8 Mart, çiçeklerle geçiştirilecek bir gün değil. Kadınların yüzyılı aşan eşitlik, adalet ve emek mücadelesinin simgesi.
Bu sayıda, her yıl olduğu gibi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özel dosyamızla karşınızdayız. Kutlamanın ötesine geçiyor; sorular soruyor, verilerle konuşuyor, deneyimleri görünür kılıyoruz.
Kadınların yüzyıllardır süren mücadelesi bugün hâlâ devam ediyor. Bu mücadele evde, sokakta, iş yerinde, kamusal alanda; hayatın her alanında sürüyor. Erkeklerin daha avantajlı olduğu, daha çok kazandığı, kamusal alanı daha rahat kullandığı, ekonomik kaynaklara daha kolay eriştiği bir düzen hâlâ geçerli.
Peki bu düzen sürdürülebilir mi?
Türkiye’de bu eşitsizliğin en görünür alanlarından biri de siyaset. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar, karar alma mekanizmalarında aynı oranda temsil edilmiyor. Yasama, yürütme ve yerel yönetimlerde kadınların varlığı sınırlı; bu da toplumsal ihtiyaçların, sosyal politikaların ve ekonomik önceliklerin belirlenmesinde kadın bakışının eksik kalmasına yol açıyor. Siyasette eksik temsil, yalnızca bir demokrasi sorunu değil; aynı zamanda eşitsizliği yeniden üreten yapısal bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.
Eşit temsilin sağlanmadığı, eşit işe eşit ücretin hâlâ bir talep olduğu, bakım emeğinin görünmez sayıldığı bir ekonomik yapı yalnızca kadınları değil, toplumun tamamını etkiliyor. Çünkü eşitsizlik yalnızca bir adalet meselesi değil; aynı zamanda ciddi bir ekonomik maliyet.
Bu mücadelenin sürmesinin temel nedenlerinden biri, elde edilmiş ayrıcalıklardan vazgeçmenin kolay olmaması. Hak teslimi, çoğu zaman gönüllü bir süreç olmuyor. Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil; dünyanın en gelişmiş ülkelerinden en kırılgan ekonomilere kadar, farklı düzeylerde ama benzer biçimlerde karşımıza çıkıyor.
Biz bu dosyada, toplumsal cinsiyet eşitliğini yalnızca sosyal bir talep olarak değil; ekonomik büyüme, sürdürülebilirlik ve adil paylaşım perspektifinden ele alıyoruz. Eşitsizliğin görünmeyen bedelini, kadın emeğinin ekonomi içindeki yerini ve eşitliğin neden hâlâ bir mücadele başlığı olduğunu verilerle, deneyimlerle ve sorularla tartışmaya açıyoruz.
Keyifli okumalar; umarız bu dosya, herkes için yapılması gerekenleri yeniden düşünmeye vesile olur.
Sevgiyle kalın.