Türkiye’de bir kadının ortalama beklenen yaşam süresi yaklaşık 80 yıl. Bu süre, erkeklerin beklenen yaşam süresinden yaklaşık beş yıl daha uzun. İstatistiklerin kadınlardan yana durduğu nadir başlıklardan biri sayılabilir.
Bir kadın olarak yaklaşık 80 yıllık bu yolculuktan “anlatmaya değer bir hikaye” çıkarabiliyorsak, “yol” zaten amacına ulaşmış demektir. Bu hikâye her zaman bir kariyer yolculuğu olmak zorunda değil; farklı bir duruşu olan, cesaret gösteren, risk alan, çabalayan, emek veren ve dalgaları aşmaya çalışan her hikaye aslında buraya ait. Biz bu yazıda ise bu hikayelerin kariyer yolculuklarında nasıl şekillendiğine odaklanacağız.
Seda Güler Mert
Garanti BBVA Başekonomist
Eğitim hayatım boyunca hep matematiği seven bir öğrenci oldum, bunun kazancı olarak da hep analitik bakış açısıyla ilerledim. Üniversiteye başlarken, sayıların yanına insanı da koyabilen alanlardan birini tercih etmek istedim. İktisat bu bağlamda aradığım tüm detayları veriyordu, bölümümü çok severek okudum ve bunun yanına matematiği eklemeden yapamadım, lisans eğitimime bir de matematik yan dalı ekledim. Daha sonra, finans sektöründe çalışmak istediğimi fark edip, ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Garanti BBVA’da çalışmaya başladım. Bankaya başlarken ailemden ayrıldım ve şehir değiştirdim; İstanbul’a alışmak, kurumsal bir yapıda alanımda çalışabilme fırsatını oluşturmak kolay olmadı. Bunu yakalayabildikten sonra, işimi çok sevdim, aldığım hızlı sorumluluklar sayesinde potansiyelimi kullanabileceğim yeni fırsatlar oluşturdum. BBVA’nın dahil olmasıyla, uluslararası bir kurumda çalışma deneyimi de buna eklendi ve diğer araştırma ekiplerine kıyasla fark yaratan analizler, tahminleme yöntemleri ve büyük veri uygulamaları gibi vizyonel işler yapmaya başladık. Diğer yandan, Türkiye ekonomisinin yaşadığı şoklar, bana belirsizlikler altında karar almayı ve krizleri soğukkanlılıkla yönetmeyi öğretti. Geriye dönüp baktığımda; hızlı sorumluluk almak, pratik çözümler üretmek, sürekli öğrenmek ve ekibimle birlikte gelişmeye odaklanmak kariyerimdeki en önemli kırılma noktaları oldu.
Kadının iş hayatındaki temsiliyetine gelirsem, Türkiye’de işgücüne katılım oranının hâlâ OECD ortalamasının oldukça altında olduğunu görüyoruz. Üst yönetim seviyelerinde iyileşme olsa da temsil dengeli değil. Bankacılık sektörü bu açıdan görece daha ileride; Garanti BBVA özelinde fırsat eşitliğini destekleyen bir kültürün varlığını bizzat deneyimledim. Türkiye’nin en büyük mevduat bankaları arasında, baş ekonomist olarak görev yapan tek kadın olmak benim için hem bir gurur hem de büyük bir sorumluluk. Gençlere mesajım net: Kurumları dönüştüren insanlar. Öğrenme cesareti, sorumluluk alma isteği ve üretme kararlılığı oldukça cam tavanlar sandığımız kadar kalın değil.
Nilüfer Sezgin
İş Portföy Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı
İzmir’de büyüdüm. İlkokuldan liseye uzanan eğitim hayatımın tamamı bu şehirde geçti. Annem ve babam çalışıyordu. Annem, yasal doğum izni dışında hiç ara vermeden iş hayatının içinde kaldı. Çevremde, hem evin geçimini hem günlük sorumlulukları eşleriyle paylaşan pek çok kadın vardı. Dolayısıyla kadın olmanın bir engel olduğu fikriyle hiç tanışmadım. Aksine, ailem hem bana hem ablama ayakları üzerinde duran, iyi eğitimli ve ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar olmamız yönünde net bir yön verdi ve bu yönde her türlü desteği sundu.
İstanbul’da geçirdiğim üniversite yıllarım ise kolay başlamadı. Herkesin öğrenme biçimi farklıdır; benim için bir konuyu ya da işi tam anlamıyla kavrayana kadar geçen sürede performansım genellikle ortalama seyreder. Ancak zihnimde taşlar yerine oturduğunda, derinleşir ve güçlü bir performans ortaya koyarım. Akademik yolculuğum da böyle ilerledi. Başlangıçta ortalamayken, iktisat bilimini özümsemeye başladıkça performansım belirgin biçimde arttı. Doktora adaylığına kadar uzanan bir akademik patikam oldu; ancak yüksek lisans ve asistanlık deneyimimin ardından özel sektörde yer almak istediğime karar verdim.
Ekonomi bölümü bilinçli bir kariyer planının sonucu değildi; babamın ısrarlı yönlendirmesiydi. Bugün görüyorum ki yeteneklerimle çok örtüşen bir alan. Ekonomi; analitik zekâyı, sosyal sezgiyi ve stratejik düşünceyi aynı potada eriten bir disiplin. Finansla, siyasetle, teknolojiyle, insan davranışıyla kesişiyor. Bu çok katmanlı yapı, mesleğimi benim için hiç durağan kılmadı.
Kariyerim boyunca para ve sermaye piyasaları ile makroekonominin kesiştiği bir alanda çalıştım. Yatırım kararlarına zemin oluşturan makroekonomik görünümü analiz etmeye ve öngörüler geliştirmeye odaklandım. Bu alan güçlü bir teknik kapasite gerektirdiği kadar, yapılan analizleri yatırımcılara ve portföy yöneticilerine sade, anlaşılır ve ikna edici biçimde aktarabilmeyi de zorunlu kılıyor. Daha ilk çalışma günlerimden itibaren şunu net biçimde gördüm: İyi bir ekonomist olmak kadar iyi bir anlatıcı olmak da kritik. Çünkü ürettiğiniz bilginin etkisinde aktarımın gücü önemli bir ölçüt oluyor.
Kariyerimin ilk yıllarında, junior bir ekip üyesi olarak parçası olduğum araştırma ekibindeki yöneticilerimin katkısı ise benim için belirleyici oldu. Gerçek anlamda yol göstericiydiler; yalnızca teknik bilgi aktarmakla kalmadılar, düşünme biçimimi de şekillendirdiler. Ben öğrenmeye ve gelişmeye istekliydim; onlar da bu isteğe alan açtılar. Henüz kariyerimin başındayken görüşlerimi ifade etmeme fırsat vermeleri, analizlerimi savunmamı teşvik etmeleri ve hata yapma hakkı tanımaları gelişimime büyük katkı sağladı. Erken dönemde karşılaşılan nitelikli mentorluk, bir profesyonelin özgüvenini ve yönünü kalıcı biçimde etkiliyor.
Bir kadın olarak özellikle genç yaşlarda sözü dinlenen bir uzman haline gelmek ise azim, sabır ve yoğun bir emek gerektirdi. En büyük avantajım, çocukluğumdan itibaren toplumsal cinsiyet kalıplarıyla sınırlanmamış olmamdı. Başarabileceğimi hiç sorgulamadım. Bir diğer avantajım ise ilgi duyduğum konularda uzun süreler boyunca yüksek konsantrasyonla çalışabilmem oldu. Çalışkanlığın her zaman bir tercih değil, çoğu zaman bir yetenek olduğuna inanıyorum. Herkesin kendine özgü bir avantajı var; önemli olan bunu fark etmek ve doğru şekilde değerlendirebilmek.
Bu yolculukta ailem kadar kritik bir diğer destek eşim oldu. Kariyerim boyunca beni destekleyen, gerektiğinde kendi kariyerini geri planda tutabilen ve aile sorumluluklarını paylaşan bir eşe sahip olmadan bugün bulunduğum noktaya gelmem mümkün olmazdı. Kadının çalışma hayatındaki varlığının sürdürülebilirliği, yalnızca bireysel çabayla değil, ev içindeki iş birliği kültürüyle de yakından ilişkili.
Başekonomistlikten üst yönetim rolüne uzanan kariyer kırılımım planlı bir yolculuğun sonucu değildi. Hiçbir zaman beş ya da on yıllık kariyer planları yapan biri olmadım. Ancak doğru zamanlarda doğru kararlar vermeye ve karşıma çıkan fırsatları değerlendirmeye çalıştım. İş Portföy’de 11 yıla yaklaşan bir çalışma hayatım var; öncesinde farklı yerli ve yabancı banka ve aracı kurumlarda görev aldım. Her geçiş yeni bir öğrenme alanı açtı ve bakış açımı genişletti.
İlk önemli kırılmam, bir ekibin parçası olarak çalışırken Türkiye makroekonomik analizlerinin tüm sorumluluğunu tek başıma üstleneceğim bir göreve geçmem oldu. İkinci önemli adımım ise büyüme potansiyeli yüksek portföy yönetimi sektörüne geçişim oldu. Yetkinliklerimle sektörün ihtiyaçlarının örtüşmesi, ürettiğim etkinin daha görünür hale gelmesini sağladı.
İlkokuldan liseye uzanan eğitim hayatımın tamamı İzmir’de geçti. Annem çalışıyordu. Çevremde, hem evin geçimini hem günlük sorumlulukları eşleriyle paylaşan pek çok kadın vardı. Dolayısıyla kadın olmanın bir engel olduğu fikriyle hiç tanışmadım. Aksine, ailem hem bana hem ablama ayakları üzerinde duran, iyi eğitimli ve ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar olmamız yönünde net bir yön verdi.
İstanbul’da geçirdiğim üniversite yıllarım ise kolay başlamadı. Bir konuyu ya da işi tam anlamıyla kavrayana kadar geçen sürede performansım genellikle ortalama seyreder. Ancak zihnimde taşlar yerine oturduğunda, derinleşir ve güçlü bir performans ortaya koyarım. Akademik yolculuğum da böyle ilerledi. Başlangıçta ortalamayken, iktisat bilimini özümsemeye başladıkça performansım belirgin biçimde arttı. Doktora adaylığına kadar uzanan bir akademik patikam oldu; ancak yüksek lisans ve asistanlık deneyimimin ardından özel sektörde yer almak istediğime karar verdim.