değil, aynı zamanda bir gösteriye tanıklık etmek için de oraya gidiyor. Menüde 95 dolarlık, üzeri altınla kaplanmış fırın patates; buzla doldurulmuş, çok katlı bir stand üzerinde servis edilen 320 dolarlık deniz ürünleri tabağı ve restoranın başlıca gözdesi olan 1.000 dolarlık wagyu tomahawk biftek bulunuyor. Tam 55 ons (yaklaşık 1,56 kilogram) ağırlığındaki bu devasa çiğ et parçası, elmaslarla süslenmiş bir evrak çantası içinde müşterinin masasına getiriliyor. Garsonlar, üzerine restoranın logosunu dağlamaya hazır bir şekilde bekliyor; ardından eti kusursuzca pişirilmesi için mutfağa götürüyor.

Restoranın ortaklarından David “Papi” Einhorn’a göre, Las Vegas’ta da bir şubesi bulunan ve kısa süre önce posta yoluyla sipariş hizmeti sunmaya başlayan işletme, müşteri bulmakta hiç zorlanmıyor. Miami, şirket kredi kartlarını rahatça kullanan çok sayıda kongre katılımcısını kendine çekiyor. Üstelik kentte kendi servetini harcamaktan çekinmeyen insanlar da az değil. Einhorn, ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı ve damadı Jared Kushner’dan söz ederek, “Az önce Ivanka ve Jared buradaydı” diyor. Çiftin restoranın müdavimlerinden olduğunu ve sık sık aileleriyle geldiğini belirten Einhorn, “Çocuklar onları çıldırtıyor, resmen deliye döndürüyor. Mutlaka buraya gelmeleri, doğum günlerini burada kutlamaları gerekiyor” diyor.

Trump’ın Amerika’sında biftek, pahalı bir et parçası olmaktan çok daha fazlasına dönüştü. Sağlığın ve zenginliğin, aynı zamanda saf erkeksi gücün sembolü haline geldi. Tomahawk’ın özellikle büyük bir versiyonu olduğu antrikot, yönetimin Ocak ayında açıkladığı güncellenmiş Amerikalılar İçin Beslenme Rehberi’nde üst sıralarda kendine ayrıcalıklı bir yer buldu. Tepesi aşağı çevrilmiş yeni besin piramidi kamuoyuna tanıtıldıktan kısa süre sonra Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı, Bakan Robert F. Kennedy Jr.’ın doğum günü bifteğinin üzerindeki mumları üflemeye hazırlandığı bir fotoğraf paylaştı. Biftek ağırlıklı beslenme hevesi Kennedy’nin Make America Healthy Again hareketiyle başlamış olsa da Wall Street Journal’ın Haziran ayında aktardığına göre, kabinenin başka üyeleri de Kennedy’nin biftek ve lahana turşusundan oluşan beslenme düzenini benimsedi. Bu isimler arasında Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Ulaştırma Bakanı Sean Duffy ve Başkan Yardımcısı JD Vance de bulunuyor.

Ancak sığır eti başka bir çağrışım daha kazandı; üstelik bu, yönetim açısından pek de hoş olmayan bir çağrışım. Sığır eti artık birçok Amerikalının düzenli olarak satın almaya gücünün yetmediği gündelik tüketim ürünlerinden biri haline geldi. Hükümet verilerine göre, Trump’ın Ocak 2017’de ilk kez başkanlık görevine başlamasından bu yana biftek fiyatları yüzde 81, kıyma fiyatlarıysa yüzde 95 arttı. Gıda fiyatlarındaki genel artış ise yüzde 41’de kaldı. Kontrolden çıkan sığır eti enflasyonu, Trump yönetimini bir dizi açıklama yapmaya itti. Bunlar arasında Meksika’dan ABD’ye canlı sığır sevkiyatının yeniden başlatılması ve düşük gümrük vergisiyle 300 bin metrik ton “kıyma üretiminde kullanılacak ürün” ithal edilmesini öngören bir plan da var. (İkinci planın ayrıntıları dikkat çekici ölçüde sınırlı. Bu durum, sözde gizemli etin nereden geldiğine ilişkin hararetli spekülasyonlara yol açıyor.) Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, e-postayla gönderdiği açıklamada Trump’ın “Amerikan sığır sürüsünün büyümesine imkân tanırken sığır eti fiyatlarını düşürerek tüketicilere verdiği sözü yerine getirdiğini” söyledi.

Amerikalıların sığır etine yönelik iştahı, yıllarca yükselen fiyatlara rağmen talebi canlı tutmaya yetti. Ancak tüketiciler bu yaz sonunda sınırlarına ulaşmış gibi göründü. Pazar araştırma şirketi Circana’nın verileri, perakende sığır eti satışlarının hacim bakımından Temmuz ayında, ızgara sezonunun tam zirvesinde durakladığını gösterdi. Satışlar o tarihten bu yana yeniden artmaya başladı, ancak artış hızı mütevazı düzeyde kaldı.

Burada gördüğümüz şey, herhangi bir yönetimin başarısızlığından ziyade arz ve talep güçlerinin işleyişi. Basitçe söylemek gerekirse, insanlar hâlâ sığır eti yemek istiyor ama piyasada eskisi kadar et yok. ABD’deki sığır sürüsünün büyüklüğü tarihî düşük seviyelerde. ABD Tarım Bakanlığı’nın en son raporu, bir önceki yılın sürü büyüklüğüne kıyasla çok sınırlı bir toparlanmaya işaret etse de uzmanlar, kalıcı bir artışın uzun ve yavaş gerçekleşeceği konusunda hemfikir.

Normal koşullarda çiftlik sahiplerini sürülerini büyütmeye teşvik edecek iki faktör son yıllarda mevcuttu: Yem fiyatları düşüktü, sığır eti fiyatlarıysa yüksekti. Ancak ne Trump’ın ne de piyasaların kontrol edebildiği başka bir unsur onları geri adım atmaya zorladı: Yağmur. Daha doğrusu, yağmurun yokluğu.

Arkansas Üniversitesi’nde tarım ekonomisi doçenti olan James Mitchell, “Kuraklık ortadan kalkacak bir sorun değil” diyor. Bu durum, fiyatların yüksek kalmasına neden olacak. Çiftlik sahiplerinin sığırlarına verecekleri yem için yağmura ihtiyacı var. Bu yem, hayvanların yazın otladığı meralardaki çimlerden kışın yedikleri kuru ota kadar uzanıyor. Ekim ayının başı itibarıyla ülkedeki sığır sürüsünün yaklaşık yüzde 52’si, hâlhazırda orta şiddette veya daha ağır kuraklık yaşanan bölgelerde bulunuyordu. İklim bilimcilerinin yıllardır uyarıda bulunduğu üzere, uzun vadede koşulların daha da kötüleşmesi neredeyse kesin. (Bu uyarılara zaman zaman insanların karbon ayak izlerini azaltmak için, tahmin edeceğiniz üzere, daha az sığır eti yemeleri yönündeki çağrılar da eşlik ediyor.) Michigan Üniversitesi’nde iklim bilimci olan Jonathan Overpeck, “Daha fazla kuraklık yaşayacağız; kuraklıklar daha şiddetli ve daha uzun süreli olacak” diyor. Arada “kısa süreli rahatlama dönemleri” yaşanacağını da belirtiyor. Ancak kuraklıklar geri dönecek ve dönemsel kar yağışlarıyla yağmurlar, verdikleri zararı telafi etmeye yetmeyecek.

Sığır sürüsünü yeniden büyütmek üç ila dört yıl alıyor. Çiftlik sahiplerinin önce genç bir dişi sığırın üreme çağına ulaşmasını beklemesi gerekiyor. Ardından hayvanın gebe kalması ve buzağılaması, buzağının büyütülerek besi çiftliğine gönderilmesi ve nihayet kesime hazır hale gelmesi gerekiyor. Dolayısıyla uzun süreli kuraklığın etkileri, süpermarketlerin et reyonlarında ancak yıllar sonra hissedilebiliyor. Michigan Eyalet Üniversitesi’nde gıda ekonomisti olan David Ortega’ya göre bugün tüketicilerin ödediği yüksek fiyatlar, çiftlik sahiplerinin 2020-2023 kuraklığı sırasında sürülerini küçültme kararının bir sonucu.

Hava tahmini teknolojisi, Farmers’ Almanac’ın yayımlandığı günlerden bu yana büyük ilerleme kaydetti. Bugün hükümetin hazırladığı kuraklık raporları, çiftlik sahiplerine mevcut koşulların ne durumda olduğunu gösterebiliyor. Bazı araçlar ise bir mevsim, hatta bir yıl sonrasına ilişkin tahminler sunabiliyor. Ancak sığır yetiştiriciliği yapan işletmelerin sürülerini büyütüp büyütmeme konusunda sağlıklı kararlar alabilmesi için geleceği bundan çok daha uzun bir perspektifle öngörebilmesi gerekiyor.

Ulusal Bilim, Mühendislik ve Tıp Akademileri’nin bir araya getirdiği bilim insanlarından oluşan ekiple çalışan Overpeck, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne (NOAA) yeni bir kuraklık değerlendirme modeli geliştirilmesi önerisiyle başvurdu. Model, geçmişteki kuraklıkları temel almak yerine iklim değişikliğiyle bağlantılı daha yakın dönem kuraklıklarına ait verilerden yararlanacak. Modelin kullanım alanları sığır yetiştiriciliğinin çok ötesine uzanabilir. Overpeck, NOAA’nın öneriyi ciddiye aldığını söylüyor. Ancak bunun için hükümet finansmanı gerekiyor. Tıpkı yağmur gibi, son dönemde bu kaynak da oldukça kıt. Projenin maliyetine ilişkin kesin bir rakam veremeyen Overpeck, ihtiyaç duyulan kaynağın yalnızca “çok küçük bir yatırım” olduğunu belirtiyor.

Bu, yalnızca çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşanlar için değil, tüketiciler için de karşılığını verebilecek bir yatırım.

USDA’da eski bir istatistikçi olan ve tarım politikaları analisti olarak çalışan Keith Good, bakanlığın Temmuz ayında yayımladığı raporda, sektörün “damızlık düve” olarak adlandırdığı, buzağı doğurmak amacıyla sürüde tutulacak genç dişi sığırların sayısında görülen sınırlı artışın, hayvan sahiplerinin temkinli bir risk aldığını gösterdiğini söylüyor. Kuraklık koşulları iyileşirse işletmeler iyi kazanç sağlayacak. İyileşmezse çiftlik sahipleri bu düveleri her zaman kesime gönderebilir. (Piyasa istihbaratı şirketi Global AgriTrends’ten Brett Stuart, USDA raporuna ilişkin analizinde, damızlık düve sayısındaki artışın yalnızca yüzde 2,7 olduğunu, buna karşılık 2011-2016 dönemindeki son sürü genişlemesi sırasında bu oranın yüzde 23’e ulaştığını belirtti.)

Ancak yem fiyatlarının yükselmesi ve Trump’ın Ağustosta sığır vadeli işlem fiyatlarının sert düşmesine yol açan kaynağı belirsiz et planını öne çıkarmasıyla bu risk, yalnızca son birkaç ay içinde daha da arttı. (Vadeli işlem fiyatları o tarihten bu yana yeniden toparlandı.) Kansas State Üniversitesi tarım ekonomisi profesörü Glynn Tonsor’a göre, söz konusu 300 bin metrik tonluk ithalat, ABD’nin yıllık sığır eti tüketiminin yalnızca yüzde 2,2’sine karşılık geliyor; üstelik bunun bir bölümü zaten ithal ediliyordu. Tonsor, bu müdahalenin fiyatları aşağı çekebileceğini, ancak açıklamanın piyasada belirsizliği artırmak gibi istenmeyen bir sonucu da beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, “Üreticiler açısından daha büyük etkinin, güven kaybı olduğunu düşünüyorum” diyor. Çünkü çiftlik sahipleri Washington’ın bir sonraki adımının ne olacağını öngöremiyor. Tonsor bu alana yatırım yapanların uzun vadeli ve stabil bir politik duruş görmek isteyeceklerini belirterek, “Gelecekte iş ortamı politika kaynaklı belirsizliklerle dolu olacaksa yatırım yapma isteğiniz de azalır. Sürü büyütmek de tam olarak böyle bir yatırım; önümüzdeki beş ila 15 yılı kapsayan bir yatırım” diyor.

Bu arada, perakende sığır eti alımlarındaki artış yeniden başladı. Circana’nın protein ürünleri araştırma biriminin başındaki Chris DuBois’ye göre, işsizlikte ani bir sıçrama yaşanmadığı sürece satışlar ılımlı biçimde artmaya devam edecek. Harcamalarını kısmaya çalışan pek çok tüketici bile sığır eti almaktan tamamen vazgeçmek istemiyor; ara sıra da olsa satın almayı sürdürüyor. Bütçeye duyarlı tarifler paylaşan yemek içerik üreticisi ve yemek kitabı yazarı Jenn Lueke, kıymanın artık menüden çıkmadığını, ancak fiyatı bu kadar yükseldiği için sofralarda daha seyrek yer bulduğunu söylüyor. Lueke, “Bir tarife ara sıra kıyma ekleyeceksek, haftanın diğer öğünlerinde neler yiyeceğimizi de hesaba katıyoruz” diyor.

Datassential adlı yiyecek ve içecek sektörü pazar araştırma şirketine göre, restoranlarda da sığır etine bağlılık güçlü; restoranların yüzde 90’ından fazlası menülerinde sığır etine yer veriyor. Şirketin analistlerinden Claire Conaghan, sığır etinin işletmecilerin uzak durduğu değil, “daha fazla ağırlık verdiği” bir premium seçenek olduğunu söylüyor. Üstelik bu eğilim yalnızca lüks restoranlarla sınırlı değil. Roast beef sandviç zinciri Arby’s, 2025’te menüsüne sınırlı süreyle “steak nuggets” adlı biftek parçalarını ekledi. Kampanyanın başarısı o kadar büyük oldu ki bu ürünleri Ağustos ayında kısa süreliğine yeniden menüye aldı.

ABD, kayıtlara geçen en sıcak yaz mevsimini ortalamanın altında yağışla geride bıraktı; 6 Ekim’de sona eren haftada 41 eyalette kuraklık yaşanıyordu. Ancak yağışın kıt olduğu bölgelerde bile güçlü talep, bazı çiftlik sahiplerini bu riski almaya ikna etmeye yetiyor.

Eyaletteki sığır sürüsünün yüzde 55’inin kuraklıktan etkilenen bölgelerde bulunduğu Missouri’de Vance Keaton, sürülerini büyütmek isteyen diğer çiftlik sahiplerine satacağı damızlık düve sayısını şimdiden artırmayı düşünüyor. Keaton, dizel yakıt ve yem maliyetlerinden endişe duyduğunu, Trump yönetiminin öngörülemeyen açıklamalarının sığır fiyatlarını olumsuz etkilemesinden de kaygılandığını kabul ediyor. Ancak yine de ekliyor: “İnek yetiştirmek zorundayız.”

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Avrupa’nın Korumacılık İkilemi: Sanayiyi Korumak mı, Rekabet Gücünü Artırmak mı?
Avrupa’nın Korumacılık İkilemi: Sanayiyi Korumak mı, Rekabet Gücünü Artırmak mı?
Avrupa’nın Çin’e karşı rekabet gücünü artırmak için tasarlanan korumacı önlemler, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlü kılan üretim ilişkilerini de zayıflatabilir.
İndirim Ayında Vitrinler Parlak Müşterinin Kafası Karışık
İndirim Ayında Vitrinler Parlak Müşterinin Kafası Karışık
Ürünler araştırıldı, listeler hazırlandı. Kasım indirimleriyle birlikte ötelenen alışveriş başladı. Ancak her indirimin avantajlı olmadığı bu dönemde satıcılar için de her alışveriş yeni müşteri kazanımı anlamına gelmiyor.
BES’i Besleme Adımları Geliyor
BES’i Besleme Adımları Geliyor
Fon soruşturmaları ve tasfiye sürecinde BES’in kan kaybetmemesi için 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda önemli tedbirler yer aldı. Fon yönetim kesintilerinin düşürülmesi ve OKS’ye işveren katkısı ve fon çeşitliliğinin artırılması dışında kısmen çekiş hakkı kapsamına bedelli askerlik ödemesi ve hac ibadetinin de alınması programa girdi. Sektör temsilcileri bu adımı gelecek yıl beklerken, kısmen çekme hakkının şimdiye kadar 1.149 sözleşme ve 973 milyon TL ödeme ile çok sınırlı kalması dikkat çekti
Yaşam Maliyetinin Yeni Tanımı: Bugünün Koşulları, Yarının Beklentileri
Yaşam Maliyetinin Yeni Tanımı: Bugünün Koşulları, Yarının Beklentileri
İnsanların tüketim ve tasarruf kararlarını sadece mevcut finansal durumları belirlemiyor; geleceğe ilişkin beklentiler, yerel ve global ekonomilere güven de büyük rol oynuyor.
İkinci El Oto Finansman ve Güvene Odaklı
İkinci El Oto Finansman ve Güvene Odaklı
Otomobil ikinci el pazarındaki yavaşlama devam ederken kalıcı toparlanma için finansmana erişim ve şeffaflık öne çıkıyor.
Elektrikli Araçların Geleceğinin Anahtarı: Batarya Depolama Tesisleri
Elektrikli Araçların Geleceğinin Anahtarı: Batarya Depolama Tesisleri
2030 ekonomisi “elektriklendirme ve depolama” ekseninde şekillenecek; kazananlar hem batarya üreticileri hem de araç filolarını sanal enerji santraline dönüştüren iş modelleri olacak.
Lula’nın Brezilya Zaferi, Ülkenin Mali Geleceğine İlişkin Endişeleri Körüklüyor
Lula’nın Brezilya Zaferi, Ülkenin Mali Geleceğine İlişkin Endişeleri Körüklüyor
Latin Amerika solunun aslanı, imkânsız görünen bir geri dönüşü daha başardı. Ancak şimdi, son dört yıldır başaramadığını gerçekleştirmek zorunda.
Gen Düzenleme İçin Yeni Bir Umut
Gen Düzenleme İçin Yeni Bir Umut
Genetik hastalıklar için etkili ve kalıcı tedaviler geliştirmek zor olsa da umut vadeden bazı tedaviler yolda.