Businessweek
Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine aboneliğiniz boyunca tam erişim sağlayabilirsiniz. Abone Ol

Özel Dosya

Sayıların Peşinde Hayatlar…
Yalnızca verileri analiz etmekle yetinmeyip kendi bakış açıları ve kişisel duruşlarıyla hikâyelerini başarıyla yazan iki kadın ekonomistin deneyimlerine ve genişlettikleri ufuklara yakından bakıyoruz.
  • 5 Mart 2026 22:51
  • Aslı Savranoğlu Seren
Sayıların Peşinde Hayatlar…

Türkiye’de bir kadının ortalama beklenen yaşam süresi yaklaşık 80 yıl. Bu süre, erkeklerin beklenen yaşam süresinden yaklaşık beş yıl daha uzun. İstatistiklerin kadınlardan yana durduğu nadir başlıklardan biri sayılabilir.


Bir kadın olarak yaklaşık 80 yıllık bu yolculuktan “anlatmaya değer bir hikaye” çıkarabiliyorsak, “yol” zaten amacına ulaşmış demektir. Bu hikâye her zaman bir kariyer yolculuğu olmak zorunda değil; farklı bir duruşu olan, cesaret gösteren, risk alan, çabalayan, emek veren ve dalgaları aşmaya çalışan her hikaye aslında buraya ait. Biz bu yazıda ise bu hikayelerin kariyer yolculuklarında nasıl şekillendiğine odaklanacağız.


Seda Güler Mert


Garanti BBVA Başekonomist


Eğitim hayatım boyunca hep matematiği seven bir öğrenci oldum, bunun kazancı olarak da hep analitik bakış açısıyla ilerledim. Üniversiteye başlarken, sayıların yanına insanı da koyabilen alanlardan birini tercih etmek istedim. İktisat bu bağlamda aradığım tüm detayları veriyordu, bölümümü çok severek okudum ve bunun yanına matematiği eklemeden yapamadım, lisans eğitimime bir de matematik yan dalı ekledim. Daha sonra, finans sektöründe çalışmak istediğimi fark edip, ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Garanti BBVA’da çalışmaya başladım. Bankaya başlarken ailemden ayrıldım ve şehir değiştirdim; İstanbul’a alışmak, kurumsal bir yapıda alanımda çalışabilme fırsatını oluşturmak kolay olmadı. Bunu yakalayabildikten sonra, işimi çok sevdim, aldığım hızlı sorumluluklar sayesinde potansiyelimi kullanabileceğim yeni fırsatlar oluşturdum. BBVA’nın dahil olmasıyla, uluslararası bir kurumda çalışma deneyimi de buna eklendi ve diğer araştırma ekiplerine kıyasla fark yaratan analizler, tahminleme yöntemleri ve büyük veri uygulamaları gibi vizyonel işler yapmaya başladık. Diğer yandan, Türkiye ekonomisinin yaşadığı şoklar, bana belirsizlikler altında karar almayı ve krizleri soğukkanlılıkla yönetmeyi öğretti. Geriye dönüp baktığımda; hızlı sorumluluk almak, pratik çözümler üretmek, sürekli öğrenmek ve ekibimle birlikte gelişmeye odaklanmak kariyerimdeki en önemli kırılma noktaları oldu.


Kadının iş hayatındaki temsiliyetine gelirsem, Türkiye’de işgücüne katılım oranının hâlâ OECD ortalamasının oldukça altında olduğunu görüyoruz. Üst yönetim seviyelerinde iyileşme olsa da temsil dengeli değil. Bankacılık sektörü bu açıdan görece daha ileride; Garanti BBVA özelinde fırsat eşitliğini destekleyen bir kültürün varlığını bizzat deneyimledim. Türkiye’nin en büyük mevduat bankaları arasında, baş ekonomist olarak görev yapan tek kadın olmak benim için hem bir gurur hem de büyük bir sorumluluk. Gençlere mesajım net: Kurumları dönüştüren insanlar. Öğrenme cesareti, sorumluluk alma isteği ve üretme kararlılığı oldukça cam tavanlar sandığımız kadar kalın değil.


Nilüfer Sezgin


İş Portföy Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı


İzmir’de büyüdüm. İlkokuldan liseye uzanan eğitim hayatımın tamamı bu şehirde geçti. Annem ve babam çalışıyordu. Annem, yasal doğum izni dışında hiç ara vermeden iş hayatının içinde kaldı. Çevremde, hem evin geçimini hem günlük sorumlulukları eşleriyle paylaşan pek çok kadın vardı. Dolayısıyla kadın olmanın bir engel olduğu fikriyle hiç tanışmadım. Aksine, ailem hem bana hem ablama ayakları üzerinde duran, iyi eğitimli ve ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar olmamız yönünde net bir yön verdi ve bu yönde her türlü desteği sundu.


İstanbul’da geçirdiğim üniversite yıllarım ise kolay başlamadı. Herkesin öğrenme biçimi farklıdır; benim için bir konuyu ya da işi tam anlamıyla kavrayana kadar geçen sürede performansım genellikle ortalama seyreder. Ancak zihnimde taşlar yerine oturduğunda, derinleşir ve güçlü bir performans ortaya koyarım. Akademik yolculuğum da böyle ilerledi. Başlangıçta ortalamayken, iktisat bilimini özümsemeye başladıkça performansım belirgin biçimde arttı. Doktora adaylığına kadar uzanan bir akademik patikam oldu; ancak yüksek lisans ve asistanlık deneyimimin ardından özel sektörde yer almak istediğime karar verdim.


Ekonomi bölümü bilinçli bir kariyer planının sonucu değildi; babamın ısrarlı yönlendirmesiydi. Bugün görüyorum ki yeteneklerimle çok örtüşen bir alan. Ekonomi; analitik zekâyı, sosyal sezgiyi ve stratejik düşünceyi aynı potada eriten bir disiplin. Finansla, siyasetle, teknolojiyle, insan davranışıyla kesişiyor. Bu çok katmanlı yapı, mesleğimi benim için hiç durağan kılmadı.


Kariyerim boyunca para ve sermaye piyasaları ile makroekonominin kesiştiği bir alanda çalıştım. Yatırım kararlarına zemin oluşturan makroekonomik görünümü analiz etmeye ve öngörüler geliştirmeye odaklandım. Bu alan güçlü bir teknik kapasite gerektirdiği kadar, yapılan analizleri yatırımcılara ve portföy yöneticilerine sade, anlaşılır ve ikna edici biçimde aktarabilmeyi de zorunlu kılıyor. Daha ilk çalışma günlerimden itibaren şunu net biçimde gördüm: İyi bir ekonomist olmak kadar iyi bir anlatıcı olmak da kritik. Çünkü ürettiğiniz bilginin etkisinde aktarımın gücü önemli bir ölçüt oluyor.


Kariyerimin ilk yıllarında, junior bir ekip üyesi olarak parçası olduğum araştırma ekibindeki yöneticilerimin katkısı ise benim için belirleyici oldu. Gerçek anlamda yol göstericiydiler; yalnızca teknik bilgi aktarmakla kalmadılar, düşünme biçimimi de şekillendirdiler. Ben öğrenmeye ve gelişmeye istekliydim; onlar da bu isteğe alan açtılar. Henüz kariyerimin başındayken görüşlerimi ifade etmeme fırsat vermeleri, analizlerimi savunmamı teşvik etmeleri ve hata yapma hakkı tanımaları gelişimime büyük katkı sağladı. Erken dönemde karşılaşılan nitelikli mentorluk, bir profesyonelin özgüvenini ve yönünü kalıcı biçimde etkiliyor.


Bir kadın olarak özellikle genç yaşlarda sözü dinlenen bir uzman haline gelmek ise azim, sabır ve yoğun bir emek gerektirdi. En büyük avantajım, çocukluğumdan itibaren toplumsal cinsiyet kalıplarıyla sınırlanmamış olmamdı. Başarabileceğimi hiç sorgulamadım. Bir diğer avantajım ise ilgi duyduğum konularda uzun süreler boyunca yüksek konsantrasyonla çalışabilmem oldu. Çalışkanlığın her zaman bir tercih değil, çoğu zaman bir yetenek olduğuna inanıyorum. Herkesin kendine özgü bir avantajı var; önemli olan bunu fark etmek ve doğru şekilde değerlendirebilmek.


Bu yolculukta ailem kadar kritik bir diğer destek eşim oldu. Kariyerim boyunca beni destekleyen, gerektiğinde kendi kariyerini geri planda tutabilen ve aile sorumluluklarını paylaşan bir eşe sahip olmadan bugün bulunduğum noktaya gelmem mümkün olmazdı. Kadının çalışma hayatındaki varlığının sürdürülebilirliği, yalnızca bireysel çabayla değil, ev içindeki iş birliği kültürüyle de yakından ilişkili.


Başekonomistlikten üst yönetim rolüne uzanan kariyer kırılımım planlı bir yolculuğun sonucu değildi. Hiçbir zaman beş ya da on yıllık kariyer planları yapan biri olmadım. Ancak doğru zamanlarda doğru kararlar vermeye ve karşıma çıkan fırsatları değerlendirmeye çalıştım. İş Portföy’de 11 yıla yaklaşan bir çalışma hayatım var; öncesinde farklı yerli ve yabancı banka ve aracı kurumlarda görev aldım. Her geçiş yeni bir öğrenme alanı açtı ve bakış açımı genişletti.


İlk önemli kırılmam, bir ekibin parçası olarak çalışırken Türkiye makroekonomik analizlerinin tüm sorumluluğunu tek başıma üstleneceğim bir göreve geçmem oldu. İkinci önemli adımım ise büyüme potansiyeli yüksek portföy yönetimi sektörüne geçişim oldu. Yetkinliklerimle sektörün ihtiyaçlarının örtüşmesi, ürettiğim etkinin daha görünür hale gelmesini sağladı.


İlkokuldan liseye uzanan eğitim hayatımın tamamı İzmir’de geçti. Annem çalışıyordu. Çevremde, hem evin geçimini hem günlük sorumlulukları eşleriyle paylaşan pek çok kadın vardı. Dolayısıyla kadın olmanın bir engel olduğu fikriyle hiç tanışmadım. Aksine, ailem hem bana hem ablama ayakları üzerinde duran, iyi eğitimli ve ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar olmamız yönünde net bir yön verdi.


İstanbul’da geçirdiğim üniversite yıllarım ise kolay başlamadı. Bir konuyu ya da işi tam anlamıyla kavrayana kadar geçen sürede performansım genellikle ortalama seyreder. Ancak zihnimde taşlar yerine oturduğunda, derinleşir ve güçlü bir performans ortaya koyarım. Akademik yolculuğum da böyle ilerledi. Başlangıçta ortalamayken, iktisat bilimini özümsemeye başladıkça performansım belirgin biçimde arttı. Doktora adaylığına kadar uzanan bir akademik patikam oldu; ancak yüksek lisans ve asistanlık deneyimimin ardından özel sektörde yer almak istediğime karar verdim.


Dergi Erişimi
Dergi içeriklerini okumak için Bloomberg Businessweek Türkiye dijital dergisine abone olmanız gerekmektedir.Abone değilseniz abonelik satın alarak tüm dergi içeriklerine sınırsız erişim sağlayabilirsiniz
Abone Ol
Eşitlik Neden Hâlâ Mücadele Konusu?
Eşitlik Neden Hâlâ Mücadele Konusu?
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Ekonominin Sessiz Potansiyeli
Ekonominin Sessiz Potansiyeli
Kadınlar Günü çoğu zaman sembollerle anlatılır. Çiçeklerle, hikâyelerle, mücadelelerle. Ben bu yazıyı biraz daha farklı bir yerden kurmak istedim: Rakamların olduğu yerden. Çünkü ekonomi duygularla değil, verilerle konuşur. Ve veriler bazen sloganlardan daha güçlüdür.
Engelleri Aşan Kadınlar
Engelleri Aşan Kadınlar
Kadın olmak, çoğu zaman başlı başına engelleri aşma hâli...
Karakale Köyü’nün Fark Yaratan 21 Kadını
Karakale Köyü’nün Fark Yaratan 21 Kadını
Kars’ın 2.186 rakımlı Karakale Köyü’nde 21 kadın; kurdukları kooperatifle görünmeyen emeklerini gelire, yerel ürünleri markaya, köy hikâyesini ise kırsal kalkınmanın somut prototipine dönüştürüyor. Karakale Kadın Kooperatifi’nin hikâyesi en zor şartlarda bile kadınların azmiyle nelerin başarılabileceğini net şekilde anlatıyor.
Ekmeğini Topraktan Çıkaran Kadınlar
Ekmeğini Topraktan Çıkaran Kadınlar
Kimi bir fidanla başladı, kimi bir avuç toprakla, kimi de mutfakta bir kilo kereviz ve irmikle yaptığı makarna ile... Tohum ekmekten peyzaja, kooperatiften gıda üretimine uzanan bu yolculukların ortak noktası; toprağı bilgi, emek ve kararlılıkla değere dönüştüren kadınlar... Onlar yalnızca kendi hayatlarını değil, bulundukları kentleri, toplulukları ve geleceği de yeniden inşa ettiler.
Fırtınada Ayakta Kalma Sanatı: Kadınların Liderlik Sınavı
Fırtınada Ayakta Kalma Sanatı: Kadınların Liderlik Sınavı
Dünya Kadınlar Günü, genellikle zirveye çıkan başarıların kutlandığı bir gün olarak anılsa da, gerçek liderlik asıl kriz anlarında kendini gösterir. İş dünyasında büyüme dönemleri kadar, zorlu süreçler de bir liderin karakterini belirler. Krizler; yalnızca yönetilmesi gereken bir tehdit değil, aynı zamanda fırsatları yeniden şekillendirebileceğimiz anlar olarak görülmelidir. Duygusal zekayı rasyonel disiplinle harmanlayarak krizleri fırsata dönüştüren kadın liderler sıklıkla empati ile özdeşleştirilse de, burada söz konusu olan çok daha fazlasıdır: Netlik, cesaret, stratejik düşünce ve sorumluluğun zirveye ulaştırdığı bir bütündür.
Küresel Karar Masasında İlk Türk Kadını
Küresel Karar Masasında İlk Türk Kadını
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörlüğü görevine getirilen ilk Türk kadın olan Şebnem Şener, bu atamayı yalnızca kişisel bir başarı olarak değil, küresel ölçekte kadınların karar alma mekanizmalarındaki yerinin genişlemesi adına önemli bir eşik olarak görüyor. Şener’e göre temsil, tek başına sistemi değiştirmese de kapıları açan güçlü bir başlangıç.
Sermaye Dağılımında Cinsiyet Farkı
Sermaye Dağılımında Cinsiyet Farkı
Yapay zekâ yatırımları büyürken, kadın kurucuların risk sermayesinden aldığı pay daralıyor. Karar mekanizmalarında kadın temsili sınırlı kaldıkça; mentorluk, ağlara erişim ve fon ekiplerinde çeşitlilik artmadıkça tablonun değişmesi zor görünüyor.
Teknoloji Dünyasında Kadın
Teknoloji Dünyasında Kadın
İnovasyonun ve geleceğin şekillendiği teknoloji dünyasında yönetim kademesindeki kadın yöneticiler sadece karmaşık algoritmaları ve iş modellerini yönetmekle kalmıyor aynı zamanda kalıplaşmış yargılara karşı da başarı hikayesi yazıyor. Teknoloji dünyasına yön veren kadın liderler, teknoloji dünyasında kadın olmanın zorlukları, kadınlara yer açmak adına nasıl bir yol haritası izlediklerini ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özel mesajlarını Bloomberg Businessweek Türkiye ile paylaştılar.
Teknolojide Kadın Projeleri
Teknolojide Kadın Projeleri
Teknoloji dünyasında kadın temsilini artırmak artık sadece sosyal sorumluluk değil sektörün sürdürülebilirliği için bir zorunluluk. Türkiye’de bu açığı kapatmak adına projeler gerçekleştiren derneklerin ve şirketlerin yöneticileri çalışmalarını Bloomberg Businessweek Türkiye’ye anlattılar.
İşin Cinsiyeti Olmaz, Uzmanı Olur
İşin Cinsiyeti Olmaz, Uzmanı Olur
8 Mart’ın renklerinden mor adalet ve saygınlığı, yeşil umudu, beyaz saflığı temsil ediyor. Dünyanın dört bir yanında kadınlar gerek bireysel gerek toplumsal olarak mücadelelerini sürdürmeye, hikâyelerini yazmaya, engelleri aşmaya devam ediyor, “elinin hamuruyla erkek işine karışarak” ezberleri bozuyor... Mesaj net: Yapamazsın diyenlere kulak asmayın, kendi yolunuzu çizin, hayallerinizin peşinde koşun, dayatılan sınırları aşın.