ürkiye otomotiv pazarı son iki yılda kırdığı rekorlarla yüksek hacimli bir yapıya ulaşsa da sektörün önündeki en kritik başlık artık talep değil finansmana erişim. Sektör oyuncularına göre 2026, “patlama yılı” değil; kredi düzenlemelerinin yön vereceği bir denge ve yeniden konumlanma yılı olacağına işaret ederken Türkiye’de otomobil fiyatları ile kredi sisteminin artık aynı gerçekliği paylaşmadığının altını çiziyor.
Son üç yılda otomobil fiyatlarının enflasyonun da üzerinde arttığını belirten Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, ortalama bir sıfır otomobilin 2 milyon TL seviyesine ulaştığını; buna karşılık bireysel taşıt kredisi limitinin 300 bin TL ile sınırlı kaldığına dikkat çekiyor ve devam ediyıor; “Piyasa 2026 fiyatlarıyla ilerliyor ama finansman sistemi geçmiş yılların limitleriyle çalışıyor. Bu da kredi kullanımını fiilen etkisiz hale getiriyor.
Mevcut limit yapısı tüketici davranışını doğrudan değiştiriyor.” Sahada gözlemlenen tabloya göre; müşterilerin satın alma kararları erteleniyor, peşinat oranları birçok tüketici için erişilemez hale geliyor, satış süreçleri uzuyor ve modeller kredi dilimine girebilmek için psikolojik eşik fiyatlarda konumlanıyor. Karakaş’a göre burada sorun talep eksikliği değil; finansmana erişim eksikliği.
Rekor satışlar, değişen talep davranışı
2025 yılında Türkiye’de 1 milyon 381 bin 755 adet sıfır araç satılırken, ikinci elde 9 milyon 423 bin 68 adet araç devri gerçekleşti. Bu veri, her bir sıfır araca karşılık yaklaşık 6,8 ikinci el aracın el değiştirdiğini gösteriyor. Muhammed Ali Karakaş, 2026 için kredi koşullarında iyileşme olması halinde sıfır araç satışlarının 1,5 milyon adede yaklaşabileceğini; ikinci el pazarının ise 11 milyon adet bandına oturabileceğini öngörüyor. Ancak ikinci elde dikkat çeken bir veri var: Devir işlemlerinin yüzde 55,74’ü 10 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu tablo, talebin geri çekilmediğini; ancak daha erişilebilir fiyat segmentlerine kaydığını gösteriyor. “Türkiye’de otomobil artık ertelenebilir bir tüketim değil. Büyükşehirler dışında yaşayan milyonlarca vatandaş için iş, eğitim ve sağlık erişimi açısından temel bir ihtiyaç” diyen Karakaş, talebin ortadan kalkmadığını; şekil değiştirdiğini ifade ediyor. İkinci elde yaşanan yavaşlamanın “talep düşüşü” olarak okunmasını doğru bulmadıklarını vurgulayan Karakaş, “Talep var ama sürdürülebilir finansman modeli yok. Kredi kartı limitleri dolu, vadeler kısa, kredi tutarları yetersiz. Tüketici otomobil almak istiyor ancak sistem ona uygun bir finansman çerçevesi sunmuyor. Bu çerçevede 2026, sektörde bir kırılma değil; yeniden kalibrasyon yılı olabilir” diyor.
Daralma başladı
Odak Otomotiv Satış ve Pazarlama Müdürü Emrah Ünlü, “2025 yılını oldukça iyi satış adetleri ile kapatan otomotiv pazarı 2026 yılının ilk ayına da güçlü başladı. Buradaki en önemli kriter firmaların rekabetten kaynaklı olarak 2026 Ocak ayında fiyatsal anlamda yüksek artışlar sergilememesi olarak görülebilir. Ancak Şubat ayı itibari ile genel olarak hem sıfır hem de 2. El otomotiv pazarında bir daralma söz konusu” diyor ve devam ediyor: “2025 senesinin ikinci yarısı itibari ile 2. El araç satışlarında dikkate değer bir artış olmuş ve yıl bazında hem sıfır hem de 2. El Pazar beklenilen seviyelerde kapanmıştı. Aynı durumun 2026 için geçerli olup olmayacağını öngörmek çok zor olmakla birlikte Şubat karnesi her iki tarafta da beklenilenin altında kalacak gibi duruyor.”
Sektörün 2026 yılına dair beklentileri de finansmana yönelik. Bireysel otomobil kredilerinde kredi tutarının araç kasko değerinin en az yüzde 70’ine çıkarılması, vade sürelerinin yeniden 36 aya uzatılması, düzenlemenin 2026’nın ilk çeyreğinde hayata geçirilmesi beklenti listesinin başında yer alyor. Emrah Ünlü, “Dört yıla yakın bir süredir BDDK’nın taşıt kredileri ile ilgili bir güncelleme yapmamış olması, hala yüksek seviyelerde devam eden kredi faiz oranları, sınırlı kredi vadeleri ve müşterilerin yatırım olarak gördükleri bazı emtia ve yatırım araçlarında beklediklerinin tersi yönünde ortaya çıkan sıkışma, Şubat ayı başından beri hem sıfır hem de 2.el olarak otomotiv pazarını daraltmış görünüyor. Her ne kadar distribütör firmalar piyasayı canlandırmak adına farklı kampanyalar ve minimum fiyat artışları ile satış adetlerini yukarıya sürme çabasında olsa da beklenilen hareket şu ana kadar gerçekleşmedi. Özellikle kur seviyelerinin sıfır araç tarafında araç fiyatı ile birebir ilişkili olması nedeni ile distribütörlerin mevcut kampanyalara daha ne kadar dayanabileceği bir soru işareti olarak duruyor. Eğer ki sıfır araç tarafında kur baskısı tam anlamı ile başlar ve fiyatlar yukarı hareket eder ise bu durum özellikle 2.El otomotiv piyasasında canlanma olacağı anlamına gelecektir” diyor.
Pazar ikinci elde 2025’e paralel hareket eder
DOD Satış Müdürü Erol Gündoğan, “Finansman tarafı pazarın yönünü belirlemeye devam ediyor. Mevcut düzenlemeler doğrultusunda 2 milyon TL üzerindeki ikinci el araçlarda bireysel taşıt kredisi kullanılamıyor. Bunun altındaki segmentte ise çeşitli kredi sınırlamaları mevcut. Bu durum, özellikle üst segment araç talebini doğrudan etkiliyor. Krediye erişimin zorlaştığı bir ortamda satın alma kararları daha planlı, daha temkinli ve zamana yayılan bir yapıya dönüştü. Bu durum hacmi tamamen ortadan kaldırmasa da karar süreçlerini uzatıyor ve marj yönetimini daha kritik hale getiriyor” diyor. İkinci elde 2026 yılı için potansiyelin sürdüğüne ancak finansman imkanlarının belirleyici olacağının altını çizen Erol Gündoğan, “Türkiye’nin genç nüfusu ve araç sahiplik oranının hâlâ gelişim alanı barındırması, ikinci el pazarı için güçlü bir potansiyel sunuyor. Ancak finansman maliyetleri ve krediye erişimdeki zorluklar pazarın yönünü belirleyen temel faktörler arasında yer alıyor. Bu çerçevede, 2026 yılında ikinci el araç pazarının hızlı bir sıçramadan ziyade 2025 yılına paralel bir seyir izleyerek yaklaşık 10 milyon adet bandında gerçekleşmesini öngörüyoruz” diyor.
Pazar yeniden denge arayışında
Elbette finansal taraftaki sıkışıklık geniş çaplı bir gerilemenin öncüsü değil. Zira Türkiye’de otomobil sahipliği Avrupa’ya kıyasla hâlâ düşük seviyede; Avrupa’da her iki kişiden biri araç sahibiyken, Türkiye’de yaklaşık her beş kişiden biri araç sahibi. “Bu yapısal tablo, ikinci el araç pazarının orta ve uzun vadede önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor” diyen VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli şöyle devam ediyor: “2026 yılının ilk iki ayına bakıldığında, pazarın kısa süreli bir yavaşlama dönemine girdiği görülüyor. Ocak ayında ikinci el araç fiyatları aylık bazda yüzde 1,1 artarken, döviz kurlarındaki hareketlerin de etkisiyle piyasada yeniden yukarı yönlü bir eğilim oluştu.
Bu tablo, kısa vadeli fiyat baskısının ardından pazarın yeniden denge arayışına girdiğini ve talep tarafındaki canlılığın korunduğunu gösteriyor.
Pazarda güvenilir bilgiye ulaşma ihtiyacı artıyor”
İkinci el araç pazarına baktığımızda tüketici davranışlarının giderek daha temkinli ve güven odaklı bir yapıya evrildiğinin altını çizen RS Holding Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Naim Çetintürk, “Yeni araç fiyat seviyeleri ve erişilebilirlik koşulları ikinci el piyasasını doğrudan etkilerken, alıcı tarafında belirsizlik ve risk algısının daha belirleyici hale geldiği söylenebilir” diyor. Pazar hacmi yüksek olsa da güvenilir bilgiye ulaşma ihtiyacının aynı oranda arttığına işaret een Naim Çetintürk, “Özellikle artan araç değerleriyle birlikte satın alma kararlarının daha rasyonel, veri odaklı ve kontrol süreçlerine dayalı ilerlediği gözlemleniyor. Bu noktada ekspertiz ve detaylı inceleme hizmetlerinin bir maliyet kalemi değil, riski azaltan ve karar güvenliğini artıran bir unsur olarak konumlandığını söyleyebiliriz. Genel çerçevede ikinci el araç pazarında asıl ihtiyacın araç bulmaktan ziyade doğru araca güvenle ve şeffaf şekilde karar verebilmek olduğu değerlendirilebilir” diyor.