Özellikle erkek egemen toplumlarda kadınlar, her sabah yalnızca yeni bir güne değil; görünmez bariyerlere, önyargılara ve kendini yeniden kanıtlama zorunluluğuna uyanır.
Hayat onlardan aynı anda birçok rolü kusursuz oynamalarını bekler.
Evde, özel hayatta, annelikte; aynı anda profesyonel dünyada güçlü, üretken ve kararlı olmalarını… Üstelik çoğu zaman yalnızca donanımları ve birikimleriyle var olmaları yeterli görülmez. Kalıpları kırmaları, yerleşik ezberleri bozmaları, hatta varlıklarını meşrulaştırmaları gerekir.
İşte bu bölümde yer alan kadınlar, tam da bu nedenle “başarılı” olmanın ötesinde bir anlam taşıyor.
Onlar yalnızca kendi alanlarında yükselmiş isimler değil; uluslararası ölçekte varlık göstermiş, engellerin çizildiği yerleri sorgulamış ve o çizgilerin ötesine geçmiş kadınlar.
Şimdi sözü, engelleri aşanlara bırakıyoruz.
Zülal Tannur
Girişimci ve teknoloji Lideri
Bir kadın olarak iş hayatınızda karşılaştığınız avantaj ve dezavantajlar neler oldu, meslek seçiminde genç kızlarımıza neler tavsiye edersiniz?
Teknoloji ve özellikle derin teknoloji (deep tech) alanında kadın olmak hâlâ istisna olarak görülüyor. Benim durumumda buna genç olmak, görme engelli olmak ve nöroçeşitli bir beyinle çalışmak da eklendi. Bu kombinasyon bazı kapıları zorlaştırdı.
En belirgin dezavantaj, yetkinliğin otomatik olarak varsayılmamasıydı. Aynı başarıyı gösterdiğinizde bir erkek için “vizyoner”, bir kadın için “şanslı” denebiliyor. Bazen teknik bir çözümü anlattığınızda önce kimliğiniz konuşuluyor, yaptığınız iş değil. Bu görünmez bir efor gerektiriyor; kendinizi değil, ürettiğiniz değeri merkeze aldırmak için ekstra enerji harcıyorsunuz.
Ancak bunun bir avantaj tarafı da var. Sürekli sorgulanmak sizi ya geri çeker ya da keskinleştirir. Ben ikinciyi seçtim. Daha derin çalıştım, daha teknik oldum, sistemleri ezbere değil, temelden kurdum. Ayrıca empati, kapsayıcılık ve uzun vadeli düşünme becerisi, özellikle liderlikte kadınların güçlü olduğu alanlar. Ekibimi kurarken sadece performansı değil, insan faktörünü de merkeze koymam bunun en büyük katkılarından biri oldu.
Genç kızlara tavsiyem şu: Meslek seçerken “bana yakışır mı?” diye değil, “ben bunu gerçekten merak ediyor muyum?” diye sorsunlar. Merak sürdürülebilir bir yakıttır. Toplumun size biçtiği rol değil, sizin çözmek istediğiniz problem önemli. Eğer teknolojiye ilginiz varsa matematikten korkmayın; eğer bilime ilginiz varsa yalnız kalmaktan korkmayın; eğer liderliğe ilginiz varsa güçlü görünmek zorunda hissetmeyin. Yetkinlik zamanla inşa edilir ama özgüven, kendinize verdiğiniz izinle başlar.
En kritik nokta şu: Kimliğiniz dezavantaj değil, tasarım parametresidir. Onu saklamaya çalışmak yerine doğru konfigüre etmeyi öğrenin.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü için mesajınız nedir?
8 Mart benim için bir kutlama günü olmaktan çok bir hatırlatma günü. Kadınların potansiyelinin değil, fırsat eşitsizliklerinin konuşulması gereken bir gün.
Bugün hâlâ birçok kadın, yeteneğini kanıtlamak için erkek meslektaşlarından daha fazla performans göstermek zorunda kalıyor. Bu sürdürülebilir değil. Gerçek eşitlik, ekstra çaba gerektirmeyen bir normalleşme demek.
Ben 8 Mart’ta şunu söylemek istiyorum: Kadınları “güçlü” oldukları için değil, var oldukları için kabul eden bir sisteme ihtiyacımız var. Her kadının hikâyesi aynı değil; kimimiz teknoloji geliştiriyoruz, kimimiz sanat üretiyoruz, kimimiz ev içinde görünmeyen emek veriyoruz. Hepsi değerli.
Ayrıca genç kızlara şunu özellikle söylemek isterim: Kimsenin sizin için çizdiği sınırlar, biyolojik gerçeklik değil; kültürel alışkanlıklardır. Ve alışkanlıklar değiştirilebilir.
8 Mart, sadece başarı hikâyelerini değil, sistemin değişmesi gerektiğini de hatırladığımız bir gün olmalı. Çünkü mesele tek tek kadınların yükselmesi değil; yükselmenin sıradanlaşması.
Nil Venditti
Orkestra Şefi, CRR Senfoni Orkestrası Daimi Şefi
Kadın olarak mesleğinizin avantajları ve dezavantajları neler? Genç kızlara tavsiyesi nedir?
Dezavantajlardan başlayalım. Bu dünya hâlâ kadın şefe çok alışık değil. Evet, artık daha fazla kadın şef var ben de olmak isterdim” ya da “Seni gördüm, şimdi ben de kadın şef olmak istiyorum” diyenler var. Bu yüzden inanıyorum ki, hayal edebilirsek yapabiliriz. Hayat bizim. Eğer biz düşünebilirsek, o zaman dünyada her şeyi yapabiliriz. Çünkü dünya aslında bizi bekliyor.
ama yine de hâlâ normalleşmiş bir şey değil. Konserden sonra çok insan geliyor ve “Hayatımda ilk kez bir kadın şef gördüm” diyor. Bu aslında büyük bir dezavantaj. Sadece müzikte de değil, dünya güçlü kadın figürüne çok alışık değil.
Bunu avantaja da çevirebiliriz. Madem kimse alışık değil, o zaman sen daha çok çalışmalısın. Müziği daha iyi bilmelisin, partisyonu daha derin okumalı, her detaya daha hâkim olmalısın. Çünkü savaş biraz daha büyük oluyor. Bu yüzden genelde kadınlar işi ve müziği çok iyi biliyor. Erkeklerden daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar. Neden? Çünkü dünya henüz tam alışık değil.
Avantaj tarafı şu: Kadın şeflerin hikâyesi dünya tarihinde yeni yazılıyor ve ben o hikâyeyi yazanlardan biriyim. Bu büyük bir gurur. Ben kendi işimle, kendi müziğimle dünyayı değiştiriyorum ve biraz daha iyi bir yer yapıyorum diye düşünüyorum. Bu benim için en büyük avantaj.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajınız nedir?
Mesaj çok net: Düşünebilirsen, yapabilirsin.
Türkiye’de konserlerden sonra Instagram’dan birçok mesaj geliyor. “Bir kadının şef olabileceğini hiç bilmiyordum” diyenler var. “Keşke bilseydim, ben de olmak isterdim” ya da “Seni gördüm, şimdi ben de kadın şef olmak istiyorum” diyenler var.
Bu yüzden inanıyorum ki, hayal edebilirsek yapabiliriz. Hayat bizim. Eğer biz düşünebilirsek, o zaman dünyada her şeyi yapabiliriz. Çünkü dünya aslında bizi bekliyor.
Dilek Livaneli
Öğretmen-Yazar
Kadın olarak mesleğinizin avantajları ve dezavantajları neler? Meslek seçimi için genç kızlarımıza neler tavsiye edersiniz?
Bir kadın olarak öğretmenlik yapmak benim için yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir vicdan yolculuğu oldu. Kadın olmanın bu meslekte en büyük avantajı, doğamızda var olan şefkat, sezgi ve sabır gücünü eğitimin içine taşıyabilmemiz. Bir çocuğun gözündeki kaygıyı fark etmek, bir annenin endişesini anlayabilmek ya da bir öğrencinin hayalini büyütebilmek… Bunlar yalnızca akademik bilgiyle değil, kalple yapılan şeyler. Kadınlar, eğitimin insani boyutunu güçlendiren çok özel bir bakış açısına sahip. Bizler sadece anlatan değil, dokunan, iyileştiren ve yol açan rehberleriz.
Dezavantajlar yok mu? Elbette var. Kadınlar hâlâ birçok alanda olduğu gibi eğitim dünyasında da “fedakârlık yapması beklenen” taraf olarak görülüyor. Aile, çocuk, iş ve toplumsal roller arasında denge kurmaya çalışırken çoğu zaman kendi hayallerini erteleyen yine kadın oluyor. Başarılarımız çoğu zaman “görevini yaptı” diye normalleştirilirken, verdiğimiz mücadele görünmez kalabiliyor. Ama ben dezavantajları bir engel değil, dönüştürücü bir güç olarak görmeyi seçtim. Çünkü kadın, zor olanı anlamlı kılma becerisine sahiptir. Genç kızlarımıza en büyük tavsiyem şu: Meslek seçerken sadece para kazanacağınız bir alanı değil, sabah uyandığınızda sizi heyecanlandıracak bir yolu seçin. Başarı, insanın sevdiği işi yaparken yorulmayı bile anlamlı bulmasıdır. Kendinize “Ben dünyada hangi sorunu çözmek istiyorum?” diye sorun. Cevabınız mesleğinizi belirlesin.
Ayrıca başkalarının sizin adınıza çizdiği sınırları kabul etmeyin. “Yapamazsın”, “zor olur”, “kadın başına” gibi cümleleri hayatınızdan çıkarın. Çok çalışın, kendinizi geliştirin, ama en önemlisi kendinize inanın. Çünkü bir kadın kendine inandığında sadece kendi hayatını değil, dokunduğu herkesin kaderini değiştirir.
Unutmayın; meslek bir ünvan değildir. Meslek, hayata bıraktığınız izdir.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajınız nedir?
8 Mart benim için bir kutlama gününden çok bir farkındalık günüdür. Çünkü kadın olmak, sadece var olmak değil; üretmek, direnmek, dönüştürmek ve umut taşımaktır. Tarih boyunca kadınlar çoğu zaman görünmeyen kahramanlar oldu. Bir toplumun geleceğini yetiştirdiler, değerlerini korudular, en zor zamanlarda hayatı yeniden kurdular. Ama isimleri çoğu zaman yazılmadı. İşte 8 Mart, o görünmeyen emeğin görünür olduğu gündür.
Ben köyde görev yaptığım yıllarda şunu gördüm: Bir kadının güçlenmesi demek, bir çocuğun hayal kurabilmesi demektir. Bir annenin değişmesi, bir neslin değişmesi demektir. Kadın eğitilirse toplum iyileşir, kadın cesaretlenirse gelecek aydınlanır. Bu yüzden kadınların desteklenmesi bir “kadın meselesi” değil, insanlık meselesidir.
8 Mart’ı yalnızca çiçek verilen bir gün olarak görmüyorum. Bu gün, kız çocuklarının eğitim hakkını konuşma günüdür. Kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer almasını isteme günüdür. Kadının emeğinin görünmesini sağlama günüdür. En önemlisi de kadınların birbirine omuz vermesi gerektiğini hatırlama günüdür. Çünkü kadın kadının rakibi değil, yoldaşıdır.
Benim tüm kadınlara mesajım şu: Kendiniz olmaktan vazgeçmeyin. Hayat sizi bazen yavaşlatabilir, bazen yorabilir, bazen de yeniden başlamaya zorlayabilir. Ama içinizdeki o ışığı kimsenin söndürmesine izin vermeyin. Çünkü dünya, kadınların vazgeçmediği zamanlarda güzelleşti.
Ve genç kızlara özellikle şunu söylemek isterim: Hayal kurmaktan korkmayın. Çünkü hayal kurabilen kadınlar, sadece kendi hayatlarını değil, dünyayı değiştirir.
8 Mart kutlu olsun değil…
8 Mart, hatırlı olsun. Çünkü kadın varsa umut vardır.
Bengisu Avcı
Ultra maraton yüzücüsü
Sınırları zorlayan mesleğinizde kadın olarak zorlu ve avantajlı yanları neler oldu? Ocean’s 7, dünyanın en zorlu okyanus kanallarının yüzerek geçildiği imkansız bir meydan okuma. Nesrin Olgun’dan 40 yıl sonra 2017’de Türk kadınına ilham ve cesaret vermek amacıyla Manş Denizi’ne girdiğimde tam bir bilinmezlik bekliyordu beni. Evet; çoğu insan, K7 zirvelerini veya Everest’i biliyordu ama okyanus geçişleri tam bir soru işaretiydi ve ben daha 22 yaşındaydım. Dev dalgalar, gelgitler, soğuk ve akıntılarla nasıl mücadele edilir, suda nasıl beslenilir, çay içersem ısınır mıyım, denizanası teması yaşarsam ne yaparım, hipotermi nedir, hiçbir şey bilmiyorum. ‘Kız başıma’ oralarda ne yapabilirdim ki? Zifiri karanlık bir okyanus, kadınlara göre değildi herkese göre. Delilik ile cesaret arasındaki ince çizgideydim ama sadece benim görebildiğim bir umut ışığının olduğuna da inanıyordum. 2017-2025, yedi okyanusta, toplam 10 geçiş denemesi, üç hipotermi, bir zehirli denizanası teması, bir tsunami… Başıma gelen onca şeye rağmen hep şuna inandım; bir şey çok istememe rağmen olmuyorsa, aslında daha güzelini yaşayacaktım. Öyle de oldu. Yıllarca süren bir yolculuk, 4 Ağustos 2025’de Tsugaru Kanalı ile sona erdi. Tsugaru, oyunlardaki bölüm sonu canavarı gibi çıktı karşıma. Ama başardım. Okyanus, sizin genç, yaşlı, erkek, kadın olup olmadığınıza bakmaz. Şartları kendisi belirler, sizi her seferinde farklı bir şekilde sınar ve geçmenize izin verir veya vermez. Bu nedenle zordur, bilinmezlik doludur. Bu açıdan bir Türk sporcunun Ocean’s 7’yi bitirmesi çok daha değerlidir. Ben yaşadığım onca zorluğa rağmen Türk kadınının neleri başarabileceğini gösterdiğim, önyargıları yıktığım, sınırları aştığım için çok ama çok mutluyum. Çok gururluyum. Aslında yıllar sonra değeri daha da anlaşılacak bir meydan okumayı başardım. Dünyadaki 40’ıncı kişi oldum.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel mesajlarınızı nedir?
Muhammed Ali, ‘Hayalleriniz sizi korkutmuyorsa yeterince büyük değillerdir’ der. Hayal kurun ve bu hayalin peşinden koşun. Güneşi hedef alın, eğer ıskalarsanız en azından yıldızları vurma şansınız var. Ama hayalinize ulaşmak için de çok ama çok çalışın. ‘Başlamak işin yarısı’ derler ya, bunun doğru olmadığını hayat size zaten gösterecek. Başlamak, sadece başlamaktır. Çok isteyip çok çalışmazsanız yolun yarısına gelemezsiniz. Kendinize güvenin ve başarılı olacağınız alanı bulun. Çünkü çok iyi yaptığınız bir iş mutlaka var. Hayal kurmadan buna ulaşamazsınız. Bu cümleleri, ‘Bundan yüzücü olmaz’ denilen bir çocuktan, Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk olmayı başaran, buz dünya şampiyonu ve buz dünya rekortmeni hedefine ulaşan bir kadına dönüşen sporcu olarak söylüyorum. Türk kadını başarır, Türk kadını için sınır yoktur. Yeter ki Türk kadınına fırsat verin, o size eninde sonunda başarıyı getirecektir.
Şahika Ercümen
Dünya rekortmeni serbest dalışçı
Sınırları zorlayan mesleğinizde kadın olarak zorlu ve avantajlı yanları neler oldu?
Serbest dalışta en büyük zorluk önyargılardı sanırım. Bu spor zihinsel güç, disiplin ve iç denge gerektiriyor. Kadınların sabrı ve odaklanma becerisi büyük avantaj. Genç kızlara tavsiyem: Sınırlarınızı başkaları değil, siz belirleyin. Kendinize inanın ve vazgeçmeyin.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel mesajlarınız nedir?
8 Mart, eşitlik ve dayanışmanın simgesi. Kadınların cesareti ve emeği dünyayı dönüştürüyor. Birbirimizi desteklediğimiz sürece aşamayacağımız sınır yok.