Tohumları işçi hareketinden doğan ve 100 yıldan uzun bir süredir dünyanın dört bir yanında eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı farkındalık oluşturmak için yüksek sesle haklarını haykıran emekçi kadınların 8 Mart’ı kutlu olsun. Kayıt dışılık, güvencesizlik, düşük ücretler bugün hala kadınların iş hayatında mücadele ettiği problemlerden bazıları. Ancak tüm zorluklara rağmen mücadelede eden, emek veren, vazgeçmeyen kadınlar, kendilerinden sonraki hemcinslerine de örnek olarak mücadeleyi büyütüyor. Kimi zaman tren sürücüsü, kimi zaman gemide yağcı, kimi zaman forklift operatörü... Erkek egemen sektörlerde var olan kadınlar Bloomberg Businessweek Türkiye 8 Mart özel sayısında hikâyelerini paylaştı.
“İşin cinsiyeti olmaz, uzmanı olur”
Gizem Yüzer - Tren sürücüsü
Erkek egemen bir sektörde kadın olmanın zorlukları elbette var. Ben kariyerimi şekillendirirken her adımda yeteneğime ve sorumluluğuma odaklanıyorum. Dışarıdan bakıldığında, “Kadın, kesin ona az iş yaptırılıyordur; erkeklerden daha az tura gidiyordur” gibi düşünceler olabilir. Ama gerçek hiç de öyle değil. Burada hepimiz eşit şartlar altında çalışıyoruz ve yaşadığımız zorluklar, cinsiyete bağlı değil. İşin cinsiyeti yok, uzmanı olur diyoruz.
Benim motivasyonum sadece ilerlemek değil; diğer kadınlara da “Bu sektörde yerin var” mesajını vermek. Kariyer, benim için yalnızca bir ünvan veya pozisyon değil; diğer kadınlara cesaret aşılamak, sınırları zorlamak ve “biz de buradayız” demek anlamına geliyor.
Raylı sistemlerle, lise tercih dönemimde öğretmenimin önerisi sayesinde tanıştım. Hikâyem, meslek lisesinde sınıfın tek kızı olarak raylı sistemler bölümünü seçmemle başladı. O zamanlar herkesin verdiği tepki hep aynıydı: “Ne yapacaksın o kadar erkeğin okuduğu bölümde, iş bulamazsın(!)” Elbette zorluklar vardı, ama bana çok şey öğrettiler. Liseden sonra hayalim raylı sistemler sektöründe çalışmaktı ve ailem bu süreçte kararlarımı hep destekledi. Üniversite tercihim de yine aynı bölümden oldu. Eskişehir Teknik Üniversitesi Raylı Sistemler Makinistlik Bölümü’ne kaydoldum ve lisede olduğu gibi üniversitede de sınıfın tek kızıydım. Staj yaptığım dönemde bir iş yapmak istediğimde bana “biz hallederiz” deniliyordu; gerçekten çok sinirleniyor ve üzülüyordum. Şimdi çalışırken böyle bir durumla karşılaşmıyorum.
Mezun olduktan sonra 2 yıl finans sektöründe çalıştım. Sevdiğim işi yapmak, makinist olmak istiyordum. Ardından Metro İstanbul’a başvurdum ve tren sürücüsü olarak göreve başladım. 4 yıldır bu görevi yapıyorum ve işimi çok seviyorum. İlk iş günümü unutamıyorum, o gün kendime “Başardın Gizem” demiştim.
Metro İstanbul’da kadın çalışanların sayısı her geçen gün artıyor. Bugün şirketimizde çalışan her üç tren sürücüsünden biri kadın. Göreve ilk başladığımız zamanlarda bazı yolcular bizi gördüğünde şaşırıyordu. Tüm yolcularımızın ‘Kadından tren sürücüsü mü olur?’ bakış açısını değiştirdik ve hatlarımızda görev yapan 300’ü aşkın kadınla toplumdaki bu algıyı kırdık.
Tepkiler benim motivasyon kaynağım diyebilirim. Perona girdiğimizde alkışlayanlar, penceremizi tıklatıp “Süpersiniz, sizi görünce gurur duyduk” diyenler oluyor. Özellikle kadınların gurur dolu bakışlarını her perona girdiğimizde görmek günümüzü güzelleştiriyor.
Yaşadığım zorluklara gelince, her mesleğin olduğu gibi makinistliğin de zorlukları var; ancak bunlar cinsiyete bağlı değil. Örneğin vardiyalı çalışmak, herkesin uyuduğu saatlerde uyanıp trenleri sefere hazırlamak zorluklardan biri. Yolcularımız sevdiklerine ve işlerine ulaştığında, peronda kavuşanları gördüğümüzde tüm zorluklar yerini bir gülümsemeye bırakıyor. Mesleğinizi sevdiğinizde her zorluk kolaylaşıyor ve güzelleşiyor.
Kadınların yapamayacağı hiçbir iş yok. Siz de sevdiğiniz işi yapmaktan ve hayallerinizin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin. Size yapamazsınız diyenlere kulak vermeyin. Kendi yolunu çizen ve dayatılan sınırları aşan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
“Artık her gemide kadın personel var”
Cansu Akbaş - Şehir Hatlarında Yağcı
Denizcilik lisesi okudum, stajımı da şehir hatlarında yaptım. Yaklaşık 2,5-3 senedir şehir hatları bünyesinde yağcı olarak çalışıyorum, geminin makinalarından sorumluyum. Gerekli eğitimleri tamamladıktan sonra çarkçıbaşı olmak istiyorum. Şu an bizim gemide yağcı olarak çalışan tek kadın benim. Bu alan erkeklerin yoğunlukla çalıştığı bir bölüm.
İşe ilk başlarken yaşadığım zorluklar oldu. Makine işi fiziksel bir iş olduğu için zorlandığımı söylüyorlar ancak o zorluğu bir şekilde hallediyorsunuz. Önemli olan işin zihinsel kısmı çünkü çok fazla sorumluluk ve dikkat gerektiriyor. O işi yaptıkça fiziksel ve zihinsel olarak o işe evriliyorsunuz, alışıyorsunuz. İlk etapta zorlanırken çalışma arkadaşlarımın verdiği tepkiler son derece normaldi bunda da şehir hatlarının verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin etkili olduğunu düşünüyorum, bu eğitimlerin çok fazla olumlu etkileri oluyor.
Yolcuların arasına çıktığımda ilk önce şaşırıyorlar daha sonra olumlu karşılıyorlar, mutlu oluyorlar. Şehir hatlarında çok fazla kadın çalıştığı için İstanbullular bir tık daha alıştı. Artık her gemide kadın personel var.
Benimle aynı bölümden mezun olup staj yeri bulmakta zorlanan arkadaşlarım var, “kadınsın sen gemiye çıkamazsın” tarzında. Üniversitede sırf kadın olduklarından dolayı uzakyol stajı için şirket bulamayan arkadaşlarım vardı. “Kadın gemide uğursuzluktur” diye yaygın, saçma bir düşünce. Ancak şu anda belli bir aşama katedildi bence.
Kadınların kendini kanıtlamak zorunda kalmadığı, emeğiyle var olduğu, her kadının fırsatlara eşit ulaşabildiği bir çalışma hayatı diliyorum.
“Kendi hikâyenizi yazın”
Semra Gültekin - Forklift operatörü
Evli ve 17 yaşında bir kız çocuğu annesiyim. İş hayatım ilkokul 5’inci sınıftan itibaren ara tatillerde konfeksiyonlarda çalışarak başladı. Ortaokul bittikten sonra işçi kadrosuna eklendim. Liseyi açıköğretimde okudum. Bu zaman zarfında konfeksiyonda çalıştım. Diplomamı aldıktan sonra fabrikada çalışmaya başladım. Yaklaşık 20 yıldır orada çalışıyorum. 8 yıl üretim kısmında çalıştıktan sonra bir gün ilk amirim lojistik bölümümüze kendi kadromuzdan eleman almak istediklerini söyledi ve bana söylediklerinde hiç tereddüt etmeden “İstiyorum” dedim. Çünkü bunu yapabileceğimi biliyordum. İşimin ve emek verdiğim her şeyin en iyisini yaparım. Forklift kullanmayı bilmiyordum, öğrettiler. Tır yükleyip boşaltıyorum. Kadının gücünü kabul etmek istemeyenler tarafından ezilmeye çalıştım. Zaten kişilik olarak da güçlü ve istediğini elde eden ve yapan bir kadın olduğum için boş verdim, umursamadım. Tabii destek verenler de vardı. Özellikle dışarıdan gelen misafirler ve tır şoförleri beni görünce hayranlıkla izliyor, hakkımda konuşuyor ve fotoğrafımı çekmek istiyorlardı. Güzel tepkiler aldıkça azmim ve özgüvenim arttı.
Kadınların en büyük özgürlüğü ayakları üzerinde durabilmeleri. Maddi özgürlüğümüz olduğu sürece kendi kararlarımızı kendimiz veririz, kendimize ve sevdiklerimize daha güçlü sarılırız. Forklift operatörü olarak bu gücü her gün yaşıyorum. Direksiyona geçtiğimde sadece yük taşımıyorum, kendi geleceğimi de taşıyorum. Başta zor geldi, bakışlar, yorumlar oldu ama işimi iyi yapınca saygı kazandım. Tabii ki hata yaptım, ama pes etmedim. Daha iyisi için kendimle yarıştım. Kadınlar olarak “bu iş bana göre değil” diye düşünmeyin, denemekten korkmayın. Bir adım atın, gerisi gelir. Sadece maddi değil, aynı zamanda manevi yönü de kuvvetli: Özgüven, huzur ve mutluluk... Kendinize inanın çünkü sen kendinin en güçlü destekçisisin. Her kadına sesleniyorum: Kendi hikâyenizi yazın. Forklift operatörlüğü olsun, başka bir iş olsun, önemli olan o kalem sizin elinizde olsun.