Kars’ta tarım, yalnızca üretim takvimiyle değil; iklim, mesafe ve maliyet gerçekleriyle mücadele gerektiren bir iş kolu…
Tıpkı Anadolu’nun geri kalanında olduğu gibi…
Kısa ve sert üretim sezonu, yüksek rakımın getirdiği sınırlamalar, pazara erişimdeki zorluklar ve düşük gelir realitesi, kırsalda ayakta kalmayı zorlaştırıyor.
O yüzden şartlar tek başına üretmekten çok, birlikte hareket etmeyi zorunlu kılıyor.
Bu tabloda kadın emeği çoğu zaman üretimin merkezinde olsa da gelir paylaşımında ve karar mekanizmalarında aynı görünürlüğe sahip değil.
Türkiye genelinde tarımda kadın istihdamının büyük ölçüde kayıt dışı olması da bu görünmezliği derinleştiriyor.
İşte tam da bu noktada kooperatifçilik, kırsalda kadınların emeğini “görünen” ve “ölçeklenebilir” bir ekonomik değere dönüştüren en güçlü araçlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kars’ın Karakale köyünde 21 kadının bir araya gelerek kurduğu Karakale Kadın Kooperatifi, tam da bu nedenle sadece üretime yönelik bir girişim değil; pazara erişim, katma değer ve kırsal kalkınma başlıklarının sahadaki karşılığı niteliğinde.
Ezber bozan kadınlar
Bu yazıyı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle ‘genel doğrular’ üzerinden değil, ‘somut bir başarı hikâyesi’ üzerinden yazmak istedim.
Çünkü kırsalda kadın emeği çoğu zaman ‘görünmeyen işgücü’ olarak resmi kayıtların dışında kalıyor. Oysa görünmeyeni görünür kılan şey; örgütlenme, katma değerli üretim, markalaşma ve pazarlamadan geçiyor.
Karakale Köyünün 21 kadını, tam da bu dört başlıkta ezber bozuyor.
Doğadan toplanan bitkilerin kurutulup paketlenmesinden kaz yetiştiriciliğine, yerel ürünlerden katma değer yaratmaktan markalaşmaya ve bu ürünler için satış kanallarının çeşitlendirilmesinden ihracat hedefine uzanan bu hikâye bize çok şey anlatıyor.
Zira bu noktaya hiç de kolay gelinmemiş.
Karakale Köyü, Kars merkeze 15 kilometre uzaklıkta bir köy…
Rakım 2.186 metre…
Bölgenin kış şartları çetin, kırsalda yaşam zor, geçim derdi yüzünden tıpkı diğer Anadolu köyleri gibi yıllar içerisinde çok göç vermiş…
Toplam 54 haneli köyde nüfus 250 ve okula giden öğrenci sayısı sadece 8.
Köyün 20 bin dekar alanında tarımsal üretim gerçekleştiriliyor. Yoğunlukla arpa, buğday, yulaf ve korunga ekiliyor. Yaklaşık 2 bin 500 büyükbaş var; bin 500’e yakın da küçükbaş hayvan varlığı mevcut. Ve tabi ki bir de bölgenin gözbebeği olan kazlarını unutmamak lazım. Eskiden her hanede geleneksel olarak 5-6 tane olan kaz sayısı şimdilerde ekonomik bir faaliyete dönüşerek hızla yaygınlaşıyor.
İşte bu köyde doğan ve 7 yaşına kadar köyde yaşayan Karakale Kadın Kooperatifi Başkanı Perihan Yolcu, bundan 3 yıl önce bağlarını hiç koparmadığı bu topraklar için bir hayal ile yola çıkıyor.
Zor hayat şartlarıyla mücadele eden Karakale Köyü kadınlarını kooperatif çatısı altında buluşturarak, kadınların emeğini görünür kılmak ve kırsalda ekonomik bir değer yaratmak istiyor.
Tabii bu hiç de kolay olmuyor. Bunun farkında olan Yolcu, şu tespitte bulunuyor: “Doğu’da kadın olmak çok zor… Görünürlüğünüz yok, söz sahibi değilsiniz. Bazı önyargıları kırmak hiç de kolay değil.”
İlk direnç de zaten bölgenin sosyokültürel yapısından geliyor.
Köy okulunda bir toplantı organize eden Yolcu, köyden 32 kadının toplantıya katıldığını söylüyor ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Onlarla fikrimi paylaştım. Kooperatif sayesinde yaşamlarının değişeceğini, sosyalleşeceklerini ve ekonomik gelir elde ederek kırsalda söz sahibi olabileceklerini anlattım. Böyle bir oluşumun içinde olmaya var mısınız? diye sordum. Hepsi o kadar heyecanlandılar ki… ‘Biz her şeyi üretiyoruz ama kendimize terlik alacak bir ekonomik özgürlüğümüz yok. Keşke hanelerimize yan gelir sağlayacak böyle bir oluşum olsa’ dediler.”
Eski köye yeni adet
Bunun üzerine kooperatifin kuruluş çalışmalarına başladıklarını dile getiren Perihan Yolcu, günün sonunda 32 kadından sadece beşinin bir araya gelebildiğini söylüyor.
Çünkü bu oluşum her ne kadar kadınları çok heyecanlandırsa da köydeki erkeklerin pek hoşuna gitmiyor. “Eski köye yeni adet” olarak yorumlanıyor.
Karakale Kadın Kooperatifi Üyesi Neşegül Akkol şanslı zira kooperatife üye olan ilk beş kadın arasında yer alıyor.
Eşi tarafından destek gördüğünü söyleyen Akkol, köydeki diğer erkeklerin “rutin düzenleri bozulacağı ve işlerin aksayacağı” endişesiyle eşlerine izin vermediğini söylüyor.
Ama yola çıkan beş kadın bir şeyler yapmaya ve köyde fark yaratmaya başlayınca önyargılar da yavaş yavaş kırılıyor.
Kısa sürede kooperatife 16 kadın daha üye oluyor ve sayı 21’i buluyor.
Kooperatife üye kadınların yaş aralığı 35 ile 70 arasında değişiyor.
Şimdilerde 21 kadın, o coğrafyanın doğasından topladıkları endemik bitkilerden turşular kuruyor. Yine doğadan topladıkları kuşburnundan marmelat ve reçeller yapıyorlar. Kaz etinin yanı sıra kaz yağı, çeçil peyniri, bal ve tereyağı üretiyorlar.
Yöresel buğdaydan yapılan kavut (goyut), çorbaları yapılan ya da çay olarak da tüketilen bölgenin yöresel ürünleri olan evelik, ısırgan ve yarpuz da yine kuruttukları ürünler arasında yer alıyor.
Iğdır’dan gelen kayısılardan da yine reçel ve marmelat hazırlıyorlar.
Bunlarla yetinmeyip el işleri ve hediyelik eşyalar da yapıyorlar.
Kadının, yaşamın her alanında emeği olduğunun altını çizen Yolcu, kooperatif sayesinde geleneksel üretimin elçiliğini de üstlenerek sürdürülebilir hale getirdiklerinden bahsediyor.
Tarım Bakanlığından destek aldıklarını ifade eden Yolcu, “Ürünün toplanmasından yapım aşamasına kadar hijyen, kalite ve standardizasyon noktasında önemli eğitimler aldık. Kadınlarımız artık daha bilinçli üretim gerçekleştiriyor” diyor.
Karakale Kadın Kooperatifi Üyesi Neşegül Akkol’a kooperatifin kuruluşunun üzerinden geçen 3 yılda hayatlarında nelerin değiştiğini sorduğumda şu cevabı alıyorum: “Köydeki erkeklerin biz kadınlara bakış açısı çok değişti. İmkân verildiğinde bir şeyleri başarabildiğimizi gördüler. Bu sayede farklı insanlarla tanıştık, farklı çevrelere girdik. Kadınların ekonomik özgürlükleri biraz da olsa ellerine geçti. Bu bizler için çok büyük bir şey…”
Karakale Kadın Kooperatifinin başarısı civar köydeki kadınlara da ilham vermiş. Başka köylerde de benzer girişimlerin arttığını ve özendirici bir rol üstlendiklerini söylüyor Perihan Yolcu.
Kırsalda gelir yaratmanın en zorlu yanı üretmek kadar ürettiğini değerinde satabilmektir.
Hedefleri ihracat
Peki, kadınlar bin bir emekle ürettikleri bu ürünleri nasıl pazarlıyorlar?
Karakale Kadın Kooperatifi Başkanı Perihan Yolcu, hem kendi sosyal çevresini kullanarak hem de valilik başta olmak üzere yerel yönetimlerin desteğiyle ürünlerini tüketicilerle buluşturduklarını söylüyor. Kermeslerde stant açıyorlar, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki Kars derneklerine, otellere ürün gönderiyorlar. Tabii bir de e-ticaret üzerinden satışları söz konusu.
Yolcu, pazar sorunlarının olmadığını ancak finansmana erişimde sıkıntı yaşadıklarından bahsediyor.
Makine ve teçhizat noktasında eksiklerinin olduğunu kaydeden Yolcu, “Eşlerden maddi bir destek almadığımız için bu noktaya kadınlarımız tırnaklarıyla kazıyarak geldi. Kazancımızdan elde ettiğimiz kârı yine kooperatifin gelişimi için harcadık. Köyde kendi kooperatif binamızı yaptık. Ama daha çok hayalimiz var. O yüzden finansmanın yanı sıra eğitim ve danışmanlık tarafında da desteğe ihtiyacımız var” diyor.
En büyük hedeflerinin ihracat yapmak olduğunu söyleyen Yolcu, başta kazın işlenmiş etinin büyük ilgi gördüğünü belirtiyor. Özellikle İngiltere başta olmak üzere Avrupa’daki zincir marketlerle görüşmeler yaptığını dile getiren Yolcu, “Üretimin sürdürülebilirliği ve kapasitenin yüksek olması halinde o pazarlara girebiliriz. O yüzden üretimden pazarlamaya kadar süreci doğru yönetecek bir altyapıya sahip olmak istiyoruz. Hedefimiz çıtayı daha yukarıya çıkarmak” diyor.
Karakale Köyü şu anda kaz etinin ekonomiye kazandırılması projesinin bir parçası ve Karakale Kadın Kooperatifi Kars’ın gastronomi rotasında da yer almak için de çalışmalar yürütüyor.
İlham veren hikâye
Karakale’nin 21 kadını şunu kanıtlıyor: Kırsalda kadınların “başarı hikâyesi” yazması için mucize gerekmiyor. Sistem gerekiyor. O sistemin de saç ayaklarını eğitim, üretim desteği, doğru finansman, pazara erişim ve sosyal güvence gibi kritik başlıklar oluşturuyor.
Karakale köyünün 21 kadını, bu sistemin küçük ama çok net bir prototipini oluşturmuş durumda. Ve bize şunu söylüyor: Kadınlara imkân sağlandığında tarımda fark yaratmak bir istisna değil; doğru kurgulanmış bir politikanın en somut çıktısı.