Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Ekonomi

Yaşam Maliyetinin Yeni Tanımı: Bugünün Koşulları, Yarının Beklentileri
İnsanların tüketim ve tasarruf kararlarını sadece mevcut finansal durumları belirlemiyor; geleceğe ilişkin beklentiler, yerel ve global ekonomilere güven de büyük rol oynuyor.
  • 6 Kasım 2026 09:16
  • Sidar Gedik
Yaşam Maliyetinin Yeni Tanımı: Bugünün Koşulları, Yarının Beklentileri

Finansal okuryazarlığı ortalamada veya daha düşük düzeyde olan bir vatandaşın anlamını tam olarak bilmese bile duymuş olduğu bazı göstergeler var; enflasyon, devalüasyon, büyüme oranı, politika faizi vb. Bu göstergeler ülke ekonomisinin gidişatını anlamak ve yorumlamak için takip edilen figürler olsalar da ortalama vatandaş için belirleyici olan bunların onun yaşamında yarattığı etkiler. Yani barınma, gıda-temizlik, sağlık, eğitim, ulaşım gibi temel harcama kalemlerinde ihtiyaçlarını karşılayabilme ve bunun üzerine geleceğe yönelik tasarruf yapabilme kabiliyeti gibi etkileri kast ediyorum. Pandemi ile başlayan ve enerji tedarik zincirini vuran savaşlar ile devam eden son altı yıllık dönem, tüm dünyada ortalama vatandaşların bu ihtiyaçlarını karşılama becerilerine büyük darbeler indirdi.

Ipsos olarak Nisan 2022’den beri düzenli olarak yürüttüğümüz Yaşam Maliyeti Monitörü (Ipsos Cost of Living Monitor) araştırması bugün dünya genelinde bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Araştırmanın başladığından bugüne geçen dört yıl içinde yaşam maliyeti krizi yeni gelişmelerle farklı bir boyuta taşındı.

Araştırma katılımcıları yaşam maliyetindeki artışı yalnızca ülkelerindeki ekonomik gelişmelerle değil, dünya genelinde yaşanan savaş ve çatışmalarla da ilişkilendiriyor. 33 ülkede katılımcıların yüzde 76’sı, savaşların ve bunların beraberinde getirdiği sonuçların fiyat artışlarında etkili olduğunu düşünüyor. Türkiye’de de her dört kişiden üçü bu görüşü paylaşıyor. Elbette vatandaşlar meseleyi sadece savaşlara ve küresel ekonomik krize bağlamıyorlar, araştırmaya katılanların yüzde 70’i fiyat artışlarından kendi hükümetlerinin sorumlu olduğu düşüncesine de katılıyor.

Bu algının somut bir karşılığı da var. Araştırmaya katılanların yüzde 70’i önümüzdeki altı ay içinde doğal gaz ve elektrik faturalarının artmasını bekliyor. Avrupa’da bu oran yüzde 76’ya, Türkiye’de ise yüzde 77’ye yükseliyor. Gıda harcamalarında da benzer bir artış beklentisi öne çıkıyor. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, binlerce kilometre uzaktaki insanların mutfak bütçesine, ulaşım harcamalarına ve gündelik tercihlerine kadar uzanan etkisini burada açıkça görebiliyoruz.

Ülke ekonomisinin gelişmiş olup olmadığından bağımsız bir gelecek kaygısı var

Küresel ortalamaya bakıldığında, finansal açıdan rahat olduğunu veya durumunu idare edebildiğini söyleyenlerin oranı, maddi açıdan zorlandığını belirtenlerden daha yüksek. Ancak bu ortalamanın arkasındaki farklılıklar, çok daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir gerçeğe işaret ediyor. 33 ülke ortalamasında düşük gelirli hanelerin yüzde 38’i finansal olarak zorlandıklarını belirtiyorlar, bu gruptaki hanelerin ancak dörtte biri iyi idare ettiğini söylüyor. Bu çok şaşırtıcı değil elbette, şaşırtıcı olan bulgu ise yüksek gelir grubundaki hanelerin de yüzde 20’sinin finansal olarak zorlandıklarını belirtiyor olmaları. Türkiye’de düzenli olarak yaptığımız Gündeme Dair araştırmasında “finansal açıdan nasıl idare ediyorsunuz” sorusuna yanıt olarak “rahat yaşıyorum” seçeneğini işaretleyenlerin oranı yüzde 5.

Yaşam Maliyetleri Monitörü Araştırması bölgeler arasında gelecek beklentileri bakımından belirgin farklılıklar olduğunu gösteriyor. Asya Pasifik ve Latin Amerika’da yaşam standartlarının iyileşeceğini düşünenlerin oranı daha yüksekken, Kuzey Amerika ve Avrupa’da tam tersi bir beklenti hâkim. Özellikle Avrupa’da katılımcıların yüzde 31’i önümüzdeki dönemde yaşam standartlarının düşeceğini düşünürken, iyileşeceğini bekleyenlerin oranı yüzde 21’de kalıyor. Fransa, Almanya ve Büyük Britanya’da da benzer kaygılar öne çıkıyor. Türkiye’de de gelecek beklentileri benzer kaygılara işaret ediyor. Ipsos Türkiye’nin her ay gerçekleştirdiği Gündeme Dair araştırmasının Eylül 2026 sonuçlarına göre, her on katılımcıdan dördü önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomik durumunun daha kötü olacağını düşünüyor.

Tüm bu bulgular, ekonomik güvenin yalnızca bugünkü finansal koşullarla değil, gelecekteki yaşam standardını koruyabilme beklentisiyle de şekillendiğini gösteriyor. İnsanlar için önemli olan yalnızca bugün sahip oldukları imkânlar değil, bu imkânları yarın da sürdürebileceklerine duydukları güven.

Enflasyonla mücadelede beklentilerin rolü

Enflasyonun gelecekteki seyri de bu güvensizlik ortamının önemli bir parçası. Enflasyonun yeniden normal seviyelere dönmesi konusunda iyimser bir tablodan söz etmek mümkün değil. Araştırmaya katılanların yaklaşık üçte ikisi, enflasyonun gelecek yıldan önce normal seviyelere dönmeyeceğini düşünüyor. Üstelik bu yöndeki kaygı, araştırmanın hem 2025 hem de 2026 sonuçlarında yer alan 29 ülkenin 20’sinde artmış durumda. Fiyat artış hızının yavaşlaması, fiyatların eski seviyelerine dönmesi anlamına gelmediği için tüketiciler açısından hissedilen pahalılık gündemdeki yerini koruyor.

Türkiye’de de enflasyon, toplumsal gündemin öncelikli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Ipsos’un Dünyanın Endişeleri araştırmasına göre Türkiye, enflasyonun insanların en önemli sorunları arasında yer aldığı yedi ülkeden biri. Gündeme Dair araştırması da ekonominin Türkiye gündemindeki ağırlığını ortaya koyuyor. “Türkiye’nin En Önemli Sorunu Nedir?” sorusuna 2022 yılından bu yana verilen yanıtlarda ekonomi ilk sırada yer alıyor. Eylül 2026 sonuçlarına göre ise her on kişiden sekizi Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi olduğunu belirtiyor.

33 ülkede Yaşam Maliyetleri Monitörü Araştırması’na katılan her on kişiden yedisi, önümüzdeki bir yıl içinde enflasyonun artacağını düşünüyor. Türkiye’de de enflasyonun artacağını düşünenlerin oranı küresel ortalamayla aynı seviyede. Ayrıca katılımcıların yarısından fazlası işsizliğin, vergilerin ve faiz oranlarının yükseleceğini öngörüyor.

Başa çıkılması zor yaşam maliyetlerinin yeniden tanımladığı tüketici güveni

İnsanların tüketim ve tasarruf kararlarını sadece mevcut finansal durumları belirlemiyor; geleceğe ilişkin beklentiler, yerel ve global ekonomilere güven de büyük rol oynuyor.

Bugün dünyanın farklı ülkelerinde insanlar benzer bir soruyla karşı karşıya: Mevcut koşullarda yaşamımı sürdürebiliyor olsam bile bunu yarın da yapabilecek miyim? Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki dönemde yalnızca ekonomi yönetimlerinin değil, markaların da vatandaşlarla ve tüketicilerle kuracağı ilişkinin şekillenmesinde belirleyici olacak. İnsanın yaratıcılığı zor zamanlarda keskinleşiyor. Neredeyse temel bir var olma mücadelesi içinde olan tüketicinin ihtiyacını ilk önce sezen ve yanıtlayabilen markalar için gerek finansal başarı gerekse yüksek marka değeri anlamında önemli fırsat alanları var. Ancak bunun için tüketiciyi anlamak, bugünkü ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, değişen koşullar karşısında geleceğe ilişkin beklentilerini ve önceliklerini de doğru okuyabilmek üzere çalışmak gerek.

Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Avrupa’nın Korumacılık İkilemi: Sanayiyi Korumak mı, Rekabet Gücünü Artırmak mı?
Avrupa’nın Korumacılık İkilemi: Sanayiyi Korumak mı, Rekabet Gücünü Artırmak mı?
Avrupa’nın Çin’e karşı rekabet gücünü artırmak için tasarlanan korumacı önlemler, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlü kılan üretim ilişkilerini de zayıflatabilir.
İndirim Ayında Vitrinler Parlak Müşterinin Kafası Karışık
İndirim Ayında Vitrinler Parlak Müşterinin Kafası Karışık
Ürünler araştırıldı, listeler hazırlandı. Kasım indirimleriyle birlikte ötelenen alışveriş başladı. Ancak her indirimin avantajlı olmadığı bu dönemde satıcılar için de her alışveriş yeni müşteri kazanımı anlamına gelmiyor.
BES’i Besleme Adımları Geliyor
BES’i Besleme Adımları Geliyor
Fon soruşturmaları ve tasfiye sürecinde BES’in kan kaybetmemesi için 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda önemli tedbirler yer aldı. Fon yönetim kesintilerinin düşürülmesi ve OKS’ye işveren katkısı ve fon çeşitliliğinin artırılması dışında kısmen çekiş hakkı kapsamına bedelli askerlik ödemesi ve hac ibadetinin de alınması programa girdi. Sektör temsilcileri bu adımı gelecek yıl beklerken, kısmen çekme hakkının şimdiye kadar 1.149 sözleşme ve 973 milyon TL ödeme ile çok sınırlı kalması dikkat çekti
İkinci El Oto Finansman ve Güvene Odaklı
İkinci El Oto Finansman ve Güvene Odaklı
Otomobil ikinci el pazarındaki yavaşlama devam ederken kalıcı toparlanma için finansmana erişim ve şeffaflık öne çıkıyor.
Elektrikli Araçların Geleceğinin Anahtarı: Batarya Depolama Tesisleri
Elektrikli Araçların Geleceğinin Anahtarı: Batarya Depolama Tesisleri
2030 ekonomisi “elektriklendirme ve depolama” ekseninde şekillenecek; kazananlar hem batarya üreticileri hem de araç filolarını sanal enerji santraline dönüştüren iş modelleri olacak.
Lula’nın Brezilya Zaferi, Ülkenin Mali Geleceğine İlişkin Endişeleri Körüklüyor
Lula’nın Brezilya Zaferi, Ülkenin Mali Geleceğine İlişkin Endişeleri Körüklüyor
Latin Amerika solunun aslanı, imkânsız görünen bir geri dönüşü daha başardı. Ancak şimdi, son dört yıldır başaramadığını gerçekleştirmek zorunda.
Yüksek Sığır Eti Fiyatlarının Kolay Bir Çözümü Yok
Yüksek Sığır Eti Fiyatlarının Kolay Bir Çözümü Yok
İklim değişikliği kuraklıkları şiddetlendirmeyi sürdürdükçe çiftlik sahipleri daha fazla sığır yetiştirme konusunda temkinli davranacak.
Gen Düzenleme İçin Yeni Bir Umut
Gen Düzenleme İçin Yeni Bir Umut
Genetik hastalıklar için etkili ve kalıcı tedaviler geliştirmek zor olsa da umut vadeden bazı tedaviler yolda.