Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

İş Dünyası

Ekonomi, Toplum ve Teknolojinin Büyük Buluşması 2026: Kültürel Dönüşüm
Ekonomi, teknoloji ve toplum aynı anda yön değiştiriyor. 2026’daki bu değişim yeni hikâyeler, yeni yaşam biçimleri ve yeni kimlikler üretiyor. Artık soru şu: Bu dönüşümün sadece izleyicisi mi olacağız, yoksa yeni kültürün bilinçli kurucuları mı?
  • 27 Şubat 2026 00:00
  • Ali Çınar
Ekonomi, Toplum ve Teknolojinin Büyük Buluşması 2026: Kültürel Dönüşüm

2026 artık yalnızca bir takvim yılı değil, yeni bir kültürel iklimin adı. Dünyanın birçok yerinde insanlar, sabah uyanıp işe gitmeden önce kendilerine aynı soruyu soruyor: “Böyle yaşamak zorunda mıyım?” Bu soru, bireysel bir iç döküşten çok daha fazlası. Ekonomi, teknoloji ve toplumun aynı anda yön değiştirdiği bir eşikteyiz. Ve bu eşik, yalnızca iş modellerini değil, hayatın kendisini yeniden yazıyor. Bir zamanlar büyüme rakamları, kârlılık oranları ve tüketim istatistikleriyle ölçülen “başarı”, bugün başka bir dil konuşuyor.


İnsanlar artık sadece ne satın aldıklarını değil, nasıl yaşadıklarını da sorguluyor. Nerede yaşayacaklarına, nasıl çalışacaklarına, hangi markayla bağ kuracaklarına dair kararlar, soğuk bir fiyat–fayda hesabından çok daha fazlasına dayanıyor. Bu dönüşüm bir “trend” değil; yavaş yavaş içimize işleyen bir zihniyet devrimi. Son iki yılda yapılan küresel araştırmalar bu kırılmayı net biçimde ortaya koyuyor. P


wC’nin 2025 Global Consumer Survey’ine göre tüketicilerin yüzde 62’si “hayat kalitesi”ni artık maddi kazançtan daha önemli görüyor. McKinsey’in aynı dönemde yayımladığı bir araştırmada ise çalışanların yüzde 71’i, iş– yaşam dengesini bozan şirketlerden bilinçli olarak uzaklaştığını söylüyor. Bu veriler, ekonominin yönünü değiştiren asıl gücün artık yalnızca para olmadığını gösteriyor: Anlam arayışı. Yeni insan profili daha az “sahip olmak”, daha çok iyi yaşamak istiyor. Kariyer artık sadece terfi basamaklarından ibaret değil, kişinin hayatına ne kattığıyla ölçülüyor. Bu yaklaşım, tüketimden kariyer tercihlerine, şehir seçiminden eğitim kararlarına kadar her alana yansıyor. Büyük şehirlerin merkezlerinden uzakta, doğayla iç içe yaşayıp uzaktan çalışan profesyonellerin sayısı hızla artıyor. Ekonomi, bireyin hayat tasarımıyla iç içe geçen bir alana dönüşüyor.


Geleneksel medya: Dikkat ekonomisinin çöküşü


Bu kültürel dönüşümün en hızlı hissedildiği alanlardan biri medya. Kısa video platformları yükselirken, geleneksel medya tüketimi dramatik biçimde geriliyor. Reuters Institute’un 2025 Dijital Haber Raporu’na göre Z kuşağının yüzde 58’i haberleri artık sosyal platformlardan alıyor; televizyonun bu kuşaktaki payı yüzde 12’ye kadar düşmüş durumda. Ancak asıl kırılma mecra değil, içerik düzeyinde yaşanıyor. B oğaziçi Üniversitesi’nde “İletişimin Geleceği ve Yapay Zekâ” dersi alan öğrencilere “TV haberlerini kaçınız izliyor?” diye sorduğumda, koskoca sınıfta neredeyse hiç kimsenin elini kaldırmaması bu dönüşümün ne kadar somut olduğunu gösteriyor. Yani geleneksel medyadan dijital medyaya geçişin canlı bir örneğini sınıf ortamında bire bir gözlemliyoruz. Bunun dışında insanlar yalnızca bilgi istemiyor; bağ kurabilecekleri hikâyeler arıyor. Algoritmaların seri üretim içerikleri çoğalırken, gerçek deneyimlere ve sahici anlatılara duyulan ihtiyaç da aynı hızda artıyor. Bu yüzden podcast’ler, uzun soluklu röportajlar ve kişisel anlatılar yeniden değer kazanıyor. Yeni medya kültürü, “hızlı tüketim”den “derin bağ”a doğru evriliyor. Okur ya da izleyici, kendisine dokunan bir hikâye bulduğunda ekranda daha uzun kalıyor.


Tüketim: Sahip olmaktan deneyime


2026’nın en çarpıcı dönüşümlerinden biri tüketim kalıplarında yaşanıyor. BCG’nin son araştırmasına göre genç yetişkinlerin yüzde 67’si, ürün yerine deneyime para harcamayı tercih ediyor. Ev almak yerine seyahat etmek, araba sahipliği yerine abonelik modellerini kullanmak, statü göstergeleri yerine yaşam tarzı satın almak yeni normal hâline geliyor. Minimalizm, sürdürülebilirlik ve bilinçli tüketim artık marjinal akımlar değil; ana akım kültürün bir parçası. Bir marka bugün yalnızca ürününü değil, duruşunu satıyor. Tüketici, şirketin karbon ayak izini, çalışan politikalarını ve toplumsal katkısını mercek altına alıyor. Ekonomi, giderek ahlaki bir boyut kazanıyor. Paranın nasıl kazanıldığı ve nasıl harcandığı, en az miktarı kadar önemli hâle geliyor.


Teknoloji: Araç değil, kültür mimarı


Teknoloji artık yalnızca işleri hızlandıran bir araç değil, kültür üreten bir yapı. İlişki kurma biçimimiz, çalışma alışkanlıklarımız, hatta zaman algımız teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Deloitte’un 2025 Tech & Society araştırmasına göre yöneticilerin yüzde 74’ü, teknolojinin şirket kültürünü organizasyon şemasından daha fazla etkilediğini söylüyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, şehirlerin sosyolojisini bile değiştiriyor. İnsanlar artık işi için şehir seçmiyor; yaşamak istedikleri şehirde iş bulmanın yollarını arıyor. İstanbul, Barselona, Lizbon ve İzmir gibi kentler, küresel yeteneklerin yeni buluşma noktalarına dönüşüyor. Bu, yalnızca bir çalışma modeli değişimi değil; şehirlerin ruhunu yeniden tanımlayan bir kültürel kayma.


Yeni yaşam tarzı: Daha yavaş, daha bilinçli


2026 insanı daha az tüketen, daha çok sorgulayan, daha bilinçli yaşayan bir profile evriliyor. Dünya Değerler Araştırması’na göre insanların yüzde 59’u, son üç yılda hayat önceliklerinin kökten değiştiğini söylüyor. Para, kariyer ve statü hâlâ önemli, ancak artık merkezin tamamı değil. Ruh sağlığı, topluluk duygusu, doğayla bağ ve anlam arayışı yeni kuşağın pusulası hâline geliyor.


Elbette bu sayılan etkilere ek olarak, pandemi de birçok insanın hayatını sorgulamasına ve önceliklerini yeniden tanımlamasına yol açtı. Bu yeni yaşam tarzı “daha yavaş” olmayı da içeriyor. Hızlı tüketim kültürünün yerini, seçici ve bilinçli tercihler alıyor. İnsanlar daha az şeye sahip olup, sahip olduklarıyla daha derin bağ kurmayı öğreniyor.


Şirketler için yeni anlatı


Bu dönüşüm şirketleri de yeniden tanımlıyor. Artık yalnızca “ne üretiyorsun” değil, “neden varsın” sorusu belirleyici. EY’nin 2025 Global Trust araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 64’ü, değerleriyle uyuşmayan markaları bilinçli olarak boykot ettiğini söylüyor. Kültür, artık bilançodan ayrı bir alan değil, doğrudan bilanço kalemi hâline geliyor. Şirket kültürü, işveren markası, çalışan deneyimi ve toplumsal katkı, rekabet avantajının ana unsurları haline geliyor. İnsanlar çalıştıkları kurumda yalnızca maaş değil, anlam da arıyor.


Sonuç: Yeni bir medeniyet eşiği


2026 yalnızca ekonomik bir dönüşüm yılı değil, bir kültürel sıçrama. Ekonomi, teknoloji ve toplum aynı anda yön değiştiriyor. Bu değişim yeni hikâyeler, yeni yaşam biçimleri ve yeni kimlikler üretiyor. Artık soru şu: Bu dönüşümün sadece izleyicisi mi olacağız, yoksa yeni kültürün bilinçli kurucuları mı? Çünkü görünen o ki, gelecek yalnızca en çok sermayeye sahip olanların değil; yeni hayatı en iyi anlatabilenlerin olacak.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Almanya, Çin İle İlişkilerini Yeniden Tanımlıyor
Almanya, Çin İle İlişkilerini Yeniden Tanımlıyor
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Çin’e yaptığı ilk resmi ziyaret, Almanya’nın en büyük ticaret ortağıyla ilişkilerinde stratejik bir muhasebeye işaret ediyor.
Ukrayna Savaşı Dördüncü Yılında: Cephe Dondu, Zaman Silaha Dönüştü
Ukrayna Savaşı Dördüncü Yılında: Cephe Dondu, Zaman Silaha Dönüştü
Dört yıl önce birkaç gün içinde Kiev’i düşürmeyi hedefleyen Kremlin, bugün bir çıkmaz savaşının içinde. ABD Başkanı Donald Trump barışı hızlandırmak isterken, Putin taviz vermiyor, Ukrayna ise geri adım atmıyor. Cephede kilometreler değil, zaman kazanılıyor. Bu savaş artık toprak için değil, küresel düzenin geleceği için yürütülüyor. Ve bu satrançta en kritik soru şu: Kim kazanıyor değil, kim daha uzun süre dayanabiliyor?
Mahkeme Kararı Trump’ı Frenleyebilir mi?
Mahkeme Kararı Trump’ı Frenleyebilir mi?
Trump’ın rakiplerini dizginlemek için en büyük kozu olan gümrük tarifeleri mahkeme engeline takıldı. Ancak farklı yasalar ile tarife ısrarına devam etmeyi sürdüren Trump yönetimi küresel ticaret sisteminde kaos yaratmaya devam ediyor. İptal kararıyla birlikte ikili müzakerelerin seyri, avantajlı ve dezavantajlı ülkeler yeniden şekillenirken, gümrük vergilerinde tahmini 170 milyar dolarlık iade davaları meşakkatli bir sürece işaret ediyor.
Seçilmiş Meşruiyet ile Kurumsal Meşruiyet Arasında Gümrük Tarifelerinde Yetki Krizi
Seçilmiş Meşruiyet ile Kurumsal Meşruiyet Arasında Gümrük Tarifelerinde Yetki Krizi
ABD Yüksek Mahkemesi’nin müdahalesi, teknik bir ekonomik araç olan gümrük tarifelerinin bile devletin egemenlik sinir uçlarına dokunduğunu gözler önüne serdi.
Yatırım Fonlarında Yeni Mimari
Yatırım Fonlarında Yeni Mimari
Sermaye piyasalarında yatırım fonlarına yönelik kapsamlı bir yeniden yapılandırma gündemde. SPK’nın hazırladığı taslak, serbest fonlardan portföy yönetim şirketlerine kadar geniş bir alanda disiplin ve şeffaflık eksenli yeni kurallar getiriyor.
ABD’nin Yeni Enerji Atlası
ABD’nin Yeni Enerji Atlası
Trump yönetiminin göreve başlamasının üzerinden henüz birkaç ay geçmişken ABD, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’ndan resmen çekildi. Enerji Bakanı Chris Wright ise Uluslararası Enerji Ajansı’na art arda uyarılar savurdu. Bu adımlar tesadüf değil; onlarca yıldır büyük bir özenle inşa edilmiş küresel enerji mimarisine karşı yürütülen ve stratejik bir hesabın izlerini taşıyan sistematik bir geri çekilmenin parçaları.
Beklentileri Yönetmek: Şok Terapi mi Kademeli mi?
Beklentileri Yönetmek: Şok Terapi mi Kademeli mi?
İktisat literatürünün en eski tartışmalarından biri yeniden gündeme taşındı: Enflasyon sert darbeyle mi dizginlenmeli, yoksa zamana yayılan bir geçişle mi kontrol altına alınmalı?
Portföylerde Değişim Zamanı mı?
Portföylerde Değişim Zamanı mı?
Sermaye piyasalarında zorlu geçen 2025’in ardından, makroekonomik koşullardaki iyileşme sinyallerine ek olarak finansman maliyetlerinde kademeli bir normalleşme beklentisi Borsa İstanbul fiyatlamalarına yansımaya başladı. Yılın ilk iki ayında ivmesini artırarak rüzgarı arkasına alan Borsa İstanbul’da bu performansın sürdürülebilirliği ve yatırımcıların portföy çeşitlendirme stratejilerinde hangi başlıklara odaklanması gerektiği sorularını fon yöneticilerine yönelttik.
Şirketler için Borçlanma Rehberi
Şirketler için Borçlanma Rehberi
Borçlanma artık bir finansman tercihi değil; vade, para birimi ve risk uyumunun belirlendiği bir bilanço stratejisi. Aynı kredi, doğru kurgulandığında kaldıraç; yanlış tasarlandığında kırılganlık yaratıyor.
Ofise Dönüş Tam Gaz
Ofise Dönüş Tam Gaz
Pandemi ile başlayan evden çalışma sisteminin sonuna geliniyor. Bugün işverenlerin yüzde 95’i ofisten çalışacak personel arıyor.
Yatırım Fonlarında Yeni Mimari
Yatırım Fonlarında Yeni Mimari
Sermaye piyasalarında yatırım fonlarına yönelik kapsamlı bir yeniden yapılandırma gündemde. SPK’nın hazırladığı taslak, serbest fonlardan portföy yönetim şirketlerine kadar geniş bir alanda disiplin ve şeffaflık eksenli yeni kurallar getiriyor.
Neden Bilinçli Olarak Korkutuluyoruz?
Neden Bilinçli Olarak Korkutuluyoruz?
Belki de gerçekten korkmamız gereken yapay zekâ değil, yatırım almak ve yarışta geri kalmamak için büyütülen bu korku anlatısının kendisidir.
Küresel Ekonomide Dayanıklılıktan Kırılganlığa
Küresel Ekonomide Dayanıklılıktan Kırılganlığa
Sıkı para politikaları, jeopolitik gerilimler ve artan korumacılık eğilimlerine rağmen küresel ekonomi bir süredir “dayanıklı” bir görünüm sergiliyor. Ancak bu dayanıklılığın ne kadar sürdürülebilir olduğu, iş dünyasının en kritik sorularından biri. Coface CEO’su Xavier Durand her yıl düzenlenen Coface Ülke Risk Konferansı kapsamında Paris’te Bloomberg Businessweek Türkiye’nin sorularını yanıtladı.
Fintekler Banka Lisansı İçin Klaros Group’u Arıyor
Fintekler Banka Lisansı İçin Klaros Group’u Arıyor
Trump başkanlığı döneminde finans şirketleri ABD banka lisansı almak için adeta yarışıyor; Klaros Group ise en az bir düzinesine danışmanlık veriyor.
Enerji Güvenliği Eşittir Mineral Güvenliği
Enerji Güvenliği Eşittir Mineral Güvenliği
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi tarafından yayımlanan “Türkiye Kritik Enerji Mineralleri Görünümü 2025” raporu, enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde Türkiye’nin kritik minerallerde karşı karşıya olduğu riskleri ve stratejik fırsatları ortaya koyuyor.
Otomotivde Finansman Gerçeği Piyasanın Gerisinde
Otomotivde Finansman Gerçeği Piyasanın Gerisinde
Otomobil fiyatları ile kredi sistemi arasındaki devam eden uyumsuzluk 2026’yı sektör için soluklanma yılı yapabilir
Otomotiv ve Yapay Zekâda Ülkelerin Gündemi: Çip üretimi
Otomotiv ve Yapay Zekâda Ülkelerin Gündemi: Çip üretimi
Ülkeler, hem yerel ekonomik faydayı hem de potansiyel gelecekteki çip kıtlıklarına karşı dayanıklılığı garanti altına almak için yeterince yerelleştirilmiş sağlam yarı iletken endüstrileri tasarlıyor.
Hidrolik Kırılma Küreselleşiyor
Hidrolik Kırılma Küreselleşiyor
Son 15 yılda ABD’de geliştirilen teknik, artık Avustralya’dan Suudi Arabistan’a kadar uzanan coğrafyada ulaşılması zor petrol ve gaz rezervlerini açığa çıkarmak için kullanılıyor
Trump’ın İmparatorlukvari Başkanlığının Kalıcı Mirası
Trump’ın İmparatorlukvari Başkanlığının Kalıcı Mirası
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde üstlendiği yetkiler neredeyse kesin olarak kendisinden sonra da varlığını sürdürecek. Hatta Demokratlar buna güveniyor olabilir.